Image

Kalakutok Enver Sağlam
Ettekraru Ahsen
enver.jineps@gmail.com

01 Aralık 2017, Cuma

Esas problem şu: Çerkes duruşumuzu kaybettik

İnsanlar çocuklarına sevip değer verdiklerinin isimlerini verirler. Bu yeri gelir kendi babalarının ismi olur; yeri gelir ninelerinin dedelerinin... Ya etnik kökenini belli eder isim; ya da dini anlayışını. Siyasi eğilimi de bu isimlerden belirleyebilirsiniz. Bazen de doğadaki çiçek böcek adları çocuklarına ad olarak konulur.
Lafı uzatmadan bir yere bağlayayım. Anadolu’da ismi “Çerkes” olan insanlar var. Bunu daha önce de yazmıştım muhtemelen; ama çok önemli bulduğum için tekrar etmekte fayda var.
Bunu niye yazdığıma gelince. Muhakkak duymuşsunuzdur. Çerkes halkı ile bir şekilde teşrik-i mesaisi olanlar; ya da bir Çerkes köyünde misafir kalanlar, hep sitayişle bahsederler bizlerden. Bu gururumuzu okşar elbet. Sevinir mutlu oluruz. Sevinmekte haklıyızdır da. Övgü ile sözedilmek kimi mutlu etmez ki. Adaletli olmamızdan, misafirperverliğimizden ve en önemli hususiyetlerimizden biri olan “saygımızdan” dem vurulması yüreğimizi ısıtır.
Ve fakat!
Heyhat!..
Yazık ki yazık!
Yukarıda yazdıklarımız bir gerçekken…
Biz birbirimize olan saygımız yitirdik her şeyden önce. 
Çerkes Duruşumuzu kaybettik!
Şiirlere konu bu Çerkes duruşunun ne olduğunu şimdi uzun uzadıya yazmak gereksiz.
Hele hele şu sanal alem kalemşörlüğü çıkalı beri, hepten yitirdik en önemli hususiyetimizi. Diz dize oturup; yüz yüze gelip; göz göze konuşamayacağımız her şeyi sanal alemde bol bulamaç tüketir olduk.
 En sonunda söyleyeceğimizi en başta belirtip yazımıza devam edelim. Böylesine çalakalem yazan, hakaretamiz yazmayı marifet sayan hemşerilerimin zavallılığını gördükçe onlar adına üzülüyorum inanın. Bir Çerkesin eleştiri yapıyorum derken bu kadar alçalmasını insanın aklı havsalası almıyor. Amiyane tabirle “delikanlı ol canımı ye” diyesim geliyor bu tiplere ama pek de ışık görünmüyor açıkçası.
Birkaç federasyonumuz, bolca derneklerimiz, mebzul miktarda da sanal gruplarımız var. Hepsinin maşallahı var. Herkes her şeyi biliyor ve asla karşısındakinin bilgi ve birikimine güvenmiyor. Kendisi gibi düşünmeyeni de yok saymak ve hatta yok etmeye çalışmak birinci vazifesi oluyor.
Okurumuz diyecek ki hep ortaya karışık yapıyorsun; genel geçer yuvarlak laflarla hedefi belirlemiyorsun. Evet, ortaya yazıyorum. Kurum ve kişi ismi versem kavga daha da büyüyecek. Hakaretin bini bir para olacak. Şahsımıza hakaret edilmesi bir yana birçok kişi de fırsattan istifade birbirine girecek.
Geçtiğimiz günlerin sıcak gündemlerinden birisi Ruslan Guaşo’nun açlık grevi; diğeri Adige Dil Derneği’nin Konya Ilgın’da açmış olduğu Kültür Merkezi idi. En son tartışma konusu ise hemşerimiz Oğuz Berk’in düzenlediği Kafkas Diasporası Ödül Töreni’nin Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yapılması meselesi. Bu girişimin bir adım ilerisi de Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki Başkanlığı’nda bakanlıkta yapılan toplantı oldu.
Bu üç konu da birbirinden özel ve bir araya gelmemize vesile olabilecek hususlar. Ama biz en başından ayrılık noktalarını öne çıkarıp birbirimizi kırıp döküyoruz. Ya Kafkasya siyaset anlayışlarımıza ya da Türkiye siyaset sahnesindeki pozisyonlarımıza göre tavır alıp veryansın ediyoruz.
En son meseleyi ele aldığımızda, ilk söylemek istediğim husus şu olacak. Oğuz Berk’in bu girişimi olmasaydı eğer,bakanlık düzeyinde bu konu ele alınabilinir miydi acaba? Çerkeslerin bu konuda pragmatik yaklaşması gerekmez mi diye sormak isterim muarızlara. Gerek anavatan Kafkasya’da ve gerekse yaşadığımız ülke olan Türkiye Cumhuriyeti’nde siyaseten taleplerimiz var mı? Var!.. Çerkes TV istiyor muyuz? İstiyoruz! Anadil Eğitimi konusunda kolaylaştırıcı isteklerimiz var mı? Var!.. Hal böyle iken, bir kapı aralayan arkadaşımızı paramparça etmeye çalışmanın mantığı nedir acaba?
Oğuz Berk’in avukatı değiliz elbet. Kendini savunacak kadar müktesebatı var. Girişken de maşallah. Biz sadece dışarıdan çıplak gözle gördüğümüzü anlatalım istiyoruz. 
Diğer taraftan Ali İhsan Tarı’nın özelinde ADDER’in girişimlerini takip edince insanın önce maşallah demesi gerekmez mi? Ha bu dil konusu ve alfabe hususu elbetteki çok daha geniş katılımla yapılması, çok daha akademik bir çalışmanın ürünü olması gerekir. Muhakkak ki Kafkasya ve Türkiye işbirliğinin de olması gerekir. Bütün bunları kırıp dökerek değil de usuletle ve suhuletle yapmamız gerekmez mi?
Kimseyi kayırdığımız yok. Kimseye sempatimizden dolayı yukarıdaki metin benzeri yazılar kaleme almıyoruz. Sözümüz her kesime. 
 Bu camiada kendimizi ifade etmeye başladığımızdan beri söylediğimiz bir söz var: DİYALOG –DİYALOG – DİYALOG!
Ve…
Bizi en güzel anlatan tavır: ÇERKES DURUŞU!
Gerisi laf-ı güzaf!

Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.