01 Aralık 2018, Cumartesi

Kadın gülemez ama...

Bugün 2 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü.

 Siirt Pervari’de 11 yaşında gelin edildi, 12’sinde anne oldu, 14’ünde ölü bulundu. Kısacık yaşamına büyük acılar sığdıran Kader Erten’in kaderi kim bilir ailesindeki hangi canavar tarafından çizilmişti.

 “Kadın erkek eşit değil fıtrata terstir.”

 “… 10 yaşında, 6 yaşında, 78 yaşında, yaşıyorsa 135 yaşında bir insan için nikâha engel bir durum yoktur. Reşitse kendisi evlenir, reşit değilse velisi tarafından evlendirilebilir.”

 Kadın, memleketin iç ve doğu kesimlerinde yaşıyorsa kaşlarının ortasında paralel iki çizgi mutlak olur. Çünkü kaşları hep çatık olmalı. Gülümseyen, gülen, hele hele kahkaha atan kadının iffetsizliği şüphe götürmez!

 Kadın gülemez ama horlanabilir, aşağılanabilir, seks kölesi olarak namuslu(!) erkekler tarafından kullanılabilir, tacize tecavüze uğrayabilir, çocukları tehdit ve işkence aracı olarak kullanılabilir.

 Kadın gülemez ama hiçbir sorumluluk almayan erkekleri sırtında taşıyabilir. Hem dışarıda hem evinde köle gibi çalışabilir. Çocuklarını yetiştirir, kocasına ve onun güçten düşen yaşlılarına bakar.

 Kadın gülemediği gibi dulda kalamaz, yani kocasını boşayamaz, boşarsa, bu güne kadar gördüğü mahalle baskısının bundan sonra göreceklerinin yanında esamesi okunmaz. Kocası öldüğü için dul kalan kadın bile potansiyel suçludur, bazı kadınlara göre dul kadının olduğu yerde evlilikleri hep tehlike altındadır. Kimse kendi kocasında suç aramaz, dul kadın kocasını ayartmıştır.

 Kadın gülemediği gibi çocuk da olamaz. Hareketlerine hep dikkat etmelidir. Hanım hanımcık olmalı, hamarat olmalı, dokuz yaşını aştığında ise bir kadın olarak görünmez olmalıdır. Maazallah bir erkeğin nefsi ona kayarsa bunun tek suçlusu, erkek doksan yaşında da olsa, dokuz yaşındaki kadınındır.

 Velhasıl kadın olmak zordur, Anadolu’da on kat daha zordur. Her zaman zordu. Bugünlerde ise büyük emeklerle kazanılan hakların her geçen gün daha çok yok edilmesine ve gerici erkek egemen toplumunda daha fazla itilip kakılmaya dur diyecek güce sahip olduğumuzu hatırlamamız gerek.

 Bugün kara çarşafın içine girip eline aldığı baltayla, kendisine yaşam hakkı tanıyan, eşitlik, özgürlük, seçme seçilme hakkı veren cumhuriyetin kurucusunun heykeline saldıran kadını anlamak ne kadar zorsa, kadın adaya oy vermeyeceğini söyleyen bir profesörü anlayabilmekte aynı derecede zordur.

 Biz kadınlar, 21.yüzyılda sürüklenmek istendiğimiz ortaçağ karanlığına engel olma potansiyeline sahibiz.

 Kadınların ve onları her koşulda destekleyen erkeklerin bu mücadeleyi demokrasi ve eşitlik üzerinden yürüteceklerine ve kazanacaklarına olan inancım tamdır.

 

Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.