Image

Selçuk Sol (Sımsım)
Araştırma
selcuksimsim@hotmail.com
Tüm Yazıları

01 Nisan 2019, Pazartesi

Keleşbey dönemi (1)

 

                Keleşbey kimdir?

Keleşbey Çaçba’yı tarihçiler, “Apsha”1 II. Leon, Nestor Lakoba ve Vladislav Ardzınba gibi Abhazya tarihine yön veren isimlerle aynı kategoride değerlendirmektedir. 1747 yılında babası Abhaz Kralı Mança’nın sarayında doğan Keleşbey’in Annesi Sadzva (Ciget) prenseslerinden Arıd-pha Esma Hanım’dır. Keleşbey Çaçba’nın (Şervaşidze)2 iktidarı 18. yüzyıl sonu ile 19. yüzyılın başı olarak bilinmektedir. Keleşbey, Osmanlı belgelerinde “Keleş Ahmed Bey” ve “Gülşen Ahmed Bey” olarak da geçmektedir. Gençliğinde İstanbul’da Enderun-ı Humayun’da eğitim gördüğü belgelerde yazmaktadır.

Keleşbey öncesi ülkedeki politik durum

Söz edilen dönemde Abhazya Osmanlı devletinin himayesi altında bulunuyordu. 15. yüzyılın sonundan itibaren Abhazya’da Osmanlının 300 yıllık hâkimiyeti vardır. Türkler Abhazya sahillerindeki hâkimiyetini ancak Sohum’u ele geçirdikleri 1578 yılında sağlamlaştırmıştır. Sohum Kalesi’ni Sohum-Kale adı altında yenilemişlerdir.

 İlk dönemlerde etkisini ve İslam inancını yaygınlaştıran Osmanlı devleti, ülkenin iç yönetimine fazla müdahalede bulunmadı. Abhazya sahillerine geldikten sonra 100 yıldan fazla bir süre sahildeki hâkimiyeti sağlayamadıkları bilinmektedir.

18. yüzyıl sonlarında Rus Devleti’nin giderek bölgede gücünü artırmaya başlamasıyla, Osmanlı devleti çıkarlarını korumak için Çaçba Hanedanı ile ilişkilerini daha fazla güçlendirme kararı aldı. Çaçba Hanedanı temsilcilerini özel fermanla hükümdar derecesine getirip onları bağımlı kılarak, hükümdara hem iç kargaşayı halletme, hem savaşçı komşuların saldırılarına karşı mücadele etme ve ülkeyi bağımsız yönetme olanağı verdi.

Bir müddet sonra Osmanlı siyaseti ile ters düşmeye başlayan Çaçba iktidarını zayıflatmak ve Abhazya’yı Osmanlıya bağımlı tutabilmek için Dzapş-ipa soyundan feodalleri, Abhazya hükümdarı Manuçar Çaçba-Şervaşidze’ye3 (Keleşbey’in babası) karşı ayaklanmaya kışkırttı. Manuçar Çaçba, ağabeyleri Şirvan ve Zurab ile birlikte, Sohum paşası Aslanbey Geçba’nın girişimleri ile Osmanlı’ya sürgün edildi.4 Psırdzkha ve Kudrı (Kodor) arasındaki sahil alanı ile Sohum-Kale, Dzapş-ipa asilzadelerine bırakılmıştır. Hemen ardından Dzapş-ipa ailesi hükümdara ait çeşitli idari gelirlere el koymuştur.5

Bir müddet sonra Osmanlılar, siyasi amaçlarının devamı için Zurab Çaçba’yı ülkeye geri getirmiş ve Abhazya Valisi olarak atamıştır.

Zurab Çaçba, zeki ve ferasetli biriydi. Gücünün Dzapş-ipa soyu ile mücadeleye yetersiz olduğunun bilinciyle kurnazca girişimde bulanarak, yeğeni Manuçar’ın oğlu Keleşbey’i Dzapş-ipa prenseslerinden biriyle evlendirmiştir.6 Böylece akraba olarak dostluk ve işbirliğini hedeflemiştir.7

1771 yılında Zurab ve Samırzakan hükümdarı Levan Çaçba’nın önderliğinde, “otorite klanın”8 desteği arkaya alınarak Sohum-Kale Osmanlılar’ın elinden alınmıştır. Osmanlılar’a karşı kazanılan bu zafer sonrasında Zurab ve Levan’ın birlikteliği de uzun sürmemiştir.

Kısa bir süre sonra Çaçba soyu dörde bölündü. Bzıp bölgesi Zurab’a bırakıldı. Anakopiya ve Kudrı arasındaki orta Abhazya’nın hükümdarı ise Keleşbey oldu. Kudrı ile Galıdzga arasındaki topraklar Zurab’ın bir diğer yeğeni Bekirbey’e verilirken, Samırzakan da Levan’a kaldı.9

Abhazya’nın bölünmesi ile iç çatışmalar şiddetlendi. Bu dönemden itibaren neredeyse XVIII. yüzyılın sonuna kadar Abhazya’da hükümdar nezdinde bir merkezi yönetim olmamış, bu da şüphesiz ülkenin genel durumunu olumsuz etkilemiştir.

Açıklamalar:

1Abhaz krallarına Abazaca “Apsha” denirdi.

 2Şervaşidze, Gürcülerin Çaçba soyuna verdikleri isimdir.

 3Manuçar (Mança) Çaçba-Şervaşidze (Süleyman Paşa) Abhazya’dan sürgün edildikten sonra Batum Paşası olmuştur. Sadz beyinin kızı Aredba Esma ile evliydi. Bkz. Ş.D. İnal-ipa, Abhazların Antroponomisi, Maykop 2002, s.64

4Osmanlı’ya gönderilen kardeşler Şirvan, Manuçar (Süleyman) ve Zurab Abhazya’nın sadakatinin teminatı -amanat- olarak bulunmuştur. Büyükleri Şirvan Türk askerlik hizmetine kaydedilmiştir. Manuçar (Süleyman) ve Zurab eğitim kurumuna yerleştirilmiştir. Şirvan zekiydi ve Türk paşası rütbesine kadar yükselmiş, Mısır’da Türk ordusuna komutanlık etmiş, kahramanlık ve kararlılığıyla göze çarpmıştır. Daha sonra hizmetlerinden dolayı Sultan tarafından Batum ile çevresine nesilden nesle ebedi hükümdarlık etmek üzere Batum’a gönderilmiştir. Bkz. K.D. Maçavariani. Sohum Şehri ve Sohum Bölgesi Rehberi, Sohum-2009, s.240

 5P.D. Kraeviç, Abhazya ve Samırzakan’ın Sosyo-Politik Yaşam Yapısı (1869). Nalçik, 2011, s.318

 6Zorla evlendirilen Keleşbey eşini pek sevmemişti ve akrabalarına pek fazla dostane davranmıyordu. Keleşbey’in Dzapş-ipalar ile karşı karşıya gelmesi kaçınılmazdı. Yerleşim yerleri Sohum’a çok yakındı ve güçleri kalede yaşayan hükümdar için tehlikeliydi. Zurab’ın ölümünden sonra Keleşbey münferiden hükümdar olmuş, eşini akrabalarına geri göndermiştir. Bkz. Abhazya Tarihine İlişkin Belgeler. C.3. A.E. Kuprava, S.Ş. Salakaya, A.F. Avidzba, Sohum-2012, s.433

 7G.A. Dzidzarya, XIX. Yüzyılın İlk On Yılında Abhazya İçin Mücadele, Sohum-1940, s.6

8S.Z. Lakoba, Aslanbey, Sohum-1999, s.8. Burada söz konusu olan Dzapş-ipa beyleridir .

 9S.Z. Lakoba, Abhazya Tarihi, Sohum-1991, s.128-129

 

Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.