Image

Selçuk Sol (Sımsım)
Araştırma
[email protected]
Tüm Yazıları

01 Haziran 2019, Cumartesi

Keleşbey dönemi (3)

 

Rus İmparatorluğu’na yönelim Abhazya çevresindeki durumların hızla değişimini ve Rusya’nın Transkafkasya’daki konumunun güçlenmesini dikkate alan Abhazya hükümdarı Keleşbey, 1803 yılında Rus himayesine kabul edilmesi konusu dâhil çeşitli kademelerde temaslar kurmak amacıyla Gürcistan’daki Rus komutası ile gizlice irtibat kurdu. Bu durumu AKAK belgeleri doğrulamaktadır. Bilhassa Kafkasya Valisi Prens P.D. Tsitsianov’un40 30 Haziran 1803 tarihli Grigoriy Dadiani’ye mektubunda, “Kvinihidze Kayhosro bana Abhaz hükümdarı Keleşbey’in Rus tahtının himayesini arzuladığını, tüm varlığı ile Majestelerinin tebaasına girmek istediğini, güya muhteşem Babıâli’ye hiç bağlı olmadığını ve adı geçen Keleşbey’e teveccühünüz için benden aracı olmamı arz ettiğini bildirdiler”41 diyor.

Belirtilen yazıdan anlaşıldığı üzere, P.D. Tsitsianov, Keleşbey’in Rusya tebaasına kabul arzusuna ilgi göstermektedir. Arzusundaki samimiyetten emin olmak için Keleşbey’e vekilini göndermesini veya mühürlü mektup yazmasını önermiştir.

1804 yılının ilkbaharında P.D. Tsitsianov, İmeretya ve Megrelya’da Rus elçiliği görevi yapan42 Devlet Müsteşarı N. M. Litvinov’u İmeretya’ya gönderirken Keleşbey ile gizli görüşmelerde bulunmakla görevlendirdiği; ancak Osmanlı Sultanı’nın haberdar olması durumuna karşı gerektiğinde görüşmeleri reddedebilmek için hükümdarın elinde her hangi yazılı bir belge bırakmaması konusunda uyardığı bilinmektedir.43 Bu, o dönem Rusya ile Fransa’yı savaşa sürükleyen uluslararası şartların zorlaşmasından kaynaklanıyordu. Bu konuyu değerlendiren Profesör G.A. Dzidzarya şöyle yazmıştır: “I. Aleksandr hükümetinin Abhazya konusundaki bu çekimser yaklaşımı ve Osmanlı Sultanı’ndan gelen fiili tehdit, Keleşbey’i, Talleyrand (Fransız Dışişleri Bakanı) nezdinde Napolyon Fransası ile siyasi temaslar kurma girişimine zorlamıştır. Napolyon Fransası Doğu’daki uzun vadeli politik planları bağlamında Keleşbey’e ciddi ilgi göstermiştir. Elbette ki bu ilişkide Keleşbeş şahsi menfaatlerini de gözetiyordu.” 44

Bununla birlikte tarihçi A.V. Fadeev Rus diplomatlarının Keleşbey konusundaki temkinli girişimlerini değerlendirerek üç temel sebep ileri sürmektedir: “Birincisi, Keleşbey Müslümandı. İkincisi Abhazya hükümdarlığına Osmanlı’nın desteğiyle ulaşmıştı. Üçüncüsü sarayı Türk garnizonunun bulunduğu Sohum Kalede’ydi.”45 Ve elbette Rus diplomatik çevreleri onun İstanbul’da, diğer hükümdarlardan daha fazla sultanın adamı olarak kabul edildiğini biliyorlardı.

Peki, Rus imparatorluğu ile yakınlaşmaya adım atan Keleşbey ne düşünüyordu?

Bu soruyu yanıtlarken tarihçi İ.G. Antelava şöyle

demektedir: “Rus komutasının Kafkasya’daki başarıları, Osmanlı ile ilişkilerini kesin koparmak ve bağımsızlığını ilan etmek isteği onu bu adımları atmaya itiyordu.” 46

 

Keleşbey aynı dönemde, hâkimiyetindeki toprakları yetişkin oğulları arasında dağıttı. Rabia Hanım Marşan-pha’dan doğma büyük oğlu Mehmed Bey47 hasta ve zayıf biriydi. Hükümdarlıkda iddiası yoktu. Keleşbey ona Samırzakan ve Anakliya Kalesi’nin yönetimini verdi.48

Kudrı ile Şıtskuara Nehirleri arasındaki tüm Abhaz bölgesini Hasanbey’e teslim etti. Duruma bakılırsa Keleşbey her şeyi planlamış ve bu durumu memnuniyetle karşılayan Hasanbey ile mutabık hareket etmiştir. Hükümdar unvanı ile kalan toprakları ise Seferbey’e (Bzıp bölgesi) bıraktı. Keleşbey kendisi ise Sohum’da kaldı.49

1804 yılında İmeretya ve hemen akabinde Guriya Prensliği Rusya’nın himayesine girdi. Böylece hem Doğu, hem Batı Gürcistan’ın büyük bir bölümü Rus imparatorluğuna bağlanmış ve bu da Rusya’ya güçlü askeri karayolu üsleri sağlamıştır. Ayrıca Karadeniz’e çıkılması ile de Osmanlı’ya ve müttefiki Fransa’ya karşı Transkafkasya’da askeri deniz üssü kurma imkânı vermiştir.

Anakliya kalesi çevresinde oluşan sorunlar

Megrel hükümdarı Grigoriy Dadiani’nin ölümüyle, Keleşbey’in Kafkasya’daki Rus askeri komutası ile kurduğu ilişkiler ilk kez olumsuz etkilendi. Grigoriy Dadiani’nin oğlu Keleşbey’in elinde esir bulunuyordu. Megrelya hükümdarı Nina Dadiani, oğlunun serbest bırakılması için Keleşbey ile arasında aracı olması isteğiyle General P.D. Tsitsianov’a başvurdu. Megrel Prensliği varisi Levan’ın acilen Abhazya’dan dönmesinin istenme sebebi, başta tahtta hak iddia edenler olmak üzere, bilhassa Grigoriy Dadiani’nin öz kardeşlerinin durumdan istifade ile Megrelya’da kargaşa oluşturma girişimlerinin olmasıydı.

Abhazya hükümdarı Keleşbey çeşitli bahanelerle Levan’ı iade etmedi. Nina Georgievna Dadiani’ye göre Keleşbey’e “oğlunu geri verdirmeyen” merhum Grigoriy’nin kardeşleriydi.50

General P.D. Tsitsianov’un teklifi üzerine I. Aleksandr, Levan Dadiani’yi Megrelya hükümdarı olarak atadı. Daha sonra reddetmeyeceği umuduyla, aracılar vasıtasıyla Keleşbey’den esirin teslim edilmesi talebinde bulundu. Fakat daha önceden aldığı tehditler nedeniyle Keleşbeş esiri iade etmeyi kesinlikle reddetti.

Keleşbey, Levan’ın iade etmek için 10 kese (1820 ruble) para ve yerine amanat olarak küçük kardeşi Geogriy’i talep etti.51

Bunun üzerine Mart 1805’te silahlı çatışma meydana geldi. Ancak ulaşım zorluğu ve diğer nedenlerden dolayı Tiflis’ten ordu gönderilip büyük bir askeri harekâta girişilemedi. Daha sonra P.D. Tsitsianov’un teklifi üzerine Redut-Kaleye “Tobolskaya Bogoroditsa” savaş gemisi ile Belevsk Piyade Alayı indirildi. General Rıkgof komutasındaki birlik, içinde 3 bölük ve Megrel müfrezesi ile Türkler ve Abhazlardan oluşan küçük bir garnizonun bulunduğu Anakliya Kalesi’ne girdi. Görüşmelere henüz başlamadan rasgele ateşle iki Rus askeri öldürülünce, General İ. Rıkgof aynı gün içerisinde hücuma geçerek kaleyi ele geçirdi.52 General, İngur Nehri’nin geçilmesi emrini verdi. Rus Ordusu sınırı 20 verst53 kadar aşarak köyleri yakıp yıktı. Düşmanın gücünün farkına varan Keleşbey General İ. Rıkgof ile görüşmelere oturdu. 2 Nisan 1805’de Levan Dadiani’yi serbest bıraktı54, ayrıca Megrel beylerinin diğer amanatlarını da Ruslara teslim etti. Böylece Keleşbeş, Abhazya sınırlarında Rus birlikleri ile silahlı çatışmaların sonlandırılmasını başardı.

Belli bir süre sonra Babıâli ile zaten gergin olan ilişkileri daha fazla germek istemeyen I. Aleksandr hükümeti, ihtilafa son vermek için Anakliya Kalesi’ni Keleşbey’e iade etme kararı aldı.

P.D. Tsitsianov’un P.M. Litvinov’a 12 Nisan 1805 tarihli yazısında şu talimat verilmiştir: “Anakliya ele geçirilerek başarı sağlanmasına rağmen endişeleniyorum… Çünkü söz konusu liman Türklerin kontrolünde ve orada Osmanlı sarayının tayin ettiği garnizon komutanı bulunuyor… Dolayısıyla işgal edilmesi Osmanlı sarayı ile siyasi ilişkilerimizi gerginleştirecektir. Vuku bulan olayı düzeltmek için kale teslim edilecek.”55

Anakliya bu tarihten sonra da Abhazya sınırları içinde kalmasına rağmen, General Rıkgof ile çatışmadan sonra Keleşbey’in otoritesi zayıflamıştır.

Samırzakan prenslerinin Rusya himayesine girmesi

Mehmedbey’in vefatından sonra Samırzakan bölgesi Dadianiler’in aracılığı ile Manuçar Solomonoviç Çaçba’ya devredildi.56

Megrel hanedanının damadı olan Manuçar Çaçba, akraba sıfatıyla çevreyle sıkı ilişkiler kurmaya, siyasi görüş ve fikirlerini etrafıyla paylaşmaya başladı. Abhazya’daki kargaşa nedeniyle siyasi otoritesini sağlamlaştırmaya yönelik bu çabaları esnasında Keleşbey’den bir tepki görmeyince ona itaat etmekten vazgeçti. Hatta arkasından iş çevirerek, Samırzakan’ın Rus İmparatorluğu’na girmesi hususunda görüşmelerde bulundu. Görüşmeler sürecine Megrel akrabaları aracılık etti.

Samırzakan hükümdarlarının Rus İmparatorluğu’na girme hazırlıklarının ayrıntılarını Manuçar Çaçba’nın 26 Aralık 1804 tarihli P.D. Tsitsianov’a yazdığı mektuptan öğreniyoruz. Mektuptaki, “onun talimatı ile Mainov üzerinden gönderilen tüm maddeler kabul edilmiştir”57 ifadesinden Manuçar Çaçba’nın tüm girişimlerinin Grigoriy Dadiani’nin yönlendirmesiyle gerçekleştiği anlaşılmaktadır.

Yani Samırzakan’ın Rus imparatorluğu himayesine girmesi, Grigoriy Dadiani ile P.D. Tsitsianov arasında müzakere edilerek karara bağlanmış, Manuçar Çaçba’ya sadece belgenin imzaya hazır maddeleri gönderilmiştir.58

Manuçar Çaçba Rus İmparatorluğu’nun himayesine girdikten sonra, Rusya çıkarlarının en faal savunucularından biri haline geldi. Ancak Samırzakan’ın bu kesimi fiilen Rus İmparatorluğuna dâhil olmasına rağmen yine de Abhaz beyine bağlı sayılmaya devam ediyordu. Yani Manuçar iki tarafa da bağlı gözüküyordu. Burada tarihçi İ.G. Antelava’nın, Manuçar Çaçba’nın Keleşbey’e itaat etmemesine rağmen, “Abhazya hükümdarı onları belirli düzeyde kontrol altında tutmayı başardı”59 yönündeki tespiti kabul edilmelidir.

Levan ve Manuçar Çaçba, Dadiani ve Rusya’ya yeminle bağlanırken; kardeşi Bejan itaat etmemiştir.

Bu bölücü girişimden sonra Manuçar’ın Keleşbey ile ilişkilerinin nasıl geliştiğini söylemek güçtür. Samırzakan hükümdarlarının kısmen Rusya’nın himayesine geçmesi, Keleşbey’in otorite ve itibarını belirgin şekilde zayıflattı. Keleşbey oluşan yeni şartlarda konumunun sarsıldığının bilincindeydi.

Samırzakanlı Beyler Temmuz 1805’de Rus İmparatorluğu’nun himayesine girdiğinde, Abhazya Hükümdarı hızla toparlayamayacağı oldukça karmaşık şartlar içindeydi. Rus komutası ile ilişkileri bozulmuş, Anakliya Kalesi elinden alınmış, Levan’ı ve esir tuttuğu diğer amanatları iade etmek zorunda kalmış, yani Megrelya üzerindeki kontrolünü kaybetmişti. Özellikle bu dönemde General İ.İ. Rıkgof Samırzakan’ın sınırdan 20 verst içerideki köylerini yakıp yıkmış ve kontrolü altındaki bazı Samırzakanlı Beylere yemin ettirerek zorla Dadiani’ye bağlamıştı.

Bu şartlar üzerine Keleşbey gerekli tedbirleri alıp, askeri yardım talebiyle Sultana başvurdu. Ancak Osmanlı’dan istediği desteği alamayınca umudu kırıldı. Müteakip olaylar da gösterdi ki, onun çağrısı sadece Ubıh ve Adiğe halklarında yankı bulmuş, Türk tarafında ise durumun incelenmesi için bir vekil gönderilmesiyle sınırlı kalmıştı.

 (Devam edecek)

 

Pavel Dmitrieviç Tsitsianov 1802-1806 yılları arasında Gürcistan’da Genel Valilik yapmıştır. 

AKAK, C.2, s.536

A.V. Fadeev, XIX Yüzyılın Birinci Çeyreğinde Rusya ve Kafkasya, M, 1960, s.120

Abhazya Tarihi, B.1, Sohum 1960, s.131

G.A. Dzidzarya, Muhacırlik ve 19. Yüzıldaki Abhazya Tarihinin Problemleri, “Alaşara” Sohum 1975, s.33

 A.V. Fadeev, a.g.e, s.117

 İ.G. Antelava. XII-XVIII Yüzyıl Abhazya Tarihi. Sohum-1949, s.80

Samırzakan hükümdarı olduktan sonra Mehmedbey (Mahmadbey) bir yıl yaşamış ve General Rıkgov komutasındaki Rus askerlerinin ilk kez Abhazya sınırlarına ayak bastığı yılda (1805) vefat etmiştir. Oğlu Levan (Bego)’nun çocukları Samson ve Prokopiy Rusya’da eğitim görmüş, her ikisi de asker olmuştur. Cesaretleriyle göze çarpmışlardır. Prokopiy defalarca Rusya Devlet Duması’na seçilmiştir. 

A.N. Vvedenskiy, “Keleşbey, oğlu Mehmedbey’i tayin etmiş ve Türk garnizonunun işgal ettiği Anakliya’yı ve çevre halkından elde edilen gelirleri yaşam boyu kullanımına vermiştir” diye yazar. Bkz. A.N. Vedenskiy, Abhazlar (Azega), Dubrovin’in “Kafkasya ve Halklarına Dair” Makalesine İlişkin – SSKG, 1872, baskı 6, s.18

A.V. Pahomov, Abhazya Tarihine İlişkin Belgeler, C.3, s.417-418

Megrelya hükümdarı Grigoriy Dadiani’nin Ekim 1804’de ölümünden (zehirlenmiştir) sonra, kardeşleri Manuçar ve Dariel (Tariel) tahtta hak iddia etti. Prenses Nina’nın P.D. Tsitsianov’a, ölen Grigoriy’nin kardeşlerini, “Günlerini düşmanlık ve kıskançlıkla geçiriyorlar, işbirliği halindeler ve sizin cezalandırmanızdan korkmuyorlar” şeklinde şikâyet ettiği bilinmektedir. Prenses Nina’nın isteği üzerine hükümdar olarak Keleşbey’de amanat olarak bulunan küçük (10 yaşında) Levan onaylanmış, “Bu karar Dadiani kardeşlerin boş hayallerini sona erdirmiştir”. Bkz. AKAK, C.2, s.491. P.D. Tsitsianov’un 13 Aralık 1804 tarihli raporu. Diğer kaynaklara göre Levan 13 yaşındaydı. Bkz. AKAK, C.2, s.495 

AKAK, C.2, s.491

AKAK, C.2, s.502

Bu olayı anlatan General N.N. Raevskiy şöyle yazmıştır: “… Görüşmeler sırasında bir Abhazın kazara atışı iki askeri öldürmüş, bu Abhazların barış görüşmelerinin kutsallığına saldırıyla suçlanmalarına ve savunmaya hazır olmayan Anakliya’nın Ruslar tarafından yapılan bir hücumla ele geçirilmesine sebep olmuştur…”. Bkz. GAKK, f.260, l.1, d.61, s.7-12 

Verst: 1,0668 kilometreye karşılık gelen Rus uzunluk ölçü birimi.

AKAK, C.2, s.510

AKAK, C.2, s.511

 G.A. Dzidzarya, 19. Yüzyılın Başlarında Abhazya İçin Mücadele, Sohum-1940, s.11 AKAK, C.2, s.490

AKAK, C.2, s.536

İ.G. Antelava, XVII-XVIII yy. Abhazya Tarihi, Sohum -1949, s.77

 Keleşbey, Abhaz hükümdarlarının Osmanlı’dan aldıkları 10 bin lev tutarındaki yıllık ücretten men edilmiştir.

 

Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.