01 Mayıs 2019, Çarşamba

Kfar Kama ve Amman

 

‘Gelin artık, düğünümüz var’ mesajını yolladığında, üstelik 6 ay öncesinden, ‘ne yapıp edip gitmeli’ diye düşünmüştüm. Mesaj sahibi; kadim arkadaşım Kfar Kamalı Lıuj Yakup.

Geçmişe kısa bir yolculuk yaptım önce. 1980’li yıllar; üniversite öğrenciliği, yeni başlayanlar, kıdemliler, taze mezunlar… Suriye, Ürdün ve İsrail’den çeşitli okul ve bölümlerde Çerkes arkadaşlarımız; Ekrem, Basel, Yenal, durumu diğer arkadaşlardan biraz daha farklı Yakup… 1860’lı yıllarda anavatanları Kafkasya’dan sürgün edildikleri Osmanlı coğrafyasının dört bir yanına yerleştirilmiş diaspora Çerkesleri…

 İyi ki ısrarcı oldu Yakup ve eşi Sara, iyi ki ısrarcı oldu Silvia.

 Kısa da olsa İsrail ve Ürdün ziyaretini iyi ki yapmışız dedirten birçok şey var, bir de yeniden düşünmeye sevk eden gerçekler…

Türkiye’de ziyaret edebildiğim Çerkes köy, kasaba ve kentleri… Bildiğimiz gibi 900 civarı yerleşim birimi. Maraş’tan Çanakkale’ye; Sinop’tan Hatay’a. Farklı bölgeler, farklı halklarla bir aradalık, farklı ekonomik ve siyasi iklimler… Türkiye dışı diasporada; ABD, Almanya, Fransa, İsveç vd. yaşayanlar ve onların Türkiye ziyaretleri sırasında yaptığımız sohbetler… Kadim anavatan topraklarına yaptığımız ziyaretlerdeki görüşmelerimiz… En son bir vaha gibi kalmış Kfar Kama ziyareti (Reyhaniye’ye gidememek bizim ayıbımızdı, öyle bir program yaptık ki ev sahiplerine ‘bir dakika’ deme fırsatı bile bırakmadık), ardından neredeyse yarım günlük Amman Çerkes Derneği ve Çerkes Okulu ziyareti…

Kfar Kama; evet, bir vaha gibi. Yaklaşık 8.5 milyon nüfusun içinde 3500 kişi; Yahudi, Arap ve Dürziler arasında kimliğini koruyabilme kaygısı. 1967’deki 6 gün savaşından sonra Golan tepelerindeki 13 Çerkes köyünün de boşaltılması sonucu iyice yalnız kalan köy, Reyhaniye ile birlikte. Savaş öncesi Suriye sınırları içindeki 13 köyden söz ediyorum, savaş sonrası İsrail’in işgali altında. Savaş biter, ABD’nin Tolstoy Vakfı devreye girer, Suriye içlerine ve Şam çevresine yerleşen Çerkeslerin dışındakiler geride bıraktıkları üzerinde hak iddia etmemek kaydı ve imzasıyla ABD’ye taşınır göçmen olarak. ABD’li Çerkeslerin varlığı o yıllardan. ABD’nin dünyanın dört bir köşesinden göçmen yerleştirme planlamasında Suriye Çerkesleri de var kısaca. Yıllar sonra Gürcistan yönetiminin, elindeki Oset ve Abaza kanı kurumadan, 1864 Çerkes soykırımını tanıyıp Anakliya’da sürgün anıtı dikilmesinde ön plana çıkanlar da 1967 göçmenlerinden. Nereden nereye…

Golan tepelerinde köylerden kalıntılar ve zamana direnmeye çalışan sahipsiz Çerkes mezarlıkları… Düşündürdü, hüzünlendirdi bir kez daha…

Köy diyoruz ya, 3500 civarı nüfus ve yerleşimi ile bir kasaba aslında. Belediye ile yönetiliyor zaten. Köyün girişinde, sokaklarında Kiril alfabesi ile Adigece tanımlar görmek hepimize iyi geliyor doğrusu.

Kfar Kama sokaklarında iletişim dili, çocuktan yaş almışlara %90 için Adigece. Hemen her yaştan kadın, 70’li ve yukarısı yaşlar dahil, yani -sanırım kızmazlar- nenejler de dört teker motosiklet –golf arabası- kullanıyor, hem de ustalıkla. Kadınlar yaşamın içindeler, günün her saatinde, her karesinde. Belediye Başkanı Napso Zekeria, bizi kabul edip bilgi aktarır ve sorularımızı yanıtlarken “Kadınlar her yerde başkan, belediye hariç” diyerek gülümsetmişti bizi. Belediye çalışanlarının 2/3’ü kadın olduğuna göre başkanlık da yakındır diye düşünüyorum.

Önce bir değirmen yapılmış, sonra değirmene gelenler için konaklama amaçlı bir bina eklenmiş. Çerkes Ethem’in Ürdün’de yaşamını sürdürdüğü yıllarda ziyarete gelip kaldığı yer aynı zamanda. 12 yıldır müze olarak değerlendirilen binadayız ve görevli Davud Şogen, sergilenen objelerle ilgili detaylı açıklamalar yapıyor.

Kfar Kama ve Amman’daki okul ziyaretlerimizin hepimizi sevindirdiğini, gülümsettiğini, duygulandırdığını, sınıflarda geçirdiğimiz zamanların gezimizin en değerli anlarından olduğunu yazmadan olmaz. Kimliğin taşıyıcısı anadil eğitiminde çaba gösteren, çocukları her alanda donatan öğretmenlerimize saygıyla, çocuklarımıza sevgiyle…

Teşekkürler Sara ve Yakup, çocukları Nefin, Sawsır, Nart, Yenal; teşekkürler Silvia ve Sinan, çocukları Neris, Şirin; teşekkürler Sihem ve Harun.

Amman

Gerçeğimiz şu ki Ürdün programı tek başına ‘Çerkes’ ziyareti amaçlı değildi. ‘Petra Vadisi’ni gezmek hedeflerden biriydi. Sınır geçişi için zaman kısıtı da olunca Petra sonrası gece ulaştığımız Amman’da ancak yarım gün geçirebildik. Çerkes Derneği yöneticileri ile kahvaltıda buluştuk. Basel, Nart TV çalışmalarından söz etti. İnternet üzerinde yayın söz konusu. Adigece ve Arapça. Konuyla ilgili detay bilgiyi okuyucularımızla daha sonra paylaşmalıyız notunu alıyorum.

“Çerkes Derneği’nden 12 kadın, 1974 yılında okul açmak üzere harekete geçti. Anaokulu ile işe başladılar. İyi olmayan, karanlık bir mekânda. 12 çocuk ile başladılar. Her sene bir sınıf eklediler. Sermayeleri yoktu. Daha büyük bina gerekliydi. Kral Hüseyin’le görüşmeler sonucu bir arsa bağışı aldılar. İnşaata maddi destek için çalışmalara başladılar, bina zaman içinde inşa edildi. Okulun sahibi Çerkes Derneği. Şimdi anaokulundan 12. sınıfa kadar 1070 öğrenci var.

” Okul müdiresi Sirsa Şulıhu anlatıyor, sessizce dinliyoruz…

Saygıyla önlerinde eğiliyoruz… Çerkes Kadınları Teavun Cemiyeti ile diasporada başlayan kimliği geleceğe taşıyabilme çabasına katkı koyan özverili kadınlar…

Teşekkürler Basel’e ve Amman Çerkes Derneği yöneticilerine.

 

Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.