18 Ocak 2020, Cumartesi

Kim bu Hemşinliler?

Hemşinliler Türkiye’de toplumun genelini geçtim dil, kültür, kimlik mücadelesi veren kesimler tarafından bile hâlâ az bilinen bir halk maalesef. 
 
Bu durumun birçok nedeni olabilir. Ancak en önemli nedenlerinden birinin ‘kompartımancılık’ olduğunu söyleyebiliriz. Yan yana mücadele verebilecek halklar maalesef büyük oranda mücadelelerini ‘kendi mahallelerinde’ sürdürüyorlar. Bu hal hem her birinin diğerlerini ‘büyük toplumun’ bir parçası olarak algılamasına ve hem de bunun da bir sonucu olarak her halkın kendini olduğundan bile ‘daha az’ hissetmesine neden oluyor. Oysa kendine özgü yanları olmakla beraber halkların sorunları birbirine son derece benziyor. Buna bağlı olarak da mücadeleleri benzer aşamalardan, benzer zorluklardan geçiyor. Çoğu zaman birbirinden habersiz, tabiri caizse ‘Amerika’yı yeniden keşfediyorlar’.
 
Son yıllarda bu duruma müdahale sayılabilecek bazı çabalar da yok değil. Ne zaman bir araya gelsek uğraştığımız meselelerle ilgili aynı sorunlarla ya daha önce boğuştuğumuzu ya da hâlâ boğuşmakta olduğumuzu fark ediyoruz.
 
Deneyimlerimizi paylaşmış olsak belki kolaylıkla çözeceğimiz meselelerle ilgili zaman ve enerji kaybediyoruz. Bu nedenle birbirimizle yan yana durmak, birbirimizin mücadelelerinden haberdar olmak çok önemli. Ayrıca boğuştuğumuz sorunların önemli bir bölümü Türkiye’nin demokratikleşmesi kadim meselesinin bir parçası. Dolayısıyla aslında tek başına bir ‘kurtuluş’ yok. Bu durumda mücadele de ‘hep beraber’ olmak zorunda. 
 
Hemşinlilerin sesini, soluğunu, sorunlarını, deneyimlerini JINEPS okurlarıyla paylaşma fırsatı verilmiş olması bu nedenle benim için çok kıymetli. Bu ilk yazı vesilesi ile bu fırsatı sunan gazetemizin yönetimine teşekkür ederken okurlarımızı da selamlıyorum.
 
Biz kimiz?
‘Biz kimiz?’ diyorum ama aslında Hemşinliler söz konusu olunca birden fazla ‘biz’ olduğunu söylemek lazım öncelikle. Çünkü Hemşinliler içerisinde bu ‘biz’ i birbirinden farklı kimlikler olarak tanımlayan, anlayan insanlar var. Kendini Hemşinli Ermeni olarak tanımlayanlar, kendini Hemşinli olarak tanımlayanlar, kendini Hemşinli Türk olarak tanımlayanlar, kendini Müslüman kimliğiyle tanımlayanlar gibi.  
 
Bugün belli özellikleri bakımından birbirinden belli ölçüde farklılaşmış olsa da benim ‘biz’im, ortak tarihsel, dilsel ve kültürel bir geçmişe sahip, bugün dahi bu ortak değerlerin önemli bir bölümünü fiilen veya hatırasında yaşatan bu insanların tamamını kapsıyor. 
 
Dil ve din ölçütlerine dayanarak üç farklı Hemşinli topluluğu tanımlanabilir:
Kuzey Hemşinliler (Abhazya Hemşinlileri), Doğu Hemşinliler (Hopa Hemşinlileri), Batı Hemşinliler (Baş Hemşinliler, Rize Hemşinlileri).
 
Kuzey Hemşinliler, Hemşin’den 18. yüzyıldan itibaren öncelikle Trabzon Karadere’ye (Sevked) göç ederek daha sonra buradan tüm Orta Karadeniz’e yayılmışlar. 19. yüzyıl sonlarındaysa kitlesel göçlerle Karadeniz’in karşı kıyılarına taşınmışlar. Bugün ağırlıklı olarak Rusya’nın Soçi ve Krasnodar kentleri ile Abhazya’nın Sohum ve Gagra kentlerinde yaşıyorlar. Kuzey Hemşinlileri, Ermeni Kilisesi’ne bağlı Hıristiyanlardır. Kendilerine Hamşena Hay (Hemşin Ermenisi), konuştukları dile ise Hamşenahayeren (Hemşin Ermenicesi) diyorlar. Hemşinceleri Doğu Hemşinlilerinin konuştuğuna çok çok yakın. Gor dergisinde bazı mani ve şiir örnekleri yayınlandı daha önce. Hemşince müzik yapan ‘Vova’ grubunun ‘Garmi Doç’ adlı albümünde Kuzey Hemşinlilerin ağzı ile ‘Sirun Ağçig’ adlı bir şarkı yayınlandı ki Doğu Hemşinlilerin birçoğu aynı dili konuştuğunu belki ilk defa bu kadar canlı bir şekilde görme şansı yakaladı. Özetle bir Doğu Hemşinlisi, bir Kuzey Hemşinli ile bir Ermeni ile anlaşabildiğinden çok daha iyi anlaşabiliyor. Son yıllarda Abhazya Hemşinlileri ile birçok ilişki kuruldu. Karşılıklı ziyaretler gerçekleştirildi. Sosyal medya aracılığıyla çok ciddi bilgi alışverişi yapılabiliyor. 
 
Doğu Hemşinliler, esas olarak Artvin ilinin Hopa, Kemalpaşa ve Borçka ilçesinin bazı köylerinde yaşar. Ancak Sakarya ili Kocaali bölgesi ile Karasu ilçelerinde ve Düzce ili Akçakoca ilçesinde de 93 harbi muhaciri Hemşinli köyleri bulunmaktadır. Doğu Hemşinlilerin Batum’da yaşayan kısmı 14 Kasım 1944 tarihinde Kırgızistan ve Kazakistan’a sürülmüştür. Sürgünlerin bir kısmı özellikle 2000’li yıllardan sonra Rusya’nın Krasnodar, Rostov, Voronej gibi kentlerine yerleşmeye başladılar. Son yıllarda bazı Doğu Hemşinliler Krasnodar’a yerleşmiş olan akrabalarından gelin almaya başladılar. Bu gelinlerin çoğu hiç Türkçe bilmiyor ama Hemşince konuşabiliyor. Son yıllarda ekonomik nedenlerle yaşanan göçlerle batıdaki büyük kentlerde de belirli bir Hemşinli nüfus oluştu.
 
Doğu Hemşinlileri, 17. yüzyıl sonu, 18. yüzyıl başlarında Müslümanlaşmışlar. Bu grubun konuştuğu dil Ermenicenin bir lehçesi olan Hemşincedir. Dillerinin Ermenice ile bağının farkında olan Hemşinlilerin bazıları bunu “kız alıp vermiş olmak”, “bir süre Ermenilerle aynı yerde yaşamış olmak” vb. biçiminde açıklıyorlar. Ancak bu açıklamaların kendileri açısından da pek inandırıcı olmadığı açık. Böyle açıklamalar yapma ihtiyacının motivasyonu da belli aslında. Ermeni kimliği ile ilişkilendirilmenin ‘yükünden’ kurtulmak için yapılmış ‘resmi’ açıklamalar bunlar çoğunlukla. 
 
Batı Hemşinlileri, esas olarak Rize’nin Hemşin, Çamlıhemşin ilçelerinde yaşar. Ancak Çayeli, Pazar, Ardeşen, Fındıklı, İkizdere ilçeleri başta olmak üzere başka ilçelerde de Hemşin köylerine rastlamak mümkün. Rize dışında Trabzon’un Araklı ve Sürmene ilçelerinde; Erzurum’un Tortum, İspir ve Uzundere ilçelerinde Hemşin köyleri bulunur. Batı Hemşinlilerin de bir kısmı 93 muhaciri olarak Doğu Hemşinlilerin yerleştikleri yerlere yerleşmişlerdir. Batı Hemşinliler Müslümanlaşmış ve artık Çayeli Raşot bölgesinde tek tük konuşanlar dışında Hemşince konuşmazlar. Konuştukları Türkçe içerisinde Hemşinceden kalma binin üzerinde kelime bulunur. Bu kelimelerden oluşan Titer adlı bir sözlüğü Hasan Uzunhasanoğlu yayınladı. 
Batı Hemşinliler güçlü bir kimlik bilincine sahipler. Hemşinli kimliği; geleneksel giysilerinden halk oyunlarına, yaylalarından şenliklerine kadar birçok alanda belirgindir. Bunlar içerisinde en ilginç olanı halen Hıristiyan Ermenilerin de kutladığı ‘vartevor’ bayramıdır. Bugün Hıristiyanlıkla ilişkilendirilmişse de Hıristiyanlık öncesine dayanan bir halk bayramıdır aslında vartevor. 
 
Hıristiyanı Müslümanı, Ermenice konuşanı Türkçe konuşanı ile Hemşinliler aynı tarihi, kültürü ve kimliği paylaşırlar. Birbirleriyle ilişki kurdukça, çok daha fazla kendi kimliğine, diline ve kültürüne sahip çıkma imkânına kavuşacaklar.

Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.