Image

Selçuk Sol (Sımsım)
Araştırma
selcuksimsim@hotmail.com
Tüm Yazıları

01 Temmuz 2018, Pazar

Küçük Abhazya Etnografik Toplulukları

Belgelerde “Küçük Abhazya” tanımlaması 19. yüzyıl ve öncesindeki dönemler için iki bölge için adlandırılmaktadır. “Sadz” ve “Madaveylerin” toprakları için bu ifade birçok belgede kullanılıyorken, “Aşuva” ve “Aşkharuvaların” yaşadıkları topraklar için de bu tanımlama belgelerde sıklıkla karşımıza çıkmaktadır.

“Büyük Abhazya” tanımlamasından kasıt ise 19. yüzyılda Bzıp Nehri ile İngur Nehri arasındaki Abhazya Krallığı’nın olduğu topraklar ve orada yaşayan etnografik topluluklardır.

“Madavey” isminin kökeni Mdzı/Mda/Mdza/Mzı/Mdzım isimlerinden gelmektedir. Bazı aileler soyadlarının eski çağlardaki ilk söyleniş şeklini korumaktadır. Daha sonraları Mdavya/ Medavey/ Medaveey/ Madavey şeklinde ifade edilmeye başlanan bu isimler daha çok “Pshu”, “Aibga”, “Ahçıpsı” ve “Çüıjaa” etnografik toplulukları ve onların yerleşim bölgeleri olan “Küçük Abhazya” toprakları için söylenirdi. Bu nedenle Üst Mzımta, Psou ve Yukarı Bzıp sakinlerine Madaveyli denirdi.

Ahçıpsı, Aibga ve Çüıjaalar Büyük Madavey’i; Pshu topluluğu ise Küçük Madavey’i oluşturuyordu.

Ahçıpsı Topluluğu

Ahçıpsı etnografik topluluğu, Krasnaya Polyana1 ve Mzımta Nehri’nin yukarı kesimindeki darboğaz ile vadinin olduğu yerlerde yerleşik yaşıyorlardı. Komşu Adığeler, Ahçıpsalılar’ı ''Madavey'' olarak adlandırıyorlardı.

Ahçıpsı topluluğunun, merkezî Büyük Abhazya Krallığı’na politik bağlılığı yoktu.

19. yüzyılda Ubıhlar ile önemli politik birliktelikleri söz konusuydu.2 Siyasi ve askeri tüm eylemlerde ortak hareket ediyorlardı.3

Sürgünden önce Ahçıpsı grubu Kafkasya'da Açışxa, Ahtsu, Çıjü, Zıxra, Ahıştır, Psaştxa, Laura, Bzırıpsı, Aşxa, Kuara-çügia (Esto-Sadok) ve Gubaa-dü (Krasnaya Polyana) köylerinde yaşıyorlardı.

Ahçıpsı köyleri içinde yer alan ''Gubaa-dü'' köyü eski adı Romanovsk, sonraki adı ise Krasnaya Polyana’dır. Gubaa-dü’nün 19. yüzyıl ortalarında Rusça telaffuzu Kbaada’dır. Buranın asıl adı Abazaca “Gubaa-dü”dür. Ruslar bunu telaffuz edemediği için ‘’Kbadaa’’ demiş4 ve ondan sonra da literatüre bu galat biçimi ile geçmiştir. Gubaa, Agubaa bir Abaza sülale adıdır. ‘’Gubaa-dü’’ Abazaca bileşik isim ve ‘’Gubaaların yeri’’ demektir. Abazaca yer adları genellikle böyle kişi ve aile isimlerinden türetmedir. Bu aileye Abazaca Agubaa denir. Bilindiği üzere burası Kafkas-Rus savaşlarının sona erdiği yerdir. 2014 Soçi kış olimpiyatları da burada düzenlenmiştir.

Ahçıpsılıların Kafkasya’da iken “Huarpşh-Nıxa” gibi kutsal yerleri vardı. O dönem Ayleyföa/Kheabze yaşam modelinde çok ünlü bir şöhrete sahip olan Ahçıpsılılara özellikle diğer bölgelerden küçük yaşta çocuklar eğitim almaları için gönderilirdi. ''Akhupha'' adı verilen bu eğitim modelinde genç yaştaki çocuklara yetişkinliğe yakın yaşlara gelinceye kadar dönemim tüm gereksinimleri öğretiliyordu. Şüphesiz tüm Abazalarda yaygın olan bu sistem sadece Ahçıpsılara ait bir sistem değildir. Özellikle bu yönleri atasözlerine ve hikâyelere sık sık konu edildiği için belirtmek istedim.

Ahçıpsı'nın bir kısmı Kafkas-Rus Savaşları’nın sonunda Kuzey Kafkasya’ya giderek Abazinler’in içinde yaşamaya başladı. Günümüzde Xuıj-Du (Starokuvinsk) ve Xuıj-Çkuın (Novokuvinsk) köylerinde yaşamaktadırlar.

Ahçıpsılılar’ın nüfusu ile ilgili farklı veriler bulunmaktadır. Bazı kaynaklarda 4 bin, bazılarında 5 bin, bazılarında ise 5 ila 10 bin kişi arasında oldukları belirtilmektedir. Araştırmacıların çoğuna göre 4 bin kişiye yakın bir kısmı da yurtlarından çıkartılarak sürgün edilmiştir.

Ahçıpsılar’ın sürgünü 1864 Mayıs sonunda gerçekleşmiştir. O zamanki Osmanlı sınırları dâhilinde birçok limana ayrı ayrı kafileler halinde, dağınık bir şekilde gönderildiler. Batum ve Anadolu’da birçok yere dağıldıktan sonra büyük bir çoğunluğu Hendek (Sakarya) ve Gölyaka (Düzce) İlçeleri’ne bağlı günümüzdeki köylerine geldiler.

Türkiye’deki Ahçıpsı köyleri; Yeni Mahalle (Tagorek)-Hendek, Yarıca-Hendek, Bıçkı (Yeşil Yayla)-Hendek, Kalayık-Hendek, Karaçökek-Hendek, Çakallık-Hendek, Harmantepe-Hendek, Sümbüllü-Hendek, Hüseyinşeyh-Hendek, Nüfren Beylice (Apsara)-Hendek, Hacımbey (Apsara)-Hendek, Halilbey (Apsara)-Düzce, Akçayır Şabatbey (Apsara), Nüfren Soğuksu (Apsara)-Düzce, Tepsek (Apsara), Kanca(Apsara)-Düzce, Bıçkıatik (Apsara)-Düzce, Ayazdağı (Apsara)-Düzce, Çukurhan(Apsara)-Düzce, Efteniye Süleymanbey-Düzce, Efteniye Zekeriya Mahallesi-Düzce, Efteniye Harziya Mahallesi-Düzce, Efteniye Çayköy-Düzce ve Efteniye Kurak Mahalle-Düzce.

Bu bilgiler içinde bilinmesi gereken husus, Nüfren Beylice, Hacımbey, Halilbey, Akçayır Şabatbey, Nüfren Soğuksu, Tepsek, Kanca, Bıçkıatik, Ayazdağı, Çukurhan, Süleymanbey, Zekeriya Mahalle, Harziya Mahalle, Çayköy, Kurak Mahalle gibi köy ve mahalleler tamamen Ahçıpsı kökenli olmayıp, Ahçıpsı, Pshu ve Aibga karışımı olduğudur. Hangi köyün ve sülalelerin Ahçıpsı, hangilerinin Pshu, hangilerinin Aibga olduğu ile ilgili net bir bilgi yoktur. Konu ile ilgili araştırmalar devam etmektedir.

Listede yer alan Çakallık Köyü’nde Ahçıpsı aileler yanında Bzıp kökenli ailelerin de olduğu bilinmektedir. Hacımbey, Kanca ve Akçayır Şabatbey köylerinde bugün artık Abaza kalmamıştır. Tepsek Köyü’nde % 20, Bıçkıatik Köyü’nde ise % 5 Abaza kalmıştır. Ayazdağ Köyü’nde ise Ajibalar dışında yerleşik aile yoktur.

Aibga Topluluğu

Aibga etnografik grubu Psou Nehri’nden5 30 km yukarıda, Psou ve Bzıp Nehirleri’nin yukarı kısımlarının arasındaki bölgede ve aynı zamanda Hoşupse Nehri’nin de en yukarı kısımlarında yaşamaktaydı.

Ahçıpsı, Çüıjaa ve Pshu toplulukları ile yakın ilişkiler içerisinde bulunan Aibgalar, Çüıjaa ve Ahçıpsı ile birlikte Büyük Madavey’i oluşturan üç gruptan biridir.

Aibga topluluğu sürgün öncesi 3 köyden oluşmaktaydı. Takriben 180 hane ve toplam nüfusları da 1000 civarındaydı. “Aibga”, Psou ve Bzıp Nehirleri’nin menbaı olan dağın da adıdır.

Aibga topluluğu, merkezî Çaçba Hanedanlığı’na bağlı değildi. Ahçıpsı topluluğu ile birlikte Ubıhlara yakın bir politika izliyorlardı.6

10-12 Mayıs 1864 tarihinde yenilgiyi kabul ederek bir tek neferi kalmamacasına tamamı sürgün edilmiş, bilinen diğer Abaza toplulukları içerisinde eriyip kaybolmuşlardır.7 Ağırlıklı olarak Sakarya'nın Hendek ve Düzce’nin Gölyaka İlçeleri’nde yer alan Ahçıpsı ve Pshu köyleri içinde ''Aibga'' topluluğunun varlığını sürdürdüğü tahmin edilmektedir.

Çüıjaa Topluluğu

Çüıjaa etnografik topluluğu Mzımta Nehri’nin orta kısımlarında yaşıyordu. Ahçıpsı ve Aibga grupları ile birlikte büyük Madavey’i oluşturuyorlardı. Çüıjaa grubundan Rusça belgelerde “Tsvıdja- Tzvica- Tcüıjaa” gibi formlarda da bahsedilmektedir.

Pshular ve Sadzlar, Ahçıpsı ve Aibga toplulukları ile yakın ilişki içerisindeydi. Büyük Abhazya Krallığı politikalarından bağımsız hareket ediyorlardı. 200 hane olarak yaklaşık 900 ila 1200 civarında bir nüfusa sahiptiler. Kafkasya’da Xekoa, Bağitvıra, Xıspata, Arzaka ve Simayrıpş Köyleri’nde yaşıyorlardı.

1864 yılının Mayıs ayı içerisinde Osmanlı topraklarına sürüldüler. Önemli kısmı Gagra’dan bir İngiliz gemisiyle8 yola çıkarılmış, önce Bursa’ya yakın Yenişehir’e gitmiş, oradan da Bilecik’e yerleşmişlerdir. Günümüzde Hasandere, Elmabahçe ve Künçeğiz köylerinde yaşamaktadırlar.

Çüıjaa grubu dil olarak Sadzlar’a yakın kabul edilmektedir.9 Bazı tarihçiler Çüıjaaları Sadzların alt kolu olarak kabul ederken, bazıları da sadece diyalekt (lehçe) olarak yakın görmektedir. Sözlü tarih görüşmelerinde elde edilen verilere göre Çüıjaalar kendilerini Sadz kabul etmemektedir.10

Pshu Topluluğu

Pshu etnografik topluluğu sürgün öncesi yukarı Bzıp Nehri vadisi ile nehrin her iki tarafında ve sağ tarafından ona karışan Bevsa Nehri boyunca yaşıyorlardı.

Sürgün öncesi Pshu köyleri Amezınha, Reşaus, Ahtsla, Aça, Dombiha, Dzıbnı, Agdern, Horca, Ritsaa, Timagu ve Bahripş’ten oluşuyordu.

“Küçük Abhazya” diye adlandırılan tarihi topraklarda Aibga, Çüıjaa, Ahçıpsı gibi Apsuva etnografik toplulukları ile birlikte Madavey’i meydana getiriyorlardı.11

Ahçıpsı, Aibga ve Çüıjaalar büyük Madavey’i; Pshu grubu ise küçük Madavey’i oluşturuyordu.

Pshular 400 ila 500 hane arasındaydı. Karadeniz Kıyı Hattı Komutanı General I. R. Anrep'in Savaş Bakanı’na gönderdiği 6 Haziran 1842 tarihli raporuna göre “Abhazyalı bütün kaçakların sığınma yeriydi.”12

19. yüzyılda politik olarak Abhaz Krallığı’na doğrudan bağlı olmayan Pshu topluluğu, Madavey bölgesini meydana getiren Ahçıpsı, Aibga, Çüıjaa ve Küçük Abhazya sınırları dâhilinde yaşayan Sadzlar (Ciget) ile yakın ilişkiler içerisindeydi.13

Kafkas-Rus Savaşları’nın bitimine yakın 2 Nisan 1864 tarihinde bölgenin büyük kesiminin kontrolünün Rus askeri birlikleri tarafından ele geçirilmesine rağmen Pshular yer yer direnişe devam ettiler. 20-23 Temmuz tarihlerinde köyleri tamamen ele geçirilen Pshular itaat etmek zorunda kaldı.

Pshular’ın 3 bin 600 ila 3 bin 800 civarında bir kısmı köylerini terk etti. Kafileler halinde Anadolu, Batum, Abazaşta ve Bzıp Nehri ötesindeki bazı Abhaz köylerine dağıldılar.

Pshu’dan kuzeye (Abazaşta) gidenler günümüzde Starokuvinsk (Xuıj-Du), Novokuvinsk (Xuıj-Çkuın) ve Çegerey (Apsua) köylerinde yaşamaktadır.

Günümüzde Türkiye’de Hendek Düzce arasında Kurulan Pshu köyleri Nüfren Beylice, Hacımbey, Halilbey, Akçayır Şabatbey, Nüfren Soğuksu, Tepsek, Kanca, Bıçkıatik, Ayazdağı, Çukurhan, Bıçkı, Karaçökek köyleridir. Burada yaşayan Pshular kendilerini Apsuva olarak tanımlamaktadır.14 Bu köyler tamamen Pshu kökenli olmayıp, Ahçıpsı ve Aibga grupları ile karışıktır. Bu köylerin bazılarında artık Abaza15 kalmamıştır.

Toplulukların 19. Yüzyıldaki Birlikteliği

Ahçıpsı, Aibga, Çüıjaalar ve Pshu toplulukları sürgün öncesinde; kardeş Ubıh ve Adığe toplulukları ile iç içe veya yakın yerlerde yaşıyordu. Rus hâkimiyetini kabul etmeyen özgürlüğüne düşkün bu topluluklar Ubıh ve Adığe ile çoğu zaman ortak hareket ediyor, direnişe beraber katılıyorlardı.

Özellikle Ahçıpsı, Aibga ve Pshu toplulukları Ubıhlarla çok yakın ilişkiler içerisinde olup, Hacı Degumuko Berzeg ve Hacı Giranduk Berzeg dönemlerindeki tüm askeri operasyonlarında yer alıp, 1820'li yıllardan başlayıp 1864 yılına kadar birçok kale ve Stanitsalara baskınında aktif rol almışlardır.

Meclis ve toplantılarda Özellikle Ubıhlar ile ortak hareket edip, temsilcilerini buna göre belirliyorlardı. Birçok tarihi yazışmada ayrıntıya girilmediği için ortak hareket ettikleri Ubıhlar ile anılıyorlardı.

Belge ve kaynaklarda geçen birkaç örnek ile milli mücadeledeki rollerini aşağıda okuyabilirsiniz.

1- 1837'de Hacı Degumuko Berzeg, Ubıhlar ve Şapsığ savaşçılar ile Rusların Vulan ırmağı üzerinde oluşturmuş olduğu Mikhailovskoye kalesine saldırı düzenlemişlerdi. O sırada pasifleşen ve Rus işgaline direniş göstermeyen Sadzlara karşı Vubıhlar, Ahçıpsıları da yanına alarak harekete geçmiş ve onları milli davaya kazandırmıştır. Tzabal ve Dal topluklarına kuryeler göndermiş Pshu topluluğu ile birlikte Rusların elinde bulunan Sohumkale üzerine yapmakta oldukları saldırıya destek vermişlerdir.

2- 1830 yılında General Gesse’nin komutasındaki 2000 askerle çıkarma yapan Rusların ilerlemesi Hacı Degumuko Berzeg'in komuta ettiği Ubıh, Sadz ve Ahçıpsı savaşçıların yiğitçe müdahalesiyle durdurulmuş ve Rusların Gagra ile Anapa arasında askeri karayolu girişimleri engellenmiştir.

3- Aralık 1840 ile Ocak 1841 tarihleri arasında Albay N. N. Muravyev'in komutanlık ettiği tenkil birliği Tzebelda'ya, bilhassa Dal'a (Lata köyü) şiddetle saldırdı. Sebatla karşı koymalarına rağmen, Dallılar itaat etmek zorunda kaldı ve Tzebelda dışına sürüldüler, evleri ve kışlık erzakları ateşe verildi. Şabat Marşan, cesur Abrekleri ile birlikte dağlara çekildi. Ardından gerilla akınları başladı. Ubıh, Sadz ve Ahçıpsılardan oluşan 3 bin kişilik bir kuvvet Dallılara yardım etmek için toplanmıştır.

4- Hacı Degumuko Berzeg, Nisan 1841'de Ubıh, Ahçıpsı, Sadz, Şapsığ, Abzah ve Natuhay yöreleri halkının oluşturduğu 15 bin kişilik bir ordu ve büyük çaplı 7 topla işgalcilerin Tenginskoye kalesine saldırarak altı gün süreyle kuşatma altında tuttu. Fakat Rus garnizonu önemli ölçüde takviye aldığından kale ele geçirilemedi.

5- Hacı Degumuko Temmuz 1841’de Ubıh, Ahçıpsı, Sadz ve Şapsığlardan oluşan 6 bin kişilik ordu ile Golovinskoye ve Lazerevskoye kalelerine saldırı düzenleyerek işgalci güçleri taciz etmeyi ve onlara kayıplar verdirmeyi sürdürdü.

6- Milli Meclisi Kafkas dağlarının kuzeyinde bulunan Adığe cephesinde askeri destek olarak, Hacı Giranduk Berzeğin direk komuta ettiği Ubıh, Ahçıpsı ve Sadz savaşçıların bulunduğu 6 bin kişilik bir birlik göndermişti. Bu birlikler 1862 yılının yaz ve sonbahar ayları boyunca Rus kalelerine, Stanitsalarına ve Rus ordusunun himayesinde ülkelerine yerleştirilmekte olan Rus Kazak kolonilerine karşı saldırılar düzenlediler.

7- Madavey, Ubıh ve Pshu adlı Abaza kabilelerinden oluşan silahlı bir birlik meclis adına Elbruz dağı civarındaki kale ve köylere defalarca kol kol saldırarak Ruslara ciddi kayıpla verdirmiş, kendilerinden 60 ölü bunun iki misli yaralı olup, 6000 baş hayvan ile ve birçok ganimetle memleketlerine döndüler.

8- Ağustos 1860'da Kafkas komutanlığı o sırada Abrek hareketlerinin merkezi durumuna gelen ve Abhazya'daki Çar birliklerinin arkasında tehlike oluşturan Pshu sorununu kökten çözmeye karar verdi. Ağustos ortalarında o bölgeye büyük bir güç kaydırıldı. Bu arada Sadzlar, Ahçıpsılar ve Aibgalar Pshuluların yardımına koştu. 17.08.1860 'ta takviye alan Rus birlikleri direnişi kırarak Grıbza vadisini işgal etti.

 

Not: “Büyük Abhazya” topraklarındaki diğer etnografik topluluklar ile ilgili bilgilendirme yazısını daha sonraki dönemde kaleme alacağım.

Not: “Aşuva” ve “Aşkharuvaların” etnografik toplulukları ile ilgili bilgilendirme yazısını daha sonraki dönemde kaleme alacağım.

Not: “Küçük Abhazya” topluluklarından “Sadz”lar ile ilgili yazımı Jıneps Gazetesi Ocak 2018 sayısından takip edebilirsiniz.

 

1[1] Krasnaya Polyana denilen yerin Abazacadaki orijinal ismine ‘’Gubaa-dü’’ denilmektedir. “Kbaada” ismi Gubaa-dü’nün Rusça söyleniş şeklidir. Zaman içerisinde Ruslar bu yerleşim birimine “Romanovsk” adını vermişlerlerse de daha sonra “Krasnaya Polyana” olarak değiştirmişlerdir.

2[1] “Ahçipsaa” (Ahçıpsı) -Berje’nin “savaşçı ruhlu, cesur ve Ubıhlar’la sıkı ilişkiler içinde bulunuyorlar” şeklinde tanımladığı Psou ve Mzımta Nehirleri’nin yukarısında ikamet eden küçük bir Abhaz kavmidir. Kaynak: A. Berje, Kafkasya’daki Dağlık Kavimlerin Özet Tanımlaması, “Kafkasya Takvimi”, Tiflis-1857, s.289

3[1] R. Guajvüba ile söyleşi, 7 Kasım 2014; S. Lakoba ile söyleşi, 9 Kasım 2014; C. İncgiya ile söyleşi, 9 Kasım 2014, A. Mukba ile söyleşi, 14 Ekim 2015; D. Çaçkhalia ile söyleşi, 14 Mart 2014; V.Chirikba ile söyleşi, 10 Kasım 2014 ve 22 Ekim 2015

4[1] Dyaçkov-Tarasov, A. Psyaska Geçidin'den (üst Malaya Laba’dan) Karadeniz’e Geçmek, SMOMPK, XXXI baskı, Тiflis-1902, s. 37

5[1] Günümüzde Abhazya’nın batı sınırındaki nehrin adı.

6[1] Ruslan Guajvüba ile söyleşi 7 Kasım 2014; Stanislav Lakoba ile söyleşi 9 Kasım 2014; Cambul İncgiya ile söyleşi 9 Kasım 2014; Anzor Mukba ile söyleşi 14 Ekim 2015; Deniz Çaçkhalia ile söyleşi 14 Mart 2014.

7[1] 19. yüzyıldaki Kafkas-Rus savaşları neticesinde bazı etnografik topluluklar yok olmuş, bazıları da aile ve sülale adlarına dönüşmüştür.

8[1] V. Chirikba ile söyleşi, 22 Ekim 2015

9[1] Abhazya Dışişleri Bakanlığı görevini yürüten ve bir dil bilimci olan V. Chirikba’nın Sadz ve Çüıjaaların dil bakımından yakınlığı ile ilgili bir makalesi bulunmaktadır.

10[1] Bilecik bölgesindeki Çuıjaa köylerinin mensupları ile yapılan görüşmelerden elde edilen sözlü tarih sonuçları.

11[1] Ruslan Guajvüba ile söyleşi, 7 Kasım 2014; Stanislav Lakoba ile söyleşi, 9 Kasım 2014; Cambul İncgiya ile söyleşi, 9 Kasım 2014, Anzor Mukba ile söyleşi, 14 Ekim 2015; Deniz Çaçkhalia ile söyleşi, 14 Mart 2014; V.Chirikba ile söyleşi, 10 Kasım 2014 ve 22 Ekim 2015.

12[1] G. A. Dzidzariya, 19. Yüzyılda Abhazya’da Sosyal İlişkiler, Sohum-1958, s.392.

13[1] Ruslan Guajvüba ile söyleşi, 7 Kasım 2014; Stanislav Lakoba ile söyleşi 9 Kasım 2014; Cambul İncgiya ile söyleşi, 9 Kasım 2014; Anzor Mukba ile söyleşi 14 Ekim 2015; Deniz Çaçkhalia ile söyleşi 14 Mart 2014; V. Chirikba ile söyleşi 10 Kasım 2014 ve 22 Ekim 2015.

14[1] Türkiyede kurulan tüm Pshu, Ahçıpsı ve Aibga köyleri Hendek ile Düzce arasındaki bölgelerde diğer etnografik topluluklardan lehçe (diyalekt) anlamında etkilenmeyecek şekilde yerleşkelerini kurmuşlardır. Dil etkileşimi anlamında başka etnografik topluluklardan etkilenecek bir konumda hiçbir zaman olmadılar. Türkiye’de günümüzde yaşadıkları köylerin tamamında konuştukları hâkim diyalekt kendilerinin Kafkasyadayken konuştukları diyalekttir. Bu yüzden günümüze kadar muhafaza ettikleri diyalekt Apsuva olduklarının en büyük kanıtı durumundadır. Pshu, Ahçıpsı ve Aibga halkı yaşlıları ile sözlü tarih anlatımlarından elde edilen verilere göre istisnasız tamamı kendilerini Apsuva olarak tanımlamaktadır.

15[1] Türkiyedeki “Abaza” kavramı Apsuva, Aşuva ve Aşkaruvaları kapsayacak şekilde bir üst isim olarak kullanılmaktadır.

Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.