Image

Turabi Saltık
Kafkas Tarihinden Yapraklar
Turabisaltik@mynet.com
Tüm Yazıları

01 Eylül 2018, Cumartesi

Sovyet sonrası Kafkasya’da etnisite

Kafkasya’da etnik yapı, siyasal durum, sosyal yapının oluşumu, Sovyet sonrası Rusya Federasyonu’nda (RF) çok çetin çelişkiler yumağı haline geldi. Sovyetlerin dağıtılmasından sonra RF’de olduğu gibi Kafkasya’da da, siyasi sistemin dönüştürülmesi, etnik ilişkilerin durumu, sınırların konumu, ekonominin neredeyse bütünüyle çöküşü, 1991’de ortaya çıkmıştı. 1991’de Sovyet sonrası dönemde yeniden tanınmış “uluslararası sınırlar” ortaya çıktı. Bu yeni uluslararası sınırlar, 1917’de iç sınırların olduğu eski birleşik Sovyetler’de ortaya çıkmıştı. Böylece bu yeni dönemde, Kafkasya “kuşatma altına” alındı. 1991’de, 15 yeni ulus devletin oluşmasını başlattı. Fakat bu yeni süreçte Kafkasya’da sınırlar, etnik çelişkiler olduğu gibi kaldı. RF bu yeni dönemde çok etnik nüfuslu yapısından kaynaklı zor ama çözümlenmemiş etnik sorunlarla karşı karşıya kaldı. RF, emperyal gücüyle Kafkas toplulukları üzerinde savaş ve işgal başlattı, katliamlar yaptı. Böylece “kuşatma altında olan” Kafkasya’da etnik yapıdan kaynaklı, bu yeni dönem; yer yer etnik ayaklanmaların yayılmasını beraberinde getirdi. Sonuçta etnik ilişkiler oldukça kötüleşti.

1991 Sovyet sonrası Kafkasya’da ve RF’de durum şöyle gelişti: “Tüm etnik gurupların eşitliğini ilan eden resmi ‘Sovyet’ kimliğinin hala güçlü olması nedeniyle, 1990’ların başında etnik gerilime karşı bir direnç olsa da, Sovyet sonrası dönüşümün gerçekleri Rus nüfusun büyük çoğunluğu üzerinde yaygın ekonomik ve sosyal zorluklar neden oldukça, 1990’ların ortalarından itibaren etnik ilişkiler artan şekilde şiddete dönüşmüştür...”(*)

O süreçte, Rus nüfusun büyük çoğunluğunu etkileyen ekonomik zorluklar, Kafkasya’da daha belirgin hal almıştı. Sovyet sonrası dönüşüm, kendini hem ekonomik olarak hem de işsizlik, fakirlik ve sosyal baskılar şeklinde ortaya koyuyordu. Toplumsal, sosyal zorluklar açığa çıktıkça, etnik sorunlar, artan şekilde savaşa, şiddete maruz kalıyordu. Kafkasya’da bu süreç, etnik temizlik şekline dönüşüyordu. O yıllarda Sovyet sonrası oluşmuş bu durum çetindi. Kafkasya’da; “Bir yıkım etnik temizlik ve kontrol edilemeyen şiddet alanı” olarak özellikle Çeçenya’da, Çeçen-Rus savaşıyla Kuzey Kafkasya cumhuriyetlerinde istikrarsızlıkları besliyordu. Ruslar, gelişen milliyetçi akımlarla, hem Kafkasya’da hem RF’de “ötekine” düşman oluyordu. “Böylelikle Ruslar; “ötekine düşman olmaya başladılar. 1990’ların başlarında bu düşmanlık, büyük çoğunlukla Slav etnik kökeninden olmayan eski Sovyet vatandaşlarına yönelirken, on yılın ikinci yarısı itibarıyla istenmeyen ‘öteki’ Rusya’daki Slav olmayanları ve özellikle Kafkasya’yı”(*) kapsıyordu.

Böylece milliyetçiliğin artmasıyla, Kafkasyalılar yabancı, “öteki” olarak görüldü. Artan etnik sorunlar, derin çelişkiler savaşı başlattı. İlk defa 1994’te Rusya’da dönemin başkanı Yeltsin, “Anayasal düzenin yeniden tesis edilmesi” adıyla Çeçenya’ya savaş açtı, işgal hareketi başlattı. Sonrasında Çeçenya’da, Kafkasya’da zor bir süreç bunu izledi. Böylece gerek RF, gerekse lideri Yeltsin, küçük yerel savaşlarla, kendine rakip olanları dize getirmeye, etnik sorunları, savaş ve kanla çözmeye çalıştı. 1999’da ise ikinci Çeçen-Rus savaşıyla Putin yönetimi, savaşı etnik çelişkileri derinleştirerek sürdürdü. 1991’de dağıtılan Sovyet sonrası RF, rakiplerinin önüne geçerek onların ulusal bağımsızlıklarını bastırdı.

Çeçenya’da ilk başlarda gelişen bağımsızlık hareketi, giderek savaşın ve baskıların artması sonucu acı ve çetin oldu. Çeçen savaşının bastırılmasıyla Çeçen direniş hareketi, bağımsızlık yönü İslamcı ideolojiyi benimsemeye çevirdi. Böylece Kuzey Kafkasya’da bu bağımsızlık direniş hareketi de amacından çıkartılmak istendi. Kafkasya’da etnik çelişkiler, saldırı, savaş ve kötüleşen ekonomik durum üzerinden devam etti. Birinci ve ikinci Çeçen-Rus savaşının üzerinden neredeyse 25 yıl geçmesine rağmen, Kafkasya’da hala şiddet, istikrarsızlık ve çözümlenemeyen etnik, ulusal çelişkiler ve problemler sürmektedir.

Bu istikrarsızlık, Kafkasya’da ekonomik durum üzerinde derin bir etki doğurmuştur. Çeçenya’da siyasi, politik durum kötüleştikçe, RF hem Kafkasya’da hem de bölgesel enerji ve nakil yolları üzerinde denetimini güçlendirdi. RF böylece Kazakistan’dan başlayarak petrol alanlarını ve petrol sevkiyatını, doğal gaz ve enerji nakil yollarının denetimini Karadeniz sahillerine kadar sağlamlaştırdı. RF, Sovyet sonrası siyasi, ekonomik, sosyal durumunu ortaya koyarken etnik yapıyı Kafkasya’da hep bu ekonomik yapının içine koydu. Böylece etnik, ulusal sorunlar çözümsüz kaldı. Oysa Sovyet döneminde etnik yapı, ulusal sorun 1917’den 1956’lara kadar çözüm yoluna gidilmişse de, Sovyet dönemindeki milliyet sorunu ile ilgili ayrıntılı ve entelektüel olarak tutarlı bir dizi politika uygulanmıştı. Bu politikalar Sovyet döneminde kabul edilmişti. Milliyetçi eğilimlerle mücadele edilmiş, etnik azınlıkların ulusal bilinci desteklenmişti. Sovyet döneminde etnik, ulusal yapı desteklenerek, milletler için, ulus devletin birçok kurumsal yapısı kurulmuştu. Sovyet sonrasında bu kurumlar işlevsizleştirildi. Kazanımlar yeni döneme yönelik bir girişimi temsil etmiyordu. Kafkasya’da ulus sorunu, etnik yapı, düzenlenen yeni kapitalist dönemde eski etnik yapıların ulaştığı nokta daha da geriye düşürülmüştü. Özellikle Kafkasya’da Rus-Çeçen savaşlarının ardından RF bilinçli olarak Sovyet dönemi etnik kazanımlarını yok etmiştir.

 

(*)Sovyet Sonrası Rusya’da Etnik İlişkiler, Andrew Foxall, Çev: Serkan Özdemir, Koyu Siyah Yay. Ank. 2015

 

Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.