Image

Jiy Zafer Süren
LAGARTA/ЛАГАРТА
zafersuren@yahoo.co.uk
Tüm Yazıları

01 Kasım 2017, Çarşamba

Wored’in sesini dinle-

-Çok uzak belleğin çok yakınımızdaki izleri-
 
Şarkılar, türküler, mitolojiler, hikayeler ve masallar halkların geçmiş yaşantılarından izleri alıp gününüze taşırlar. Görünmezi görünür, bilinmezi bilinir yaparlar. Yeter ki siz onun gizemli tümcesini keşfederek, ne söylediğine, neyi hatırlattığına şöyle bir eğilip bakın.
Yüksekten, bu da ne diye değil, içine girerek, onu dinleyip anlayarak ne söylemek istediğini keşfedin!
Onlar ki kimisi binlerce yıllar, hatta “tarih öncesi” çağlardan akıp gelir, sizi çoşturur, hüzünlendirir, ağlatır, sevindirir. Bir tatlılık katar içinize, sizi sizden alır, olmak istediğiniz yere götürür ve bırakır. Çok çok sonra birden uyanır, hayata kaldığınız yerden yeniden devam edersiniz.
Bazılarına göre, haylice yakın bir geçmişten gelen (M.S.1022) şu anlatıyı bilmeyeniniz yoktur;
Rus prensi Mistislav ile Çerkes Pşı Ridade’nin yiğitlik güreşini herkes bilir. Mistislav Çerkes ordusunu yenemeyeceğini düşünerek, Ridade’ye güreşme teklifi götürür, bu güreşi kim kazanırsa savaşı da kazanmış sayılacaktır.
Güreşe başladıklarında Mistislav yenemeyeceğini anlayınca, çizmesinde sakladığı bıçağı çıkararak hile ile Ridade’yi öldürerek amacını elde eder.
Ve ağıtlar yakılır o yiğit, kahraman insana.
Woo Ridade: Hey Ridade!
Hafızalara öylesine kazınmıştır ki şarkılara ad olmuş Wored/Ored/Woridada’ya dönüşmüştür.
O yüzden günümüzde Woredlerle coşup, Woredlerle hüzünleniriz.
Yaşamın ayrılmaz parçası olmuştur Woredler.
O yüzden, gelin eve girerken “Woridadayla gelini evin içine aldılar” denir.
Onun için, damat, misafir kaldığı yerden, evine getirilirken, Woridada ile getirilir.
*
Hz. Muhammed daha doğmamıştı, Miraç olmamıştı. Hz. İsa henüz mucizeler göstermiyordu, Milad olmamıştı. Hz. Musa henüz kutsal dağa çıkıp 10 emiri almamıştı, Kızıldenizi yarıp geçmemişti. Hz.İbrahim Kabe’yi yapmamıştı. Ahura Mazda, Zerdüşt, Buda, Konfiçyüs daha ortada yoktular.
Tevrat, Zebur, Incil, Kur’an; henüz hiçbiri vahiy edilmemişti.
Firavunlar henüz Mısır’da tahtlarına çıkmamıştı.
Fakat halk Ra’yı biliyordu.
Firavunlar onu en üst mertebeye çıkartarak Amon-Ra olarak andılar.
Rahmetli büyüğümüz Büyüka Ömer, “Kafkas Kaynaklarına Göre İlk Yaratılışlar-İlk İnsanlık-Kafkas Gerçekleri-C.1” adlı eserinde, Ra’yı şöyle anlatıyor: “Ra, bütün varlıkların anacı ve yaratıcı ve güdücüsüdür (Evrensel ruh, Evrensel güç’tür). Hepsi onun zerresidir. Olayların ve değişimlerin oldurucusu yalnız odur. Ondan başka yapıcı, yaratıcı ve güdücü yoktur.Varlıkların her zerresinde o var ve hakimdir. Öncesiz ve sonsuzdur, zamana sığmaz. Büyüklüğü sınırsızdır, mekana ve akla ve ölçüye sığmaz. Eksiksiz ve kusursuzdur. Şey değil kişidir. Amma erliği ve dişiliği yoktur. Her şeye gücü yeter. Ruh ölümsüzdür, en son ona döner.”
Sara: Ben; Ra’dan olan ben, Vara/Bara: Sen; Ra’dan olan sen, Hara: Biz; Ra’dan olan biz, Şara: Siz; Ra’dan olan siz!
Ra ruhumuza işlemiş, her sözcükte onu anar olmuşuz.
Ra’nın bir zerresiyiz!
 
“Ne ki vardı Ra’dandı,
Ne ki vardı Ra yaptı, 
Ne ki olur yapan Ra
Başka tanrı yok idi”
Diyerek noktayı koyuyor RA adlı şiirinde, Rahmetin bol olsun, Büyüka Ömer.
Abazaca kelimelede, son eki olarak da görürüz “ra”yı.
Adigece kelimelerde “re”, “r”, Abazaca kelimelerde “rı”, “r” şeklinde aidiyet eki olarak da görürüz.
*
“Abhaz Mitolojisi Anaç mı?” adlı eserinde Rahmetli Büyüka Ömer şöyle diyor; “Rada, Raşe, Reyda üç kardeştir. Raşe kızdır, ortanca kardeştir. Rada büyüğü, Rara küçükleridir. Rada ve Rara delikanlıdır. Rara biraz Apollon’a benzer. Üçünün babası bir hükümdar ve herkesin manevi babası, annelerinden söz edildiği duyulmamışsa da; babaları; Wa Ridada! (Ey herkesin babası!) diye anıldığı gibi, yine şarkılarda Wa Rinana! (Ey herkesin nenesi, annesi!) veya Wa Na-Rina! (Ey anne Rina!) çağrılarındaki Nana veya Rina – ki o herkesin anası da demektir- adlı tanrıça ve mitik bayandan biri ve daha kuvvetli ihtimalle Nana’nın bu üç kardeş müz’ün* annesi olduğu kanısındayız.”
*
Hemen aklımıza gelen şu şarkılara bir göz atalım;
 
Sı qefenu sıqekuaşh; “Wa hayra hayra hayra, Wa hayra voreyda”
Salaman Kaza: “Woo rad waa sarayda, Woo rad si warayda”
Seriday : “Seriday seriday seriday sivnoxu seriday, Woriday woriday, woriday si woredir woriday”
Yistanbılakue: “Wo wo ri ra”
Nalmesir Khafe: “Wareyda”
Askuryala: “Ho ho horida hooo, Rina rina rina guşeda”
Adige Nisa: ”Woyra woyra worira”
Nanikara: ”Aaha ha hayra, Wo rayda waa”
“Ahayra Riraşa a ha hayra”
“Ahayra a ha hay”
ve de Awraşa halayını da unutmayalım; ortada bulunan sözcünün her cümlesinden sonra Awraşa diye hep bir ağızdan söylenir. Awraşe, Wa Raşe’nin marifesidir.
 
a- Wa Rada! Woo Rada! : Hey Rada!
b- Wa Raşe! Woo Raşe! : Hey Raşe!
c- Wa Riraşe! Woo Riraşe!: Hey Riraşe
d- WaRirara! Woo Rirara!: Hey herkesin Rara’sı!
e- Wa Ridade! Woo Ridade!: Hey herkesin dedesi!
f- Wa Sarada! Woo Sarada!: Hey Rada’m!
g- Sıvarada! : Bende olan Rada!
Abazacada “da” soneki olumsuzluk belirtir; “Anida: Anasız”, “Abada: Babasız”, “Çada: Aşsız” kelimelerinde olduğu gibi, “y” son eki de aidiyet bildirir; “Saney: Annemle”, “Sabey: Babamla”da olduğu gibi. Adigece kelimelerin sonunda da “y” (“ey”) eki aidiyet bildirir; “Adigey”, “Besleney”, “Kabardey”de olduğu gibi.
“Seriday” (Adigece), “Saraday” (Abazaca); “Ben Ra’ya aidim”, “Woridey” (Ad.), “Waraday” (Ab); “Sen Ra’ya aitsin” anlamını verir.
Şarkılara yolculuk “RA”ya yakarış ile başlamış, “RİDADE”de kişiselleşmiş, elle tutulur, gözle görünür kılınmış, binlerce yıldan bu yana; düğünlerde, toplantılarda, toplum, aile, arkadaş toplantılarında veya tek başına, yalnızlıkta, hüzünde, neşede yüreklerimize ferahlık vererek var olmuşlardır. Dili taşımada, yeni nesillere aktarmada, dilin gelişmesinde şarkıların, şiirlerin rolü çok büyüktür.
Çoğu zaman, şarkılardaki bu sözleri soranları “anlamsız nakaratlar, bilmiyoruz” diye cevaplarlar.
 Köklerinden, inançlarından, örf ve adetlerinden, dilinden ve de yurdundan koparılmış insanların vereceği sıradan cevaplardır bunlar .Bugün için onlar masundurlar. Fakat onları bu hale getirenler, her zaman tarihin, insanlığın yüz karasıdırlar.
Bir halk olarak varolmak dili bilmektir. O dilde şarkı, şiir, destan, masal, hikaye, roman, fıkra, mizah üretebilmektir. Üretemiyor ise “artık Hades’e doğru gidiyor” demektir.
Şarkı söyleyin kendi dilinizde olsun!
Şiir yazın okuyun, kendi dilinizde olsun!
Arkadaşlarınıza fıkra anlatın, kendi dilinizde olsun.
Diliniz varolmanın koşuludur, unutmayın!
Wored’in sesini dinleyin, siz de yeni Wored’ler söyleyin.
Şarkılar yüreğinize eşlik edip, sözleri dünyaya dalga dalga yayılsın, onlar kaybolmazlar, tıpkı “RA” ve “RİDADE” gibi.
Kendi dilinizde olsun, başkalarından bir farkınız olsun; nasıl ki gömlek, pantolon, ayakkabı, araba, ev beğenirken farklı olsun diye seçiyorsunuz ya iste öyle. Dilinizin farklı olmasından ve başkasına ayıp olur, kızarlar diye korkmayınız.
Güzelliğimiz farklılığımızda!
Selam olsun”RA”ya; Seriday, Saraday, Voridey!
Selam olsun kahraman “Ridade”ye; Woo Ridade!
Selam olsun binlerce, şarkılarımızı var edenlere, onları söyleyenlere, Woo Marje
Yüreğimiz daima, onları duyduğumuzda kabaracak, hüzünlenecek, ağlatacak, sevinecek, ama mutlaka hazzının zevkine varacağız, mutlu olacağız.
Dinleyin Wored’in sesini; sana seni hatırlatır daima!
Wored’in sesini dinle!
 
* müz: sanatları koruyan tanrıçalara verilen ad.

Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.

Yorum Yapın

Sayın okurumuz, yorum yapabilmek için üye olmanız gerekmektedir. Üye girişi yapmak için tıklayınız.

Kalan karakter (600)

Henüz yorum eklenmemiş

GAZETE

ARAMA EKLENTİSİ

Banner