01 Şubat 2019, Cuma

YAZASIM GELDİ

 

Fatih Altaylı’nın sözleri yarım yamalak kulağıma çalınmış üstünde durmamıştım. Gazetemden ayrıntıları okuyunca yazasım geldi.

Sn. Altaylı’nın deyişiyle, programını izlemeyen büyük bölümün içinde, ben de varım. 

Kültürel hak istemek ne zamandan beri kıyamet koparmak oldu bilmiyorum. Almanya’ya işçi olarak giden Türklerin bile kültürel hak talebi varsa (ki olmalı), diğer halklarla omuz omuza Kurtuluş Savaşı veren Çerkeslerin bu ülkede kültürel hak talebinde bulunması neden bu kadar abes?

Çerkesler Osmanlı topraklarına geldiklerinde burası dikensiz bir gül bahçesi değildi ve tek düşünce de ortada kalmış Çerkeslere kucak açmak değildi, bir hatırlatma olsun. 

Özetle: “Ülkenin imarının artacağı, 

Göçmenlerin, devletin yapacağı yardım neticesinde üretici duruma geçmesiyle birlikte, alınacak vergiler ile hazinenin büyük bir gelir kaynağına kavuşacağı,

Rusya’ya karşı uzun süre savaşmış, tecrübe kazanmış bu toplulukların, Osmanlı Devleti gibi askeri temele dayalı bir ülkeye önemli fayda sağlayacakları,

Yurtlarını bırakarak gelen göçmenlerin devlete sadık kalarak, iskân olunacakları yerlerde birer örnek teşkil edecekleri, böylelikle devlet otoritesini hiçe sayan göçerlerin medenileştirilmesine katkıda bulunacakları hesaplanmıştır.”

“…Osmanlı yönetiminin sorunlu bölgelerde göçmenlerden oluşan bir tampon oluşturmayı ve sınırlarının güvenliğini, bataklıkların ıslahı ve tarıma kazandırılmasını, toprakların işlenmesini, etnik ve dini açıdan nüfus dengesi sağlamaya çalıştığını, ayrıca ordunun asker gereksinimini karşılamayı da hedeflediği...” (Geçmişten Geleceğe Çerkesler: Sayfa 226-227) konularını unutanlara hatırlatmış olalım. 

Bu memlekette, bu kafayla yaşamayı sürdürenler; Libya’nın, Yemen’in, Bahreyn’in, kısacası bu bölge ülkelerinin yaşadıklarını yaşamamıza sebep olacak değirmenine su taşımaktadır. Ülkemize milyonlarca Suriyelinin gelişinin gerçek suçlusu o ülkeyi bataklığa sürükleyenler değil midir? Tabi onlara söz söyleyemeyenler tarih boyu bu ülkeye sorun yaratmayan Çerkesler üzerinden prim yapmaya çalışacaktır. 

Son zamanlarda İslamiyet adına kadınlarla ilgili akla durgunluk verecek garip sözlerin çoğalmasını, sürekli bölücü ayrıştırıcı, Cumhuriyeti hedef alan konuşmaların neye hizmet ettiğini düşünmekten kendimi alamıyorum.

Hüsnü Mahalli’nin dediği gibi yoksa bütün bunlar Türkiye üzerinde oynanan oyunların birer parçası mı? Hüsnü Mahalli’nin “Al Sana Bahar” kitabını okurken her şey ne kadar da tanıdık geldi… 

Bizdeki; “kadınlar erkeklerle aynı asansöre binmesin, bir kadının kocasını ismiyle çağırması mekruhtur yani edepsizliktir” gibi sözleri hatırlayalım. Buraya yazamayacağım benzeri çok şey duyduk gördük. Aynı yollar izlenmiş. İslam’ı kullanarak taşınmak istendiğimiz yeri anlayıp, daha fazla gecikmeden önlem almak gerek.

Bu kitabın bu ülkede yaşayan herkes tarafından dikkatle okunması gerektiği kanısındayım. Yaşadıklarımızı ve nereye doğru sürüklendiğimizi anlamak açısından, bu gerçekten gereklidir. 

Bizleri bölücülükle suçlayanların, bölünmeye bilinçli olarak katkı sunduğunu düşünüyorum. 

Hiç kimse kusura bakmasın. Bu memleket en az, içinde yaşayan herkesin olduğu kadar Çerkeslerindir de.

 “Suriyelilere vatandaşlık vermekle amaçlanan nedir?” i tabii ki sorgulayabiliriz.

Ancak Türkiye; burada doğacak, yaşamını sürdürecek, Suriyeli, Afganlı vs olup vatandaşlık alan herkesin de vatanı olacaktır. Yani Sn. Altaylı’ya rağmen ilerde onların da kültürel hak talebi olacaktır. 

Şimdi onlara vatandaşlık veriyorsanız, işiniz bittiği gün siz kimsiniz diyemezsiniz. Üstelik bütün yapılanlara sessiz kalıyor hatta destekliyorsanız buna hiç hakkınız yoktur.

 

Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.