2017 Kasım

Referandum sürecinde Süryanilerin Seçimi

Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) saldırıları sonucunda binlerce yıldır üzerinde yaşadıkları kendi topraklarından göç etmek zorunda kalan Süryaniler, bir taraftan IŞİD’ten temizlenen Ninova Ovası’na tekrar dönmeye çalışırken, bir taraftan da tekrar benzer sorunlarla karşılaşmamak için çok yönlü mücadele yürütüyorlar.

Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) saldırıları sonucunda binlerce yıldır üzerinde yaşadıkları kendi topraklarından göç etmek zorunda kalan Süryaniler, bir taraftan IŞİD’ten temizlenen Ninova Ovası’na tekrar dönmeye çalışırken, bir taraftan da tekrar benzer sorunlarla karşılaşmamak için çok yönlü mücadele yürütüyorlar.

Bu temelde geçtiğimiz günlerde Belçika’nın Başkenti Brüksel’de, Avrupa Parlamentosu’nda, bir konferans düzenleyen Irak’taki Süryaniler, bu konferans sonunda Irak’taki statülerine ilişkin taleplerini içeren ortak bir deklârasyon yayınladılar.

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi‘nin (KBY) referandum kararı tam da bu süreçte ortaya çıktı. Irak’taki Süryani yerleşim yerlerinin hepsi elbette sadece Kürdistan Bölgesinde değil ama bu bölge Süryani yerleşim yerlerinin önemli bir bölümünü içine alıyor. Dolayısıyla KBY’nin referandum kararı Süryanileri de ilgilendiriyordu.

Bugüne kadar bölgede yaşanan birçok gelişmenin dışında tutulan ve düşünceleri alınma gereği görülmeyen Süryaniler bu sefer geçmişin aksine önemli çalışmalar yürütüp sürece dahil olmaya çalıştılar.

Aynı zamanda referandum öncesinde Kürdistan’daki siyasi partilerin belirledikleri isimlerden oluşan Referandum Komisyonu üyesi de olan Bethnahrin Demokrat Partisi (BDP) Genel Sekreteri Romeo Hakkari, süreç hakkında konuşurken; “Günümüzde bütün bölgede önemli gelişmeler var. Irak’ın en eski halkı olarak bizlerin, Irak’taki bütün gelişmelerin içinde yer almamız gerekiyor. İstek ve taleplerimizi ortaya koymamız gerekiyor. Eğer bu taleplerimiz karşılık buluyorsa bizim de taşımamız gereken sorumluluklar olduğunu düşünüyoruz” dedi.

Sadece kendi partisinin değil, Irak’ta faaliyet yürüten diğer Süryani (Asuri-Arami-Keldani) siyasi partilerinin de temsilcisi olarak komisyonda yer aldığını söyleyen Hakkari, “Bizler Irak’ta bugüne kadar çok acı çektik. Topraklarımız işgal edildi. İktidara gelen her güç yaşadığımız topraklarda aleyhimize demografik değişim yaptı. Ki bu durum bugün de devam ediyor. Şii iktidarın Süryanilerin çoğunlukta olduğu yerlerde yaptığı ilk şey Şii okullar açmak oldu. Yaşadığımız toprakların geleceği hakkında bize danışılmadan kararlar alınıyor. Biz bunu bundan sonra kabul etmeyeceğiz” dedikten sonra, Süryani partileri olarak nasıl bir ülkede yaşamak istediklerini içeren bir protokol hazırladıklarını ve bütün çalışmalarını bu protokol çerçevesinde yürüttüklerini dile getirdi.

Federal bir yapıda kendi yönetimlerini kurmak için çaba sarf ettiklerini de söyleyen BDP Genel Sekreteri ile aynı görüşleri savunan Keldani-Süryani-Asuri Halk Konseyi Başkanı Shemseddin Gevergis, şu anda Irak’ta varolan yapının Süryanilerin yaşadığı bölgeleri birbirinde kopardığına dikkat çektikten sonra; “Bizler halkımızın özellikle Kuzey Irak’ta yaşadığı bütün alanların birleştirilmesi ve bize ait olan ortak bir yönetim altına alınması için çaba sarf ediyoruz. Bizler istesek de istemesek de şu anda var olan yapı değişecek. O zaman kurulacak yeni yapıda bizim de yerimizin olması gerekir” dedi.

Bütün taleplerini Referandum öncesinde ilgili kurumlara ilettiklerini söyleyen Gevergis; “Hatta şu andaki Kürdistan bayrağı ve ulusal marşı içinde bizi temsil eden bir şeyin olmadığını ve değiştirilmesi gerektiğine ilişkin talebimiz de olumlu karşılandı. Yani şu anda çok olumlu bir yaklaşım var ve biz, bize uzatılan eli geri çevirmeyeceğiz. Ama tabi olumsuz bir durum ortaya çıktığında da gerekli tavrı ortaya koyacağız. Bunun için de Süryani kurumları olarak ulusal çıkarlar temelinde birlikte mücadele etmeye çalışıyoruz” dedikten sonra, özellikle diasporada yaşayan Süryanilerin bu süreçte kendilerine daha fazla destek olmalarını istedi.

Tartışmalı Bölge diye tanımlanan ve 140. madde (yönelimlerinin belirlenmesi için referandum yapılması gereken yerler) kapsamına giren yerlere ilişkin sorunun bugüne kadar çözülmemiş olmasından yakınan Süryani Meclisi Hareketi Başkanı John Emvar Hadaya, “Merkezi hükümet sorunları çözmek yerine ertelemeye çalışıyor. Bunun en somut örneği de çoğunluğu 140. maddenin kapsamında olan Ninova Ovası’nın durumudur. Geçmişte sorunlar çözülmediği ve bölgenin konumu netleştirilmediği için IŞİD bir gecede bütün bölgeye girip hepimizi sürgün etti. Biz artık aynı durumu yaşamak istemiyoruz ve kendi topraklarımızı kendimiz koruyup idare etmek istiyoruz” dedikten sonra referandumun bu anlamda önemli olduğunu söyledi.

Bugüne kadar ortaya koydukları bütün taleplerin Irak Anayasası’na göre olduğuna da dikkat çeken Hadaya, “Uluslararası hukuka ve Irak Anayasası’na göre referandum bir haktır. Bizler nasıl bir ülke istediğimize ilişkin taleplerimizi ortaya koyduk ve bu talepler doğrultusunda da hakkımızı kullanmaya çalışıyoruz” dedi. Hadaya, Merkezi Hükümetin ve Türkiye, İran gibi komşu ülkelerin referanduma karşı çıkmak yerine, bölgede yaşayan halkların taleplerine saygı göstermeleri gerektiğini de söyledi.

Irak’ın dışında yaşayanların Irak’ı hala tanımadığından da yakınan Bethnahrin Yurtseverler Birliği (HBA) Başkanı Yusuf Yakup Matte, “Irak’ın yaklaşık 20 yıldır yaşadığı sorunlara ilişkin herkesin bir çözüm önerisi var ve bunu dayatmaya çalışıyor. Ama bu önerilerin hiçbirisi de çözüm olmuyor. Çünkü hiç kimse burada yaşayan halkın taleplerini dikkate almıyor. Mesela Ninova Ovası’nın geleceğine ilişkin ortaya konulan çözüm önerilerinin hiçbiri sorunları ortadan kaldırmadı. Çünkü ortaya atılan çözüm önerilerinin çoğu Kürt ve Arapların talepleri doğrultusunda şekillendi. Oysa bölgede yaşayanlar ne Kürt ne de Arap’tır. Bölgede yaşayanlar başta Süryaniler olmak üzere Ezidi, Türkmen ve Şebeklerdir. Dolayısıyla bu halkların işleği ve rızası dikkate alınmadan ortaya konulacak hiçbir çözüm önerisi sorunları ortadan kaldırmayacaktır” dedi.

Referandum konusuna bu temelde yaklaştıklarını söyleyen HBA Başkanı Matte, “Bu bölgede yaşayan en eski halk olarak herkes gibi bizim de taleplerimiz var. Bugüne kadar bu taleplerimizi, KDP dâhil hemen hiç kimse dikkate almadı ve kendi çözümlerini dayattı. Lakin sorunlar bitmedi. Hatta bazı yerlerde daha da arttı. Süryaniler olarak bizler, bu sorunlardan çok çektik. Yüzlerce köyümüz yıkıldı. Sahip olduğumuz birçok değer yağmalandı. En son İŞİD saldırıları nedeniyle topraklarımızdan sürüldük. Şimdi son durumdikkate alınarak ortaya atılacak bir çözüm buradaki sorunları bitirir mi? Elbette bitirmez. Bize göre buradaki sorunu çözebilmek için bölgede yaşayan bütün halkların taleplerinin dikkate alınması gerekir. Bu çerçevede Süryani kurumları olarak bir protokol hazırladık ve hazırladığımız bu protokol çerçevesinde referandum sürecine dâhil olduk” dedi.

Geçmişte uluslararası ve bölgesel güçler tarafından defalarca aldatıldıklarına da dikkat çeken HBA Başkanı, tekrar aynı duruma düşmemek için hem Irak’ta hem de dünyanın başka birçok yerinde çalışma yürüttüklerini söyledi. Yusuf Yakup Matte, “Bugün tekrar aynı sorunlarla karşılaşmayacağımızın, tekrar aldatılmaya çalışamayacağımızın elbette bir garantisi yok. Bunun için bütün adımlarımızı örgütlü ve sağlam atmaya çalışıyoruz” dedikten sonra, Süryanilerin taleplerini içeren protokolün referandum öncesinde ilgili ve yetkili kurumlar tarafından kabul görmesi ve imzalanmasının önemine değindi.

Referandumun yapılmasına ilişkinyapılan tartışmalara da değinen ve “Dünyanın her tarafında bir hak olan burada neden hak olarak kabul edilmiyor?” diye soran Yusuf Yakup Matte, Irak’ta yaşayan Süryanilerin referandumun yapılması yönünde tavır belirlediklerini ve çalışmalarını bu çerçevede yürüttüklerini söyledi.

Irak’ta bulunduğumuz sırada görüştüğümüz herkesin ortaya koyduğu ve içinde Süryanilerin talepleri bulunan protokol ise referandumdan bir gün önce içeriği genişletilerek imzalandı. Kürdistan Bölgesel Yönetimi ve Referandum Komisyonu tarafından imzalanan protokolün genişletilen içeriğine ise Süryanilerin yanına Türkmenler, Ezidiler ve Ermeniler de dâhil edildi.

SABRO gazetesi, S. 68, Ekim 2017