2018 Ocak

Sadzlar

Hazırlayan: Selçuk Sol (SIMSIM) / 19. yüzyılda Karadeniz sahil hattı boyunca Bzıp nehri1 ve civarından başlayarak Hosta2 ve Matsesta3 nehirlerine kadar; kuzeybatıda ise Soçipsta vadisine4 kadar varlıklarını sürdüren “Sadz” (Ciget)5 adıyla bilinen etnografik bir topluluk yaşamaktaydı. Bu topluluğa kendileri ve komşu etnografik gruplar “Asadzua”, Gürcüler “Cig”, “Cik” veya “Ciki”, Ruslar da Gürcü kaynaklarından aldıkları şekli kendi dil yapılarına uygun hale getirerek “Cikhet” veya “Ciget” demişlerdir. Günümüzde de birçok araştırmacı ve yazar bu topluluğun “Asadzua” adını “Sadz” şeklinde ifade etmektedir.

Hazırlayan: Selçuk Sol (SIMSIM)

 

19. yüzyılda Karadeniz sahil hattı boyunca Bzıp nehri1 ve civarından başlayarak Hosta2 ve Matsesta3 nehirlerine kadar; kuzeybatıda ise Soçipsta vadisine4 kadar varlıklarını sürdüren “Sadz” (Ciget)5 adıyla bilinen etnografik bir topluluk yaşamaktaydı.

Bu topluluğa kendileri ve komşu etnografik gruplar “Asadzua”, Gürcüler “Cig”, “Cik” veya “Ciki”, Ruslar da Gürcü kaynaklarından aldıkları şekli kendi dil yapılarına uygun hale getirerek “Cikhet” veya “Ciget” demişlerdir. Günümüzde de birçok araştırmacı ve yazar bu topluluğun “Asadzua” adını “Sadz” şeklinde ifade etmektedir.

Sadzlar bazı kaynaklarda geçen “Haltsıs” adıyla da anılırlar. Bazı araştırmacılar etnik toponim olan “Haltsıs”, “Ahaltsıs”, “Ahalıtsıs”, “Khaltsıs” adının sanki Sadzlar’ın kendilerine verdikleri ikinci “küçük” bir ad olduğuna inanırlar.

S.T. Zvanba, “Cigetlerin” kendilerine “Haltsıs” adını verdiklerini pek kabul etmez. Onların daha umumi adı “Sadz” ve ülkelerine de “Sadzen”6 yani “Sadzlar’ın Ülkesi” denmiş.

Zvanba, zaten onların Abhazlar arasında “Asadzkua”, Gürcüler arasında “Ciket” olarak bilindiklerinin altını çizmiştir”.7

V. Chirikba, “Haltsıs” adının Sadz toprakları içinde bir bölüm olduğunu, o bölgede olanların kendilerini bu şekilde ifade ettiklerini söylemektedir.

Günümüzde varlıklarını Türkiye’de sürdüren Sadz köyleri arasında “Haltsıs” isminin yaygınlığına baktığımızda bazı Sadz köylerinin kendilerini Haltsıs olarak da ifade ettiklerini görebiliyoruz. Harmanlı, Akbalık, Bıçkıdere, Kemaliye, Şükriye gibi Sadz köylerinde yaşlılar kendilerine Sadzuva’nın yanında aynı zamanda Haltsıs dendiğini, kendilerinin de bu tabiri kullandıklarını ifade ediyorlar. Karadere, Kuzuluk gibi Sadz köylerinde ise Haltsıs tanımlamasını kullanan ailelerin varlığı yanında, kullanmayan da birçok aile mevcut.

 

Sadz Toprakları ve Bölümleri

L.İ. Lavrov, Cigetler’in Gagra’dan Soçi’ye kadar alanı kapladığını belirtmektedir.8 Yaşadıkları topraklara da Sadz, Cigetya-Cigeti veya Sadzen denilmektedir.

Sadzlar’ın güneydoğu sınırı Bzıp nehri üzerinden ya da ona çok yakın yerlerden başlarken, batı sınırları ise Matsesta nehri ve Soçi civarından başlıyordu. Matsesta nehri, Hosta nehri ve Soçi civarı bölgeler Ubıhlar9 ile doğal sınırlarını oluştururken; Bzıp nehri, “Büyük Abhazya”10 ile Sadzlar arasındaki doğal sınırı teşkil etmekteydi.11

19. yüzyılda “Büyük Abhazya”, Abhazya’nın hükümdarları olan Çaçbalar’ın kontrolündeki İngur ile Bzıp nehirleri arasındaki alanı kapsamaktaydı. “Küçük Abhazya”12 ise sahil hattı boyunca Bzıp nehrinden Matsesta nehirlerine kadar olan alan ile bölgenin dağlık kesimlerinde yer alan “Madavey”13 topraklarını içine alıyordu.14 Fiilen “Küçük Abhazya” Sadz ve Madaveyler’in kontrolündeydi.

Genelde araştırmacıların hemfikir olduğu, Prenslerin soyadlarına göre isim alan Sadzlar üç bölüme ayrılıyordu. Bunlar, “Arıd” (Hosta ve Mzımta15 nehirleri arasındaki bölge), “Geç” (Mzımta ve Hoşupse16 nehirleri arasındaki bölge), “Tsan” (Hoşupse ve Bzıp nehirleri arasındaki bölge).

19. yüzyılın 30. yıllarında, Prof. A. Norman şunları yazmıştır: “Ciget bölgesi, Soçi nehrine kadar uzanmakta ve üç (temel) esas bölgeye Tsandrıps, Geçrıpş ve Yashrıps17 olarak ayrılmaktaydı”. Şalva İnal-İpa da Sadz bölgesini Tsandrıpş, Geçrıpş ve Yaşhrıpş şeklinde üç bölgeye ayırmıştır.

Bazı yazar ve araştırmacılar ise bu üç prens grubuna dördüncü olarak “Awublaa”18 sülalesinin yaşadığı bölümü de dâhil ediyor. “Awublaa” sülalesi bazı araştırmacılara göre Ubıh, bazı araştırmacılara göre de Sadz kabul edilmektedir.

Bunlara ilaveten beşinci bir grup ise Hosta ile Matsesta nehirleri arasında varlıklarını sürdüren ve ünlü Türk gezgini, coğrafyacı, tarihçi E. Çelebi’nin “Seyahatname”sinde bahsettiği19 “Hamış” topluluğudur. “Hamış” ismi aynı zamanda sürgün öncesi Sadz köyleri listesinde de karşımıza çıkmaktadır. Sürgün sonrası Türkiye’de kurulan Sadz köylerinden biri olan “Kemaliye” için yaşlılar “Hamış” ve “Hosta” tabirlerini kullanırlardı. “Hamış”, Sadzlar içinde bir köyün adı mıdır, yoksa “Tsan”, “Geç” ve “Arıd” örneğinde olduğu gibi belli bölgeyi kontrolünde tutan bir Sadz prensliği midir, açıkçası araştırılması gerekmektedir.

 “Hamış” topluluğunun Ubıh olduğu ile ilgili de birçok yazı ve çalışma mevcuttur. Hosta nehri ile Matsesta nehri arasındaki alanda yaşamlarını sürdüren Hamış üyeleri Ubıhlar ile etnik olmayan sınırı beraber oluşturuyorlardı.

 

Sadzlar’ın Sanigler20 ile Bağlantıları

 Sanigler’i ilk defa Sadzlar’la ilişkilendiren araştırmacı A.N. Dyaçkov Tarasov’dur. Sanigler’in de “Sadzua”, “Sadzen” oldukları tahmin ediliyorsa da, onlar daha sonra Gürcüler tarafından “Cigi” adını almışlar, ülkelerinin adına ise “Cigetiya” denmiştir.21

Z.V. Ançabadze Sanigler’in Sadzlar’ın uzak ataları olduğunu belirtir.22 Z.V. Ançabadze’nin görüşüne göre Sanigler’in Sadzlar’ın ataları olduğu veya Sadzlar’ın Sanigler’in ataları oldukları teorisi, bilim adamlarının büyük çoğunluğu tarafından benimsenmiştir ve bu görüş hakikate en yakın olandır.23

Arrian’ın belirttiğine göre geç orta-çağ döneminden başlayarak Sanigler’in Sadz (Gürcü kaynaklarında Cikler) diye anıldığını belirtir. Z.V. Ançabadze’nin fikrine istinaden, Sanigler ve Sadzlar etnik açıdan akrabadırlar.24

Yine bazı kaynaklarda VIII. yüzyılın sonlarından başlayarak X. yüzyılın sonuna dek “Bizans döneminden” sonra Sanigler’in ülkesi ve onların torunları “Sadzlar” Abhaz krallığında yer alır ve onun bölünmez bir parçasıdır denmektedir. Örneğin Abhaz kralı (X. yy.) III. Georgiy, asi doğu Gürcü feodali Hahua Arşidze’yi sürgüne göndermiştir; gönderdiği yer ise ”Cigetya”dır.25

XIII-XIV. yüzyıllardan başlayarak “Sadzen” Abhaz Krallığı’ndan bağımsız yarı müstakil toprak parçası imiş. Bununla birlikte belirtmek gereken husus Abhazya hükümdarları, tabii ki devamlı onlarla yakinen çeşitli irtibatlarda bulunuyorlarmış; hatta bazıları Cigetya’da kendilerini evlerinde gibi hissediyorlarmış; G.A. Dzidzariya’nın belirttiği üzere, Cigetya’nın siyasi sınırları dışında26 olmasına rağmen; yani Abhaz Krallığı çoğu zaman Abhaz hükümdarlarının topraklarına dâhil olmakta imiş.

Sanig adının Tsan-ba’ya benzerliği de düşündürücüdür. Toponim olarak Tsan-drıps veya Sandrıps yani Tsanlar’ın (San) bölgesi ya da topluluğu anlamına gelir.27 Eski kaynaklarda “Tsandrıps” yerleşim yeri bölgenin siyasi ve dini merkezi yani “Sadzen”in kalbi olarak anılır. Orada aynı adı taşıyan ve 5. yüzyıldan kalma “Tsandrıps” tapınağı bulunmaktadır.

 

Sadzların Etnik Kökeni Üzerine Tartışmalar

Son yıllarda politik nedenlere bağlı olarak bazı çevreler tarafından “Sadzlar’ın” Abhaz, Abazin ortak halkıyla bağlarının olmadığına dair yapay tartışmalar yapılmaktadır. Bu tartışmalara cevaben araştırmacıların Sadzlar ile ilgili söylediklerine bir bakalım.

Karlgof, “Cigetler, Abhaz soyuna aittir” diyerek Abhaz kabul ederken, aynı zamanda onların “Abhaz dilinden uzak bir diyalekt kullanıyorlar” ifadesi bulunmaktadır.

A.N. Dyaçkov Tarasov şöyle yazar: “Cigetler kendilerine- ‘Sadzva’ veya umumi olan ‘Azega’ adını verirler ve aynı Abhaz dilini konuşurlar”.

Ş.D.İnal-İpa, Sadzlar’ı tartışma götürmez şekilde etnik olarak Abhaz grubuna dâhil etmektedir.

Karadeniz sahil hattı komutanı General N.R. Anrep, 1841 yılında kaleme aldığı raporda şöyle yazmıştır: “Sadzlar, bildiğimiz üzere, Abhazca konuşurlar; örf-adetlerinde ise komşuları Ubıhlar’dan daha fazla Abhazlar’a benzerler.”

H.S. Bgajba, Sadzlar’ın yayılmış olduğu topraklardaki toponimler gerçeğine dayanarak şunları yazar: “Bilindiği gibi Sadzlar Abhaz halkına yakın bir boydurlar”.

19. yüzyılda yaşamış olan Gürcü tarihçisi D. Bakradze şöyle yazmıştır: “Abhazlar’la aynı dili Cigetler, Tsebeldinler (Tzabal)28 ve Medozüyler (Madavey) konuşur. Onların örf, adet ve yaşam tarzı aynıdır, yani onlar aynı kökene mensupturlar.”

Günümüzde Sadz topluluğunun büyük bir kısmı Türkiye’de Sakarya, Bartın ve Zonguldak illeri ve ilçelerinde yaşamaktadır. Türkiye’de yirminin üzerinde köy kuran Sadzlar kendilerini tanımlarken “Apsua”29 olarak tanımlamaktadırlar. Sadz köylerinin etrafında bulunan Bzıp ve Abjuva köylerinin mensupları30 da Sadzlar’ı tanımlarken Apsua olarak ifade etmektedirler.

Bazı araştırmacılar “Madavey” olarak bilinen “Ahçıpsı”31, “Aibga”32, “Çuıjaa”33 ve “Pshu”34 topluluklarını “dağlı Sadzlar” olarak kabul ederken, Arıd, Geç ve Tsanba gruplarını “sahil Sadzlar”ı olarak kabul etmektedir. Bu konuda henüz bir fikir birliği yoktur.

Ş.D. İnal-İpa söz konusu toplulukların Abhaz etnik grubuna dâhil olduğu kanaatindedir.35

Madaveyler’in içindeki Çuıjaa grubu dil olarak Sadzlar’a yakın kabul edilmektedir.36 Bazı tarihçiler Çuıjaalar’ı Sadzlar’ın alt kolu olarak kabul ederken, bazıları da sadece dil olarak yakın görür. Ama Çuıjaalar kendilerini Sadz kabul etmezler. Çuıjaa grubu kaynaklarda genellikle “Büyük Madavey” olarak tabir edilen grubun içinde Ahçıpsı ve Aibga toplulukları ile birlikte anılmaktadır. Çuıjaalar bugün Türkiye’de Bilecik iline bağlı “Hasandere”, “Elmabahçe” ve “Künçeğiz” köylerinde yaşamlarını sürdürmektedirler. Kendilerini tanımlarken Sadz grubundan bağımsız Apsua kökenli bir topluluk olarak ifade ederler.

Aibga, Ahçıpsı, Çuıjaa ve “Küçük Abhazya”nın diğer dağlı ve sahil topluluklarını tanımlarken Rus ordusunun askeri keşifçisi F. Tornau, “Abhazlarla aynı kavimden olduklarını, aynı dili konuştuklarını ve ne yaşam tarzı, ne örf-adet olarak farklı olmadıklarını” belirtmiştir.37

Sadzlar’ın “Güney Abazinleri”38 olduğu yönünde de çalışmalar mevcuttur. N.G. Volkova, L.İ. Lavrov ve E.P. Alekseeva gibi yazarlar Sadzlar’ı “Güney Abazinleri” olarak kabul etmektedirler.39

Bu şekilde düşünen yazarların yazılarından bazı bölümler paylaşmak gerekirse;

Sahildeki “Abazin”40 topluluklarının toprakları Gürcü kaynaklarında Ciki, Rus kaynaklarında ise Gürcü kökeninden benimsenmiş olarak Ciget olarak bilinen Gagra’dan Soçi’ye kadar alanı kapsamıştır.41

K. Glavani’nin tanımladığı üzere, Abaza sınırları Karadeniz sahillerine kadar uzanmıştır, burada literatürde güney Abazinler olarak bilinen Kafkas sıradağının güney yamaçlarında bulunan sahil toplulukları söz konusudur.42

Yazılı kaynaklara göre Bzip nehrinden Soçi nehrine kadar, Abhazlarla aynı kavimden, aynı dili konuşan Abazinler ikamet etmektedir. Onlar kendilerini “Abadze”, bazen komşuları tarafından bilinen isimle “Sadz” olarak tanımlamaktadır, zira Abadze oldukça genel isimdir ve Kafkas dağının kuzey tarafında bulunan ve Kuban’a kadar yayılan tüm kavime aittir.43

 

Bölgedeki Halklar ile İlişkileri

F.F Tornau; “Ubıhlar ve Sadzlar yer yer, hemen hemen tek bir halk gibi karışmış olarak yaşıyorlardı” demektedir.

S.T. Zvanba; “Sadzların asıl karışmamış (saf) kitlesi gerçekten Hamış (Hosta) nehrine kadar olan toprakları işgal ediyordu, Hosta-Soçi nehir arası halkı ise, 19 yüzyıl ortasında artık, daha önce de belirtildiği gibi Abhaz (Sadz), Ubıh karışıktı”.

Y. Kovalevski 1867’de şöyle yazıyordu; “Ubıhlar, Psezzuapse ve Şaşe nehirleri arasında yaşıyorlardı. Deniz kıyısında onlar değişik adlar taşıyan Şapsığlar’la ve Abhazlar’la karışık bir topluluk oluşturuyorlardı”.

 

19. Yüzyılda Sadzlar’da Politik Hayat

Sadz Topluluğu politik olarak Merkezi Çaçba Krallığının44 etki alanı dışında bulunmakta “Tsan”, “Arıd” ve “Geç” sülalelerinin prensleri tarafından yönetilmekteydi.

Kuzeybatı komşu akrabaları Ubıh ve Adığe45 halklarıyla politik, sosyo-ekonomik ve kültürel hayat önemli yer tutmaktaydı.

Bölgelerin yakınlığı ve eski bağları nedeniyle etnik sınır ayırımı pek yapılmazmış. Abazalar46, Adığeler ve Ubıhlar yakın ve ortak alanlarda halklar olup, yerine göre iki hatta üç dili birden konuşurlarmış.

Bir dönem Osmanlı Devleti, Sadzlar’ın asilzadelerini merkezi Çaçba sınırları dâhilindeki Abhaz prensleri karşısında kullanmayı politik amaç edinirler. Özellikle 18 ve 19. yüzyıllarda Rus Osmanlı çekişmesi siyasi olarak bazen bu hamleleri gerektiriyordu. Örneğin Sohum47 Paşaları mevkiine, kural olarak Sadz ve Madavey prensleri getirilmekteydi.

19. yüzyıldaki siyasi olaylarda Aslanbey48 Çaçba, 1810 yılında savaşı kaybedip tahttan indirilince bir müddet Cigetya’da gizlenmiştir. Oradan İstanbul’a49 gitmiştir. 1810 ile 1830 yılları arasında Aslanbey tahtı geri almak için attığı tüm adımlarda Sadzlar onun yanında durmuş, destek vermişlerdir. Keleşbeyin Annesi Sadzwa prenseslerinden Arıd-pha Esma Hanım’dı. Aslanbey (Sadz) prensesi Geç-pha idi. Aslanbey de aynı zamanda Sadzlar’ın damadıydı. Başka birçok örnekte bilindiği gibi feodal aileler kendi aralarında politik evlilikler yapıyorlardı.

1839 yılı Temmuz ayında Sadzlar’ın köylerinden biri olan Geçrıpşta’ta politik kararların alındığı bölgesel bir kurultay düzenleniyor ve dokuz idari birim oluşturuluyor.50

Rusların bölgede ağırlığını hissettirmeleriyle prensler veya topluluklar arasında bazen bütünsel, bazen de bireysel politikalar ön plana çıkmış. Ruslara veya Osmanlılara bağlılığı kabul eden asilzadeler olduğu gibi direniş gösteren de çok olmuş.

Çar hükümetinin 1829 Edirne Antlaşması’ndan sonra inşaatına başladığı “Karadeniz sahil hattı” Rus devleti açısından hayati bir öneme sahipti. Bu yüzden 1830 yılının başlarından itibaren Poti’den Anapa’ya kadar olan karayolu bağlantısının tespit edilip inşaatına başlanmıştır. Abhazya sahilinde 1830’lu yıllardan itibaren bölgedeki kaleleri birbirine bağlayan askeri kara yolu inşa edilmiştir. Ruslar, Sadzlar’ın yaşadığı Gagra dar boğazında yaptıkları “Gagra istihkâmı” ve yol çalışmalarıyla Sadzlar’ın Ubıhlar ile ilişkilerini kesip, Abhaz Prensliği’ne yönelik planlarına da engel olmaya çalışmışlardır. Buna karşılık Ubıhlar, Ahçıpsılar, Aibgalar ve Sadzlar birçok defa Ruslar’ın hamlelerine karşılık sıcak çatışmaya girmişlerdir.

Ubıhlar, müttefikleri Ahçıpsı ve Aibgalar ile özellikle 1829 Edirne Antlaşması sonrası oluşan politik ortamda Sadzlar’ı artan Rus tehdidine karşı birçok defa ortak hareket etmeye davet etmişlerdir. Sadzlar’ın onlarla hareket ettikleri gibi etmedikleri zamanlar da olmuştur. Prensler arasında bütünsel bir tavır her zaman sergilenmiyordu.

1864 yılında Kafkas-Rus savaşlarının bitmesiyle Sadzlar’ın tamamına yakını Osmanlı topraklarına sürgün edilmişlerdir.

Resmi verilere göre 1863-1864 yıllarında Osmanlı’ya sürgün edilen Sadz, Ahçıpsı, Pshu ve Aibgalar’ın toplam sayısı 19.515’dir.51 Burada belirtilen 19.515 genel sayısı içinde Sadzların (Ciget) sayısı 12.00052 kişi civarındadır.

Sadzlar 19. yüzyılda o zaman Osmanlı toprağı olan Batum ve Anadolu olmak üzere birçok yere dağıtılmışlardır. Az bir kısmı da Büyük Abhazya içlerine dağılmıştır. Kuzey Kafkasya’da da Abazinlerin içinde Sadz kökenli aileler çoktur.

Sadzlar günümüzde Türkiye’de Zonguldak, Bartın, Sakarya merkez ve Sakarya’nın ilçeleri olan Akyazı, Hendek, Arifiye ve Geyve’de hayatlarını sürdürmektedirler.

Gürcistan sınırlarında kalan Batum’da ise Sadz kökenli Abazalar diğer bazı Madavey kökenliler ile birlikte Ferya, Kveda-Samebay, Kveda-Solbayr ve Urekh köylerinde yaşamaktadırlar. Toplu olarak bunlara Feryalı Abazalar denilmektedir.53

 

19. Yüzyılda Sürgün Öncesi Kafkasya’daki Sadz Köyleri

Bzıp nehri ile Hosta nehri arasında bulunan Sadz köyleri şunlardır: Arıdkıt, Geçrıpş, Tsandrıpş, Yaşxrıps, Bagrıpş, Gagrıpş, Mkialrıpş, Azrapşı, Begava, Hışxa, Hatsız, Hıpatipa, Bıtsıkhra, Çıvaa, Halilkıta, Hışvarıpş, Liyaef, Pşaukha, Beribırkha, Beşaxurkha, Lameyrıpş, Akhtıguarta, Abaaşta, Advexane, Lışıtsxara, Xozrıpş, Arın Dzarısuta, Somxurıpş, Aznagra Vitsa, Xamışa, Yaıskha, Sımayrapş, Khıspaşa, Arzaka, Khekba, Bakışura, Khıpaş-ipa Khalili, Pstakhurka ve Khıskhorupş.

Sadz köylerinin sayısının sürgün öncesinde 70 civarında olduğu söylenmektedir. Henüz mevcut yazılı olan köyler dışında diğerlerinin isimlerine ulaşamadım.

 

Günümüzde Türkiye’deki Sadz Köyleri

Türkiye’de yer alan Sadz kökenli köyler şunlardır: Akbalık (Akyazı-Sakarya), Harmanlı54 (Karapürçek-Sakarya), İrfanisaniye55 (Akyazı-Sakarya), Bıçkıdere56 (Akyazı-Sakarya), Mesudiye (Karapürçek-Sakarya), Kuzuluk57 (Akyazı-Sakarya), Kemaliye58 (Arifiye-Sakarya), Taşburun (Akyazı-Sakarya), Yongalık (Akyazı-Sakarya), Şükriye59 (Erenler-Sakarya), Boğazköy60 (Arifiye-Sakarya), Değirmendere61 (Arifiye-Sakarya), Karadere (Hendek-Sakarya), Kanlıçay (Karapürçek-Sakarya), Yüksel62 (Akyazı-Sakarya), Çaybaşı (Arifiye-Adapazarı), Gebeş63 (Akyazı-Sakarya), Doğançay (Geyve-Sakarya), Tuapsalar64 (Erenler-Sakarya), Yazlık65 (Akyazı-Sakarya), Yukarıihsaniye (Zonguldak-Çaycuma), Aşağıihsaniye (Zonguldak-Çaycuma), Çakrazova (Bartın-Amasra).

 

Kavramlar Üzerine

Günümüzde Abhazya, Abazaşta66 ve Türkiye’de adlandırmalar ile ilgili farklı tanımlamalar yapılabilmektedir. Bir ülkede kullanılan bir tanımlama başka bir ülkede farklı anlamlar içerebilmektedir.

Örneğin Türkiye’de Apsua, Aşuva ve Aşkharuvalar için kullanılan genel tanımlama olan “Abaza”, Abhazya’da ve Abazaşta’da sadece Aşuva ve Aşkharuvalar için kullanılmaktadır. Abhazya ve Abazaşta’da “Abaza” dediğinizde Apsuaları bu tanımlamanın içine sokmazlar. Bu yüzden yazılarda kullandığımız bazı tanımlamalar coğrafyasına göre farklı anlamlara gelebilmekte ve anlam karışıklıklarına sebep olabilmektedir.

Bazı kavramlar da bazı ülkelerde kullanılıp bilinirken, farklı ülkelerde yaşamını sürdüren insanlarımıza bu kavramlar yabancı gelmektedir. Örneğin Rusların terminolojisi ile dilimize giren “Abazin” ve “Abhaz” kavramları da yakın tarihe kadar Türkiye’de çok bilinmiyor ve kullanılmıyordu. Sadece yazılı literatürü takip edenler bu kavramları bilmekteydiler. Özellikle köylerde belli bir yaşın üstündeki insanlara çok yabancı gelen kavramlardı bunlar. Son yirmi yıldır değişen dünya şartları ile birlikte bu kavramlar da Kafkasya dışında kullanılmaya başlandı.

Hangi terminoloji olursa olsun kullandığımız kavramları yazılarımızda doğru, yerinde ve açıklamasını yaparak uyguladığımızda bu tanımlamaların hepsinin kullanılmasının bir mahsuru olmadığına inanıyorum.

Bu sebepten ötürü de yazımın Abhazya ve Abazaşta’da okunması ihtimaline karşılık kavramları ve tanımlamaları bu hassasiyetleri gözeterek oluşturdum. Yazıyı okuduğunuzda göreceksiniz ki hemen hemen tüm kavramları açıklamalarını yaparak yazının içine dağıttım.

 

Kaynaklar:

- Sadzlar Tarihi ve Etnografik Yazılar. Ş.D. İnal-İpa. Moskova. 1995

- Kuzey Kafkasya’nın Etnonimi ve Kavimlerin İsimleri. N.G. Volkova. 1973

- Kafkasya’nın Tarihi ve Etnografyası. L.İ. Lavrov. 1978

- XIX-XX. yy. Başında Abhazya’nın Etnik Durumunun Değişmesi. Ş.D. İnal-İpa. 1990

- G.A. Dzidzarya. F.F. Tornau ve XIX. yy. Kafkasya Belgeleri.

- Abazinlerin Kökeni ve Ortaçağda Yerleşimi. Karaçay-Çerkez Halklarının Etnik Tarihi, C.I, Çerkesk. E.P. Alekseva. 1980

- Abhaz Etnonimi ve XIX. Yüzyılın ilk Yarısında Abhazların Yerleşimi Adlı Makale. Prof. Dr. Timur A. Açugba

- Abhaz Etnografik Etütler. S.T. Zvanba

- Kadim Abhazya Tarihi ve Kültürü. Z.V. Ançabadze

- Türkiye’deki Sadz Köyleri Üzerine Sözlü Tarih Çalışmaları. Selçuk Sımsım. (2002-2008 yılları)

***

1Abhazya’da günümüzde Gudauta sınırlarından Karadeniz’e dökülen akarsuyun adıdır. 19.yüzyılda Bzıp nehri ve civarı Sadz topluluğu ile Büyük Abhazya arasında doğal sınır kabul ediliyordu. Bzıp nehrinin vadisi Bzıp dağları, Gagra dağları ve diğer ana Kafkas Dağları ile çevrilidir.

 2Hosta, Soçi’den güney yönünde 6 deniz mili mesafede, Soçi nehrinden ise güneydoğu yönünde 20 km. mesafede akan nehrin adıdır. Hosta nehrinin yerel adı Hamış’tır. Türkiye’de Sakarya iline bağlı Kemaliye köyünün Abazaca ismi Hosta’dır.

3 Marşan soyadının eski çağlardaki söylenişleri (Mdzı, Mdza, Mda, Mdza, Mtsa, Mzı, Mdavya, Medavey, Madavey) zamanla toponimlere (yer adı) ve hidronimlere (akarsu adı) verilmeye başlanmıştır. Bu adlardan türeyen Matsesta ve Mzımta isimleri günümüzde hem nehrin, hem vadinin, hem de dağ topluluklarının adıdır. Vadiye Apsuvalar Mtsapta diyorlar. Rusça telaffuzu da Matsesta oluyor. Matsesta nehri, Soçi nehri ile Hosta nehrinin arasından Karadeniz’e dökülmektedir.

 4Soçipsta, bugünkü Soçi şehrinin içinden geçtiği, Soçi nehrinin aktığı vadinin adıdır.

 5Sadzlar için Gürcü kaynaklarında Ciki denilmektedir. Ruslar bu adlandırmayı Gürcü kaynaklarından alıp “Ciget” şeklinde ifade etmişlerdir.

 6G.İ. Filipson’a göre “Cigetler kendilerine Sadzen adı verirler”. “Sadzen” sözcüğü, onların kendilerine verdikleri “Asadzua” adından türemiştir, çünkü “n” Abhaz takısıdır ve böylece Sadzlar’ın ülkesi (toprakları) kastedilmektedir.

 7Makalede bu yer tam şöyle tarif edilir. Pshu ve Abhazya’nın kuzeybatısında kendini “Haltses” diye tanıtan bir halk yaşar. Abhazlar onlara “Asadzkua” adı verir, Gürcüler ise “Ciket”. Onların diyarı Abhazlar’da “Sadzen” olarak anılır. (Zvanba S.T.-Abhaz Etnografik Etütleri. s.6.)

8 L.İ. Lavrov. Kafkasya’nın Tarihi ve Etnografyası, L., 1978, s.44

 9Abhaz-Abazin ve Adığe halklarıyla aynı ortak kökten geldiği bilinen “Ubıhlar” 19. yüzyılda Kafkasya’da Şakhe (Sahe), Şaçe (Soçi) ve Hosta nehirleri ile bunların arasında akan diğer küçük çayların bulunduğu yörede yerleşik yaşıyorlardı. Ubıh toprakları üç bölüme ve üç topluluğa ayrılıyordu. Bunlar; “Şaşe”, “Vubıkh” ve “Vordane” topluluklarıydı. Ubıhlar’ın doğu sınırlarında Sadz, Çüıjaa ve Ahçıpsa grupları; kuzeydoğusunda Abzehler; batı ve kuzeyde ise Şapsığ ve Hakuç grupları yerleşikti. 19. yüzyılda Abhazlar, Ubıhları oturdukları bölgenin ve topluluğun adıyla adlandırıyorlardı. Abhazlar aynı zamanda Sadzlar ile komşu ve etnik sınırı olmayan iç içe yaşayan bölgedeki halklara “A-zukh” ya da “Azakhua” diyorlardı. Abhazlar, Ubıh ismini 19. yüzyılda kullanmazlardı.“Ubıh” ismi Adığeler tarafından onlara verilen isimdir. Onlar kendilerine “Duıkhı”, “T’uakhe” veya “Tuahı” diyorlardı. Ubıhlar’ın doğu sınırlarında yaşayan Saçe topluluğu Sadz, Ahçıpsı ve Çüıjaa toplulukları ile komşuydu. Bölgedeki halklar ortak bir yaşam formunu paylaşıyorlardı ve bölgenin çok dilli olduğu ifade ediliyordu. Bölgede iki, hatta yerine göre bazı yerlerde üç dil konuşuluyordu. Kafkas-Rus savaşlarının bitmesiyle Ubıhlar’ın tamamı Kafkasya’dan sürülmüştür. Günümüzde Ubıh dilini konuşan kalmamıştır. Ubıhlar’ın “Şaçe” topluğundan birçok aileyi Sadz ve Ahçıpsı ailelerinin içinde görebiliyoruz. Bugün Türkiye’de uygulanmasına devam edilen bir araştırmada Ubıh ile Abhaz-Abazin ortak sülaleleri arasında seksenin üzerinde ortak aile tespit edilmiştir. Araştırma devam etmektedir. Bugün bilinen birçok Abhaz-Abazin ailesinin kökeni Ubıh iken, aynı zamanda Ubıh olarak bilinen birçok ailenin kökeni de Abhaz-Abazin halkına dayanmaktadır.

 10İngur nehri ile Bzıp nehri arasındaki bölgenin siyasi tanımlaması.

 11S.T. Zvanba, Abhaz Etnografik Etütler. s.5.

12 “Küçük Abhazya” tanımlaması iki bölge için kullanılmaktaydı. Sadz ve Madaveylerin toprakları için bu ifade birçok belgede kullanılıyorken, Abazinlerin yaşadıkları bölge içinde bu tanımlama sıklıkla belgelerde yer alıyordu.

13“Madavey” isminin kökeni Mdzı/Mda/Mdza/Mzı/Mdzım isimlerinden gelmektedir. Bazı ailelerin soyadının eski çağlardaki ilk şekli olduğu söylenebilir. Daha sonraları Mdavya/Medavey/Medaveey/Madavey şeklinde söylenmeye başlanan bu isimler daha çok Pshu, Aibga, Ahçıpsı ve Çüıjaa etnografik topluluklarında bazı ailelere verilen ismin değişik ifade ediliş biçimleriydi. Ahçıpsı, Aibga ve Çuıjaa grupları için büyük Madavey; Pshu grubu için küçük Madavey tabiri kullanılırdı.

 14Prof. Dr. Timur. A. Açugba “Abhaz Etnonimi ve XIX. Yüzyılın İlk Yarısında Abhazlar’ın Yerleşimi” adlı makale.

15 Marşan soyadının ilk çağlardaki söylenişleri olan Mdzı, Mdza, Mda, Mdza, Mtsa, Mzı, Mdavya, Medavey, Madavey isimlerinden türeyen “Mzımta” günümüzde hem nehrin, hem vadinin ismidir. Mzımta nehri Hosta nehrinin doğusundan Karadeniz’e dökülüyorken, yüksek vadiden akan kısmı Kbadaa civarından geçmektedir.

 16Hoşupse, Abhazya’nın Tsandrıpş bölgesindeki nehrin adı.

 17Yaşhrıps Arıd bölgesinin diğer bir adı.

18Awublaalar ile ilgili Apsualar arasında çok önemsenen, sınıflar üstü kutsal bir aile olduğu ile ilgili çok fazla inanış mevcuttur. Aile ile ilgili Apsua folklorunda birçok şarkı, masal, hikâye ve şiirler bulunmaktadır. Sakarya Hendek civarında yaşayan Awublaalar kendilerini Apsua olarak ifade etmektedir. 19. yüzyılda Ubıhlar’ın Saşe grubu ile Sadzlar’ın batı kolu çok yakın ve iç içe yaşam sürdürdüklerinden Ubıh veya Apsua olduğu ile ilgili birçok farklı teori bulunmaktadır. Birçok araştırmacı ve halk bilimci onları Ubıh, birçoğu da Sadz kabul etmektedir. Bazı araştırmacılar da Ubıhları ayrı bir halk değil, Adığelerin kabilelerinden biri saydıkları için onları Adığe kabul etmektedirler.

 19Evliya Çelebi, a.g.e, s.50

 20“Sanigler”, Kolhida kültürünü oluşturan topluluklardan “Geniohların” devamı kabul edilen dört (Sanig, Abasg, Apsil, Misimyan) etnik gruptan biridir.

 21Dyaçkov-Tarasov A.N. Gagra ve Onun Çevresi. Zkrojkgo. XXIV. Kitap; Tiflis, 1903. s.43

 22Z.V. Ançabadze, Ortaçağ Abhazya Tarihinden, Sohum, 1959. s.206; Kadim Abhazya Tarihi ve Kültürü. M. 1964. s.169-176; İnal-İpa Ş., Abhazlar, Sohum 1965. s.97

 23Z.V. Ançabadze, Kadim Abhazya Tarihi ve Kültürü. s.169-173, 176

 24G.A. Melikişvili, Kaşkların Etnik Menşeine Dair, Mimomhilveli, Tiflis. 1953, III. s.122

 25G.A. Amıçba, Abhazya ve Abhazlar. s.68

 26S.T. Zvanba. Abhaz Etnografik Etüdler. Sohum. 1982. s.86

 27H.S. Bgajba. Abhaz Dilinin Bzıp Lehçesi. Tiflis. 1964. s.283

 28“Tzabal”, Abhazya’da Kudrı (Kodor) Irmağı ve vadisi boyunca Kafkas Dağları’nın güneybatı kısmında yaşayan etnografik grubun adıdır.

 29“Apsua”, Abhazların kendilerine verdikleri isimdir. Abhazya’daki halk kendilerine “Apsua”, vatanlarına da “Apsnı” derler.

 30Bzıp nehri ile Gumısta nehirleri arasında yaşayan etnografik topluluğa “Bzıp grubu” denmektedir. Kudrı nehri ile Ahurey nehirleri arasında yaşayan etnografik topluluğa ise “Abjuva grubu” denilmektedir. Yazıda bahsedilen Bzıp ve Abjuva köyleri mensupları Sakarya, Akyazı, Hendek ve Düzce civarındaki köylerde yaşamaktadır.

31“Ahçıpsı” topluluğu Mzımta nehri üst taraflarında yaşamaktaydı. Günümüzde Krasnaya-Polyana olarak bilinen gerçek Abazaca ismi “Gubaa-dü” olan yerler ve civarlarında Ahçıpsı halkı yaşamaktaydı. Büyük Madavey grubunu Aibga ve Çuıjaalar ile birlikte oluşturmaktaydı. 19. yüzyılda Ubıhlar ile politik ve askeri birliktelikleri vardı.

 32“Aibga” topluluğu, Psow ile Bzıp nehirleri arasında yaşamaktaydı. Ahçıpsı ve Çuıjaalar ile birlikte büyük Madavey’i oluşturuyorlardı. Ahçıpsı grubu gibi 19. yüzyılda Ubıhlar ile politik ve askeri dayanışma içindeydiler.

 33“Çuıjaa” topluluğu Mzımta nehri üst sol kanadı ile Matsesta nehirleri arasında yaşamaktaydı. Ahçıpsı ve Aibga grupları ile beraber Büyük Madavey tanımlamasının içinde yer alır. Kafkasya’da Çuıjaa grubu kalmamıştır. Türkiye’de Bilecik civarında üç köyde yaşamaktadırlar.

 34Pshu” etnografik topluluğu yukarı Bzıp nehri vadisinin, nehrin her iki tarafında ve sağ tarafından ona karışan Bevsa nehri boyunca yaşıyorlardı. Küçük Madavey olarak adlandırılmaktadırlar. 19. yüzyılda genelde politik ve askeri olarak Büyük Madavey grubu üyeleri ile ortak hareket ediyorlardı.

35 Ş.D. İnal-İpa. XIX-XX. yy başında Abhazya’nın etnik durumunun değişmesi. SE, 1990, № 1, s.44

 36Şimdiki Abhazya Dışişleri Bakanı ve aynı zamanda dil bilimci olan V. Chirikba’nın Sadz ve Çuıjaalar’ın dil bakımından yakınlığı ile ilgili makalesi bulunmaktadır.

 37G.A. Dzidzarya. - F.F. Tornau ve XIX. yy Kafkasya belgeleri, s.105

 38“Abazin”, Rusların Karaçay-şÇerkes Cumhuriyeti’nde yaşayan Aşuva ve Aşkharuva Abazalara verdiği ortak isimdir. “Güney Abazin” ismi ise bazı yazarlar tarafından kullanılan Sadz, Mdövey gruplarına verdikleri ortak addır.

39Abazinler için Kabardeyler’in “Bashağ” tanımlaması literatürde asıl Abazinlerin “Abazg” kökenli oldukları yönündeki tezin temelini oluşturmuştur. Prof. L.İ. Lavrov 1946’da Aşkaruvaların atalarının tahminen Gagra’dan Adler’e veya Matsesta’ya kadar alanda, Tapantların ise ileride kuzeybatıda yaşadıklarını belirtmiştir. Bu tezi paylaşan E.P. Alekseeva Abazinlerin Karadeniz’in doğu sahilinde 1864 yılında Osmanlı İmparatorluğuna tahliye edilene kadar yaşadıklarını belirtmektedir. L.İ. Lavrov’un ifadelerine istinaden Sanigler ve Abazglar Abazinlerin, Apsiller de Abhazların atalarıdır. Lavrov’un aksine birçok yazar ve genel görüş buna karşı çıkmaktadır. Bu konu hakkında da net bir şey söylemek zordur ama geçerliliği tartışmaya ve araştırmaya açık bir konudur.

 40Abazin, Rusların Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti’nde yaşayan Aşuwa ve Aşkaruva Abazalara verdiği ortak isimdir.

 41L.İ. Lavrov. Kafkasya’nın Tarihi ve Etnografyası, L., 1978, s.44

 42N.G. Volkova. Kuzey Kafkasya’nın Etnonimi ve Kavimlerin İsimleri, M., 1973, s.55

 43CGVİA f.CUA, b,5, № 18510. Bzıb’dan Saşe nehrine kadar Karadeniz’in doğu sahilinin tanımlaması, s.3

 4419.Yüzyılda Bzıp nehri ile İngur nehri arasındaki Büyük Abhazya Krallığı’nın hanedanlığı Çaçba sülalesi idaresindeydi.

 45“Adığeler”, Abhaz-Abazin ve Ubıh halklarıyla aynı kökten gelen Kafkasya’nın en eski otokton halklarındandır. 14. yy. haritalarında kuzeyde Don sınırı (18. yy. da sınır savaşları nedeniyle Kuban ırmağına kadar geriliyor), doğuda Dağıstan ve Çeçenistan, batıda Karadeniz (Ubıh, Sadz, Ahçıpsı, Aibga, Çuıjaa, vd.), Azak Denizi ve Kırım, güneydoğuda ise Osetya ve Gürcistan ile sınırları vardı. Adığeler, bu coğrafyada kendi bünyelerindeki yirmiden fazla etnografik gruptan (kabile, boy, vd.) oluşmaktaydı. Günümüzde Kafkasya’da Adıgey Cumhuriyeti, Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti, Kıyı Boyu Şapsığ ve Kabardey-Balkar Cumhuriyeti topraklarında Adığe halkı yaşamaktadır. 19. yüzyıl ve öncesindeki Kafkas-Rus savaşlarında yirmiden fazla olarak bilinen Adığelerin etnografik grupları savaş nedeniyle günümüzde on ile onbeş civarına kadar düşmüştür. Bazıları yok olmuş, bazıları artık sadece sülale olarak bilinmektedir. Bunlardan günümüzde tespit edilebilenler şunlardır; Natukhay, Şapsığ, Abdzax, Bjedugh, Çemguy (Ruslar bu boya Temirgoy diyor), Hatukay, Mekhosh, Besleney, Kabardey, Jane (sülaleye dönüşmüştür), Adımey (sülaleye dönüşmüştür), Xechaç (sülaleye dönüşmüştür), Mamxıgh (sülaleye dönüşmüştür), Hakuç (sülaleye dönüşmüştür), Yecerukay (sülaleye dönüşmüştür). 19. yy. da gerçekleşen Kafkas-Rus savaşları neticesinde Adığe halkının yüzde sekseni vatanlarından sürülmüştür. Günümüzde Kafkasya’nın haricinde Türkiye, Suriye, İsrail, Ürdün, Irak, Avrupa ve Amerika’da yaşamlarını sürdürmektedirler. Adığe kelimesi ile eş anlamlı “Çerkes” tanımlamasını kullanan birçok araştırmacı, yazar ve grup mevcuttur. Bu kavramı sadece Adığelere indirgemeyen de birçok yazar, grup ve araştırmacı mevcuttur.

 46Türkiye’de kullanılan şekliyle Apsua, Aşuva ve Aşkharuvalar’ın ortak adı “Abaza” olarak geçmektedir.

 47Yerel ismi “Akua” olan Sohum şehri Abhazya’nın başkenti durumundadır.

48 Keleşbey Çaçba’nın oğullarından biridir. Rus ve Megrel kaynaklarında Keleşbey’i öldüren baba katili olarak geçmektedir. Araştırmacılar Keleşbey hadisesinde masum olduğuna dair ipuçları göstermektedirler. 1809 yılında Ruslar’a itaat etme talebi reddedilen Arslanbey sonraki dönemde Osmanlı siyasetinin önemli figürü haline gelir. 1810 ile 1830 yılları arasında iktidarı tekrar alabilmek için birçok defa isyan girişiminde bulunur. Yaşadığı dönemde halk desteği yüksek olan Arslanbey, Seferbey haricindeki kardeşleri tarafından da desteklenmiştir.

 49Bizim Abhazya’da Kök Salmamız // KS. Tiflis, 1889. s.139

 50Çerkes-Vubıhlar. Soçi’nin İnsanları. Sefer. E. Berzeg. Ankara 2013

 51Bezhan Khorava, a.g.e, s.109.

52 A.V. Fedaev. Abhazya Tarihi, Sohum 1934, s.167

 53Aydgılara (Dayanışma) Gazetesi, sayı l, Eylül 1989. Timur Açugba

54 Köyün Abazaca ismi Tsıxınıra’dır.

55 İrfanisaniye köyünde Bzıp kökenli ve Sadz kökenli aileler mevcut. Köyün Abazaca adı Psırdzkha’dır.

 56Arıdlar’ın kurduğu köyün Kahaber, Ilbats, Adzıh ve Bijyok Abazaca adlarıyla dört mahallesi vardır.

 57Geçbalar’ın kurduğu bir köydür.

58 Köyün Abazaca iki adı vardır. Biri Xamışa, diğeri Hosta’dır.

 59Şükriye köyüne eskiden yaşlılar Dağlaca diyorlardı.

 60Boğazköy; Sadz, Ubıh karışık bir köydür.

61Köyün Abazaca adı Gagra’dır. Eskiden sadece Abazalar otururken şimdi çok az Abaza yerleşkesi kalmıştır.

62Çok az Abaza ailesi kalmıştır.

 63Bzıp ile Sadz kökenli aileler karışık yaşamaktadır.

64 Abazaca adı Tuapse’dir.

65Yazlık, eskiden Bıçkıdere ile Taşburun arasında bir Abaza yerleşkesi idi. Ama günümüzde Abaza kalmamıştır.

 66Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti’nde yaşayan Aşuva ve Aşkaruva halkının yaşadığı bölgeye yerel isimlendirme olarak “Abazaşta” denilmektedir.