Image
2020 Nisan

Teslim olmayacağız!

Anayasa “Toplumsal Sözleşme”dir. Ülke vatandaşlarının temel hak ve özgürlüklerini tanımlar ve güvence altına alır.

Putin'in anayasası: “Rusya Federasyonu topraklarında, devlet kurucu halkın dili olan Rusça devlet dilidir. Rus halkı devlet kurucu bir halk olduğu gibi, Rusya Federasyonu’nun ortak hukuka sahip halklarının çok milletli ittifakına dahildir.”

Anayasa “Toplumsal Sözleşme”dir. Ülke vatandaşlarının temel hak ve özgürlüklerini tanımlar ve güvence altına alır. Bu anlamda, toplumun her kesiminin görüşlerini karşılar olması ön koşullardan biridir. Yani anayasayı, bir ülkede yaşayan herkes yapmalıdır. Bu anlamıyla sürecin ve yöntemin katılımcı olması önemlidir. Özellikle farklı kimliklerin – inançların etkin katılımının sağlanması önemlidir. Demokratik ve kapsayıcı olması güvence yaratır, aidiyet duygusunu arttırır.

Demokratik, özgürlükçü, eşitlikçi, evrensel insan haklarına uyumlu bir anayasa da ancak böyle yapılabilir.

Daha önce yapılan değişiklikle, anadili ile eğitim uygulaması kaldırılmış, devlet dili olarak cumhuriyet anayasalarında yer alan anadilleri seçmeli ders statüsüne indirilmişti. “İstediğiniz kadar özgür olabilirsiniz” diyen Yeltsin’in Rusyasından, “Merkezin istediği kadar özgür olabilirsiniz” diyen Putin’in Rusyasında, adım adım yok edilen haklardan biri ve önemlisiydi bu.

Şimdi son darbe indiriliyor. Hazırlanan anayasa taslağı, devlet prosedürünü takiben halkoylamasına sunulacak.

Irkçı anayasa

Taslak anayasanın maddelerinden biri; “RF topraklarında, devlet kurucu halkın dili olan Rusça devlet dilidir. Rus halkı devlet kurucu bir halk olduğu gibi, RF’nin ortak hukuka sahip halklarının çok milletli ittifakına dahildir.”

Bunun Rus olmayanlar için ölüm ilanı olduğu ortadadır. Federasyonu oluşturan onlarca halkın anadilleri, resmi dil/devlet dili olmaktan çok net bir şekilde çıkarılmakta, Rusça tek devlet dili olarak anayasada yerini almaktadır.

“Kurucu halk” tanımı ile bir dönem Türkiye’de de tartışmaya açılan, bizlere tanıdık gelen “asli unsur” konusu netleştirilmektedir; Ruslar kurucudur. Diğerleri aslında yoktur, Rus olmayı kabul etmek durumundadırlar. Rus kimliği ve Rusça tahakkümü ile ırkçı bir anayasa taslağı oylanacaktır. Küfürle anılan Sovyetler Birliği (SB) anayasasında, bütün halklar kurucu unsurdur. SB’nin dağılması sonrası kurulan RF’nin anayasasına göre de böyledir.

Zorlaştırılan vatandaşlık, federe cumhuriyet başkanlarının atama yolu ile gelmesi ve cumhuriyetlerini oluşturan kalkın anadilini bilme şartının kaldırılması gibi adım adım budanan haklar… Ve şimdi ırkçı anayasa ile taçlandırılan Rus ve Rusça tahakkümü.

Jıneps

Kazanılmış haklara darbe

Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya Federasyonu Anayasası’nda değişiklik yapılmasına ilişkin düzenlenecek referandum için gereken kararnameyi imzaladı.

Kremlin’den yayımlanan kararnameye göre, referandumda yeni anayasa değişikliği taslak metni yüzde 50’nin üzerinde kabul oyu alırsa yürürlüğe girecek.

Anayasa değişikliğine ilişkin yasa tasarısı; Rusya’nın kurucu milletleri statüsünde, federal bölgelerin konumunda, bakanlar kurulunun üyeleri ve devlet yetkililerinin statüsünde, parlamentonun yetkisinde ve Rus dilinin kullanımında değişiklikler olacak. Tasarının kabul edilmesiyle devlet başkanı Putin’e yeniden devlet başkanı olarak seçilme yolu açılıyor.

Putin, geçmişteki iki dönem görev süresini sıfırlayan tasarıyla anayasa gereği üçüncü dönem yasağına rağmen yeniden devlet başkanı adayı olabilecek. 2024’teki seçimde aday olmasına imkân sağlayan tasarı sayesinde Putin’in 2036’ya kadar devlet başkanı olarak kalması mümkün olabilecek.

Halkın, tasarıyı “Putin’in görev süresini uzatma” olarak gördüğü ve sonucun da olumlu olacağı tahmin ediliyor. Bunun anlamı açık: Rusya’nın gelecek 15 yılı “üst aklın” kurgusuna uygun biçimde “tek adam” idaresi altında geçecek.

Primus inter pares

Rusya Federasyonu içerisindeki Rus olmayan halkların haklarının yok edilme süreci olarak tanımlanan yeni anayasa değişikliği taslağında, Ruslara “devlet kurucu halk” statüsü veriliyor. Yani Rus halkının ‘primus inter pares’ (eşitler arasında birinci) olduğu vurgulanıyor. Ruslar, diğer halkların ortak hukukuna dahil olmakla birlikte, dillerinin devlet dili olması hasebiyle bu ittifakın üstün ve egemen idarecisi haline geliyor.