Image
2017 Kasım

Yayınlardan Seçmeler- Kasım 2017

Hazırlayan: Yaşar Güven

Süreli Yayınlarımız - 19-1

Eylül ve ekim aylarında yer verdiğimiz Kamçı gazetesinden sonra tarih sıralamasına göre “Bilim ve Kültür Dergisi” ile “Nartların Sesi” dergilerini konu etmemiz gerekiyor. Ancak arşivimde her iki derginin de sayıları yok. Yayınlara dair bilgi aktaran kaynaklardan da sadece Sefer E. Berzeg’in “Kafkasya Bibliyografyası” (2004 - Çivi yazıları) kitabında bilgi bulabildim. Olduğu gibi aktarıyorum. Bu arada yineleyeyim, süreli yayınlar kapsamında dergi ve gazeteler ilgi alanım, bültenler daha sonra.

 

-Bilim ve Kültür Dergisi (1971-72)

Kafkas Türkleri Yardımlaşma Derneği’nin organı olarak Düzce’de yayınlanan “aylık popüler dergi” (32 s.). Dernek adına sahibi: Necdet Aksoy. Sorumlu müdürü: Tarık Acaroğlu. Teknik editör ve Yazı işleri yönetmeni: Cengiz Demirtaş. Belirli bir yazı kadrosu bulunmayan dergi, on sayı kadar çıktıktan sonra 1972 yılı içinde yayınına son vermiştir.

-Nartların Sesi (1972-76)

Ankara’da Kuzey Kafkasya Kültür Derneği’nin Gençlik Kolu tarafından ofset teksir yöntemiyle yayınlanan dergi (16-52 sayfa). Başlıca yazarları: Necdet Hatam, Özdemir Özbay, Keramettin Bezeroko, Şamil Jane, Feridun Kurnaz, Yunus Blengaps, Şerafettin Dönmez (Bezeroko), Sefer E. Berzeg (Alhas Fidarok), Memduh Ceylan.

Kafkasya ve Kafkas diasporasına yönelik araştırma, çeviri, yazı, şiir ve karikatürlerin yer aldığı dergi, Aralık 1976’da çıkan 18. sayısından sonra yayına son vermiştir

 

Dergilerin özellikle ilk sayılarına ulaşabilmek için uğraşıyorum, yanı sıra sahaf araştırmalarını da sürdürüyorum. Elinde olup kopya almak üzere emaneten ulaştıracak olanlara peşinen teşekkür ederim.

 

Yamçı

Bu durumda konumuz Yamçı dergisi.

Sefer Berzeg ve Süleyman Yançatoral’a bırakalım sözü:

Sefer E. Berzeg - Kafkasya Bibliyografyası (2004 - Çivi yazıları)

 

Yamçı (1975-77)

Ankara’da yayınlanan “sosyo-kültürel aylık dergi”. Kafkasyalı bir grup adına sahibi ve sorumlu yönetmeni: Fahri Huvaj. Başlıca yazarları: Nart Savsur (Süleyman Yançatoral), Yenemıko Mevlüt, Nihat Bidanuk, Necdet Hatam, Hatko Guşan, Hapae Erhan Şahin, Yabğeko A., Kaseyko A., Açmız N., Faruk Cimok, Karden Düriye, Aşamba Mümtaz, Bıj Mehmet, Çureyko Ali, Yismel Özdemir, Kuşmez Hajmet, Feridun Kurnaz, Çetav İbrahim, Zeki Görgü. Yayınladığı Kafkas dillerine ait alfabeler ve edebi metinler, yer verdiği özgün edebi yazı ve şiirler nedeniyle değer taşıyan dergi, son on sayısı bir arada (560 sayfa) olmak üzere 16 sayı (gerçekte 7 sayı) yayınlanmıştır (48 s.).

 

Süleyman Yançatoral - Kuzey Kafkasya’ya İlişkin Süreli Yayınlar (1950-1980) - Kafdağı Dergisi (1987)

 

YAMÇI

Yok oluşun kucağına itildiği

büyük göçten bu yana

içinde bulunduğu

yaşam kavgasının yüz on birinci yılında

egemen güçlerin

çeşitli baskılarla şartlandırdığı

sosyo-ekonomi, kültür ve özgürlük gibi

temel haklarını yitirmiş

dünya halklarından

Çerkes Halkı’nın;

düşünce karmaşıklığından

ve bireysel küçük çıkar hesaplarından sıyrılarak,

çağımız koşullarına uygun biçimde

“kendi topraklarında

kendi kaderini kendi tayin eden bir toplum”

olma yolundaki çabasına

 katkıda bulunan tüm Çerkeslerin

anılarına saygıyla...

Şiirsel bir anlatım ve tespitiyle yayın yaşamına Kasım 1975’te Ankara’da başlayan YAMÇI dergisinin sahibi ve sorumlu yönetmeni Fahri Huvaj’dır. Ayda bir yayınlanan dergi, sosyo-kültürel amaçlıdır. Derginin başlıca yazarları şunlardır: Nart Savsur, Hatam N., Yismeyl Ö., Kardan D., Dzıbe N., Nihat Bidanuk, Çureyko A., Yenemıko M., Yabgeko A., Hatko Guşan, Kheseyko, Açmız Nihat, Aşamba Mümtaz, Nevzat Özbay, Çetaw İ., P. Feridun Kurnaz, Hapae E. vb…

Son on sayısı bir arada olmak üzere on altı sayı yayınlanabilmiştir. Derginin çıkış amacı “Başlarken” ve “Okuyucuya” başlıklı yazılarda şu şekilde açıklanır:

“Yüz on bir yıl önce daha iyiye yönelik yeni umutlarla başlayan muhaceret, kısa sürede yalnızca bu umutları değil, aynı zamanda ulusal yaşam umutlarını da tehdit eden aleyhteki koşullarla belirginleşmiş, giderek ulusal ölüm kaygılarımızı vurgulayan acı gerçeklerle onulmaz bir yara ve karmaşık bir sorunlar bütünü biçimini almıştır.

Bu durum toplumun çeşitli kesimlerinde ölüm kalım kaygılarını yaygınlaştırmış ve bir seri önleme tedbirlerini de birlikte getirmiştir. ‘Tedbirlerden biri de muhacerette, geçmişi aydınlatacak, geleceği örgütleyecek kadroların oluşmasını sağlamaya yönelik’ yayın çalışmalarıdır.

Son on beş yıl içinde Adige ulusunun muhacerette yaşayan kesiminin gösterdiği uyanışın ve ulusal haklara duyulan özlemlerin dile getirilmesinde yayın çalışmalarının önemi yadsınamaz. YAMÇI bu gereksinmeden doymuştur. YAMÇI toplumsal sorunlarımızı sorun edinen ve ulusumuzun uğradığı haksızlıklardan acı duyan, layık olduğumuz yarına ‘KENDİ TOPRAKLARINDA KENDİ KADERİNİ TAYİN EDEN’ bir toplum olma amacına içtenlikle bağlanan tüm soydaşlarımızın her türlü çalışmalarına, eleştirilerine açık olmayı ilke olarak benimsemiş olup, toplumun ilgisi ve beğenisi ölçüsünde yaşayacak ve gelişecektir.” (Sayı: 1, Sayfa: 3-5).

Derginin K. Kafkasyalıların toplumsal konumları üzerinde yapmış olduğu tespitler ve önerdiği politik çözümler incelendiğinde, 1970 yılında yayınlanan KAMÇI gazetesinin yayın çizgisinin izlendiği söylenebilir. Derginin hemen tüm sayılarında K. Kafkasyalıların toplumsal sorunlarının çözümü doğrultusunda çeşitli makalelerin yanı sıra yok oluşu dile getiren içerikli şiir ve hikâyelere yer verildiği görülmüştür. Ayrıca K. Kafkasyalı şair ve yazarların eserlerini tanıtım çalışmalarına yoğun bir şekilde yer verilmiş ve K. Kafkasya gezi izlenimleriyle tanıtılmaya çalışılmıştır.

YAMÇI dergisinin diğer süreli yayınlardan farklı en önemli yanlarından biri, K. Kafkasyalıların toplumsal sorunlarına radikal bir görüşle yaklaşmasıdır. Bu yaklaşımı hemen tüm yazılarında görmek mümkündür.

Derginin K. Kafkasyalıların muhaceret kesiminin çeşitli sorunlarının çözümü doğrultusunda gündeme getirdiği öneriler, toplumun değişik kesimlerinde yoğun bir şekilde tartışılmıştır.

YAMÇI dergisinin diğer süreli yayınlardan farklı bir başka özelliği ise kendi görüşlerine karşı yapılan eleştirilere de sayfalarında yer vermesi, karşı görüşlere de demokratik bir hoşgörü anlayışı çerçevesindeki somut yaklaşımıdır. Böylece dergi, salt kendi görüş ve düşüncelerini kitlelere ulaştırma aracı olmakla kalmamış, aynı zamanda farklı görüşlere de açık bulunan somut bir demokratik tartışma platformu oluşturmaya çalışmıştır.

Derginin temel görüş ve tespitleri şu şekilde özetlenebilir:

a) Topraklarından koparılıp dağıtıldığı günden bu yana var olan ulusal-tarihsel eşitsizliklere, uygulanan kendine yabancılaştırma politikalarına rağmen, K. Kafkasyalılar tamamen yok edilememişlerdir.

b) K. Kafkasyalılar, bugün de kendi sosyal ve ulusal sorunlarına sahip çıkabilecek bir potansiyele sahiptir.

c) Anavatan K. Kafkasya ile olan ilişkileri bozucu, kesintiye uğratıcı her türlü katı, dogmatik davranışlardan kaçınılarak, orada oluşan kültür birikiminin muhacerete aktarılması doğrultusunda çalışmalar yapılmalıdır.

d) Kuzey Kafkasyalıların çeşitli sorunları ve çözüm önerileri somut olarak demokratik tartışma ortamına getirilmelidir.

e) Ulusal kültür birikimini artırıcı çalışmalar yoğunlaştırılmalıdır.

Kuzey Kafkasyalıların, gelişen düşün ortamında, bir bakıma yeniden dirilişinin sözcüsü durumundaki derginin en önemli katkılarından biri de Kafkasya dillerinde birer alfabe ile Çerkesçe yazılmış örnek metinler, şiirler yayınlamış olmasıdır.

Derginin diğerlerinden farklı bir başka özelliği de, K. Kafkasyalıların toplumsal ve kültürel yapısı, sorunları ve çözüm yolları konularında özgün yazılarının yoğunluğudur. Bu yazılarda genellikle K. Kafkasyalıların siyasal ve toplumsal sorunlarının çözümüne yönelik tespitler, düşünsel analiz ve sentezler yapılmaya çalışılmıştır.

K. Kafkasyalıların çeşitli sorunlarını demokratik tartışma ortamına getirmesi yanında dergi, ulusal kültür birikimi sağlamaya katkıda bulunabilecek çeviri, inceleme, vb. yazılarla fikir, sanat ve edebiyat ürünlerini de yayımlamıştır. Yüzyıldan fazla bir süredir kopuk olan Anavatanla ilişkileri yumuşatıcı ve geliştirici bir tutum içinde olmuştur. Özellikle soğuk savaş dönemlerinden kalma katı ve dogmatik yaklaşımlardan uzak durmaya, gerçekçi yaklaşımlar ve yeni bilgiler ön plana çıkarılmaya çalışılmıştır.

K. Kafkasyalıların toplumsal gelişiminde önemli katkıları bulunan dergi, Şubat 1978 tarihinde yayın yaşamından çekilmiştir.

Bu sayımızda; ilk sayının içeriğinin anlatıldığı derginin sahibi ve sorumlusu Fahri Huvaj imzalı “bu sayıda” ve Yamçı imzalı “okuyucuya” yazılarını veriyoruz. Aralık sayısında “başlarken” ve yanı sıra Yamçı’dan başka yazıları vermeye devam edeceğiz.

 

***

Bu sayıda

Yamçı, Sayı 1

Kasım 1975
 

Yamçı, her geçen sayıda daha iyiye gitme umut ve dileğiyle çıktı karşınıza.

İlk sayfalarda geleneksel giriş yazıları yer aldı. İlkinde muhaceretteki durum bir açıdan özetlendi ve yayın gereksiniminin gelişimi belirlenmeye çalışıldı. “Başlarken” adıyla sunduğumuz ikinci yazımızda dünya halk kurtuluş hareketleriyle Muhaceretteki Adige Halkının durumunu kısaca yorumlamaya çalıştık.

Nart Savsur’un her sayıda yazacağı yazılarından ilki “Çağrı” adıyla yer aldı 6. sayfada.

“Bir sorun” başlığıyla 9. sayfada sunduğumuz “VASE”, Uzunyayla’da büyüklerimizle yaptığımız röportaj niteliğinde bir söyleşi.

Hatam N.’nin “biz bize” adıyla 19. sayfada sunduğumuz yazısı ise bir özeleştiri biçiminde...

20. sayfada yer alan Kuşmez Hajmet’in Muhaceretteki Adige Halkı’nın yazgısından bir kesit verdiği “18 numaralı ileri karakol” hikâyesi, değişik anlatısı ve bakış açısıyla ilginizi çekecektir umarım.

Kimi yakınmaları ve yakarıları dolaylı biçimde anıştıran Meşfeş’u “anaya mektup” sürekli başlığıyla 24. sayfamızda...

“Anayurttan Anayurda” genel başlığı altında 25. sayfada ünlü yazar Şocentsuk Adem’in yaşamöyküsü ve 27. sayfada “bir konuk” adıyla yine aynı yazarın iki yıl önceki Türkiye gezisinden izlenimler, anılar var; Anayurtla ilgili çeşitli sorularınıza yanıt bulabileceğiniz bir söyleşi...

Yismeyl Ö. 39. sayfamızdaki “sanatta ulusallık” yazısında sanat kavramını ve ulusal önemini işledi.

“Bir gün gelir” ana başlığı altında her sayı sunmak istediğimiz “muhaceret şiirleri”ni 41 - 43. sayfalarımızda bulabilirsiniz: Hapae e.’nin, adını başlığımıza verdiğimiz şiiri yarınki umutları simgelerken onu izleyen şiirinde Karden d., toplumumuza ayak bağı olan olumsuzluklara kesin bir buyruk veriyor: “yokolun”. Bezeroko K. günümüze değin başkalarına sevecenliğimizin karşılıksızlığını ya da kötü karşılıklarını anımsatıyor “ellerimiz” şiirinde ve Yismeyl Ö. muhaceretteki Adige Ulusu için bugünden yarına bir yol çizdiriyor güneşe... Böylece bitiyor bu sayıdaki muhaceret şiirlerimiz. Ama “yeni a” dergisinden 44. sayfamıza aktardığımız Ergin Günce’nin “saçmasapan bir şiir”ine bilmem ne demeli?...

Ve Anayurdun genç ozanlarından Khajer Petr’in 46. sayfadaki seslenişi “töre” adıyla şiir bölümümüzü bitirirken bu sayımızın son sayfasını kapatmış oluyor.

Sonraki sayılarımızda doğum, ölüm, evlenme vb. toplum haberlerine yer vermek istiyoruz, olanaklarımız ölçüsünde... Okuyucu yazılarına da açık sayfalarımız... Yazılarınızı ve haberlerinizi bekleriz.      

Gelecek sayıda buluşmak dileğiyle...

               

Huvaj F.

***

 

Okuyucuya

Yamçı, Sayı 1

Kasım 1975

Yüz on bir yıl önce daha iyiye yönelik yeni umutlarla başlayan muhaceret, kısa sürede yalnızca bu umutları değil, aynı zamanda ulusal yaşam umutlarını da tehdit eden aleyhteki koşullarla belirginleşmiş, giderek ulusal ölüm kaygılarımızı vurgulayan acı gerçeklerle onulmaz bir yara ve karmaşık bir sorunlar bütünü biçimini almıştır.

Bu durum toplumun çeşitli kesimlerinde ölüm-kalım kaygılarını yaygınlaştırmış ve bir seri önleme tedbirlerini de birlikte getirmiştir. Ne var ki içinde bulunulan toplumların kendi toplumsal ve ulusal sorunlarının ağırlık kazanması sonucu Adige Ulusu’nun yetenekleri, olanakları ve gücü kendi varlığının sürdürülmesi çabasından saptırılarak ev sahibi durumundaki toplumların özel sorunlarının çözümüne yöneltilmiş ve yoğunlaştırılarak kullanılmıştır. Bu arada bulunabilen en küçük fırsatlarda —özellikle ev sahibi toplumların büyük sorunlarının çözümlenmesinden sonra—, Adige Ulusu ta muhaceretin başlangıcından beri sürüp gelen temel sorunlarına yönelik kimi çalışmaları başlatabilmiştir. Ne var ki öncelikle ele alınan ev sahibi ülkelerin sorunlarının çözümü uğrunda harcanan emekler, dökülen kanlar ve verilen canlardan sonra artakalan Adige kadrosunun azlığı, güçsüzlüğü ve yetersizliği yüzünden başlatılabilmiş çalışmalar geliştirilip sürdürülememiş, ölüm-kalım kaygılarının giderilmesi, hafifletilmesi bir yana, artması bile önlenememiştir.

Muhacerette ulusal yaşamı sürdürme amacına yönelik ya da bu amaca katkıda bulunabilecek nitelikteki çalışmalar genel olarak iki ana bölümde özetlenebilir.

Bunlardan biri, belki güç birliği dileklerinin bir yansıması sayılabilecek olan dernek çalışmalarıdır. Dernekler kuruluşları ve statüleri gereği bu amaca ancak belirli bir ölçünün ötesinde katkıda bulunması beklenemeyecek kuruluşlardır. Kaldı ki bu ölçüye varabilecek çalışmalar bile gerçekleştirilememiştir. Bu konu daha ayrıntılı biçimde başka bir yazının konusu olarak ele alınmalıdır.

Öteki ana bölüm, ulusal bilinç oluşturmadaki etkinliğinden yararlanma amacıyla başlatılmış olmasını umduğumuz, yayın çalışmaları olarak saptanabilir. Ne var ki kaba çizgileriyle ele alındığında genel olarak yalnızca, “geçmiş”e ağırlık verdiği noktasında birleştirilebilen muhaceretteki bu yayın çalışmalarının da beklenen ölçüde olabildiğini söylemek aşırı iyimserlik olacaktır. Yalnızca ulusun geçmişini aydınlatmaya yönelen bu tür yayınlar, bilimsel araştırmalara dayandırılamadığından gereken ilgiyi görmemiş, iyi niyetli kişisel girişimler olmaktan öte gidememiş, kişilerle birlikte yok olmuştur. Hatta zaman zaman “enkazcılık”la nitelenerek küçümsendiği bile olmuştur.

Oysa yarına yönelik çalışmalarda geçmişin kılavuzluğu yadsınamaz bir gerçektir. Ne var ki geçmişin aydınlatılabilmesi ve kılavuzluk işlevinden yararlanılabilmesi, yeterli kadroların bilimsel çalışmalarıyla mümkündür. Bu kadroların oluşması ise yarına yönelik, uzun süreli, ergin programların ciddiyetle uygulanabilmesine bağlıdır.

İşte ulusal varlığın karşı karşıya bulunduğu acımasız sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik tehlikeleri önleme tedbiri olarak önerilenlerden hiçbirinin görevini yeterince yerine getirememesinden ve yeterli önleme tedbirleri getirilmemiş olmasındandır ki muhacerette geçmişi aydınlatacak, geleceği örgütleyecek kadroların oluşmasını sağlama çabası ve bu çabayı değerlendirip yaygınlaştıracak yayın gereksinimi hiçbir zaman yok olmamıştır. Bu gereksinim özellikle son çeyrek yüzyılda dünyanın sahne olduğu ulusal kurtuluş hareketlerinin yoğunlaşmasıyla daha da belirginleşerek artmıştır.

1970 Mayısında yayınlanmaya başlayan “kamçı” gazetesi duyulan bu gereksinimi paylaşanlar için bir umut olmuş, büyük bir ilgi görmüşse de çeşitli nedenlerle, özellikle “12 Mart” döneminin özellikleri nedeniyle kısa sürede kapanmıştır. Ancak bu kısa yayın hayatında bile “kamçı” gazetesi, toplumun nabzını yoklama, gereksindiği konuları, duyulan gereksinimin derecesini ve böyle bir yayın organının görebileceği ilgiyi belirleme, gibi önemli görevler yüklenmiş, büyük ölçüde de başarmıştır.

“Kamçı” gazetesinin kapanmasından sonra böyle bir yayın organının gerekliliği yolundaki inanç ve ihtiyaçlar —her ne kadar 12 Mart döneminde bir ölçüde bastırılmışsa da— artarak bugüne gelmiştir.             

“Yamçı” bu gereksinmeden doğmuş ve olanaklar ölçüsünde bu gereksinmeyi gidermek, hiç değilse hafifletmeye çalışmak üzere elinizdeki ilk sayısıyla yayın hayatına girmiştir. Ve toplumsal sorunlarımızı sorun edinen, ulusumuzun uğradığı haksızlıklardan acı duyan, lâyık olduğumuz yarına; “kendi topraklarında kendi kaderini kendi tayin eden bir toplum” olma amacına içtenlikle bağlanan tüm soydaşlarımızın her türlü çalışmalarına, eleştirilerine açık olmayı ilke olarak benimsemiş olup toplumun ilgisi ve beğenisi ölçüsünde yaşayacak ve gelişecektir.

Ulusal birlik ve beraberlikten doğan güçle tüm sorunlarımızı çözümleyebileceğimize olan inancımız ve güvenimiz tamdır.

 

Yamçı