Image
2020 Ocak

Yerli diller kurtulacak mı?

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, yerli dillerin korunması, ulusal ve uluslararası düzeyde canlandırılmasına dikkat çekmek için 2022-2032 arasındaki on yıllık süreyi “Uluslararası Yerli Diller Yılları” olarak ilan etti.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, yerli dillerin korunması, ulusal ve uluslararası düzeyde canlandırılmasına dikkat çekmek için 2022-2032 arasındaki on yıllık süreyi “Uluslararası Yerli Diller Yılları” olarak ilan etti. 
 
Genel Kurul çerçevesinde, üye devletlere yerli dillerle ilgili mekanizmaların yerli halklarla işbirliği yapılarak oluşturulması tavsiye edildi. 
 
Kavkaz Realli haber sitesi, uzmanlarıa bu gelişmeyi nasıl değerlendirdiklerini sordu.
 
Kabardey-Balkarlı yazar Alik Şaşev, “Şovenist geleneklerle kemikleşmiş bir devlet ve onun koruyucuları, BM kararına engel çıkartıyor” diyor.
 
Şaşev’e göre Rusya’nın ulusal politikası, Çin metoduna uygun hareket etti ve Rus nüfusun yükselişindeki doğal düşüşü ülkede yaşayan diğer halkları bilfiil asimile ederek dengelemeye çalışıyor. 
 
Şaşev, “Rusya’da devletin gelenekleri ve istikrarı tam olarak Rus zorbalık hasletinden etkileniyor, bürokratları ‘istenen’ ile ‘realite’ arasındaki çizgiyi yitirmeye zorluyor. Bu da sosyal kargaşaları doğuruyor” diye uyarıyor.
 
Kabardey-Balkar Kamu Gözlem Komisyonu üyelerinden Zaur Jemuha durumun önceden kestirilmesi ihtimalini düşük görüyor. Jemuha, “Rusya hükümetinin meşruiyet krizinin, Rusya Federasyonu’nu dış dünyanın gözünde kendisini güçlendirmeye zorlayacağını umalım. Böylesi bir duruma satrançta zugzwang (hamle yapma zorunluluğu) denilir. Mücadele olanakları gitgide azalırken çelişkiler artıyor. Umarım, hümanizm ve medeniyet doğrultusunda bir çözüm bulunur. Ama varlık mücadelemizi tüm yönleriyle hızlandırmalıyız ve küresel oyunda bizi bir pazarlık kozu yapmalarına izin vermemeliyiz” diyor.
 
Kabardey-Balkar İnsan Hakları Merkezi Başkanı Hatajuko Valeri ise yerli halkların, Rusya hukuku ve uluslararası hukukun dil konusundaki ağır ihlallerini tanımlayan materyal ve vakaları bizzat ve sürekli olarak uluslararası kurumlara iletmeleri gerektiğini belirtiyor.
 
Valeri, “Ana strateji bu sorunun ülke içinde çözülmesi olmalıdır. Yani ana dil eğitiminin yürürlükten kaldırılmasının Rusya Federasyonu Anayasası, cumhuriyetlerin anayasaları ve anayasa mahkemelerinin kararlarıyla çeliştiği gerçeğini temel almalıyız” diyor.
 
Kabardey-Balkarlı filoloji bilimleri doktoru Madina Hakuaşeva’nın da aralarında olduğu birkaç dilbilimci, Kuzey Osetyalı prfesör Tamerlan Kambolov’un geliştirdiği “çokdilli” eğitim modelinin kullanılmasını tavsiye ediyor.
 
Hakuaşeva, “Bu, ana dili öğrenmek meselesi değil, ana dil eğitimini 5. sınıfa kadar almakla ilgili (50 yıllık uygulamada kendini kanıtlayamamış)… Okulöncesinden üniversiteye kadar başarıyla denenmiş bir yöntem var. UNESCO desteğiyle düzenlenmiş ancak cumhuriyetin kendisi tarafından finanse edilmiş. Kabardey-Balkar’da böylesi bir deneyimin pratikte uygulanmasını umuyoruz” diyor.
 
Ancak tabii ki zorluklar var. Yazar Alik Şaşev’in vurguladığı gibi, yetkililerin ve çocuklarının ana dillerini öğrenmesini isteyen ebeveynlerin yoğun ve baskıcı çoğunluğunun arzusu olmazsa bu yöntem tüm ülkede uygulanamaz.
Adigey’deki Maykop Araştırma Enstitüsü dilbilim bölümü başkanı Suuret Ançek, Adigecenin geleceğinin, evinde Adigece konuşmayıp yaşadıkları ülkelere bağlı olarak Rusça, Türkçe ya da Arapça konuşan Çerkeslerin elinde olduğuna inanıyor.
Kabardey Halkı Kongresi adlı sivil toplum kuruluşunun başkanı Aslan Beşto ise BM kararının Çerkeslerin yaşadıkları ülkelerin liderlerini dil asimilasyonunu önlemek konusunda halihazırda harekete geçirecek bir araç olmadığına inanıyor. Beşto’ya göre Türkiye, Suriye ve Ürdün Çerkesleri öncelikle Türk, Suriyeli ve Ürdünlü...
 
Beşto, “Rusya’nın şu anda ulusal dillere karşı aşırı olumsuz bir yaklaşımı var. Prof. Albert Razin’in* kendisini yakmasına varan protestolar da hiçbir sonuç vermedi. Bu konudaki tek çıkış yolu, Çerkeslerin yaşadığı ülkelerde Çerkesçe eğitim veren ulusal okulların açılmasıdır. Rusya Federasyonu’nda “çift dilli eğitim” bir alternatif olarak sunulabilir” diyor. 
(kavkazr.com)
 
*Anadil isyanının sembolü haline gelen Prof. Albert Razin, Udmurt dilinin yok edilmesini protesto etmek amacıyla Eylül 2019’da Rusya’ya bağlı Udmurt Cumhuriyeti Devlet Konseyi binası önünde kendini ateşe vermişti. Felsefe doktoru, sosyolog ve aktivist Albert Razin’in vücudunun büyük bir bölümü yanmış ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti.
 
Çeviri: Serap Canbek