Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

Alaverdi

1920’li yıllarda New York’ta yaşayan Kafkas kolonisinin tatillerini geçirdiği yazlık bir ev vardı. Ev, Hudson Nehri kıyısındaydı. West Point Askeri Akademisi’ne birkaç kilometre uzaklıktaydı.

Evin sahibi Amerikalı bir aileydi. Evi Kafkasyalı göçmenlerin kullanımına onlar açmıştı. Gürcü Prens Sidamon Eristoff (Eristavi) bu Amerikalı ailenin damadıydı.

Prens Eristoff ömrünü Kafkasyalı mültecileri bir arada tutmaya ve onları yeni ülkelerine alıştırmaya adamış bir toplum önderiydi.

1930’lu yıllara gelindiğinde, New York bölgesinde her milletten 500’e yakın Kafkasyalı mülteci yaşıyordu. Bu mülteciler bir süre Hudson Nehri kıyısındaki evde yaz tatillerini birlikte geçirdiler.

Birlikte geçirilen bu yaz tatillerinin ardından, 1931 yılında yine New York eyaletinde Alaverdi Derneği kuruldu. Mülteciler Alaverdi Derneği’nin çatısı altında buluşuyor, birlikte zaman geçiriyorlardı. Ayrıca muhtaç Kafkasyalılara yardım ediliyordu.

Alaverdi Derneği adını, Gürcistan dağlarında bulunan ve kökleri 14. yüzyıla dayanan bir manastırdan alıyordu. Alaverdi Manastırı’nın kapısı ve sofrası, kökeni ne olursa olsun her yolcuya açıktı.

Alaverdi Derneği, adını aldığı manastırın misyonunu Kafkasya’dan çok uzaklarda, Yeni Dünya’da sürdürmeye çalışıyordu.

Kapısı ve sofrası köken farkı gözetilmeden herkese açık olan Alaverdi Manastırı gibi Alaverdi Derneği de dili, dini, kavmi ne olursa olsun tüm Kafkasyalıları çatısı altında bir araya getiriyor, ihtiyaç sahiplerine el uzatıyordu.

Alaverdi Derneği’nin üyeleri arasında başta Gürcü aristokrasisi olmak üzere unvan ve rütbe sahibi çok sayıda Kafkasyalı vardı.

Bu sayede dernek kısa süre içinde New York kentinde tanınır hale geldi.

Plaza Hotel salonlarında düzenlenen yıllık balolar, New York yüksek sosyetesinin de katıldığı prestijli sosyal etkinlikler arasına girdi.

Kafkas kıyafetleriyle gidilen balolarda Kafkas müziği çalıyor, Kafkas dansları oynanıyor, Kafkas yemekleri yeniyordu.

Alaverdi üyeliği tüm Kafkasyalılara açık olmakla birlikte pratikte bir Gürcü-Çerkes derneği görünümündeydi.

Bu profille uyumlu biçimde, dernek faaliyetlerini biri Gürcü, diğeri Çerkes olmak üzere iki kişi üstlenmişti.

Bu öncüler yazının başında bahsettiğim Gürcü Prens Sidamon Eristoff (Eristavi) ile İstanbul’daki muhaceret yıllarından (1920-23) tanıdığımız (ŞERELT) Fatima-Fatma “Hanum” NATİRBOFF (NATİRBİ) idi.

Alaverdi Derneği kurulduktan sonra sıra, üyelerin yaz tatillerini ve emekliliklerini aynı çatı altında geçirebilecekleri bir tesis bulmaya gelmişti.

Prens Eristoff’un girişimiyle New York eyaletine bağlı Cold Springs kasabasında 75 dönümlük bir çiftlik bulundu. Dernek çiftliği satın aldı.

Çiftlik arazisi üzerindeki eski ahır ile köhne ev yenilendi ve genişletildi.

Ahır ve ev çevresindeki beş dönüm arazi derneğe tahsis edildi ve üzerinde kiralık kulübeler inşa edildi.

Kalan arazi ise üyeler için satışa çıkarıldı. Her ailenin bir ya da iki dönüm arazi satın almasına izin veriliyor, aileler kendi evlerini kendileri yapabiliyorlardı.

Üyelerin çoğu derneğe ait kulübeleri kiralamayı tercih ettiler. Çiftlik arazisi çok geniş değildi. Ama sıcak ve samimi ilişkiler birçok insanı buraya çekmeye yetiyordu.

Mülteciler en çok eski günleri yeniden yaşamayı seviyorlardı. Gün boyu kroket ve briç oynanıyor, akşam olunca gitarlar çıkarılıyor, şarkılar söyleniyor, dans ediliyordu.

Alaverdi Derneği’ni ayakta tutanların ve çiftliği sıcak bir yuva haline getirenlerin başında (ŞERELT) Fatima NATİRBOFF geliyordu.

Fatima Hanım, koloninin taçsız kraliçesiydi.

Kaynak: Malia Natirbov (NATİRBİ) ile söyleşi. Ocak 1990, Virginia eyaleti-ABD.

Yazarın Diğer Yazıları

Venezuela’nın geleceğine belirsizlik hâkim

Ömer Aytek Kurmel ABD’nin Venezuela’da belirlenmiş hedefleri vurması ve Devlet Başkanı Nikolas Maduro ile eşi Cilia Flores’i yargılanmak üzere New York eyaletine getirmesi bir milat...

Monroe Doktrini’ne “Trump yorumu”

Ömer Aytek Kurmel Şilili hukukçu ve diplomat Dr. Alejandro Alvarez, Birinci Dünya Savaşı devam ederken, 1823 Monroe Doktrini’nin mantığına ilişkin ilginç bir yorum yapmıştı. Dr. Alvarez’in...

Analiz: Hürmüz Boğazı’nın güvenliği Asya’nın da meselesidir

Hürmüz Boğazı, İran ile Arap Yarımadası arasında yer alan, 33 kilometre genişliğindeki bir su yoludur. Burası dünya üzerinde jeopolitik hassasiyeti en yüksek deniz koridorudur....

Sosyal Medyalarımız

4,890BeğenenlerBeğen
1,353TakipçilerTakip Et
4,000TakipçilerTakip Et

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img