Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

Analiz: Hürmüz Boğazı’nın güvenliği Asya’nın da meselesidir

Hürmüz Boğazı, İran ile Arap Yarımadası arasında yer alan, 33 kilometre genişliğindeki bir su yoludur. Burası dünya üzerinde jeopolitik hassasiyeti en yüksek deniz koridorudur. Bu dar geçitten dünya ham petrol üretiminin yaklaşık beşte biri geçer. Hürmüz, küresel ekonomik istikrarın can damarıdır. Daha az bilinen bir gerçek ise, Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrolün %80’inin varış noktasının Asya kıtası olduğudur. Bu trafiğin üçte birinin varış noktası ise tek başına Çin’dir. Görüldüğü gibi Hürmüz Boğazı’nın güvenliğine asıl bağımlı olan Asya ülkeleridir. Buna karşılık trafiğin akışı büyük ölçüde Batılı güçler, özellikle de ABD tarafından sağlanmaktadır. Yani sorumluluk oransız biçimde Batılı ülkelerin omuzlarına yüklenmiş durumdadır.

Küresel düzen değişiyor. Buna paralel olarak jeopolitik risk artıyor. Çin, Güney Kore, Hindistan ve Japonya gibi Asyalı güçlerin Hürmüz Boğazı’nın güvenliğinin sağlanması için daha faal bir diplomatik ve askeri rol üstlenmelerinin zamanı gelmiş olabilir mi? Anılan Asya ülkelerinin sorumluluk almayı ertelemeleri durumunda, büyük ekonomik şokların yaşanması kaçınılmaz görünüyor.

Hürmüz Boğazı aslında Asya’nın yumuşak karnıdır

Hürmüz’den geçen petrolün beşte dördünden fazlası Asya ekonomileri tarafından tüketiliyor. Akışın bir hafta sekteye uğraması durumunda bile dünya çapında enerji fiyatları yükselir, tedarik zincirleri işlemez, sanayiler durur ve bölgede jeopolitik gerilim artar. Ne var ki Asya devletleri bugüne kadar riskleri görmezden gelip sorumluluk almamayı seçtiler.

İran, Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehdidine geçmişte birkaç defa başvurdu. Bunun son örneğine İran Meclisi’nin, ABD saldırılarına misilleme olarak, geçidin kapatılmasını onayladığında tanık olduk.

Bunun neticesinde ABD’nin İran ile İsrail arasında ateşkes ilan etmesine rağmen kırılgan durum devam ediyor.

Çin, Hindistan ve Japonya boğazın güvenliği için Bahreyn’de konuşlanan ABD’nin 5. Filo’suna güveniyorlar. Bu ülkelerin her biri kendi caydırma yeteneğini oluşturabilir veya bu ülkeler çok taraflı bir güvenlik sistemi kurabilirlerdi. Ama bu Asyalı devletler, bugüne kadar, ABD tarafından korunan istikrardan yararlanmayı tercih ettiler.

Ne var ki bu statükoyu sürdürmek giderek güçleşiyor. Küresel düzene çokkutupluluğun egemen olması bir yana, ABD’nin stratejik hedefleri de değişiyor (Washington’ın Hint-Pasifik bölgesine odaklanması bunun örneğidir). Bu durumda bölgesel ve bölge-dışı aktörlerin güvenlik konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmeleri kaçınılmaz hale geliyor.

Çin: Sessiz risk ortağından faal oyuncuya

Çin petrol konusunda Körfez’e bağımlı durumda. Ayrıca Hint Okyanusu’nda artan askeri etkinliği, Pekin’i Körfez istikrarı bağlamında fiili bir risk ortağı haline getiriyor. Oysa Çin, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliği bakımından faal bir rol üstlenmekten geri duruyor. Çünkü İran ile arasını iyi tutmak ve bölgesel çatışmalarda taraf olmamak istiyor.

Ama bu yaklaşım da sürdürülebilir olmaktan uzaktır. Çin kendi enerji koridorlarını sistematik biçimde korumak, böylece sorumluluk sahibi bir küresel güç olduğunu göstermek zorundadır.

Hindistan: Kritik konum, kritik gecikme

Hindistan’ın birtakım yapısal avantajları vardır: (1) Batı yönüne bakan kıyılara sahiptir; (2) Denizcilik doktrini güçlüdür; (3) Uzun bir süredir Arap Denizi’nde faaldir. Delhi korsan tehdidine karşı konvoylara koruma sağlama amacıyla bazı dönemlerde bölgeye askeri gemiler göndermiş olsa da Körfez’de kalıcı bir varlık tesis etmekten uzak durdu.

Ne var ki bu politika da sürdürülebilir değil. Çünkü Hindistan’ın enerji ihtiyacı büyüyor, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan ile güçlü savunma bağları var ve Hint alt kıtasında etkin bir ülke olmak istiyor. Tüm bu etkenler Delhi’nin daha proaktif bir Körfez deniz stratejisine sahip olmasını gerektiriyor. Hindistan ile BAE’yi birbirine bağlayacak bir ticaret yolu olarak düşünülen Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru projesi de Delhi’nin önemli bir deniz gücü olmasını gerekli kılıyor.

Japonya ve Güney Kore: Ekonomik devler, askeri cüceler

Japonya ve Güney Kore, Körfez petrolüne stratejik bağımlılık içinde olmalarına rağmen bölgede etkin bir mevcudiyetleri yok. Japonya, Körfez bölgesinde istihbari amaçlarla güç bulundursa bile, anayasası askeri faaliyetlerinin çapını sınırlıyor. Güney Kore’nin de Körfez’e zaman zaman askeri gemiler gönderdiği biliniyor.

Bu iki ülkenin sembolik askeri varlıklar bulundurmaktan çıkıp somut ve eşgüdümlü görevlere geçmeleri gerekiyor.

Stratejik çıkarları eylemle desteklemek

Hürmüz Boğazı’na en fazla bağımlı olan ülkeler, petrol trafiğinin güvenli akışını sağlama konusunda en pasif kalan ülkelerdir. Bu uzun vadede iflas etmeye mahkûm bir jeopolitik çelişkidir. Bu çelişkinin yol açacağı stratejik dengesizlik sebebiyle Asya ülkelerinin ekonomilerinin Batı’nın askeri korumasına bağımlılığı daha da artacak ve bu ekonomiler Körfez bölgesindeki istikrarsızlığın etkilerini daha yoğun hissedecekler.

Çin, Güney Kore, Hindistan ve Japonya gelişmeleri daha fazla uzaktan izleyemezler. Körfez’in güvenliği artık sadece Batı’nın meselesi değildir; Asya’yı da ilgilendiren bir sorundur. Eğer bu ülkeler tedarik zincirlerini ve bölge barışını korumak, sorumluluk sahibi jeopolitik güçler olduklarını göstermek istiyorlarsa faaliyetlerini diplomasiyle sınırlamaktan vazgeçmek, güvenlik konusunda Körfez ülkeleri ve Batı ile sorumluluğu paylaşmak zorundalar.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

Yazarın Diğer Yazıları

Venezuela’nın geleceğine belirsizlik hâkim

Ömer Aytek Kurmel ABD’nin Venezuela’da belirlenmiş hedefleri vurması ve Devlet Başkanı Nikolas Maduro ile eşi Cilia Flores’i yargılanmak üzere New York eyaletine getirmesi bir milat...

Monroe Doktrini’ne “Trump yorumu”

Ömer Aytek Kurmel Şilili hukukçu ve diplomat Dr. Alejandro Alvarez, Birinci Dünya Savaşı devam ederken, 1823 Monroe Doktrini’nin mantığına ilişkin ilginç bir yorum yapmıştı. Dr. Alvarez’in...

Alaverdi

1920’li yıllarda New York’ta yaşayan Kafkas kolonisinin tatillerini geçirdiği yazlık bir ev vardı. Ev, Hudson Nehri kıyısındaydı. West Point Askeri Akademisi’ne birkaç kilometre uzaklıktaydı. Evin...

Sosyal Medyalarımız

4,890BeğenenlerBeğen
1,353TakipçilerTakip Et
4,000TakipçilerTakip Et

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img