Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

Monroe Doktrini’ne “Trump yorumu”



Ömer Aytek Kurmel


Şilili hukukçu ve diplomat Dr. Alejandro Alvarez, Birinci Dünya Savaşı devam ederken, 1823 Monroe Doktrini’nin mantığına ilişkin ilginç bir yorum yapmıştı.

Dr. Alvarez’in Uluslararası Adalet Divanı’nda görev yapmış ilk ve tek Şili vatandaşı olduğu gerçeğini dikkate alırsak bu yorumu ciddiye almamız gerektiğini düşünüyorum.

Buna göre, Monroe Doktrini sadece Amerikan ulusal çıkarlarını gözeten bir metin değildi. Uluslararası bir kuraldı. Yeni Dünya’nın tüm devletleri tarafından kabul edilmişti.

Belge gerçekten de kıtasal bir doktrindi. Kıtasal uluslararası hukukun bir parçasıydı. Bu iki kabulün arka planında ise Bolivarcı Pan-Amerikancılık yatıyordu.

***

Doktrinin orijinal metninde, Avrupalı güçlerin nüfuzlarını batı yarımküreye taşıma girişimlerinin (bağımsızlıkları Washington tarafından tanınmış eski Avrupa kolonileri üzerinde yeniden hegemonya kurma çabaları dahil) “barış ve güvenliğimize yönelik bir tehlike” olarak algılanacağı ve “Birleşik Devletler’e yönelik dostane olmayan bir eylem” kabul edileceği vurgulanmıştı.

Bu orijinal anlam zaman içinde bir “değişim” yaşadı, Başkan Theodore Roosevelt tarafından 1904 yılında yoruma tabi tutuldu ve Monroe Doktrini’ne “Roosevelt yorumu” (Roosevelt Corollary) olarak adlandırıldı.

Başkan Roosevelt, güç kullanma ihtimalini de kapsayacak şekilde doktrinin felsefesinin sınırlarını esnetti. Buna göre ABD, dış güçlerin kendi jeopolitik çevresine yönelik müdahaleleri karşısında “uluslararası jandarma” rolü üstlenme hakkına sahip olacaktı.

***

Monroe Doktrini ve yorumunun açtığı kapıdan başkaları da girecekti.

Franklin D. Roosevelt ve “İyi Komşuluk Politikası” bunlardan biriydi.

Bir diğeri ise John F. Kennedy ve “İlerleme İttifakı” idi. Hepsinin amacı bölgesel hegemonya kurmaktı.

***

Yorumların son örneği, Monroe Doktrini’ne “Trump yorumu” oldu. “Trump yorumu”, 2025 tarihli Ulusal Güvenlik Stratejisi belgesinde yer aldı.

Buna göre, ABD yılların ihmalinin ardından Monroe Doktrini’ne dönüş yapacak, batı yarımkürede Amerikan üstünlüğünü yeniden kuracaktı.

Bunu yapmaktaki amacı, ABD’yi ve ABD’nin bölgedeki kilit coğrafyalara erişimini korumaktı.

Yarımküreye mensup olmayan rakiplerin bölgeye konuşlanmalarına, stratejik önemdeki yaşamsal varlıklara sahip olmalarına veya onları denetlemelerine izin verilmeyecekti.

Monroe Doktrini’ne “Trump yorumu”, Amerikan gücünün ve önceliklerinin makul ve kararlı bir restorasyonu olarak görülmeliydi.

Ve Amerikan güvenlik çıkarları ile uyumluydu.

5 Ocak 2026

Yazarın Diğer Yazıları

Venezuela’nın geleceğine belirsizlik hâkim

Ömer Aytek Kurmel ABD’nin Venezuela’da belirlenmiş hedefleri vurması ve Devlet Başkanı Nikolas Maduro ile eşi Cilia Flores’i yargılanmak üzere New York eyaletine getirmesi bir milat...

Alaverdi

1920’li yıllarda New York’ta yaşayan Kafkas kolonisinin tatillerini geçirdiği yazlık bir ev vardı. Ev, Hudson Nehri kıyısındaydı. West Point Askeri Akademisi’ne birkaç kilometre uzaklıktaydı. Evin...

Analiz: Hürmüz Boğazı’nın güvenliği Asya’nın da meselesidir

Hürmüz Boğazı, İran ile Arap Yarımadası arasında yer alan, 33 kilometre genişliğindeki bir su yoludur. Burası dünya üzerinde jeopolitik hassasiyeti en yüksek deniz koridorudur....

Sosyal Medyalarımız

4,890BeğenenlerBeğen
1,353TakipçilerTakip Et
4,000TakipçilerTakip Et

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img