Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

Bir tek kırlangıç baharı getirmez*

Hayatınızda hiç çok sevdiğiniz, yediğinizin içtiğinizin ayrı gitmediği, ruh eşinizin o kişi olduğunu düşündüğünüz; tabii ki asla ayrılmayacağınız, yaşamınız boyunca size eşlik edecek bir yol arkadaşına sahip olduğunuz için huzur bulduğunuz bir kadın arkadaşınız oldu mu? Hâlâ hayatınızdaysa çok şanslısınız ama çoğu zaman bu masalsı yakınlık, gerçekliğin karmaşık zeminine çarptığında işler değişir.

Kadın arkadaşlığının bu dünyası aslında çoğu kadında ortakken, onu teorize etmek oldukça zordur. Aile ve sevgililik ilişkileri kadar kurumsallaşmış bir ilişki biçimi değildir. Arkadaşlığın nerede başladığını ve nerede bittiğini bilmeyiz. Karşımızdaki kişiye yoğun duygularla bağlıyızdır ama onun bizimle ne ölçüde arkadaşlık ettiğini ölçmek, sınırlarını belirlemek oldukça zordur. Bu bilinmezlik her zaman kötü bir şey değildir; ancak arkadaşlığın belli dönemlerinde hissettiğimiz kıskançlık, değersizlik ve terk edilmişlik duygusu, hayal kırıklıklarının kaynağının -kişilerin karakter gelişiminden bağımsız olarak- biz kadınlar açısından tanımlanmasını zorlaştırır. Bu duyguların hangi ölçüde dürüstlükle dile döküleceği ve döküldüğü takdirde ilişkinin yeniden toparlanıp toparlanamayacağı ise her ilişkinin dinamiğine göre değişebilir.

Kadın arkadaşlıklarında bu durumun bir tarafında; bize küçüklüğümüzden beri öğretilen, kadın arkadaşların bizlerin kız kardeşi olduğu, sevgi ve güven ilişkisini bulacağımız, bizi hiç yalnız bırakmayacak, fazlaca idealize edilmiş o ilişki yatar. Diğer tarafında ise arkadaşlığın kendisinin stabil, durağan bir şey olmaması, açık uçlu yapısı, bu nedenle de tanımlanmasının güçlüğü vardır. Çünkü arkadaşlık eylem içerir, devingendir, bir “birlikte oluş” halidir. Senin kim olduğunla ilgili değil, kiminle ne yapmak istediğinle ilgili bir şeydir. Zaten arkadaşlığın politik kısmı da bu noktada başlar. Ortak bir hevesle bir işi yaparken, yani bir “eylemi” birlikte gerçekleştirmekten keyif aldığımız arkadaşlıklar bizim için unutulmaz olur; “O dönemki dostlukları bir daha kuramadım” diye çoğumuz söyleriz. Bunu fark etmek, kadın arkadaşlıklarına dair yaşadığım hayal kırıklıklarında içime su serpmişti. Birbirimizi bu kadar severken, bir hayatı paylaşmaktan bu kadar keyif alırken; kendiliğinden gelişen bir süreçle neden birbirimizi sevmeyi bıraktığımızın cevabını bir türlü bulamıyordum. Arkadaşlığın eylemi içeren bir şey olduğu fikrini -elbette ki- bir feministten, Aksu Bora’dan dinlemiştim. Soruyu şöyle sormamız gerektiğini söylüyordu: “Kiminle arkadaş olmalıyımdan ziyade, ne yaparken arkadaş olmalıyım sorusunu sormalıyız.”

Feminist yol “arkadaşlığı”

Bu soruyu sorarak kadın arkadaşlıklarına baktığımızda, feminist örgütlenme içerisinde arkadaşlık farklı bir boyut kazanır. Üniversite yıllarımda içerisinde bulunduğum feminist örgütlenmedeki “feminist yol arkadaşlığı” dediğimiz şey; yalnızca dayanışmanın değil, birlikte büyümenin, ilk isyanların ve ilk yenilgilerin karşısında birbirine sırt olabilmenin, birbirinin ışığıyla daha güçlü parlayabilmenin ifadesiydi. Feminist politika etrafında kurulmuş bu arkadaşlık biçiminin, diğer kadın arkadaşlıklarından farklı bir büyüsü olduğunu düşündüm hep. Bu, siyasal dostlukların tarihsel olarak diğer arkadaşlık biçimlerine göre daha fazla “erdemle” ilişkilendirilmesinden kaynaklanabilir. Bu büyü; klasik arkadaşlık ilişkilerinin içine düştüğü handikaplardan, özellikle de “günün sonunda arkadaşlığın duygusal zevklere indirgenme” sorunsalının önüne geçen ortak politik bir amacın varlığından geliyor olabilir. Belki de son yıllarda sosyalist hareketin çözülüşüyle beraber sürüklendiği zorunlu ve koşullu biraradalıkların aksine, karanlık zamanlarda içinde bulunduğumuz feminist örgütlenmeler bizlere samimiyet ve dostluk barındıran ilişkiler olarak getirmiş olabilir. Birbirinin özel alanlarını tanıyan, bütün özgünlükleri ile birlikte örgütlenmenin parçası olmasına izin veren; birbirinin yetmezliklerini ve yeterliliklerini bilen, gören ve boşlukları tamamlayan bir politik arkadaşlık biçimi… “Kadınlar birlikte güçlü” sloganının ortaya çıkışı boşuna değildir; birbirinden bağımsız herkesin kişisel hayatındaki özgün direnişlerin birleştiği devasa bir direniş ağını anlatır. Eğer böyle bir topluluğun içinde bulunduysanız o gücü ve büyüyü mutlaka ama mutlaka hissedersiniz. Ve evet, o güçle devrim de yapabilirsiniz.

Birbirimizi sevmeyi ne zaman bırakıyoruz?

Bunlarla beraber, arkadaşlığa özgü yukarıda anlattığımız sınır belirsizliklerinin yarattığı sorunlar, feminist yol arkadaşlıklarında ya da arkadaş olamama hallerinde farklı görünümlerde ortaya çıkar. Sınıfsal ve ırksal hiyerarşileri bazen çok inceden hissedebilirsiniz. Siyasal ortamın hareketliliği içinde düşüncelerinizin değersizleştiğini, görünmezleştiğini görebilirsiniz. Çeşitli gruplaşmalar içerisinde dedikodunuzun yapıldığını fark edebilirsiniz. Ya da bencil olduğunuz düşünülebilir, kıskançlık duyulabilir; bunu duyduğunuz için de kendinizi suçlayabilir, kendinizden utanabilirsiniz. Kadın arkadaşlığının gerektirdiği cesaretten ya da sadakatten yoksun mu olduğunuzu düşünürsünüz. Çünkü karşınızda güçlü bir düşmana (patriyarka) karşı beraber mücadele ettiğiniz arkadaşınız vardır. Ve feministler şunu bilirler; -diğer toplumsal hareketlerin aksine- bu güçlü düşmana karşı mücadelede ancak ve ancak “kişisel olanı politikleştirerek” başarılı olabilirsin yoksa yenilmeye mahkûmsundur, çünkü patriyarka en ummadığın yerde karşına çıkabilir. Kişisel arkadaşlıklarımızın, sevgilimizle, ailemizle, işimizle, yani kişisel olan her şeyle kurduğumuz ilişkinin feminize olması, politikleşmesi gerekir ki erkek egemen toplumun kabuğunu kırabileceğimizi biliriz.

Ne var ki bu politik farkındalık, bizi insani zaaflarımızın ve egosal çatışmalarımızın yarattığı o karanlık duygulardan muaf kılmaz. İçinde bulunduğumuz kadın topluluklarında inceden inceye hissettiğimiz bu duygular ve izlenimler bizde suçluluk duygusu yaratır. Bu durumun tarihsel arka planına baktığımızda; kadınları rekabete, kıskançlığa ve gareze yatkın gören; bu yüzden de onları dostluk kurmakta yetersiz ve istikrarsız addeden patriyarkal bir anlayışla karşılaşırız. Kadınların, kendilerini bir başkasına derinden adamak için gereken zekâ ve ahlaki güçten yoksun olduğu fikrinin ataerkil toplum tarafından içselleştirildiği bu binlerce yıllık anlayışın hayaleti hâlâ aramızda dolaşmakta, ilişkilerimize sirayet etmektedir.

İşte bu tarihsel patriyarkal gölge, birçok içsel ve dışsal nedenle beraber birbirimizden uzaklaşmaya başlarız. Ve bir noktada birbirimizi sevmeyi bırakırız. Hangi noktada olur bu? Geriye dönüp başlangıçta anlattığımız arkadaşlığın bir eylemsellik içerdiğine bakmamız gerekiyor. Biz ne yapmayı bırakmışızdır ve kiminle neyi yapmayı bırakmışızdır da onu artık sevmemeye başlamışızdır?

Kadın arkadaşlığını, dostluğu geri çağırmak

Belki de ihtiyacımız olan; tarihin belli bir dönemine kadar siyasalın merkezinde olan dostluğu, modern dünyada özel alanda kurulan bir ilişki olmaktan çıkarıp yeniden siyasala çağırmaktır. Bugünlerde neden arkadaşlık üzerinde bu kadar düşünüp yazdığımızı P. E. Digeser şöyle açıklıyor: “Bu geri dönüş; siyasal hayat için gerekli çoğulculukla ve demokratik yurttaşlık düşüncesinin yeniden canlandırılmasıyla, feminist tahayyülle, üretken emeğin hakkını vermekten aciz kapitalizmle ya da insan ilişkilerine de sirayet eden neoliberal paradigmayla ilgili olabilir.” Arkadaşlığa, dostluğa dair bu geri çağırım, yeni bir siyasallık tahayyülüne dair bir başlangıçtır da.

Ve belki de feminist hareket içinde de ihtiyacımız olan; arkadaşlıklar için birbirimizi ve ilişkilerimizi idealize etmekten, kutsallaştırmaktan vazgeçmektir. Çünkü feminist yol arkadaşlığı; birbirini asla kırmayan, kusursuz, çok güçlü kadınların kurduğu steril bir alan değil; tam tersine patriyarkanın bizde açtığı yaralara, kişisel zaaflarımıza ve aramızdaki çatışmalara rağmen ‘eylemde’ yan yana durabilme iradesidir.

*Aristoteles, Nikomakhos’a Etik, 1. Kitap’ta geçer.


1) Tiffany Watt Smith, Kötü Arkadaş: Kadın Arkadaşlığının Yüzyılı, (İstanbul: Kolektif Kitap, 2025)

Yazarın Diğer Yazıları

Sosyal Medyalarımız

4,890BeğenenlerBeğen
1,353TakipçilerTakip Et
4,000TakipçilerTakip Et

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img