Bir bardak esmer çay

0
412

Çayhane…

Nuridin’i görüyorum, içeriye girelim diyorum ama vaktimiz yok…

Akşam saatlerinde ancak vakit buluyoruz, içeri girdiğimde Nuridin’i göremiyorum…

Dün sabah öğrendiğim şarkı sözü geliyor: ‘İki yüzlü olanlar meyhaneye gelmesin’ diyor kadın sesi…

Çayhane’ye herkes gelebilir mi peki…

Ali var, yar Ali var duvarda…

Kılıç var…

Derviş var, beyaz sakalı ile oturuyor sırtını duvara vermiş…

Karşısında oturanlar da var, karşılıklı bakışarak oturuyorlar…

Duvarda çok resim var, çok yazı var… Derviş bakıyor bana, derviş misin diyorum, öyle gösteriyorum diyor…

Türkçe konuşuyor Azeri gibi konuşuyor, Tebriz’in tüm sokakları Türkçe konuşuyor, televizyonda daha çok dizi izleyenler daha İstanbul, az izleyenler daha Azeri…

İzleyen de, izlemeyen de anlaşılıyor hemen…

Yüzüklerin güzel diyoruz, al senin olsun diyor, TAROF yapıyor kendince…

Yani, kibarca al senin olsun diyor ama, sadece kibarlıktan dediği…

Tüm İran’a mı ait bu yoksa Tebriz mi bilinmez, herkes kibarlık yapıyor, ısrar yapıyor…

Taksi şoförü para almıyor, lokanta sahibi para almıyor, ama oluru nedir diye sormak zorunda kalıyorsunuz…

Bir miktar indirim muhakkak oluyor…

Derviş’in yüzükleri güzel, tekrar parmaklarına taktıktan sonra, bunlar yüzük takmaz diyor…

Yanımdaki arkadaşa evet diyorum, ben yüzük de takmam, dertte takmam diyorum…

Türkçe anlattığımı Azerice anlatmaya çalışıyor…

Adam o kısa bir şeyler söyledi, sen amma uzattın dedi…

Evet dedim anlamadı dedim…

Derviş sigara içer misin dedi, bir bardak çayım bitmişti…

İkinci çayın siyah çay olsun dedi, olur dedim…

Yok sigara içmem dedim, ince Amerikan sigarasını yaktı, karşı sırada olan biri bir sigara istedi, bir tane uzattı Derviş…

Alan, diğer eliyle Derviş’in eline teşekkür babında dokundu…

Anlattım, Erzurumlu olan yengemin annesinin, susuzluk çekenlerin anısına, suyu kana kana içmeyip yudum yudum içtiklerini anlattım…

Derviş görüyor musun Sünni olmalarına rağmen ne güzel dedi…

Sigarayı alan size de ambargo var mı, dedi, yok dedim. Siz neden o kadar çok acı yiyorsunuz dedi, bilmiyorum dedim…

Derviş’in söylediği çay gelmişti, ilkinden ne farkı vardı bilemedim, çayın esmerliğini görememiştim…

Derviş sordu, kaç yaşındasın dedi…

Derviş’e elliye yakındır dediğimde, kaşı dedi…

Yüzük takmam, dert takmam dediğimi Azerice anlatamayan çocuk, yaşımı göstermediğim için şaşıran Derviş’in kaşı demesini, sırt kaşımak şeklinde ifade etmesine izin vermedi Derviş…

Öyle mi dedim, götünü kaşısın dedi…

Derviş sakalını sıvazlıyordu sigara elinde, yakmaz herhalde dedim, ince Amerikan sigarası ile sakalını yakması tuhaf olur diye düşündüm…

Çayhane güldü Derviş’in dediklerine…

Beleşten sigara alıp, acı sevmemizi soran karşıda oturan ile kolkola girip fotoğraf çektirdik…

Derviş’in yanına gelen genç, Şemş ile Mevlana’dan bahsetti, Derviş’e laf attı…

Ne yapmışım dedi Derviş, herkes kahkahalarla gülüyordu…

Üçüncü tura çıkmıştı çay dağıtan, baktım yine Nuridin değildi…

İzin isteyip ayrıldık çayhaneden, kıtlama içmediğim iki çay sonrasında müsaade istedik…

Kimse TAROF yapmadı, sokaktan içeri bir daha baktım, Ali’nin resminin yanında Nuridin vardı…

Bir bardak esmer çay, kıtlama ile içiyordu, tebessüm ederek…

Benim dedi, Tophane’den Tebriz’e geldiğim çok oldu dedi…

Sayı: 2020 01
Yayınlanma Tarihi: 2020-01-01 00:00:00