Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

Bir trajedinin anatomisi

TURNANIN DANSI
Çerkes Sürgünü’nün gerçek hikayesi


Çerkes Sürgünü’nü beyazperdeye taşıyacak olan “Turnanın Dansı” film projesi büyük merak uyandırıyor. Adnan Özveri’nin senaristi olduğu film, 19. yüzyılda vatanlarını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalan Çerkes köylülerinin yaşadıklarını anlatıyor.

Yönetmen koltuğunda Serkan Acar’ı göreceğimiz bu proje, İsmail Özdemir Özbay’ın “Dans Eden Turna” adlı öyküsünden esinlenerek hazırlandı. Projenin temsilcisi Anıt Baba ile projenin ortaya çıkış süreci, karakterlerin yaratılması ve çekim hazırlıkları hakkında keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.


-“Turnanın Dansı” adlı film projesinin ortaya çıkışı ve gelişimi hakkında bize biraz bilgi verebilir misiniz?

-”Turnanın Dansı Film Projesi” aslında yönetmen Serkan Acar, senarist Adnan Özveri ve benim aramızda yaptığımız bazı sohbetlerden çıktı diyebiliriz. Adnan Özveri’nin İsmail Özdemir Özbay’ın “Dans Eden Turna” adlı öyküsünden esinlenerek meydana getirdiği bir taslak senaryo vardı. Bu taslak senaryo vatanını kaybetmek üzere olan sıradan insanların gözünden Çerkes Sürgünü’nü anlatan görece mütevazı bir bütçe ile çekilebilecek nitelikte bir eserdi.

 

-Çerkes Sürgünü temasını ele alan bir uzun metrajlı film yapma fikri nasıl doğdu? Bu tema sizin için neden önemli?

-Belirttiğim üzere değişik insanların kafasında doğan fikir Adnan Özveri’nin senaryosu ile gerçekleşme yoluna girme imkânı buldu. Bu bağlamda fikir bir kişiden çıktı denemez, daha çok bir ekibin ortak sohbetlerinde şekillendi.

 

-Oyuncu kadrosu belli mi? Bu projede kimleri göreceğiz?

-Oyuncu kadrosu konusunda çeşitli çalışmalar olmakla birlikte kesinleşmiş bir oyuncu listesi henüz yok. Ancak birkaç ay içinde bu konuda da sonuç denebilecek bir noktaya gelebileceğimizi düşünüyoruz.

 

-Filmdeki karakterler nasıl yaratıldı? Gerçek hayattan kişiler mi var karşımızda, yoksa hayal ürünü mü?

-Filmdeki karakterler anonim karakterler olarak şekillendi. Yani özel tarihsel bir kişilikten etkilenerek yaratılmış karakterler değiller. Bu karakterler 19. yüzyılın sonundaki Çerkes toplumunun ortalama karakterleridir. Onları olağanüstü yapan, filmin çekilmesini mümkün kılan Rus-Kafkas Savaşları’nın vardığı nokta ve sürgünün kendisidir.

 

Soldan sağa: Anıt Baba, Behice Bağ, Süleyman Baba, Adnan Özveri

-Filmin teması nedir?

-Vatanını kaybetmek üzere olan Çerkes köylülerinin 1863-1864 yıllarındaki yaşadıkları olaylardır. Çerkes Sürgünü’nün gerçek hikâyesidir.

 

-Projenin çekim süreci hakkında bize biraz bilgi verebilir misiniz?

-Projede şu an Altın Portakal Film Festivali’nde en iyi senaryo ödülü alan Murat Uyurkulak tarafından son teknik düzenlemeler yapılıyor. Bunun ardından gerek kamu gerek özel kaynaklardan filmin bütçesinin karşılanması için çeşitli girişimlerde bulunulacak.

Sponsor, ortak yapımcı için daha sonuç alıcı görüşmeler yapılacak. Bu arada filmin hızlıca motor deyip çekilebilmesini sağlayacak mekânların saptanması, çekim ekibinin oluşturulması, çekim takviminin şekillenmesi, kastın ortaya çıkması, kostümlerin yapılması ve film setinin inşa edilmesi vb. tüm hazırlıklar yapılacak. Ümidimiz o ki ekim-kasım ayında çekimlere başlanacak, 25 Mayıs 2025 günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda galada buluşulacak.

 

-“Onlar İçin Mecburuz” adlı belgeselin gösterimi ve Çerkes Sürgünü’nün 160. yıldönümü etkinliği hakkında neler söylemek istersiniz? Bu tür etkinliklerin projenize katkısı nedir?

-Bu aslında tam anlamıyla bir belgesel değil, daha çok filmin hazırlık süreçleri konusunda bilgi veren bir video kaydı. Yani daha mütevazı birçok çerçevesi var. Bu videonun gösterilmesi, sürgünün 160. yıldönümüne denk düştü. Kimi eksik yönlerine karşın önemli bir bilgilendirme olduğunu düşünüyoruz.

 

-17 Mayıs 2024’te gerçekleşen World of Movies ve Kemerburgaz Işıklar Köyü film platosu ziyaretiniz hakkında neler söyleyebilirsiniz? Bu ziyaretin projenin gelişimine etkisi nedir?

-Orion Film ile yaptığımız bu görüşmelerin filmin çekilmesine katkı sağlayabileceğini düşünüyoruz. Aynı şekilde MGX ve GAİN Film ile de benzer görüşmeler yaptık. Bunlardan bir ortak yapımcı çıkabileceğini belirtmek isterim.

 

-Birçok çalışma, tanıtım toplantıları ve görüşmeler yaptınız. Bu görüşmelerden de yola çıkarak projeye nasıl destekler sunulacağı hakkında neler söylemek istersiniz?

-Yürütülen bu görüşmelerin en azından bir tanesinin bir ortak yapımcı ilişkisi kurmamıza kaynaklık edeceğini düşünüyoruz.

 

-Film sektöründeki gelecek planlarınız nelerdir? Bu film bir proje ve yapılacak, bitecek mi dersiniz, yoksa bir sürecin başlangıcı mı?

-Bunu bizim yapıp yapmayacağımızı bilmiyoruz ama bu film projesinin gerçekleşmesi Çerkes Sürgünü ve Çerkeslerin Türkiye’deki süreçlerine ilişkin başka filmlerin de çekilmesinin önünü açacaktır diye düşünüyoruz.

 

-Daha önce Çerkeslerin ana karakter olduğu bir dizi projesi de olmuştu. Çerkes kültürünün ekranlarda tutunması sizce zor mu? Sinema sektörü için de bu zorluklar geçerli mi?

-Bu kolay bir şey değil çünkü Çerkes kültürü Anadolu’nun yerli bir kültürü değil. Ancak doğru şekilde anlatıldığı ve sanatsal açıdan güçlü yapıtlar ortaya çıkarıldığında bu mümkündür diye düşünüyoruz.

 

-Çerkesler sanatla var olabiliyor demek mümkün mü? Yoksa sanat konusunda hâlâ çok gerideyiz diyebilir miyiz?

-Çerkeslerin sanat konusunda hak ettikleri yerde olduklarını söylemek mümkün değil ancak bu konuda Çerkeslerin üzerine düşen görevlerin yanı sıra kamunun gerek merkezi devlet idaresi anlamında gerekse de yerel yönetimler anlamında yapması gereken ve yapmadığı çok sayıda görev var. Zamanla bu konuda da olumlu gelişmelerin olduğunu göreceğimize inanıyoruz.

 

-Bu süreçte bizimle paylaşabileceğiniz özel anılarınız veya zorluklarla başa çıkma hikâyeleriniz var mı?

-Sürece ilişkin ilginç bir anımızı aktarmak isteriz gerçekten. Polonya Film Enstitüsü vasıtasıyla ilişkiye geçtiğimiz Polonyalı film şirketleri, film projesi ile bir şekilde ilişkili olan Polonyalı Albay Lapinski’nin Kafkasya maceralarından oldukça etkilendiler. Onun ve 1.500 Polonyalının Çerkeslerle birlikte savaşmış olmasından oldukça etkilendiler. Yapım şirketlerinden bir tanesi “Konuyu sizden çaldık, bir belgesel yapacağız Lapinski ile ilgili” diye yarı şaka yarı ciddi bir yorum yaptılar. Bu olay bizi epey güldürdü.

 

-Çerkeslerden film projeniz için destek beklentileriniz neler? Var mı böyle bir beklentiniz?

-Biz daha çok kamu kaynaklarını kullanarak bu projenin gerçekleşebileceğini düşünüyoruz. Her katkı elbette değerli ve önemli ama film gibi pahalı bir işin kamu kaynakları olmadan ya da ortak bir yapımcı veya sponsor desteği olmadan gerçekleşmesi mümkün gözükmüyor.

 

-Samimi cevaplarınız için çok teşekkür ederim.

Yazarın Diğer Yazıları

Geçmişin ışığında bugün: Gençlerin 21 Mayıs’a bakışı

21 Mayıs benim için, tarih boyunca unutulmaz bir acıyı ve haksızlığı temsil eden Çerkes Soykırımı ve Sürgünü'nü anma günüdür. Bu tarih, binlerce insanın vatanlarından...

İstanbul ve Düzce’de dayanışma rüzgârı esti

İnşaatı devam eden kültür merkezi binasına katkı sağlamak amacıyla Düzce Adige Kültür Derneği tarafından nisanda dayanışma geceleri düzenlendi. Düzce Arapçiftliği Mahallesi’nde yapımı devam eden “Adige...

Müziğiyle toplumsal hafızaya dokunan bir sanat yolcusu…

Dığune Korhan Doğan, Düzce Pi Alternatif Sanat Atölyesi kurucularından. Yıllar önce “Çerkes Sürgün Oratoryosu” ve “Ver Elini Deprem Oratoryosu” projelerinde birlikte çalıştık. Bu atölye,...

Sosyal Medyalarımız

4,890BeğenenlerBeğen
1,353TakipçilerTakip Et
4,000TakipçilerTakip Et

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img