Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

Çamur hikâyesi

Ankara’da, çiçeği burnunda bir seramik atölyemiz var. Bu güzel başlangıca Jineps okurları için tanıklık etmek ve girişimin hikâyesini dinlemek istedik.


Birgül Asena Güven


Denis Dilara Kesimli Aytepe

-Öncelikle girişiminizi kutluyor ve başarılar diliyoruz. Okurlarımıza kendinizi nasıl tanıtmak istersiniz?

-Ben Denis Dilara Kesimli Aytepe. 1989, Ankara doğumluyum. Bakij sülalesinin torunlarından biriyim. Lisans eğitimimi TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü’nde tamamladıktan sonra Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik ve Cam Bölümü’nde yüksek lisans yaparak seramik dünyasına adım attım.

-Seramikle olan kişisel yolculuğunuz nasıl başladı? Sizi “bir atölye açmaya” kadar götüren süreçteki kırılma anı neydi? “Seramik atölyesi” fikri ilk ne zaman ve nasıl doğdu? Bu, uzun zamandır kurduğunuz bir hayal miydi, yoksa hayatın sürprizlerinden birisi mi?

-Endüstri ürünleri tasarımı aslında çok keyif aldığım bir alan olmasına rağmen tasarladığınız bir ürünün bitmiş ve kullanılır halini görebilme olanağınızın her zaman olmadığı bir meslek. Seramiğin beni çeken tarafı biraz da bu oldu. Yaptığınız herhangi bir tasarımın, ürünün daha hızlı bir şekilde kullanılabilir halini görebilme imkânını sunması. Hayalim her zaman bir sanat atölyem olmasıydı. Seramik ile uğraşmaya başlayınca biraz daha seramik atölyesine evrildi.

Ailemin sanat ve el işleriyle haşır neşir olması da büyük bir etken. Ailemin beni bu yola teşvik etmesi ve desteklemesi benim hayalimle birleşince gerçekleşti bu atölye.

-Atölyenizin ismi nedir ve nereden geliyor? Arkasında özel bir hikâye veya anlam var mı?

-Atölyemizin adı MO Stüdyo. “MO” uzun zamandır zihnimin derinliklerinde dolaşan bir kelime. Ben de bu kelimeyi araştırmaya karar verdim. Pek çok inanışta ve kadim toplumda değişik anlamları vardı; en çok dikkatimi çeken ve hoşuma giden, eski bir Afrika dilinde “insan” anlamı olmasıydı, çok hoşuma gitti.

-Atölyenizde insanların ne bulmasını/deneyimlemesini hedefliyorsunuz (Bir kaçış mı, yeni bir beceri mi, bir topluluk mu)?

-Atölyemde insanların mutluluk bulması en çok istediğim şey. Keyifle geçirilen, zihinlerini boşaltabildikleri bir zamanın mümkün olabileceğini deneyimleyebilmelerini hedefliyorum.

Yaşadığımız kaosun içinde “kendine ait bir zaman” artık bir ihtiyaç ve bunu getirisi de mutluluk. Çamurun gerçekten sakinleştirici ve dinginleştirici bir etkisi var. Aynı zamanda eğlenceli, hele ki kendi yaptığınız bir şeyi kullanmanın zevki bambaşka.

-Hangi türde workshop’lar veya eğitim programları sunuyorsunuz? (Yeni başlayanlar, ileri seviye, çocuklar, özel temalı workshop’lar vb.)

-Saatlik ve aylık atölyelerimiz var. Her ay mutlaka farklı bir atölye eklemeye çalışıyoruz. İsterseniz kendiniz çamurdan üretim yapabiliyorsunuz. Kendi kupanızı, çanağınızı, yemek takımınızı, biblonuzu, kısaca ne yapmak istiyorsanız… Kendi 6 kişilik gruplarınızı da oluşturup istediğiniz atölye çalışmasını seçebiliyorsunuz. Ya da bizim sizler için hazırladığımız ürünleri istediğiniz gibi boyayabiliyorsunuz.

-Sadece eğitim mi veriyorsunuz, yoksa kendi tasarım ve üretiminiz olan seramik ürünler de satıyor musunuz?

-Sadece eğitim vermiyoruz. Kendi ürünlerimizi de üretiyoruz ve satışa sunuyoruz. Özel siparişler de alıyoruz. Ürünümüzü sizden gelen istekler üzerine tasarlayıp, üretip teslim ediyoruz. Kişiye özel tasarım alanımız mevcut.

-Seramik, sabır ve süreç odaklı bir sanat. İnsanlara, özellikle de yeni başlayanlara bu “mükemmel olmama” halini ve süreci sevdirmek için neler yapıyorsunuz?

-Atölyemize katılan insanlara aslında çok fazla müdahale etmemeyi tercih ediyorum diyebilirim. Çünkü ne kadar çok müdahalede bulunursanız karşınızdaki insanı o kadar çok tedirgin edebiliyorsunuz.

Bizim seramikle yeni tanışanlara anlatmak istediğimiz şey; “önemli olan yaptığınız çalışmanın mükemmel olması gerektiği değil, sadece yapıyor olmanız” dır. Buradaki asıl mesele, sıfırdan ellerinizle bir şey üretmiş olmanız, iyi vakit geçirmiş olmanız ve sadece akışta kalabilmenizdir.

-Atölyenizin Çerkes toplumuyla nasıl bir bağ kurmasını hayal ediyorsunuz? Bu bağ sizin için ne ifade ediyor?

-Toplum olarak, anavatanını ve kültürünü özleyen insanlarız. Şu anda ne yazık ki ülkemizde kültürümüze ait çok fazla seramik obje bulunmuyor.

Bizler kültürümüzü her alanda yaşatmaya çalışıyoruz, en çok da evlerimizde. Bu yüzden kendi kültürümüze ait ürünleri hem kendimiz üretiyoruz hem de hemşerilerimizin kili kullanarak kendi kültürlerine ait öğeleri ortaya çıkarıp yaygın günlük hayatta kullanabilmelerini sağlamayı hedefliyoruz. Bu yönde üretkenliği kolaylaştırmak ve yaygınlaştırmak amacıyla hemşerilerimize özel %20’lik bir indirim yapıyoruz.

-İleride atölyenizde gerçekleştirmeyi hayal ettiğiniz özel projeler veya iş birlikleri var mı?

-Elbette gerçekleştirmeyi planladığımız birçok proje ve işbirliği hedeflerimiz var. MO Stüdyo dahilinde pek çok farklı disiplinin bir arada aynı çatı altında yapılabilir olmasını hedefliyoruz. Atölyeyi yeni açmış olmama rağmen yönünü seramikten başlayıp çokdisiplinli bir sanat atölyesine evrilecek şekilde kurguluyorum. Bu süreçte Çerkes kültürünü yalnızca “tema” olarak değil, hafıza, gündelik pratik, ritüel, kimlik ve zanaat dili üzerinden uzun soluklu projelere taşımayı hedefliyorum. Somut olarak planladığım projelerden biri, Çerkes belleğini arşivleyen bir “kaplar ve anlatılar” serisi: Diaspora ve kültürümüzü, göç/yerleşim hafızası, yaşlı kuşaklarla yapılacak kısa kayıtlar, aile hikâyeleri ve gündelik nesneler üzerinden; her bir anlatıya karşılık gelen seramik formlar üretmek. Bu işi yalnızca sergiyle sınırlamak istemiyorum; ileride atölye buluşmaları, açık üretim günleri formatına taşımayı da hayal ediyorum.


“Atölyeyi bir üretim mekânının ötesinde; kültürel aktarımın, birlikte öğrenmenin ve çağdaş yorumun gerçekleştiği bir buluşma alanına dönüştürmek istiyorum. Çerkes kültürü de bu yolculukta benim için ‘ilham’ olmanın ötesinde, öncelikli bir sorumluluk ve üretim ekseni”

Kısacası, atölyeyi bir üretim mekânının ötesinde; kültürel aktarımın, birlikte öğrenmenin ve çağdaş yorumun gerçekleştiği bir buluşma alanına dönüştürmek istiyorum. Çerkes kültürü de bu yolculukta benim için “ilham” olmanın ötesinde, öncelikli bir sorumluluk ve üretim ekseni.

-Seramik yapmak veya el işiyle uğraşmak isteyen ama “yetenekli olmadığını” düşünen veya cesareti olmayan insanlara ne söylemek istersiniz?

-Şunu çok içten söylemek isterim: Seramik, “yetenek”ten önce “cesaret” ve “devamlılık” işidir. Çoğu insanın “ben yetenekli değilim” diye tarif ettiği şey aslında başta ortaya çıkan pürüzleri ve hataları kabullenme korkusu. Oysa kil, hata yapmaya izin veren; hatta çoğu zaman hatayı güzelliğe dönüştüren bir malzeme.

Seramiğe ya da herhangi bir el işine başlamak için mükemmel çizim yapmak, kusursuz form çıkarmak gerekmiyor. İlk adım, sadece dokunmak ve denemek. Kilin elde bıraktığı iz, parmak izi, küçük asimetriler… Bunlar çoğu zaman işin “karakteri” oluyor. Üstelik seramikte süreç çok öğretici: Bir formu bozup tekrar yoğurmak, yeniden denemek, sabırla kurumasını beklemek… Hepsi insana “yapabilirim” duygusunu adım adım kazandırıyor.

Atölyede özellikle şunu önemsiyorum: Burası bir yargılanma alanı değil; güvenli bir deneme alanı. Hata yapmak burada başarısızlık değil, öğrenmenin parçası. İnsan bazen sadece 1-2 saatliğine bile olsa gündelik koşturmayı bırakıp kilin başında nefes alıyor; bu bile başlı başına değerli.

Çerkes kültüründe de zanaatın, emeğin ve birlikte üretmenin güçlü bir yeri var. Benim için seramik biraz da bu duyguyu hatırlatıyor: Elin işine karıştığı o sakin ritim, paylaşma ve dayanışma hali. O yüzden çekinen herkese şunu derim: “Yetenekli olup olmadığını düşünme; gel, bir kere dene. Çünkü bazen insanın kendiyle ilgili en güzel keşfi, bir avuç kille başlıyor.”

-Teşekkür ederiz.

Birgül Asena Güven
Birgül Asena Güven
1959 yılında Fethiye’de doğdu. Adigelerin Şapsığ boyundan. 1984 yılında Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi bölümünü bitirdi. İş hayatına özel sektörde 1985 yılında başladı. İstanbul Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Yüksek Lisans programına katıldı. Uzun yıllar global şirketlerde Finans Yönetimi yaptı. Kafkas derneklerinde çalıştı, yayın organlarında yazdı. Halen Jıneps yayın kurulu üyesidir.

Yazarın Diğer Yazıları

Kaybolmadan kentli olmak

Birgül Asena Güven Şamil Eğitim ve Kültür Vakfı bünyesinde çalışmalarını sürdüren Adiyüf ekibi, 11. sergisini, 5-21 Eylül 2025 tarihinde, Eskişehir’deki Çağdaş Cam Sanatları Müzesi’nde, “Kadim...

‘Kökler ve Kanatlar’

Mısost Ayşen Göksu Dağıstanlı’nın özenle hazırlanmış ‘Kökler ve Kanatlar-Çerkes Aile Hikayeleri’ kitabını, kendi adıma, büyük bir heyecanla bekliyordum. Papirüs Yayınları tarafından basılan kitap beklediğimize...

‘Ben sanatın dünyayı kurtaracağına inanan bir sanat eğitimcisiyim’

Mukadder Özdemir Balakoğlu, 23 Nisan 1960’ta, Biga, Dereköy’de doğdu. 1984’te Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim-İş Eğitimi Ana Sanat Dalı’ndan mezun oldu. 2000 yılında Van...

Sosyal Medyalarımız

4,890BeğenenlerBeğen
1,353TakipçilerTakip Et
4,000TakipçilerTakip Et

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img