Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

Düşlerdeki özgür dünya: ALİKEV

Bu kez, yaptığı çalışmalarla geleceğe, gençlere, hayallere ve daha eşit bir dünyaya olan umudumu taze tutan Ali İsmail Korkmaz Vakfı (ALİKEV) ile sohbet ettik. Bu keyifli sohbet için geçmiş yıllarda TEGV’de birlikte çalıştığım sevgili Deniz Umut Eker’e çok teşekkür ediyorum. Vakfın tüm çalışmalarını hayranlıkla izliyorum. Katkısı olan herkes iyi ki var.
Bir gün ALİKEV ile bir maraton tamamlayıp, denizde bir kum tanesi misali katkım olmasını tüm kalbimle diliyorum.


Şamba Gunda Demiröz


-Kendinizi ve sivil toplum serüveninizi kısaca bize anlatır mısınız?

Deniz Umut Eker

-Merhaba, ben Deniz Umut Eker. Sivil toplum alanındaki çalışma hayatım 2011 yılında Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’nda (TEGV) başladı. TEGV’de hem saha uygulamalarına hem de kurumsal süreçlere dahil olarak gönüllülük yönetimi, program geliştirme ve kapasite güçlendirme konularında deneyim edindim. Farklı birimlerde görev almak, sivil toplum kuruluşlarının işleyişine bütüncül bir perspektiften bakabilmemi sağladı.

2019 yılında Ali İsmail Korkmaz Vakfı’na (ALİKEV) katıldım ve o tarihten bu yana Genel Koordinatör olarak görev yapıyorum. Bu pozisyonda vakfın programlarının yürütülmesi, kurumsal süreçlerin koordinasyonu ve kurumun belirlenen hedeflerinin takibinden sorumluyum.

-Ali İsmail Korkmaz Vakfı’nın hikâyesini başlangıçtan bugüne anlatabilir misiniz?

-Ali İsmail Korkmaz Vakfı, Gezi Parkı direnişinde hayatını kaybeden Ali İsmail Korkmaz’ın düşlerini, umutlarını ve dayanışma kültürünü yaşatmak için Korkmaz ailesi tarafından 2014 yılında kuruldu. Ali İsmail’in hayata bakışı, iyiliği örgütleme çabası ve yaşıtlarıyla kurduğu bağ, vakfın temel ilham kaynağı oldu. Ailenin girişimiyle başlayan bu yolculuk, kısa sürede gençlerin, gönüllülerin ve dayanışmaya inanan herkesin katkısıyla büyüyen güçlü bir topluluğa dönüştü.

Kuruluşun ilk yıllarında burs programları, gönüllü çalışmalar, kültür-sanat etkinlikleriyle başlayan süreç, özellikle 6 Şubat depremlerinden sonra yeni bir sorumluluk üstlendi. Hatay’da ağır yıkım yaşayan gençlere, çocuklara ve ailelere destek olabilmek vakfın en öncelikli motivasyonlarından biri haline geldi. Bu dönemde gençlik çalışmaları, sanat programları, gençlerin iyi olma haline odaklanan içerikler önemli bir yer tuttu.

Bugün ALİKEV; gençlerin kendilerini ifade edebildiği, hayaller kurabildiği, dayanışmayı deneyimlediği, haklarını savunabildiği ve üretim yapabildiği kapsayıcı bir alan sunmayı amaçlıyor. Hatay’da inşası devam eden yeni Gençlik Merkezi, bu hikâyenin geleceğe açılan en somut kapısı. Ali İsmail’in çocukluğunu geçirdiği topraklarda yükselen bu merkez, gençlerin düşlerini büyütmesi için kalıcı bir yuva olacak.

-Kurumunuzda çalışan olmak dışında nasıl yer alınabilir? Gönüllülük mümkün mü? Ne şekilde?

-ALİKEV, kurulduğu günden bu yana gönüllülerinin desteğiyle faaliyetlerini yürüttü. Etrafında çok önemli bir gönüllü kitlesi oldu. Örgüt olarak, gönüllülüğü kurumsal kültürünün vazgeçilmez bir parçası olarak görüyoruz. Dolayısıyla vakıfta sadece çalışan olarak değil; gönüllü, destekçi, kolaylaştırıcı, bağışçı veya etkinlik katılımcısı olarak da yer almak mümkün.

Gençlik atölyelerinde kolaylaştırıcılık yapmak, kültür-sanat etkinliklerinde görev almak, sosyal medya ve iletişim çalışmalarına katkı sunmak, sahada topluluk destek faaliyetlerine katılmak, bursiyerlerle mentorluk yapmak gibi çok çeşitli gönüllülük alanları bulunuyor. Bunun yanı sıra özel uzmanlık gerektiren eğitimlerde, sanat projelerinde veya deprem sonrası Hatay’da yürütülen faaliyetlerde dönemsel gönüllülük faaliyetleri olabiliyor.

Bunlara ek olarak, gönüllülerimizin vakfın bilinirliğini artırmadaki rolü bizim için çok değerli. ALİKEV’i çevrelerine anlatmak, gençlik çalışmalarımıza dair hikâyeleri paylaşmak, etkinliklerimizi duyurmak, dayanışma kampanyalarımıza destek çağrısı yapmak da bir gönüllülük biçimi. Çünkü bir kurumun en güçlü iletişim ağının, kendisiyle gönülden bağ kuran topluluklar olduğunun farkındayız.

Kısacası, vakfın kapısı dayanışmaya inanan, gençlerle birlikte üretmek isteyen, ALİKEV’in hikâyesini sahiplenerek çevresine aktarmak isteyen herkese açık. Bizim için gönüllülüğün, birlikte iyileşmenin ve birlikte üretmenin en güzel hali olduğunu düşünüyoruz.

-Bağışçı tanımlamasını yapar mısınız? Kime denir ve bağışçınız vakfınız için neler yapabilir? Yöntemleri nedir?

-Bağışçı, bir sivil toplum kuruluşunun hayalini, hedefini ve toplumsal etkisini paylaşan; bu etkiyi mümkün kılmak için maddi veya ayni katkıda bulunan kişidir. Bağışçılarımız vakfımız için yalnızca kaynak yaratmaz; aynı zamanda bizim en önemli güç kaynağımız, topluluğumuz ve yol arkadaşlarımızdır. Sağladıkları her destek genç bir sanatçının üretimine, bursiyer bir öğrencinin eğitimine, Hatay’daki gençlik merkezimizin inşasına, bir atölyenin gerçekleşmesine veya bir gencin kendini ifade etmesine dönüşür. Bu yüzden bağışçılık, somut bir katkıdan çok daha fazlasıdır; umut ve dayanışmanın çoğalmasına verilen bir destektir.

Bağış yapmanın birçok yöntemi bulunuyor. Düzenli bağış ile her ay küçük ama sürdürülebilir bir katkı sağlamak mümkün. Bireysel bağışlar kadar özel gün bağışları, kurumsal destekler, miras bağışları, proje bazlı katkılar, ayni destekler ve hatta sosyal medya üzerinden yapılan dayanışma kampanyaları da bağış yöntemleri arasında yer alıyor. Bunlara ek olarak ALİKEV iktisadi işletmesi olan Düşlerinde Özgür Dünya dükkânında yer alan ürünleri de satın alarak ALİKEV’e destek olmak mümkün.

 

 

 



“Ali İsmail’in düşleriyle başlayan bu yolculuk bugün yüzlerce gençle, gönüllüyle, destekçiyle büyüyen bir dayanışma ağına dönüştü. En büyük gücümüz dayanışmak ve birlikte üretmek”


-Hangi koşullar sağlandığında bir sivil toplum kuruluşuna “güvenilir ve şeffaf” denebilir?

-Bir sivil toplum kuruluşunun güvenilir ve şeffaf olabilmesi için yalnızca iyi niyetli olması değil, bunu kurumsal yapısıyla sürekli olarak göstermesi gerekir. Bunun için bazı temel koşullar bulunur:

Şeffaf ve erişilebilir mali bilgiler, düzenli denetim süreçleri, hesap verebilirlik kültürünün kurumsallaşması, bağımsız yönetim ve karar alma mekanizmaları, açıkça tanımlanmış etik ilkeler, güçlü bir iç denetim prosedürü, paydaşlara düzenli bilgi akışı, gönüllülerin ve gençlerin karar süreçlerine katılabildiği kapsayıcı yapılar bu koşullardan bazılarıdır. Bunlara ek olarak sivil toplum örgütleri kendi yapılarına özel ek yöntemler de geliştirip uygulayabilir. Tüm bu uygulamalar örgütlerin paydaşlarıyla arasındaki güveni inşa eden yapı taşlarıdır.

ALİKEV, kuruluşundan bu yana hem mali şeffaflık hem de karar alma süreçlerinde açıklık ilkeleriyle çalışır. Her bağışın, her katkının nereye gittiği ayrıntılı şekilde takip edilir, raporlanır ve kamuya açık hale getirilir. Güven duygusunun birlikte ve sürekli inşa edilen bir değer olduğuna inanıyoruz.

-Deneyimlerinizi ve gözlemlerinizi düşünürsek Türkiye’de ve dünyada sivil toplum ne aşamada? Eksiklerimizi ve artılarımızı düşündüğümüzde iyiyiz diyebiliyor muyuz? İyi diyebilmek için ne yapmamız lazım?

-Türkiye’de ve dünyada sivil toplum hem büyük bir dönüşüm sürecinden geçiyor hem de önemli tehditlerle karşı karşıya. Bir yandan kaynakların daraldığı, kutuplaşmanın arttığı, gençlerin geleceğe dair kaygılarının büyüdüğü bir dönemden geçiyoruz. Öte yandan dayanışmanın, yerel inisiyatiflerin ve gençlerin öncülüğünde gelişen topluluk temelli hareketlerin güçlendiğini görüyoruz.

Türkiye’de sivil toplumun en güçlü yanı dayanışma refleksi: Afetlerde, krizlerde, toplumsal eşitsizliklerde birbirinin yardımına koşan bir toplumsal yapı var. Gençlerin artan katılım isteği ve hak temelli çalışmalara ilgisi de umut verici. Ancak kaynaklara erişimde eşitsizlikler, sürdürülebilirlik sorunları, karar alma yapılarına katılımlarının desteklenmemesi önemli eksiklikler.

“İyiyiz” diyebilmek için; gençlerin karar süreçlerine daha fazla dahil edildiği, sivil alanın kriminalize edilmediği, finansal sürdürülebilirliğin çeşitlendiği ve kurumlararası işbirliğinin güçlendiği bir yapıya ihtiyaç var. Tüm bunların yolu ise açık iletişim, güven inşası, demokratik katılım ve yerelden yükselen inisiyatiflerin desteklenmesinden geçiyor.

ALİKEV’in hikâyesi de tam olarak burada; yerelden güç alarak, gençlerin enerjisiyle toplumsal alanda kalıcı etki yaratmaya çalışmakta kendine yer buluyor.

-Bize zaman ayırıp bu keyifli söyleşiyi gerçekleştirdiğiniz için teşekkür ediyorum. Son olarak bu soruları siz soracak olsaydınız size ne sorulsun isterdiniz? Bu konuştuklarımızın dışında şunu da söylemek isterim dediğiniz bir şey varsa eklemenin tam zamanı.

-Büyük ihtimalle şunu merak ederdik: “Gençlerin hikâyelerini nasıl duyuyor, nasıl büyütüyorsunuz?” Çünkü yaptığımız işin en heyecan verici yanı, her gün yeni bir gençle, yeni bir umutla tanışmak ve onların yolculuğuna eşlik etmek.

Son olarak şunu söylemek isteriz: Ali İsmail’in düşleriyle başlayan bu yolculuk bugün yüzlerce gençle, gönüllüyle, destekçiyle büyüyen bir dayanışma ağına dönüştü. Bizim en büyük gücümüz dayanışmak ve birlikte üretmek.

Yazarın Diğer Yazıları

‘Pis Yedili’den ‘Palamut Zamanı’na: Sezer Arıçay…

Yıllar önce “Farklı Bedenlerde Dans” projesi için aynı sahneyi paylaştığım, günümüzde sahnede izlemekten büyük keyif aldığım Sezer Arıçay ile sohbet ettik. -Tiyatronun/oyunculuğun mesleğin olmasına ne...

‘Herkesin kendini keşfedip gerçekleştirebildiği bir dünya…’

Öğretmenler her yaştaki insanlar için çok önemli ve kıymetli, özellikle köy okullarında hem çocukların hem yetişkinlerin tek şansı köy öğretmenleri çoğu zaman. Hepimizin bildiği...

UCİM’in anlamlı mücadelesi

Bir sivil toplum gönüllüsü, bağışçısı ve geçmişte çalışanı olarak sivil toplum çalışmaları ve haklar konusu benim için çok kıymetli, hele ki konu çocukların hakları...

Sosyal Medyalarımız

4,890BeğenenlerBeğen
1,353TakipçilerTakip Et
4,000TakipçilerTakip Et

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img