
K’areşey Selçuk
Bu soru ile başlayan ve sürece yönelik hafıza oluşturmaya yönelik notlarımın Jineps’te yayımlanması nedeniyle hem hafıza tazelenmesi ve hem de destek veren, duyarlılık gösteren Jineps okurlarına gelişmeler hakkında güncellemelere devam edelim.
Her zaman yaptığımız gibi tekrara yol açmamak adına geçen sayıdan bu yana gelişmeleri özetlemeye çalışacağım.
Change.org ve Avaaz.org’da kampanyalar kendi akışında devam ediyor ancak asıl odak, yaşanan gelişmelerin de yönlendirmesiyle bürokratik ve politik girişimler ağırlıklı olarak devam etti.
Bu süreçte Kafkas Dernekleri Federasyonu’nun (KAFFED) önceki dönem başkanlarından Yaşar Aslankaya’nın koordinasyonu Ankara’daki ilişkilerin, politik ilişkilerin yürütümünde çok değerli oldu. Murat Baybatur gibi hemşerimiz olan vekillerimizin de desteğini esirgemediğini görmek ziyadesiyle memnun edici. Bu girişimlerin ve bölge milletvekillerinin de ilgisi sayesinde Kayseri Valiliği ve ilgili kamu kurumları nezdinde ciddi bir farkındalık oluştuğuna ve bunun kısmen de olsa aksiyona dönüştüğüne tanık olduk.
Aralık sonuna doğru ilgili firmalardan birinin 150 kuyu daha açmak istediği öğrenilerek STK’larımız ve bölge muhtarlarımız üzerinden yeniden girişimde bulunulmuş ve Pınarbaşı Kaymakamlığı tarafından ilgili il müdürleri, muhtarlar ve STK temsilcileriyle soruna yol açan firmaların yetkililerinin de katıldığı geniş katılımlı bir toplantı yapılmıştır. Bu toplantıda maalesef bölgedeki yeraltı sularının %90 oranında tüketildiği resmi olmasa da yetkili ağızlardan teyit edilmiştir. Olayın vahametinin geç de olsa farkına varılması ve otoritelerin sorumluluk üstlenmeyi kabullenmeleri umarız doğa ve çevre açısından bir kazanım olur. Asıl olarak bizi umutlandıran toplantı çıktısı, yeni kuyu açma izni verilmeyeceğinin, kaçak kuyuların tespit edilerek kapatılacağının ve ruhsatlı kuyulara sayaç takılarak kullanımın kontrol edileceğinin kayıt altına alınması. Bundan sonraki süreçte yapılması gereken, rehavete kapılmadan bu kararların hakkıyla uygulanmasını sağlamak ve takip etmektir.
Irmakta “kış nedeniyle yeraltı suyunun kullanımının durması yeniden canlanma sağlar mı” umudumuz maalesef gerçekleşmedi ancak paylaştığım fotoğrafta olduğu gibi bölgedeki yoğun kar yağışı umudumuzu diri tutuyor. Bu arada sosyal medyada Zamantı Irmağı üzerinde faaliyet gösteren balık üretim çiftliklerinin yarattığı kirliliğe verilen tepkileri görmek de çevre ve doğa savunuculuğunun yaygınlaştığını göstermesi açısından ayrıca umudumuzu artırdı.
Yine rehavete kapılmadan, bütün gücümüzle gelecek sezon için bölgedeki ismiyle “Psışho”nun (Zamantı) ve Uzunyayla’nın böyle bir zulmü bir daha yaşamaması için çalışmaya devam edeceğiz. “Bir musibet bin nasihate evladır” sözünden hareketle bu musibeti son musibet olarak hatırlamak için yine, yeniden Ha Marje!







