Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

Çok uzaklarda rengârenk bir ülke: Ceylon

2026 yılının ocak ayında yaz tatilimi değerlendirmek için doldurduğum bir başvuru formundan altı ay sonra kendimi Sri Lanka’da (Ceylon) buldum. Dört dinin aynı anda yaşandığı, etnik ve inançsal grupların bir arada ama gerilimli bir dengede yaşamak zorunda kaldığı bu ada, ilk bakışta hem egzotik hem de derin çelişkiler barındıran bir manzara sunuyor.

Cami, Gampola
Hindu tapınağı, Gampola
Esala Perahera, Kandy

Adaya ayak bastığımda sıcak hava, tuk-tuklar, çıplak ayakla gezen ve sarong giyen adamlar ile rengârenk yöresel kıyafetler içindeki insanlar karşıladı beni. Tam da Kandy Esala Perahera dönemine denk geldiğim için Kandy sokaklarında serbestçe dolaşan filler günlük hayatın olağan bir parçası gibi görünüyordu. Ten rengimin fark edilmesiyle üzerime çevrilen bakışlar ve turistlerle iletişim kurma çabaları ilk izlenimlerimdi. Ancak bu yüzeyin hemen arkasında, adanın yakın geçmişine ve toplumsal yapısına dair çok daha karmaşık gerçekler yer alıyordu.

Sokaklarda yürürken kiliseler, camiler, rengârenk Hindu ve asırlık Budist tapınakları hemen dikkat çekiyor. Otobüslerde kart sistemi yok. Düğmeler yerine tepeye bağlanmış büyük bir zil ve çalmak için tasarlanmış ipli bir sistem var. Ender rastlanan arabaların bagajlarından sarkıtılan ipe dizilmiş kuru sebzeler ise nazarlık olarak kullanılıyor. İnsanlar bu ülkede her saatte aktif. Her saat tuk-tuk bulmanız ve erken saatlerde Budistlere ait bir çeşit ezanı Kandy’nin her köşesinde duymanız mümkün. Ayrıca ezan da okunmakta bu ülkede. Toplumsal yapıyı gözlemlerken en çok şaşırdığım nokta kadınların konumu oldu; daha kısıtlı bir sosyal alan beklerken, tersine kadınların kamusal hayata bu kadar entegre ve erkeklerle eşit bir düzlemde yer alması oldukça şaşırtıcı ve etkileyiciydi.

7’den 70’e sanki herkes fakirdi ama bazıları daha da fakir. Dünyanın en güzel kıyılarına sahip bu ada, Colombo’dan Galle’ye kadar denize sıfır gecekondulara sahip. Plajlar hemen hemen bomboş; nadiren balık avlayan, birbirinden ilginç uçurtmalar uçuran ve tropikal meyvelerle top oynayan çocuklara rastlıyorsunuz. Bununla birlikte ilk gözlemim; baskın halk olan Sinhalalar, ikincil halk olan Tamiller ve her sokakta görebileceğiniz Müslümanlar kardeşmişçesine yaşıyor gibi görünüyor.

Etnik yapının yanında dini inancın da demografik ayrımda çok büyük etkisi olduğu belliydi. Hangi şehre gittiysem “Sinhala mısın, Tamil misin?” sorusuna “Müslümanım” yanıtını aldım. Buradaki Müslümanlar ağırlıklı olarak Tamil dilini konuşuyor ve yanıt olarak doğrudan dinlerini öne çıkarıyorlar. Hatta bu sadece Müslümanlarla da sınırlı değil, diğer halklardan kişilerin de bu kadar yaygın olmasa da etnik kimlikleri yerine dinsel kimlikleriyle yanıt verdiklerini duymak mümkün. Dinin günlük hayattaki ağırlığı her yerde hissediliyor.

Din konusuna girmişken, burada dini hayat hem çok görünür hem de birbirleriyle iç içe geçmiş durumda. Ella’da bindiğim bir tuk-tukta 4 Hindu tanrısı heykelciği, tam ortalarında da bir Buddha heykelciği görmemin ardından sürücüsü ile şöyle bir diyaloğumuz oldu:

Merhabalar, Sinhala mısınız, Tamil misiniz?

-Hinduyum.

-Hindu iseniz neden Buddha heykeliniz de var?

-İhtiyaç duyduğumda Buddha’ya da dua ediyorum.

-O zaman bütün tanrılar sizin için değerli.

-Elbette.

Bu sohbetimiz haricinde de yan yana dizilmiş Buddha, Shiva ve Meryem Ana-İsa heykellerine sırayla dua eden yerliler görmeye zamanla alıştığımda, artık kesinlikle tanrı/tanrıça ayırt etmediklerini, tanrının adını pek çok diğer toplum kadar önemsemediklerini anlamış oldum.

Adanın doğasının ve ekonomisinin kalbi ise hiç şüphesiz eşsiz çay bahçelerinde atıyor. Dağları yamaçlarına kadar saran bu uçsuz bucaksız yeşil örtüde ellerinde sepetleriyle yaprak toplayan işçilerin emeği, adanın ana ekonomik dinamiklerinden birini oluşturuyor. Geleneksel tarımın yanı sıra günlük yaşamda doğanın sunduğu imkânlar da ön planda; adada halk, çeşitli baharatı (özellikle tarçın ve karanfil gibi bitkileri) geleneksel bir refleksle doğrudan ağrı kesici olarak kullanıyor. Doğal reçetelerin ve bitkisel çözümlerin günlük hayatta bu kadar yaygın olması, adanın kültürel dokusunu tamamlayan bir diğer detay.

Bütün bu yerel, otantik unsurların yanında sömürgeciliğin izleri de tahmin ettiğim kadar olmasa da yaşıyor. Bu izlenimi bana özellikle limanıyla dikkat çeken Galle verdi. Galle, her köşedeki Felemenk kiliseleri ve yoğunluğu hissedilen Müslüman tebaası ile karşınıza çıkıyor. Öte yandan insanların yabancılara karşı hitap etme şekilleri, tavır ve tutumları istemsiz bir “efendileriymişsiniz” hissiyatı veriyor. İnsanlar bu şehirde koloni döneminin izlerini, mimari eserlerde korudukları gibi karakterlerinde de korumuşlar. Hatta kriket, elitizmi ve sömürgecileri; ulusal spor olan voleybol ise halkı çağrıştırıyormuş.

Böyle yüzlerce izin ardında, ilham verici şekilde dillerini ve kültürlerini de kaybetmemişler. Sri Lanka’da İngilizce seviyesi beklentimin oldukça altındaydı; hatta daha da ilginçtir, sömürge dönemine çocukken de olsa tanıklık etmiş yaşlılar bu dili neredeyse hiç bilmezken, günümüz çocukları İngilizce seviyesi açısından daha iyi durumdaydılar.

Aynı Kafkasya gibi çok heterojen yapıdaki bu “Sosyalist Cumhuriyet”, çokkültürlülüğü tamamen bambaşka şekilde yaşatıyor. Bir turist gözüyle bana kardeşçe yaşıyorlar gibi görünmüşken, biraz araştırınca aslında bu kardeşliğin altında çok yakın tarihlerde yaşanan gerilimler, propagandalar ve terör eylemleri olduğunu öğrendim. Ülkenin sol görüş kronolojisi, uzun süre adıyla damga vurmuş Tamil Kaplanları, Tamil halkına karşı uygulanmış yoğun ırkçılık politikası, Kaplanların bombalı saldırıları derken oldukça karmaşık bir politik zeminin varlığını anlamış oldum.

Şimdi ise kafamı kurcalayan şey şu: Bir yanda 10 bini aşmış militanıyla Kaplanlar mazisi, bir yanda ise birbirleriyle iç içe yaşayan, birbirine saygılı, en önemlisiyse mutlu insanlar söz konusu. Peki ya bu kargaşa, acıları olan bir halkın başkaldırısı mıydı, yoksa siyasilerin kendi arasındaki bir arbede miydi? Hâlâ bu sorunun yanıtını arıyorum.



Kundukhate Ceylin

Eskişehirli bir ailede, 2007 yılında Karşıyaka’da doğdu. Lisede bir sene değişim öğrencisi olarak Teksas’ta eğitim gördü. KAFFED Siyaset Akademisi’nde bulundu. Şamil Eğitim ve Kültür Vakfı’nın “Sandıktaki Anılar” projesinde Eskişehir görüşmelerini üstlendi. Vladikavkaz Tarih ve Arkeoloji Enstitüsü’ne ait “Tarih-Filoloji Arşivi” adlı dergide yayımlanacak çalışmasına devam ediyor. Halen eğitimini ODTÜ Tarih Bölümü’nde hazırlığın ardından 1. sınıf olarak sürdürmektedir.



Cave Temple, Dambulla
Gangaramaya Temple, Colombo
Çay toplayan kadın, Ella
Okullular, Kandy Kraliyet Botanik Bahçeleri
Hindu köşesi, Trincomalee
Leon Rock, Sigiriya

Yazarın Diğer Yazıları

Sosyal Medyalarımız

9,251BeğenenlerBeğen
2,745TakipçilerTakip Et
4,012TakipçilerTakip Et
677AboneAbone Ol

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img