Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

Dil Yaşatmaktır! Anadili haktır, susturmak adaletsizliktir

Dil Hakları İzleme, Belgeleme ve Raporlama Ağı (DHİBRA), UNESCO’nun 1999 yılında ilan ettiği 21 Şubat Dünya Anadili Günü’nde, Diyarbakır’da bir dizi etkinlik düzenledi.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin (DBB) ev sahipliğindeki program DBB’nin düzenlediği ve 20 Şubat Cuma günü 14.30’da açılışı yapılan Park Gulan’daki basın toplantısıyla başladı. Toplantıda DHİBRA’nın bu yıl hazırladığı Dünya Anadili Günü bildirisi Türkçe ve Kürtçenin Kurmancî diyalektinde okundu.

Dil Hakları İzleme, Belgeleme ve Raporlama Ağı’nın 21 Şubat Dünya Anadili Günü Bildirisi’nin Türkçesini Yonca Sarsılmaz okudu
Dil Hakları İzleme, Belgeleme ve Raporlama Ağı’nın 21 Şubat Dünya Anadili Günü Bildirisi’nin Kürtçesini Yasir Orak okudu.

 


Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nce anadillerinde düzenlenen Gulistana Zimanan (Diller Gülistanı Parkı)

21 Şubat Dünya Anadili Günü kapsamında “Gulistana Zimanan”da yok olma tehlikesi altındaki 10 dil adına sokaklar oluşturuldu: Kurmancî Sokağı, Kirmanckî Sokağı, Ermenice Sokağı, Süryanice Sokağı, Abhazca Sokağı, Çerkesçe Sokağı, Lazca Sokağı, Hemşince Sokağı, Romanca Sokağı ve Osetçe Sokağı.

Abazaca
Osetçe
Zazaca

Fotoğraflar ve video: Sosin Aslan, Mustafa Seyit Korkmaz



“Dil Yaşatmaktır! Anadili haktır, susturmak adaletsizliktir” başlığıyla hazırlanan bildiriyi, aralarında Jineps Gazetesi’nin de olduğu 208 kurum imzaladı. Adige Dil Derneği, Alan Kültür ve Yardım Vakfı, Almastı Çerkes Kadın Hareketi, Çerkes Araştırmaları Merkezi, Eskişehir Kuzey Kafkas Kültür ve Dayanışma Derneği, Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED), KoyuSiyah Yayıncılık, Şamil Eğitim ve Kültür Vakfı ve KAFFED’e üye 46 dernek imzacı kurumlar arasında yer aldı.

Bildiri Türkçenin yanı sıra 24 dilde hazırlandı: Abazaca/Abhazca, Adigece (Batı ve Doğu diyalektleri), Arapça, Arnavutça, Avarca, Boşnakça, Çeçence, Ermenice (Batı), Farsça, Gürcüce, Hemşince, İngilizce, Karaçay-Balkarca, Kırım Tatarcası, Kürtçe (Kurmancî), Ladino, Lazca, Makedonca, Osetçe, Romanes, Rumca-Yunanca, Rusça, Süryanice, Zazaca.

DHİBRA’nın Dünya Anadili Günü etkinlikleri 21 Şubat Cumartesi günü 13.30’da Diyarbakır, Çand Amed’de yer alacağı bir panel ve forumla devam edecek.


*Bildirinin 24 dildeki çevirilerini haberimizin sonunda okuyabilirsiniz.


Dil Hakları İzleme, Belgeleme ve Raporlama Ağı’nın 21 Şubat Dünya Anadili Günü Bildirisi

 

Dil Yaşatmaktır!

Anadili haktır, susturmak adaletsizliktir.

Anadili hakkı, temel, devredilemez ve müzakere edilemez bir insan hakkıdır.
Bu hakkın korunması, sadece kültürel bir mesele değildir; dilsel adalet ve eşit yurttaşlık için zorunludur.

Anadili hakkının önündeki politik, ekonomik ve idari engeller kaldırılmadıkça adaletten söz edilemez. Barış içinde yaşamanın garantisi, çokdilli bir toplumda eşit haklara sahip olmaktır.

Bugüne kadar uygulanan tekdilli asimilasyon politikaları nedeniyle dilsel çoğulluk, bertaraf edilmesi gereken bir ‘tehlike’ olarak görülmüş ve gösterilmiştir. Oysa bir dil sustuğunda yalnızca kelimelerini değil; acılarını, sevinçlerini, masallarını ve dünyaya bıraktığı izleri de beraberinde götürür.

Dil yalnızca bir iletişim aracı değil; kimliğin, belleğin ve toplumsal ilişkilerin en temel kurucu unsurudur.

Dil yalnızca kültürün taşıyıcısı değil; tarihsel olarak inkâr edilmiş kimliklerin, bastırılmış var olma biçimlerinin, susturulmuş seslerin ifade alanıdır.

Anadillerimizin, eğitimden medyaya, sanattan kültüre, sokaktan resmi kurumlara tüm kamusal alanlarda özgürce var olması eşit ve onurlu bir yaşamın vazgeçilmez koşuludur.

Eğitim ve kültür politikaları, tüm dillerin ortak değerimiz olduğu ilkesiyle belirlenmelidir. Çocukların anadillerinde düşünebileceği, hayal kurabileceği ve okul öncesinden üniversiteye kadar her kademede anadillerinde eğitim görebileceği siyasal ve toplumsal yapıyı inşa etmek, hepimizin gecikmiş sorumluluğudur.

Dillerimizin yaşatılması, geliştirilmesi ve kamusal hizmetlerde eşit, erişilebilir ve görünür biçimde yer alması için devletin ve tüm kamu kurumlarının gerekli adımları atması bir lütuf değil, tarihsel bir yükümlülüktür. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 17, 29 ve 30. maddelerine ilişkin konulan çekincelerin kaldırılması ve bu Sözleşme kapsamındaki sorumlulukların yerine getirilmesi, bu tarihsel yükümlülüğün açık ve öncelikli gereğidir.

Dil Hakları İzleme, Belgeleme ve Raporlama Ağı (DHİBRA) bileşenleri olarak, tüm anadillerinin korunması, yaşatılması ve canlandırılması çağrımızı yineliyoruz.

Tüm halkların Dünya Anadili Günü kutlu olsun!


Öncelikli taleplerimiz

  • Öncelikle, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne konulan çekinceler hemen kaldırılmalıdır.
  • Anayasanın 42. maddesi başta olmak üzere, Türkçe dışındaki dillerde eğitimi yasaklayan veya fiilen engelleyen tüm yasal düzenlemeler kaldırılmalıdır.
  • Türkçe dışındaki dillerin gelişiminin desteklenmesi amacıyla, anadilinde eğitim, bilimsel üretim ve sanatsal faaliyetler için kamu bütçesinden düzenli kaynak ayrılmalıdır.
  • Türkçe dışındaki anadillerinin yaşaması ve canlandırılması için yeterli olmasa da toplumsal-siyasal kabulü ve gelişimi bağlamında önemli kazanım olan mevcut “Yaşayan Diller ve Lehçeler” seçmeli derslerinin etkin ve sürdürülebilir şekilde uygulanmasının önündeki idari ve bürokratik engeller kaldırılmalıdır.

İmzacı kurumlar

Adana Çerkes Kültür Derneği, Adığe Dil Derneği, Afşin Kafkas Kültür Derneği, Agos Ermenice Ek, Agos Gazetesi, Ağaçlı Derneği, Alan Kültür ve Yardım Vakfı, Alef FM, Almastı Çerkes Kadın Hareketi, Amedfed, Anka Dil ve Kültür Araştırmaları Derneği (Ankara), Anka Dil, Kültür ve Sanat Kooparatifi (Diyarbakır), Antakya Süryani Kültür Derneği, Antalya Çerkes Derneği, Aras Yayıncılık, Arıkbaşı Köyü Kafkas Derneği, Ari Dil ve Kültür Araştırmaları Derneği, Arsisa Dil ve Kültür Araştırmaları Derneği, Aryen Kültür Derneği, Asi-Der (Hatay İli Antakya, Samandağ, İskenderun İlçeleri Kültür Yardımlaşma Dayanışma ve Çevre Gönüllüleri Derneği), Aşağı Kurtoğlu Derneği, Avesta Dil ve Kültür Araştırmaları Derneği, Avesta Yayınevi, Ayrık Otu Müzik Grubu, Bahçelievler Kafkas Çerkes Derneği, Balıkesir Adığe – Çerkes Kültür Derneği, Ban Vakfı, Bandırma Kuzey Kafkasya Kültür Derneği, Barış Vakfı, Barışa Ezgiler, Başakşehir Bitlis İş İnsanları Derneği, Batman Eğitim-Sen Şubesi, Batman Kozluklular Derneği, Bayramoğlu Köyü Derneği, Bekira Derneği ve Elih Batman Dernekler Federasyonu, BES Amed Şubesi, Beşiktaş Derneği, Bianet (IPS İletişim Vakfı), Biga Kafkas Kültür Derneği, Birca Belek Dil ve Kültür Araştırmaları Derneği, Bismil Derneği, Bismil Köseli Derneği, Bitlis Sivil Toplum Kuruluşları Konfederasyonu, Bolu Kafkas Derneği, Botan Dil ve Kültür Araştırmaları Derneği, Botan Times, Bozüyük Kuzey Kafkasya Kültür Derneği, BTS Amed Şubesi, Bursa Çerkes Kültür Derneği, Ceyhan Kuzey Kafkas Kültür Eğitim Derneği, Cudi Dil ve Kültür Araştırmaları Derneği, Çalabaş Derneği, Çerkes Araştırmaları Merkezi, Çerkes Derneği (Ankara), Çerkes Kültür Evi Derneği, Çorum Kafkas Kültür Derneği, Dağcı Derneği, Denizli Çerkes Derneği, Dersim Araştırmaları Merkezi, Dersim Dernekleri Federasyonu, Dersim Yazarlar Birliği, Dicle Kültür Sanat Derneği, Dişlinar (Zivzik) Yardımlaşma ve Dayanışma Kültür Derneği, Dîwan Academy, Diyarbakırlılar Derneği, Diyarder Esenyurt, Doğu ve Güneydoğu Dernekleri, Dostluk ve Kültür Derneği, Doz Yayınları, Düzce Adığe Kültür Derneği, ⁠Eğitim Sen Amed 3 Nolu Şube, Eğitim Sen Amed 1 Nolu Şube, Eğitim Sen Amed 2 Nolu Şube, Elazığ Karakoçan Dernekleri, Eskişehir Kuzey Kafkas Kültür ve Dayanışma Derneği, ESM Amed Şubesi, Fırat Dil ve Kültür Araştırmaları Derneği, Gazete Sabro, Gaziantep Çerkes Derneği, Gercüş ve Köyleri Derneği, Gor Hemşin Kültür Dil Tarih Dergisi, Göksun Çerkes Kültür Derneği, Gönen Çerkes Kültür Derneği, Gürcü Dil Merkezi, Gürcü Haber Ajansı, Gürcü Kültür Merkezi, Haber Sen Amed Şubesi, Hacıali Derneği, Hadig Derneği, Hak İnisiyatifi Derneği Hamamözü Çerkes Derneği, Hangardz Bağımsız Tiyatro Topluluğu, Heyamola Yayınevi, Hoçvan Hasköy Derneği, Iğdır Dernekleri Federasyonu, İnegöl Çerkes Adige Kültür Derneği, İnsan Hakları Derneği, İskenderun Çerkes Derneği Adıge Khase, İsmail Beşikçi Vakfı, İstanbul Bitlis İli İlçeleri Eğitim Kültür ve Sosyal, Yardımlaşma Derneği, İstanbul Doğu ve Güneydoğu Dernekler Konfederasyonu, İstanbul Kafkas Kültür Derneği, İstanbul Pomak Kültür Derneği, İstanbul Tumok Derneği, İstanbul Uzunyayla Kafkas Kültür ve Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, İstos Yayınevi, İzmir Çerkes Kültür Derneği, Jineps Gazetesi, K24 Kitap Kültür Kritik Sitesi, Kahramanmaraş Kafkas Kültür Derneği, Karadeniz Ereğli Kafkas Kültür Derneği, Kardeş Türküler, Kartal Silvan Derneği, Kıraathane İstanbul Edebiyat Evi, Kiçir Adıge Derneği, Kocaeli Kafkas Kültür Derneği, Komeleya Wêjekarên Kurd (Kürt Edebiyatçılar Derneği), Kon Dil, Kültür ve Sanat Derneği (KON-DER), KoyuSiyah Yayıncılık, Köprücük Derneği, Köstebek Kolektif Yayunevi, KURDÎGEH Dil ve Kültür Araştırmaları Derneği Van, Kurdizan Dil ve Kültür Araştırmaları Derneği, Kültürel İncelemeler ve Toplumsal Araştırmalar Derneği, Kürt Araştırmaları Derneği, Kütahya Kuzey Kafkas Kültür ve Dayanışma Derneği, Laz Kültür Derneği, Lehimli Derneği Levanten Müzesi, ma music Center, Manisa Çerkes Kültür Derneği, Mardin Dernekler Federasyonu, Marmara Bitlis İş İnsanları Derneği, Medya Dil ve Kültür Araştırmaları Derneği (Tatvan), Medya Dil ve Kültür Araştırmaları Derneği (Tekirdağ), Medya Kitabevi, Mersin Kafkas Kültür Ve Yardımlaşma Derneği, Mezopotamya Dil ve Kültür Araştırmaları Derneği, Mezopotamya Psikologlar Derneği, MIQÛR Derneği, Mordem Sanat, Mustafakemalpaşa Çerkes Kültür Derneği, Muş Bulanık Gündüzlü Derneği, Muş Dernekler Federasyonu, Nazilli Kafkas Kültür ve Dayanışma Derneği, Nebioğlu Derneği, Nehna Platformu, Nor Zartonk (Ermeni Kültürü ve Dayanışma Derneği), Nûbihar Yayınları, Numedya, Ogni Dergisi, Otbicen Derneği, Pall Yayınları, Patnos Dernekler Federasyonu, Patnos Kültür Sosyal Derneği, Payiz Yayınevi, Petra Medya Group, Platforma Nivîskar û Rewşenbîrên Serbixwe (Bağımsız Aydın ve Yazarlar Platformu), Psychology Kurdî Dergisi, Reyhanlı Çerkes Derneği, Romani Godi (Roman Hafıza Çalışmaları Derneği), Rosa Kadın Derneği, Ruhi Su Dostlar Korosu, Ruhi Su Kültür ve Sanat Derneği, Sakarya Kafkas Kültür Derneği, Samanbeyli, Beberek Derneği, Samsun Çerkes Derneği, Sancaktepe Bitlis İl Derneği, Sefarad Kültürü Araştırma Merkezi, SES Amed Şubesi, Silivri Kuzey Kafkas Kültür Derneği, Silvan Arı Köyü Derneği, Silvan Tacik Derneği, Silvan Tokluca ve Çever Köyleri Derneği, Silvanlılar Derneği, Sinop Kafkas Derneği, Sivas Kuzey Kafkas Kültür Derneği, Sivil ve Ekolojik Haklar Derneği, Soma Kafkas Kültür Derneği, Sözlü Kültür Tarih Edebiyat Araştırmaları Derneği, Susurluk Kafkas Derneği, Süryani Dernekleri Federasyonu, Şamil Eğitim ve Kültür Vakfı, Şaneşîn Performans, Şano Ar, Şano Wan, Şanoya Bajêr a Amedê (Amed Şehir Tiyatro), Şarkışla Kafkas Derneği, Tarım Orkam Sen Amed Şubesi, Taşlıdere Derneği, Tokat Çerkes Derneği, Tunçoluk Derneği, Tuzla Bitlis İl Derneği, Tümbelsen Amed Şubesi, Türkiye Kültürleri Araştırma Grubu (TÜKAB), Uncire Dergisi, Uzunyayla Kültür Ve Dayanışma Derneği, Vejiyaişê Tiji (Tij Yayıncılık), Vezirköprü Kafkas Kültür Derneği, VOMANK, Yapıyol Sen Amed Şubesi, Yaşam Bellek Özgürlük Derneği, Yesayan Kültür ve Edebiyat Derneği, Yukarı Kurtoğlu Derneği, Yurttaşlık Derneği (Helsinki Yurttaşlar Derneği), Zarok ma, Zaza-Der (Zaza Dil ve Kültür Derneği), ZIMANGER RUHA Dil ve Kültür Araştırmaları Derneği Urfa.


Dünya Anadili Günü’nün tarihçesi

21 Şubat, UNESCO tarafından 1999 yılında kültürel çeşitliliği ve çokdilliliği desteklemek, anadili hakkının önemine dikkat çekmek amacıyla Dünya Anadili Günü ilan edilmiştir. Bu kararın temelinde, 21 Şubat 1952’de Bangladeş’te yaşanan trajik olaylar yer alır. Pakistan yönetiminin Urducayı tek ulusal dil ilan etmesine karşı çıkan Bengalce konuşan Dakka Üniversitesi öğrencileri barışçıl gösteriler düzenlemiş, güvenlik güçlerinin açtığı ateş sonucu dört öğrenci yaşamını yitirmiştir. Bengalce Dil Hareketi olarak bilinen bu mücadele uzun yıllar sürmüş, anadili hakkının temel bir insan hakkı olduğunu tüm dünyaya göstermiştir. Günümüzde UNESCO’ya göre dünyada her iki haftada bir dil yok olmakta, milyonlarca insan eğitimini anadilinde alamamaktadır. 21 Şubat, bu nedenle, dilsel çeşitliliğin korunması ve herkes için adil, kapsayıcı bir eğitim hakkının savunulmasına yönelik evrensel bir çağrıdır.


Dil Hakları İzleme, Belgeleme ve Raporlama Ağı’nın (DHİBRA) çalışma alanı ve amaçları

Dil Hakları İzleme, Belgeleme ve Raporlama Ağı (DHİBRA), Türkiye dilleri, dilsel çoğulluk ve dil hakları alanında faaliyet yürüten akademisyen, araştırmacı ve hak savunucularının öncülüğünde 2019 yılında kurulmuştur. Deneyim-bilgi alışverişi, dayanışma ve işbirliği amacıyla kurulan ağ, Türkiye dilleri veya dilsel çoğullukla ilgili çalışan kültür, sanat, akademi, basın-yayın ve sivil toplum dünyasından aktörleri bir araya getirmeyi hedeflemektedir. DHİBRA Türkiye’deki dil haklarını hukuki, sosyal ve ekonomik boyutlarıyla izlemeyi, ihlalleri belgeleyip raporlamayı ve çözüm önerileri geliştirmeyi, bu doğrultuda dil hakları üzerine araştırmalar yürütmeyi ve raporlar yayımlamayı amaçlamaktadır. Her alanda çoğulculuğu vazgeçilmez bir ilke olarak gören, diller arası hiyerarşiyi reddederek tüm dillerin eşitliğini savunan ve anadili hakkını devredilemez bir insan hakkı olarak kabul eden DHİBRA, her yıl 21 Şubat Dünya Anadili Günü’nde çokdilli bildirilerle farkındalık yaratmayı amaçlamaktadır.



Bildirinin Abazaca, Adigece (Doğu-Batı), Çeçence, Osetçe ve Karaçay-Balkarca’nın da aralarında olduğu PDF dökümanına ulaşmak için tıklayınız: Çeviriler



Abazaca

Абызшва хчара абзазара хчара!

Ацри бызшва – хвитнагIапI, ауи умыргарныс гьзахварам.

Ацри бызшва – йхъаду, заджвгьи агIвычIвысйыквихырныс йыквихырныс йахвитым хвитнагIапI. Ауи ахвитнагIа ахчара – ахъазыкI йыгькультура уысым, ауи абызшвала акъральгIвчва рхвитнагIаква ацапшызчIвуа лшарапI.

Абызшвала аполитика, аэкономика йгьи аунашвачпарапыраква аъазтын, атынчра уалачважварныс чIыдапI. Бызшвала йацапшым ажвлара апны атынчра йащату ахвинагIаква рацапшызлара ракIвпI.

БызшвакI хъгалра атра йапщылата уыжвгIандзара йдырцуз аполитика абызшваква рдырра«шварагIварата» йырпхьадзун. Абызшва аныдзуа ауиажвагIвацаква гьракIвым йацагауа, ауи йацтаасквшышвква йгIарылсыз ахьыгIаквагьи, агвыргъьараквагьи ыдзитI.

Абызшва ахъаз хIабазырдыруа гьыргIапсгам, ауиажвлара азазаъащаквагьи, атшдыррагьи, ауагIахъа лкIгIараквагьи йрыщатапI.

Абызшва ауагIахъа культура ахчара акIвымкIвагьи, атурых апны ауагIахъа лкIгIараква зрыдзразтахъызгьи, ауи йадымгылуаз рбыжьквагьи злазхIваз ргIапсгапI.

Ажвлара апны – ахабарргагаква , азъазара, акультура, анхартаква, аурамква рпны ацри бызшваква хвиттайаъазлара акIвпI йтынчу абзазара ахъазла йырхъйачIву.

Абызшваква зымгIва йхIзацалу байарата йпхьадзара акIвпI арыпхьарала йгьи акультурала аполитикайащатазлара атахъу.

Ацри бызшваква рхчара, ауат ртшауацIыхра, ажвлара апны хвитта йгIарысабапра акъральыгIва йахъвдаквцIарапI. ООН а-Конвенция й-17-хауа, й-29-хауа, й-30-хауа астатьяква рпны йгIарбу асаби йхвитнагIаква рырхъйарала джьауапкIрапI.

Асеть апны ашвъаква рагвныргIврала йахъпшылуа DHİBRA гвып йалу ужвыгьи зны ацри бызшва ква зымгIва ргIащаквыжьра йгьи ртшауацIыхра шваквгIазшIыхIтитI.

Адуней шабгула йдыртлапIауа ацри бызшваква ры-Мшла!


Abhazca

Абызшәа ҳәа изышьҭоу аԥсҭазаара еиқәзырхо ауп!

Абызшәа ҳәа изышьҭоу аԥсҭазаара еиқәзырхо ауп!

Ахатәы бызшәа ихымҧадатәиу зинуп; уи зтәу иҟәыхра иашаӡам.

Ауаҩытәыҩса ихатәы бызшәа азин шьаҭанкылатәуп, уи имхра зқәым изинқәа ируакуп.

Уи азин ахьчара акультуратә ус мацараны иҟаӡам; алингвистикеи, аиашареи, атәылауаҩреи,зинла аиҟарареи рганахьала ихымԥадатәиуп.

Ахатәы бызшәа азин иаԥырхагоу аполитикатә, аекономикатә, административтә

ԥынгылақәа аԥырхымзар, аиашара аӡбахә аҳәара залшом.

Ҭынч аицынхара ашьақәырӷәӷәаразы – бызшәа рацәала ицәажәо ауаажәларраҿы аиҟараратә зинқәа рымазароуп.

Иахьа уажәраанӡа имҩаԥысуа абызшәазаҵәтә ассимилиациатә политика иахҟьаны, алингвистикатә плиурализм шәарҭоуп ҳәа иԥхьаӡан, иара убасгьы иарбан.

Аха бызшәак аҿымҭрахь ианнеилаак, ажәақәа рымацара ракәым, агәырҩақәа, агәырӷьарақәа, алакәқәа, адунеи аҿы иннажьыз урҭ рышьҭақәагьы ацны ицоит.

Абызшәа ацәажәаратә хархәага мацараны иҟаӡам; уи ахаҭара, агәалашәара, асоциалтә еизыҟазаашьақәа рзы ихадаӡоу шьаҭанкылатә ргыларатә блокуп.

Абызшәа акультура аныҟәгага мацара акәӡам; уи адагьы, мап зцәыркыз аҭоурыхтә хаҭарақәа, изқәымчу аҟазааратә ҟазшьақәа, ихәаҽу абжьқәа раарԥшразы акрызҵазкуа мыругоуп.

Аҵарадырра инаркны аинформациатә хархәагақәа рҟынӡа, аҟазара инаркны акультура, амҩа дуқәа инадыркны аофициалтә усбарҭақәа рҟынӡа, ауаажәларратә ҭыԥқәа зегьы рҿы ҳхатәы бызшәақәа хақәиҭрала рыҟазаара, еиҟароу, ҳаҭыр змоу аԥсҭазаара азы ихымԥадатәиу аҭагылазаашьа амазароуп.

Аҵареи акультуреи рполитика еиҭашьақәыргылатәуп абызшәақәа зегьы иаҳзеиԥшу ҭынхоуп ҳәа иҧхьаӡаны.

Ахәыҷқәа рхатәы бызшәала ихәыцыртә, рыԥхыӡ рбартә, рҵара ахьыддырҵо аполитикатәи асоциалтәи еиҿкаара аргылара ҳара зегьы ҭакԥхықәраны иаҳзыҧшуижьҭеи акыр ҵуеит.

Уи ҳбызшәақәа рыхьчареи, рыҿиареи, еиҟараны, еиҳа имарианы, ирбарҭаны аҳәынҭқарратә маҵзурақәа рыҟны рылагаларазы иахәҭоу ашьаҿақәа рыҟаҵара аҳәынҭқарреи аҳәынҭқарратә усбарҭақәеи рзы ҭоурыхтә уалԥшьоуп. Ахәыҷы изинқәа рзы Еидгылоу Ажәларқәа Реиҿкаара Аконвенциа ахәҭақәа 17, 29, 30 ирызку агәыҩбарақәа раԥыхра, насгьы абри Аконвенциа инақәыршәаны иҟоу аҭакԥхықәрақәа рынагӡара, ари аҭоурыхтә ҭакԥхықәра иаҵанакуа ихадоу ҭахрақәоуп.

Абызшәақәа рзинқәа рхылаԥшра, рдокументациа, раҳасабырбақәа реилазаара (DHİBRA) ахәҭак аҳасабала, ҳара даҽазныкгьы ааԥхьара ҟаҳҵоит ахатәы бызшәақәа зегьы рыхьчареи, реиқәырхареи, рыԥсы аҭаҵареи рзы.

Жәларбжьаратәи ахатәы бызшәа Амш, иныҳәазааит ажәларқәа зегьы рзы!


Arapça

!اللغة هي إحياءٌ للحياة

.اللغة الأم حقّ، وإسكاتها ظلم الحق في اللغة الأم حقّ إنساني أساسي، غير قابل للتصرّف وغير قابل للتفاوض. إن حماية هذا الحق ليست مسألة ثقافية

.فحسب؛ بل هي ضرورة لتحقيق العدالة اللغوية والمواطنة المتساوية

لا يمكن الحديث عن العدالة ما لم تُزال العوائق السياسية والاقتصادية والإدارية التي تقف أمام الحق في اللغة الأم. إن ضمان .العيش بسلام يكمن في التمتّع بحقوق متساوية داخل مجتمع متعدّد اللغات

لقد صُوِّّر التعدّد اللغوي، نتيجة لسياسات الاستيعاب أحادي اللغة التي طُبِّّقت حتى اليوم، على أنّه «خطر» ينبغي التخلّص .منه. غير أنّ اللغة حين تُسكت لا تفقد كلماتها فحسب؛ بل تحمل معها آلامها وأفراحها وحكاياتها وآثارها في هذا العالم

.اللغة ليست مجرّد وسيلة تواصل؛ بل هي أحد أهم العناصر المؤسسة للهوية والذاكرة والعلاقات الاجتماعية

اللغة ليست حاملة للثقافة فقط؛ بل هي مجال التعبير عن الهويات التي جرى إنكارها تاريخيًا، وأنماط الوجود التي جرى قمعها، .والأصوات التي أُسكتت

إن الوجود الحرّ للغاتنا الأم في جميع الفضاءات العامة، من التعليم إلى الإعلام، ومن الفن إلى الثقافة، ومن الشارع إلى .المؤسسات الرسمية، شرطٌ لا غنى عنه لحياة متساوية وكريمة

يجب أن تُحدَّد السياسات التعليمية والثقافية على أساس أنّ جميع اللغات هي قيمتنا المشتركة. إن بناء بنية سياسية ومجتمعية تمكّن الأطفال من التفكير بلغتهم الأم، والحلم بها، وتلقي التعليم بها من مرحلة ما قبل المدرسة حتى الجامعة، هو مسؤولية

.متأخرة تقع على عاتقنا جميعًا

إن الحفاظ على لغاتنا وتطويرها وضمان حضورها في الخدمات العامة بشكل متساوٍ ومتاح ومرئي ليس منّة، بل هو التزام تاريخي يقع على عاتق الدولة وجميع المؤسسات العامة. إن رفع التحفّظات الموضوعة على المواد 17 و29 و30 من اتفاقية .الأمم المتحدة لحقوق الطفل، والوفاء بالالتزامات الواردة في هذه الاتفاقية، هو استحقاق واضح وأولوية لهذا الالتزام التاريخي

نُجدّد دعوتنا إلى حماية جميع ،(DHİBRA) وبصفتنا مكوّنات شبكة رصد وتوثيق وإعداد التقارير حول الحقوق اللغوية .اللغات الأم والحفاظ عليها وإحيائها

!كل عام وجميع الشعوب بخير بمناسبة اليوم العالمي للغة الأم


Arnavutça

GJUHA ËSHTË BËN JETOSH!

Gjuha amtare është një e drejtë, ta heshtësh atë është padrejtësi.

E drejta e gjuhës amtare është një e drejtë themelore, e patjetërsueshme dhe e panegociueshme e njeriut.

Mbrojtja e kësaj të drejte nuk është vetëm një çështje kulturore; është domosdoshmëri për drejtësinë gjuhësore dhe qytetari të barabartë.

Nuk mund të flitet për drejtësi nëse nuk hiqen pengesat politike, ekonomike dhe administrative ndaj të drejtës për gjuhën amtare. Garancia e jetesës në paqe është të kesh të drejta të barabarta në një shoqëri shumëgjuhëshe.

Për shkak të politikave të asimilimit njëgjuhësia e zbatuar deri më sot, shumëgjuhësia është parë dhe paraqitur si një “rrezik” që duhet neutralizuar. Por kur një gjuhë hesht, ajo merr me vete jo vetëm fjalët e saj; por edhe hidhërimet, gëzimet, dhimbjet dhe gjurmët që ajo ka lënë në botë. Gjuha nuk është vetëm një mjet komunikimi; ajo është elementi më themelues i identitetit, kujtesës dhe i marrëdhënieve shoqërore.

Gjuha nuk është vetëm një bartëse e kulturës; ajo është hapësira e shprehjes së identiteteteve historikisht të mohuara, mënyrave të shtypura të ekzistencës dhe zërave të heshtura. Prania e lirë e gjuhëve tona amtare në të gjitha hapësirat publike, nga arsimi te media, nga arti te kultura, nga rrugët te institucionet zyrtare, është një kusht i domosdoshëm për një jetë të barabartë dhe dinjitoze.

Politikat arsimore dhe kulturore duhet të përcaktohen mbi parimin se të gjitha gjuhët janë vlera jonë e përbashkët. Ndërtimi i një strukture politike dhe shoqërore ku fëmijët tanë mund të mendojnë, të ëndërrojnë dhe të marrin arsim në gjuhët e tyre amtare në çdo nivel, nga parashkollorja deri në universitet, është një përgjegjësi e jona e vonuar.

Nuk është një nder por një detyrim historik i shtetit tonë dhe i të gjitha institucioneve publike që të ndërmarrin hapat e nevojshëm për të siguruar që gjuhët tona të ruhen, të zhvillohen dhe të përfshihen në mënyrë të barabartë, të jenë të arritshme dhe të dukshme në shërbimet publike. Heqja e rezervave në lidhje me nenet 17, 29 dhe 30 të Konventës së Kombeve të Bashkuara për të Drejtat e Fëmijëve dhe përmbushja e përgjegjësive që burojnë nga kjo Konventë janë kërkesa të qarta dhe parësore të këtij detyrimi historik.

Si përbërës i Rrjetit për Monitorimin, Dokumentimin dhe Raportimin e të Drejtave Gjuhësore (DHIBRA) ne përsërisim thirrjen tonë për mbrojtjen, ruajtjen dhe rigjalljen e të gjitha gjuhëve amtare.

Gëzuar Ditën Botërore të Gjuhës Amtare të të gjithë popujve!


Boşnakça

Jezik je život!

Maternji jezik je pravo; njegovo ušutkavanje je nepravda. Pravo na maternji jezik je fundamentalno, neotuđivo i nepregovarajuće ljudsko pravo. Zaštita ovog prava nije samo kulturno pitanje; ona je ključna za jezičku pravdu i jednakopravno građanstvo. Dok se ne uklone političke, ekonomske i administrativne prepreke pravu na maternji jezik, ne može se govoriti o pravdi. Garancija života u miru su jednaka prava u višejezičnom društvu.

Zbog dosadašnjih politika jednojezične asimilacije, jezički pluralizam je viđen i predstavljen kao „opasnost“ koja se mora eliminirati. Međutim, kada jezik utihne, on sa sobom odnosi ne samo svoje riječi, već i svoje tuge, radosti, priče i tragove koje je ostavio u svijetu.

Jezik nije samo sredstvo komunikacije; on je najosnovniji konstitutivni element identiteta, pamćenja i društvenih odnosa. Jezik nije samo nosilac kulture; on je i prostor za izražavanje historijski poricanih identiteta, potisnutih načina postojanja i utišanih glasova.

Slobodno prisustvo naših maternjih jezika u svim javnim prostorima, od obrazovanja do medija, od umjetnosti do kulture, od ulica do zvaničnih institucija, neophodan je uslov za ravnopravan i dostojanstven život. Obrazovne i kulturne politike trebale bi biti određene principom da su svi jezici naše zajedničke vrijednosti. Izgradnja političke i društvene strukture u kojoj djeca mogu razmišljati, sanjati i sticati obrazovanje na svojim maternjim jezicima na svim nivoima, od predškolskog uzrasta do univerziteta, dugo je odgađana odgovornost svih nas.

To nije usluga, već historijska obaveza države i svih javnih institucija da preduzmu potrebne korake kako bi osigurale očuvanje, razvoj i ravnopravno, pristupačno i vidljivo uključivanje naših jezika u javne službe. Uklanjanje rezervi u vezi s članovima 17, 29 i 30 Konvencije Ujedinjenih nacija o pravima djeteta i ispunjavanje obaveza prema ovoj Konvenciji jasni su i primarni zahtjevi ove historijske obaveze. Kao komponente Mreže za praćenje, dokumentiranje i izvještavanje o jezičkim pravima (DHİBRA), ponavljamo naš poziv za zaštitu, očuvanje i revitalizaciju svih maternjih jezika.

Sretan Međunarodni dan maternjeg jezika svim narodima!


Avarca

Mats çago xuti bugo!

Rakhdal matsalhul hağk, quç, badtiyazi ldez behularo ve komek habize behularo tso insanazul hağkbugo.

Hab hağk tzunize tsohho kulturalhul masala guro, rakhtal mats tzunize gkola.

Rakhtal matsalhul tzebe buge politika, ekonomiyalhul tsogi idarayalhul tzebe buge jal rorğhiçgun adluyas bahs habiz gkolaro. Reğkela jabi umri habizeyalhul garanti, emmer mats buge bagkalh tso hağk sahap rugkize gklola.

Jağkayada gkoar habura jal tso ulkayahul masala tso mats kalhaze majbur tun rugo. Kinbatsago jedergo mats kalhan. Tso ulkayahul çan millat batani ğol jedergo mats kalhze gkola.

Mats tsoho insanazul kalhaze kalimayal guro, akluyalhulgi buşun insanazul quç bugo. Mats tsoho kültüralhul baçce guro, kinnabgo quç bugo.

Rakhtal matzazul, malhi media sanatas kulturada gkoar şiyabjo erkenliyahgun bagk bugo.

Malhiyalhul kolturazul politikayalhul kinabgo malhul bagkada bertsin malhize gkola. Hidtinazul maktabada üniversitiyada şiyab rağkhalh malhize gkola.

Matzazul umri habize ğhalay habize lhik bugo. UN lhimazul hağkal 17, 29, 30. ğoba ğkoar adin bugkize gkola. Nelher kinazul ta şib batani ğob habize gkola.

DHİBRA’alhul abur adin kibabgo rakhtal matzal tzunizeyaşh olon şib habize gkola badtani ğodin habize.

Kinnab halkazul dunya rakhtal matsalhul ğko barkila!


Çeçence

Матто дахар лардо!

Ненан мотт – бакъо ю; иза д1асацо- харцо ю.

Ненан меттан бакъо – иза къамел доцуш коьрта, дӀаяккха йиш йоцу адаман бакъо ю.

И бакъо ларъяр, културехь доьзна хилла ца 1аш, меттанашна а, нахана а юкъахь нийсо латтор ду.

Ненан меттан бакъо луш йолу политикан а, экономикан а, административан а новкъарлонаш дӀаяьхча бен нийсо йийца йиш яц.

Маьрша дахаран гаранти ю дуккха меттанаш буьйцучу махкахь цхьатерра бакъонаш хилар.

Таханлерчу дийне кхаччалц дӀахьош йолу ассимиляцин политика дӀаяккха еза. Х1унда аьлча- «кхерам» гойту цо. И кхерам д1абакха беза.

Амма мотт сацийна, тийна бисича, цо шеца дӀаоьцу дешнаш хилла ца Ӏаш, шен гӀайгӀанаш, хазахетарш, дийцарш, ша дуьненна тӀехь йитина ларш а.

Мотт еккъа цхьана къамелан гӀирс хилла ца1аш; иза къам хиларан, иэсийн, юкъараллин х1оттаман бух бу.

Мотт- еккъа цхьана културан гӀирс хилла цаӀаш; цо гойту исторехь йина харцонаш, репрессеш, тийна дитина аьзнаш.

Вайн ненан меттанаш массо меттигашкахь, дешаран тӀера хаамийн гӀирсашна тӀекхаччалц, искусствона тӀера культуре кхаччалц, урамашкара учрежденешка кхаччалц, маьрша, цхьатерра хилар, сийлахьчу дахаран бехкам бу.

Дешаран а, культурин а политика къастош массо меттанаш вайн цхьа терра ларам хуьлийтуш принципца къасто йеза.

Дукха хенахь дуьйна лаьтташ вайн декхар ду: берашна массо а тӀегӀанехь, школер дуьйна университете кхаччалц, ненан меттанашкахь деша, ойла ян а, гӀенаш ган а, аьтто болуш политикан а, социал структура кхоллар.

Пачхьалкхан а, массо а Ӏедалан институтийн декхар ду вайн ненан меттанаш лардан, кхиор, пачхьалкхан гӀуллакхашна юкъадахар.

Цхьаьнакхеттачу Къаьмнийн Организацин берийн бакъонашнин конвенцин 17, 29, 30 номерца йоьзна йолу шеконаш дӀаяхар а, оцу конвенцица догӀуш долу жоьпалла кхочушдар а ду оцу историн декхаран коьрта лехамаш.

Меттан бакъонаш ларъяран а, Документаш кечдаран а, Хаамаш баран а Машан (DHİBRA) дакъош санна, оха юха а кхайкхам бо массо а ненан меттанаш ларбар, денбар.

Дерриге а къаьмнаш декъалдо оха Ненан Меттан Денца!


Çerkesçe (Batı) Бзэр Гъэпсэукl!

Ныдэлъфыбзэр lахьы, мэкъэнчэ шlыныр хэбзэнчэ лые.

Анэдэлъхубзэ lахьыр лъапсэу, lахьтынчэу, тэпсэлъахьыжьын щыкlагъэ имыlэу цlыфым фыхэхыгъэ зы lахь. Мы lахьым ыухъумэн култыр лэжь къодыеу щытэп, бзе хьукум зэфэныгъэм, хэкурыс зэфэгъэдэным афэхьыгъэу зыпшъэрылъ.

Анэдэлъфыбзэ lахьым ифитыныгъэм пэрыо фэхъурэ политика, економика, къэралыгъо хабзэ lоф зефакlэу щыlэхэр мыlэтыжьэу хьукум зафэм ыгугъ пфэшlыщтэп. Зэгурыlоныугъэм хэтэу упсэуным иlэмал шъыпкъэр, бэу бзе зиlэ зы хэкурыс купым яlахьыхэр зэшъхьы хъунфай.

Иджырэ къэсы агъэфедагъэ зы бзэм епхыгъэ ацимиласэён политикахэм апае бзэ бэныгъэр lугъэзэикlыгъэн фаеу зы “щынагъо“ фэдэу алъэгъугъ ыкlи ащтэу арагъэлъэгъугъ. Арау зы бзэр бзэмыlу зыхъурэм ащ хэт гущыlэ къодиехэр арэп дэкlодыхэрэр, ыгуузхэр, ыгушlогъухэр, ыпшысэхэр фэшъхьафэуи Дунаем къытринагъэ ужъхэри дэкlожы.

Бзэр зэлъыlэс lэмэсэ-псымэ къодыеу щытэп, лъэпкъ шlэжьыным, гукъинэжьыным, лъэпкъ зэфыщытыным фэхьыгъэу алъапсэрэ псэуалъ.

Бзэр шъэн-хабзэм изехьакlо къодыеп; тхыдэм хэтэу агъэпцlыгъэ лъэпкъ цlэрышlхэм, хакуахьыгъэ шыlэкlэ – псэукlэм, бзэмыlоу къагъэнагъэ макъэхэм яджэрпэджэжь чlыпlэ…

Тиныдэлъфыбзэхэр, гъэсэныгъэм щыкlэдзагъэу къэбар гъэlум, сэнэхьаатым, шъэн-хабзэм, урамым, къэралыгъуй, чъылый зэужьырэ lофшlапlэхэм фитэу щыпсэуныр, зэфэдэ lахьыгъорэ напэрэ зиlэ зы псэукlэм щымынэнэу унашъо,

Гъэсапlэмрэ щэн-хабзэмрэ ехьылӏагъэ политикехэр бзэ зэужыри тизэфэдэу зэдэдгъэлъапӏэнэу хабзэмкӏэ утхьабзыгъэн фай. Сабийхэр яныдэлъфбзэкӏэ сыт илъэныкъуэкӏи, сабий гъэсапӏэм къыщычӏэдзагъэу университетым нэсфэ, гупщысэшъоу, чӏэхъопсэу, щӏэныгъэр щагъотышъоу политикэ, чылэ lофыгъокlэ зэгъэпэшъыныр зэпстэуми гужъуагъэу тизэфэдэ пшъэрыљ.

Тибзэхэм ягъэпсэун, ягъэкlотэн, къэрал lофтхьабзэхэм зэфэдэу, lэрыфэгъоу, нэрылъэгъоу хэтын пае къэралым, чылэ хэбхзэ шlапlэхэм щыкlагъэ игъэкъун гъэцэкlэнхэр зы шlухьафтын фэдэу щытэп, ар тхыдэм къыдихьырэ зы къэлэн. Лъэпкъ Зэхэт Сабий lахь

Зэгурыlоныгъэм и 17-нэ, 29-нэ, 30-нэ статяхэм апае хаутыкlыгъэ цахьмышlыныгъэхэр аlэтыжьуныр, мызэгурыlоныгъэм къафихьыгъэ къэлэнхэм ягъэцэкlэн тхыдэм къытфишlыгъэу нафэу, апэрэ зы унашъо.

Бзэ хуитыныгъэхэм теухуа мониторинг, документирование, отчет Сетым (DHIBRA) и зы ӏыхьэу дыщыткӏэрэ, абыхэм я анэдэлъхубзэ псори хъумэным,

Базе lэхьыгъо Лъыплъэн, Ушыхьатын, Фэтхэн Зэпх-ыр (Б.lЭ.Лъ.У.Ф.З.) изылъабжъэу тызэфыщытэу ныдъэлъфыбзэъэр зэужьыми яухъумэн, ягъэпсэун, ягъэкlэрэкlэн пае ыкlи зэ тиджэрпэджэжь макъэр шъотэгъэlу.

Лъэпкъ пстэуми Дунэе Ныдэлъфыбзэ Мэфэкlыр мафэ афэрэхъу.


Çerkesçe (Doğu)

Бзэр лъэпкъым и гъащ1эщ

Анэдэлъхубзэр цӏыхум и хуитыныгъэщ, абы лей ехыныр къуаншагъэщ. Анэдэлъхубзэр цӏыхум ӏэпыпх, узэбакъуэ мыхъун хуитыныгъэм и лъабжьэщ. А хуитыныгъэм и хъумэныр щэнхабзэм ехьэлӏа къудейкъым, ар къэралым щызэрахьэ бзэхэр зэхугъэдэн папщӏэ ӏэмалыншэу гъэзэщӏэн хуей ӏуэхугъуэщ. Анэдэлъхубзэм къыпэщӏэувэ политикэ, экономикэ, административнэ лъэпощхьэпохэр мыгъэзэкӏуэжауэ, абы и хуитыныгъэм утепсэлъыхькӏэ мэхьэнэ иӏэкъым. Мамыр гъащӏэм и шэсыпӏэр бзэ куэду зэхэт жылагъуэм зэхуэдэ хуитыныгъэ яӏэнырщ.

Нобэр къыздэсым ирагъэкӏуэкӏа бзэ закъуэм хуэгъэкӏуэн зыхэшыпсыхьыныгъэ политикэм и зэранкӏэ, бзэ зэмылӏэужьыгъуэхэм я щыӏэныгъэр кӏэ зэтын хуей

«шынагъуэу» къалъытащ икӏи къагъэлъэгъуащ. Арщхьэкӏэ, дэтхэнэ бзэри щыкӏуэдыжкӏэ, абы здихьыр псалъэхэм я закъуэкъым. Абы лъэпкъым и гузэвэгъуэри, и гуфӏэгъуэри, и таурыхъхэри, дунейм тета и лъэужьхэри здехь.

Бзэр узэрызэпсалъэ «ӏэмэпсымэ» къудейкъым. Ар лъэпкъым езым и щыӏэкӏэ-щытыкӏэр, и гукъэкӏыжхэр, абы и жылэм я зэхущытыкӏэхэр къэзыгъэлъагъуэ пкъыгъуэ нэхъыщхьэщ.

Бзэр щэнхабзэр къызэраӏуатэ ӏэмал къудейкъым. Ар тхыдэм хэмытауэ жыхуаӏэ лъэпкъхэр, дэкъуза хъуа щыӏэныгъэхэр, макъ гъэужьыхахэр зыгъэнаӏуэ утыкущ.

Анэдэлъхубзэхэр егъэджэныгъэм къыщыщӏэдзауэ хъыбарегъащӏэ ӏэнатӏэхэм нэс, гъуазджэм къыщыщӏэдзауэ щэнхабзэм нэс, уэрамым къыщыщӏэдзауэ официальнэ ӏуэхущӏапӏэхэм нэс – жылагъуэ ӏэнатӏэ псоми хуиту къыщыгъэщхьэпэныр, лъэпкъ зэхэгъэж здэщымыӏэ псэуныгъэ екӏум и гъэпсыкӏэщ.

Егъэджэныгъэмрэ щэнхабзэмрэ ехьэлӏа политикэр бзэ псоми зэхуэдэ лъапӏэныгъэ зэраӏэ щытыкӏэм тету убзыхун хуейщ. Сабийхэр я анэдэлъхубзэмкӏэ гупсысэфу, гъэсапӏэм къыщыщӏэдзауэ университетым нэс дэтхэнэ лъэхъэнэми езым я бзэкӏэ щӏэныгъэ щызрагъэгъуэтыфын хуэдэу политикэ, социальнэ ухуэкӏэ къызэгъэпэщыныр куэд щӏауэ дгъэзэщӏэн хуея ӏуэхугъуэщ.

Анэдэлъхубзэхэм зегъэужьын, егъэфӏэкӏуэн, къэрал ӏуэхущӏапӏэхэм зэхуэдэу икӏи нэрылъагъуу къыщыгъэсэбэпын папщӏэ, къэралми жылагъуэ зэгухьэныгъэхэми ячыну лъэбакъуэхэр ӏуэхутхьэбзэ мыхъуу, тхыдэм къащищӏа къалэнщ.

Лъэпкъ Зэкъуэтхэм я Зэгухьэныгъэм сабийм и хуитыныгъэхэм ятеухуа Конвенцэм и 17-нэ, 29-нэ, 30-нэ ӏыхьэхэм ехьэлӏа мыгъэзэщӏэныгъэхэр гъэзэкӏуэжыныр, Конвенцэм ипкъ иткӏэ къэгъэува пщэрылъхэр и пӏэ игъэувэныр, а тхыдэм щищӏа къалэнхэм ӏупщӏу икӏи япэ игъэщыпхъэу къегъэув.

Бзэ хуитыныгъэхэм ехьэлӏауэ къэпщытэныгъэ, трегъэтхэныгъэ, отчет зыщӏ зэгухьэныгъэ DHİBRA-м дахэту, анэдэлъхубзэ псори хъумэным, гъэпсэуным, къэгъэщӏэрэщӏэжыным къытедгъэзэжурэ къыхудоджэ.

Лъэпкъ псоми Дунейпсо Анэлэлъхубзэ Махуэмкӏэ дынывохъуэхъу!


Ermenice

Լեզուն ապրեցնե՛լ է

Մայրենի լեզուն իրաւունք է, լռեցնելը անարդարութիւն է։

Մայրենի լեզուի իրաւունքը հիմնական, անօտարելի եւ չքննարկուելի մարդկային իրաւունք է։ Այս իրաւունքի պաշտպանութիւնը միայն մշակութային հարց չէ. այն պարտադիր է լեզուական արդարութեան եւ հաւասար քաղաքացիութեան համար։

Եթէ մայրենի լեզուի իրաւունքի առջեւ ծառացած քաղաքական, տնտեսական եւ վարչական արգելքները չվերցուին, արդարութենէն խօսիլ անհնար է։ Խաղաղ ապրելու երաշխիքը բազմալեզու հասարակութեան մէջ հաւասար իրաւունքներ ունենալն է։

Մինչեւ այսօր կիրարկուած միալեզու ձուլման քաղաքականութիւնները լեզուական բազմակարգութիւնը վտանգ մը ներկայացուցին, որ պէտք է վերացուէր։ Սակայն երբ լեզու մը լռի, իր հետ կը տանի ոչ միայն իր բառերը, այլ իր ցաւերը, ուրախութիւնները, հեքիաթներն ու աշխարհին ձգած հետքերը։

Լեզուն միայն հաղորդակցութեան գործիք չէ. այն ինքնութեան, յիշողութեան եւ հասարակական յարաբերութիւններու ամենէն հիմնական կազմող տարրն է։

Լեզուն միայն մշակոյթի կրողն չէ. ան պատմականօրէն ժխտուած ինքնութիւններու, ճնշուած գոյատեւման ձեւերու, լռեցուած ձայներու արտայայտութեան տարածք է։

Մեր մայրենի լեզուներուն կրթութենէ մամուլ, արուեստէ մշակոյթ, փողոցէ պաշտօնական հաստատութիւններ բոլոր հրապարակային տարածքներու մէջ ազատօրէն գոյութիւն ունենալը հաւասար եւ արժանաւոր կեանքի անբաժանելի պայմանն է։

Կրթութեան եւ մշակոյթի քաղաքականութիւնները պէտք է որոշուին այն սկզբունքով, թէ բոլոր լեզուները մեր համատեղ արժէքն են։ Մանուկներուն իրենց մայրենի լեզուներով մտածելու, երազելու եւ նախակրթարանէն համալսարան բոլոր աստիճաններուն մէջ մայրենի լեզուով կրթութիւն ստանալու հնարաւորութիւն տուող քաղաքական եւ հասարակական կառոյցը կերտելը մեր բոլորին ուշացած պարտականութիւնն է։

Մեր լեզուներուն կենդանի պահելը, զարգացնելը եւ հրապարակային ծառայութիւններու մէջ հաւասար, մատչելի եւ տեսանելի կերպով տեղ գրաւելը պետութեան եւ բոլոր հրապարակային հաստատութիւններուն անհրաժեշտ քայլերը առնելը շնորհք չէ,

պատմական պարտաւորութիւն է։ Միացեալ Ազգերու Կազմակերպութեան Մանկան Իրաւունքներու Համաձայնագրին 17, 29 եւ 30-րդ

յօդուածներուն վերաբերող ամրագրուած վերապահութիւններու վերացումը եւ այս Համաձայնագրի շրջագծին մէջ պարտականութիւններու իրականացումը այս պատմական պարտաւորութեան պարզ եւ առաջնահերթ պահանջն է։

Լեզուական Իրաւունքներու Հսկողութեան, Փաստաթղթաւորման եւ Հաղորդագրութեան Ցանցի (DHİBRA) բաղադրիչներ ըլլալով՝ կը կրկնենք մեր բոլոր մայրենի լեզուներուն պաշտպանութեան, կենդանի պահելու եւ վերակենդանացնելու կոչը։

Բոլոր ժողովուրդներու Համաշխարհային Մայրենի Լեզուի Օրը շնորհաւոր ըլլայ։


Farsça

! است زندگی ،زبان

. است یعدالتی ب آن کردن خاموش است؛ حق یک مادری زبان . است بشریت برای مذاکره غیرقابل و سلب غیرقابل ،اساسی حقی ،مادری زبان داشتن حق

. است ضروری برابر شهروندی و زبانی عدالت برای بلکه نیست؛ فرهنگی امر یک صرفا حق این حفظ صحبت عدالت از نمیتوانیم ،نشود برداشته مادری زبان داشتن حق راه سر بر اداری و اقتصادی ،سیاسی موانع که زمانی تا

. است چندزبانه جامعه یک در برابر حقوق داشتن ،صلح در زندگی تضمین .کنیم ،برود بین از باید که “خطری” عنوان به زبانی تکثرگرایی ،است شده اجرا تاکنون که تکزبانهای جذب سیاستهای دلیل به ردپاهایی و نها داستا ،شادی ،درد بلکه ،خود کلمات تنها نه ،میشود خاموش زبانی وقتی ،حال این با .است شده ارائه و دیده

. میبرد خود با ،یگذارد م جا به جهان در که را . است اجتماعی روابط و حافظه ،هویت سازنده عنصر اساسیترین بلکه نیست؛ ارتباط برای های وسیل صرفا زبان

و وجود شده سرکوب اشکال ،تاریخی شده انکار هویتهای آن در که است فضایی این است؛ فرهنگ حامل تنها نه زبان

از ،رسانهها تا گرفته آموزش از ،عمومی فضاهای تمام در ما مادری زبان آزاد حضور .یشوند م ابراز خاموش صداهای هنر

. است شرافتمندانه و برابر زندگی یک برای لازم شرط ،رسمی نهادهای تا گرفته خیابانها از ،فرهنگ تا گرفته

ساختار یک ایجاد .هستند ما مشترک ارزشهای نها زبا همه که شوند تعیین اصل این با باید فرهنگی و آموزشی سیاستهای مسئولیتی ،ببینند آموزش و کنند رویاپردازی ،کنند فکر خود مادری زبان به بتوانند کودکان آن در که اجتماعی و سیاسی

است . یکردیم م عمل آن به ،دانشگاه تا پیشدبستانی از سطحی هر در ،پیش مدتها باید ما همه که

تضمین برای را لازم اقدامات که است عمومی نهادهای همه و دولت برای تاریخی تعهد یک بلکه ،نیست لطف یک این ،حفظ

مورد در شرط و قید رفع .دهند انجام عمومی خدمات در ما نهای زبا مشاهده قابل و دسترس قابل ،برابر شمول و توسعه مواد

اولیه و واضح الزامات ،کنوانسیون این تحت مسئولیتها انجام و متحد ملل سازمان کودک حقوق کنوانسیون ۳۰ و ۲۹، ۱۷ ،(DHİBRA) زبانی حقوق گزارشدهی و مستندسازی ،نظارت شبکه اعضای عنوان به ما .هستند تاریخی تعهد این

. میکنیم تکرار مادری زبانهای همه احیای و صیانت ،حفاظت برای را خود درخواست

! مبارک مردم همه بر مادری زبان جهانی روز


Gürcüce

ენა სიცოცხლეა

დედაენა უფლებაა, მისი დადუმება კი უსამართლობაა.

დედაენის გამოყენება ადამიანის ძირითადი და განუყოფელი უფლებაა. ეს საკითხი მხოლოდ კულტურას არ ეხება — ეს არის სამართლიანობისა და თანასწორი მოქალაქეობის საკითხი.

თუ დედაენის წინ არსებული პოლიტიკური, ეკონომიკური და ადმინისტრაციული ბარიერები არ მოიხსნება, სამართლიანობაზე საუბარი შეუძლებელია. მშვიდობიანი თანაცხოვრება შესაძლებელია მხოლოდ მაშინ, როცა მრავალენოვან საზოგადოებაში ყველას თანასწორი უფლებები აქვს.

წლების განმავლობაში გატარებული ერთენოვანი პოლიტიკის გამო ენობრივი მრავალფეროვნება ხშირად „საფრთხედ“ იყო წარმოდგენილი. მაგრამ როდესაც ენა ქრება, მასთან ერთად იკარგება ისტორიები, ემოციები, ზღაპრები და ხალხის კვალიამსამყაროში.

ენა მხოლოდ კომუნიკაციის საშუალება არ არის. ენა არის იდენტობა, მეხსიერება და სოციალური კავშირები. ის არის იმ ხმების სივრცე, რომლებიც ისტორიულად ჩახშობილი იყო.

ჩვენი დედაენების თავისუფლად გამოყენება განათლებაში, მედიაში, ხელოვნებაში, კულტურაში და ყველა საჯარო სივრცეში ღირსეული ცხოვრების აუცილებელი პირობაა.

განათლებისა და კულტურის პოლიტიკა უნდა ეყრდნობოდეს პრინციპს, რომ ყველა ენა ჩვენი საერთო ღირებულებაა. ისეთი გარემოს შექმნა, სადაც ბავშვებს შეუძლიათ იფიქრონ, იოცნებონ და განათლება მიიღონ საკუთარ დედაენაზე სკოლამდელიდან უნივერსიტეტამდე, ჩვენი საერთო პასუხისმგებლობაა.

ენების დაცვა, განვითარება და საჯარო მომსახურებაში მათი ხელმისაწვდომობა სახელმწიფოს ვალდებულებაა და არა კეთილგანწყობა. გაეროს ბავშვთა უფლებების

კონვენციის 17-ე, 29-ე და 30-ე მუხლებთან დაკავშირებული შეზღუდვების გაუქმება აუცილებელია.

DHİBRA ქსელის სახელით, კიდევ ერთხელ მოვუწოდებთ ყველა დედაენის დაცვასა და განვითარებას.

გილოცავთდედაენისსაერთაშორისოდღეს!


Hemşince

Lizun Abretsnuş a!

Mayrilizun hax a, tsene gedruşe adalet ça.

Mayrilizui haxe, emmenu araç egoğ, vaz antsnelik çunnoğ, vaan muzakere ç’elloğ martutini hax

  1. As haxes bahuşe menenag kyulturi pan ça; lizvi adalet u yaar mem millat elluşi hama şarta.

Mayrilizui haxin arçevi politik, ekonomik u hukmenuşan egoğ badie vegalnelu adaletan xosevilçi. Şad lizvov abroğ millatnun yaar bes hax unnuşe pağutinov abruşin garantin a.

İnçak asor temdevvadz meg lizvi asimilasyoni politikanun şad lizvutine ç’bidanal ‘taluke’ desevadz u desevetsadza. Lizui me tsene ta gedri meme xoskiye ça; tsavie, xendumutine, hekiyatnin u as aşxaris hedkern al hede g’erta. Lizun menenag xabruşi hama ça; inknutinin, midkin, millat elluşin emmunu araç egoğ gabn a.

Lizun menenag kyulture gioğe ça; hin oxteran nas desnuş ç’elluşan egadz inknutinnun, acervadz joğovurtnun, arants tsen vartevvadznun tsenoun adnadz hoğn a.

Mayrilizunus, gartutini, medyai, sanati kyulturi, diapnun, hokumati dairenun emmen joğovurti dağ azadutinov gonnuşe mem u gururov abruşi hama vaz antsnelik ç’unnoğ gimat a.

Gartutin u kyulturi politikanin polor lizunun mer gimates elluşe kidanalov şinvuşe bidi.

Dağotse mayrilizvov medore gartsadz, niyaz desadz, buligi maktaban inçak universiten mayrilizvov garta gartsadz meg aşxar me adnetsnuşe mer vaanis uşatsadz vazifea.

Lizvenus abretsnevuşi, acetsnuşi, hukumati panoun bidatsnevuşi hama dovlatin u polor gurumnoun vaanin engoğe enuşe lutuf ça anots tarixan egoğ vazifen a. Megdağvadz Millatnun Dağots Haxi Gavlin 17, 29 u 30. maddenoun yedgunguşan vaz antsnuş u as gavlas egoğ vazifenin dağe peuşe emmenu araçi panern a.

Mek, Lizvi Haxie Hedkuş, Tuxtekeuş u Rapor Enuşi Şird’in (DHİBRA) megdağvoğnis, tsezi, emmen mayrilizunun bahuş, abretsnuş u adnetsnuşi tsen gu dak.

Emmen milleti Axşari Mayrilizui Or’e Şnorhavor elli!


İngilizce

Mother Tongue Sustains Life!

The mother tongue is a right; silencing it is an injustice.

The right to one’s mother tongue is a fundamental, inalienable, and non-negotiable human right. Ensuring this right is not only a cultural concern, but essential for linguistic justice and equal citizenship.

Unless the political, economic, and administrative barriers standing in the way of mother tongue rights are removed, justice cannot truly be realized. The guarantee of peaceful coexistence lies in ensuring equal rights within a multilingual society.

Due to long-standing monolingual and assimilationist policies, linguistic diversity has been portrayed as a ‘threat’ to be eliminated. Yet when a language is silenced, it takes with it not only its words, but also pain and joy, stories and memories, and the other traces it leaves in the world.

Language is not only a means of communication, but a fundamental constituent of identity, memory, and social relations.

Language is not only a carrier of culture, but a space of expression for historically denied identities, suppressed modes of existence, and silenced voices.

The free presence of our mother tongues across all public domains, including education, media, art, culture, the streets, and official institutions, is an indispensable condition for a life of equality and dignity.

Educational and cultural policies must be shaped by the principle that all languages are our shared heritage. Building a political and social structure in which children can think, imagine, and receive education in their mother tongues at every level, from early childhood to university, is a long-overdue collective responsibility.

Taking the necessary steps to ensure that our languages are sustained, developed, and made equal, accessible, and visible in public services is not an act of goodwill on the part of the state and public institutions; it is a historical obligation. The removal of the reservations placed on Articles 17, 29, and 30 of the United Nations Convention on the Rights of the Child, and the

fulfilment of the obligations arising under this Convention, are clear and urgent requirements of this historical obligation.

As the components of the Language Rights Monitoring, Documentation, and Reporting Network (DHİBRA), we reiterate our call for the protection, preservation, and revitalization of all mother tongues.

Happy International Mother Language Day to all peoples!


Karaçay-Balkarca

Тил ол джашауну магъанасын сакълауду!

Ана тил — хакъды, аны ёсюмюне тыйгъыч салыу — адилсизликди.

Ана тилине эркинлиги — ол адамны эм баш, башхагъа берилмезлик эмда сюзюлмезлик хакъыды.

Аны сакълау, къуру маданият иш тюлдю, тил адилликни эмда тенг граждан эркинликни сакълауду.

Ана тил бла хайырланыугъа, аны ёсдюрюуге чырмау болгъан политика, экономика эмда административ тыйгъычла кетерилмеселе, адилликни юсюнден сёлешгенден магъана джокъду.

Мамырлыкъда джашаргъа базмакълыкъ — кёб тилли джамагъатны арасында тенг хакълагъа ие болуу.

Бюгюнлюкге дери бардырылгъан бир тилли ассимиляция политикала амалтын, тил байлыкъ къурутулургъа керекли къоркъууча кёргюзюлгенди.

Алай а тил бир къуруса, аны бла бирге, къуру сёзлери тюл, кесини бушууларын, къууанчларын, джомакъларын эмда дунияда къойгъан башха изларын да биргесине алыб кетеди ол.

Тил къуру байламлылыкъны джюрютюр мадар тюлдю, ол халкъны энчи шартларын танытыргъа, эсде тутууну эмда джамагъатны арасында келишиулюкню ёсдюрюуню тамалыды.

Тил къуру маданият кёргюзюм тюлдю, анда тарихде белгиленмеген кемликле, ачыкъ айтылмагъан сёзле орунлу боладыла.

Ана тиллерибизни хар къайда да – окъуудан медиагъа, санатдан маданиятха, орамдан официал учреждениелеге дери – эркин хайырландырыу бирча орунлу, тыйыншлы джашауну айырылмазлыкъ шартыды.

Окъуу эмда маданият политикада бютеу тилле да барыбызны да хазнабыз болгъанын бегитирге керекди. Сабийле гитчеликден университетге дери ана тиллеринде окъурча,

сагъыш этерча, тюш кёрюрча джамагъат-политика болум къурау барыбызны да баш борчубузду.

Ана тиллени сакълау, айнытыу эмда джамагъат къуллукълада тенг орунлу этиу къралны да, бютеу кърал органланы да тарих борчларыды.

ООН-ну Сабий эркинликлени хакъындан конвенциясыны 17-чи, 29-чу эмда 30-чу статьяларына салыннган тыйгъычланы кетериу, алада белгиленнген борчланы толтуруу

— бу тарих джууаблылыкъны биринчи излемиди.

Тил эркинликлени хакъындан мониторинг бардыргъан, эсебге алгъан сетге къошулгъанла болуб, бютеу ана тиллени сакъларгъа, байындырыргъа, джангыртыргъа деген чакъырыуубузну къайтарыб айтабыз.

Халкъла арасы ана тиллени кюню бла дунияны бютеу халкъларын да алгъышлайбыз!


Kırım Tatarcası

Tıl yaşatmaqtır!

Anatılı haqtır, susturmaq adaletsızlıktır.

Anatıl, tuvuştan kelgen, devrıtılamaz, ve muzaqere etılamaz bır kışılık haqqıdır. Bunun korunması, sadece kulturel bır mesele tuvuldur; tılsel adalet ve eşıt curttaşlık ışın bır bolmazsa bolmazdır.

Anatılı haqqının aldında bolgan politık, ekonomomik ve idari engeller qoterılmeden adaletten lap etılamaz. Toplumda barış ve kardaşlıq ışınde yaşamanın en onemlı unsurlardan bır tanesı, qop tıllı bır toplumda eşıt haqlarga sayıp bolmaktır.

Bugunge gadar uygulangan tek tıllı asimilasyon politiqaları nedenımen tılsel qopluk, dagıtılması qereqqen bır tehlıke bolaraq qorulgen ve qosterılgendır. Halbuqı, bır tıl susganda, susturulganda; ağıtlarını, katıp kuvanganlarını aytışlarını, masallarını, ve dünyaga taşlagan tamgalarını da katında alıp qeter ve sonsuzga gadar bır taa qelmemek, atırlanmamak uzere coytulup qeter; kım bu sorumlulugun astına qırmek ıster, kım bu sorumlulugnu alır.

Tıl, sadece bır ıletışım aracı ve kulturun taşıyıcısı tuvul,(aynı zamanda qım bolganın, apızanın ve toplumsal ılışkılerın en temel qurucu bır parçası bolmasının qatında tarihte bolup ta inqar etılgen qımlıklerın, bastırılgan bar bolma pışımlerının, susturulgan seslerın aytılgan yerıdır.

Anatıllerımızın eyıtımden medyaga, sanattan qulturge, sokaktan resmı qurumlarga ve tum qamusal alanlarda ozgurce bar bolması eşıt ve onurlu bır yaşamın vazgeşılmez qereklılıgıdır.

Eyıtım ve qultur politiqaları, tum tıllerın ortak degerler negızı bolgan esasıman belırlenmelıdır. Balların anatıllerınde tuşunebıleceğı, tuş qorabılecegı ve okulga başalamanın aldından universitege gadar er qademede anatıllerınde eyıtım qorebılecegı siyasal ve toplumsal yapını inşa etmek epımızın qeş qalgan sorumlulugudur.

Tıllerımızın yaşatılması, qelıştırılmesı ve qamusal qızmetlerde eşıt, erışılebılır ve qorunur pışımde yer alması ışın, devletın ve putun qamu qurumlarının qereklı adımlarnı atması bır bakşış tuvul, tariqten qelgen sorumluluqtur. Bırleşqen Mılletler Bala Haqları Anlaşmasının 17,

29 ve 30. Maddelerıne salıngan şegıncelerın qoterılmesı ve bu anlaşmanın ışındekı sorumlulukların yerıne qetırılmesı tarihsel yuqumlulugun aşık-seçık oncelıklı qereqlılıgıdır.

Tıl Haqları Izleme, Belgeleme ve Raporlama Ağı bıleşenlerı bolaraq, putun anatıllerın qorunmesı, yaşatılması ve canlandırılması şagırışımıznı teqrar aytamız.

Tum Qalkların Anatılı Qutlu bolsun.


Kürtçe (Kurmancî) Ziman Jiyandin e!

Zimanê dayikê mafek e, bêdengkirina zimanê dayikê bêedaletî ye.

Mafê zimanê dayikê mafekî bingehîn ê mirovan e û nabe ku bo kesên din bê dewirkirin an hebûn û nebûna wê bê gotûbêjkirin. Parastina vî mafî ne tenê meseleyeke çandî ye; her wiha ji bo edaleta zimanî û hemwelatîtiyeke wekhev jî pêwîst e.

Heta ku astengiyên siyasî, aborî û idarî neyên rakirin, em nikarin qala pêkhatina edaletê bikin. Garantiya jiyaneke di nava aştiyê de ew e ku mirov di nava civakeke pirzimanî de xwedî mafên wekhev be.

Ji ber polîtîkayên bişaftinê yên yekzimanî, heta roja îro, pirrengiya zimanî weke ‘xetere’yeke hewceyî jiholêrakirinê hat hesibandin û nîşandan. Bevevajî, wexta ku zimanek bêdeng dibe, ew ziman ne tenê peyvên xwe bi xwe re dibe, her wiha êş, şabûn, çîrok û hemû şopên xwe yên li rûyê erdê jî bi xwe re dibe.

Ziman ne tenê amûrekî ragihandinê ye; di heman demê de hêmana herî sereke ya avakirina nasname, bîr û têkiliyên civakî ye.

Ziman ne tenê hilgirê çandê ye; her wisa, qadek e ji bo derbirîna nasnameyên ji berê de înkarkirî, şêweyên hebûnê yên serkutkirî û dengên bêdengkirî.

Şertekî jêneger ê jiyaneke wekhev û birûmet ew e ku zimanên me yên dayikê ji medyayê heta huner û çandê, ji kolanan heta saziyên fermî, di hemû qadên giştî de bi serbestî hebin.

Polîtîkayên perwerde û çandê divê li gorî wê rêgezê bên diyarkirin ku hemû ziman nirxên me yên hevpar in. Berpirsyariya me hemûyan e ku em avasaziya siyasî û civakî ya pêwîst ava bikin ku tê de zarok bikarin bi zimanê xwe yê dayikê bifikirin, xeyalan bikin û ji pêşdibistanê heta zanîngehê di her asta xwendinê de perwerdeya xwe bi zimanê xwe yê dayikê wergirin; di pêkanîna vê berpirsyariyê de em hê dereng jî mane.

Ew ne lutfek e, lê mecbûriyeteke dîrokî ya dewletê û hemû saziyên giştî ye ku gavên pêwîst biavêjin da ku zimanên me zindî bimînin, bên pêşvebirin û di xizmetên giştî de bi awayekî wekhev, berdest

û berçav cihê xwe bigirin. Dîsa, pêwîstiyeke zelal û bieweliyet a ji ber vê mecbûriyeta dîrokî ye ku îhtiraz û şerhên li ser xalên 17, 29 û 30an ên Peymana Mafên Zarokan a Neteweyên Yekbûyî bên rakirin û berpirsyariyên di vî warî de bên bicihanîn.

Weke pêkhateyên Tora Şopandin, Belgekirin û Raporkirina Mafên Zimanî (DHİBRA), em banga xwe ya ji bo parastin, jiyandin û zindîkirina hemû zimanên dayikê dubare dikin.

Roja Navneteweyî ya Zimanê Dayikê li Hemû Gelan Pîroz Be!


Ladino

La lingua es dar vida!

La lingua maternal es un derecho; azerla kayar es una inddjustisia.

El derecho a la lingua maternal es un derecho umano fundamental, intransferible i no sujeto a negosiasión. La proteksión de este derecho no es solo una kestyon kultural; es una nesesidad para la djustisia linguístika i la sivdadania igual. Mientras no se kiten los obstákulos politikos, ekonomikos i administrativos ke se meten delantre del derecho a la lingua maternal, no se puede avlar de djustisia. La garantia de bivir en paz es tener derechos iguales en una sosiedad multilingual.

Por las politikas de asimilasión monolingua aplikadas asta oy, la pluralidad linguístika fue vista i prezentada komo un “peligro” ke se deve eliminar. Sin embargo, kuando una lingua se kaya, no desaparesen solo sus palabras; se desaparesen también sus dolores, sus alegrías, sus kuentos i las markas ke desho en el mundo.

La lingua no es solo un medio de komunikasión; es uno de los elementos mas fundamentales ke konstruyen la identidad, la memoria i las relasiones sosiales. La lingua no es solo la portadora de la kultura; es el espasio de ekspresión de identidades negadas istórikamente, de formas de egzistensia reprimidas i de bozes kayadas.

Ke muestras linguas maternales puedan egzistir libremente en todos los espasios públikos — desde la edukasión asta los medios, desde el arte i la kultura asta la kaye i las institusiones ofisiales — es una kondisión indispensable para una vida igual i onoroza.

Las politikas de edukasión i de kultura deven determinarsen kon el prinsipio ke todas las linguas son muestro valor komun. Konstruir una struktura politika i sosial onde los ijikos puedan pensar, sonyar i resivir edukasión en sus linguas maternas,

desde la edukasión pre-eskolar asta la universidad, es una responsabilidad ke nos apartiene a todos.

Mantener bivas muestras linguas, developarlas i azerlas prezentes de manera igual, aksesible i vizible en los servisios públikos no es una grasía, sino una ovligasión istórika del estado i de todas las institusiones públikas. Levantar las rezervas puestas a los artikolos 17, 29 i 30 de la Konvensión de las Nasionés Unidas sovre los Derechos del Ijo, i kumplir kon las

responsabilidades ke esta Konvensión egzije, es una nesesidad klaramente prioritaria de esta ovligasión istórika.

Komo komponentes de la Red de Vijilansia, Dokumentasión i Raportaje de los Derechos de las Linguas (DHIBRA), repetimos muestra yamada para la proteksión, la kontinuidád i la revitalizasión de todas las linguas maternales.

Ke sea bendicho el Día Mundial de la Lingua maternal para todos los puevlos!


Lazca

Nena Oskedinu Ren!

Nananena xak̆i ren, ok̆op̆ap̆siru uk̆anonoba ren.

Nananenaşi xak̆i; maartani, na var nit̆k̆oçen, ok̆osinaponi na va ren k̆oçinobaşi ar xak̆i ren. Ham xak̆işi oçvalu, k̆ult̆uruli ar p̆roblemi xvala va ren, nenaşi adaletis do mamenz̆a dobadonarobasti haya uk̆oreman.

Nananenas na goʒ̆uz̆in p̆olit̆ik̆uri, ek̆onomiuri do oktaluri endolepe var eiselaşakis adaletis varti elişinas. Didonenoni xalk̆iş doloxe memanz̆a xak̆epe var gavaşakis ok̆ozaduti ʒ̆ori var iven.

Haʒ̆işakis na moxtu arnenoni asimilasyonişi p̆olit̆ikapeş gurine nenuri didonoba, gondinoni ar oşk̆urinalest̆eri iz̆iru do iʒ̆irinu. P̆a, ar nena ip̆ap̆siraşk̆ule zit̆ape xvala var bgarape, xelape, p̆aşurape do dunyas na dut̆alu nok̆uçxenepe muşiti nenak iğams do gondunun.

Nena ok̆op̆aramituşi-ok̆osinapuşi-ok̆oğarğaluşi xvala var, minobaşi, goşinuşi do ok̆oskiduşi mtelişen ʒ̆oxleni punçxa ren.

Nena k̆ult̆ura xvala va torums, nena ist̆oriulot na moivarinu minobapeşi, ti na var eoğapes ovapuş formepeşi, na ip̆ap̆siru xomapeşi oxori ren.

Nananena çkunepe onʒ̆opuluşen medyaşakis, art̆işen k̆ult̆uraşakis, avlapeşen ofisialuri organizasyonepeşakis mtel xalk̆uri svalepes oxoşkveri ort̆asen, haya mamenz̆a do onuroni sk̆idalaşi maartani şart̆i ren.

Onʒ̆opuluşi do k̆ult̆uraşi p̆olit̆ik̆ape ixenert̆aşakis mtel nenape, çkunişeni ar na on mot goiç̆k̆endinet̆as. Berebe çkunik mutepeşi nananenaten na imsiponanen, na izmonanen do p̆ri mektebi gyoç̆k̆an do universite oçodinanşakis mteli svas nananena mutepe na inʒ̆opulanen p̆olit̆ik̆uri do xalk̆uri st̆ruk̆turaşi ok̆odu çkun emondunan.

Nenape çkunişi osk̆edinu, omralu xalk̆uri xizmet̆epes mamenz̆a, na ninç̆uşinen do na iz̆irasenst̆eri sva meçamuşeni devlet̆is do mteli organizayonepe muşis eondun. Hantepeşi oxenu ist̆oriuli endvala muşi ren do devletis gyoz̆in. Ok̆ok̆ateri Opape Bereş Xak̆epeşi Mendvalaşi 17, 29 do 30 mxucepeşeni na niçinu goʒ̆azdalape moiselinas do ham mendvalas na ukoremspe dixeninas. Haya ordoşen oxenoni ist̆oriuli ar endvala ren.

Nenaş Xak̆epeşi Oz̆iru, Oç̆aru do Oraporuşi Mosaşi k̆atape na boret çku, mteli nananenapeşi oçvalu, oskedinu do ok̆ap̆et̆anuşeni xolo ok̆ogicoxamt.

Mteli xalk̆epes Kianaş Nananena dğa gebuxvamamt!


Makedonca

Јазикот значи да се одржува животот!

Мајчиниот јазик е право, а замолчувањето е неправда.

Правото на мајчин јазик е основно, неотуѓиво и ненеговоцибилно човеково право. Заштитата на ова право не е само културно прашање; таа е неопходна за јазична правда и еднакво граѓанство. Сѐ додека не се отстранат политичките, економските и административните пречки пред правото на мајчин јазик, не може да се зборува за правда. Гаранцијата за мирен соживот е еднаквото уживање на правата во повеќејазично општество. Поради досега применуваните еднојазични асимилаторски политики, јазичната разновидност беше гледана и прикажувана како „опасност“ што треба да се отстрани. Но кога еден јазик ќе замолкне, тој не ги губи само своите зборови; со себе ги носи и своите болки, радости, приказни и трагите што ги оставил во светот. Јазикот не е само средство за комуникација; тој е најосновниот конститутивен елемент на идентитетот, сеќавањето и општествените односи. Јазикот не е само носител на културата; тој е и простор за изразување на историски негирани идентитети, потиснати облици на постоење и замолчени гласови. Слободното постоење на нашите мајчини јазици во сите јавни простори — од образованието до медиумите, од уметноста до културата, од улицата до официјалните институции — е неопходен услов за еднаков и достоинствен живот. Образовните и културните политики треба да се креираат врз принципот дека сите јазици се наша заедничка вредност. Изградбата на политичка и општествена структура во која децата можат да размислуваат, да сонуваат и да се образуваат на своите мајчини јазици — од предучилишно образование до универзитет — е задоцнета одговорност на сите нас. Зачувувањето, развојот и еднаквото, достапно и видливо присуство на нашите јазици во јавните услуги не е привилегија, туку историска обврска на државата и на сите јавни институции. Укинувањето на резервите ставени на членовите 17, 29 и 30 од Конвенцијата на Обединетите нации за правата на детето и исполнувањето на обврските што произлегуваат од оваа Конвенција претставуваат јасна и приоритетна

потреба на оваа историска обврска. Како компоненти на Мрежата за следење, документирање и известување за јазичните права (DHİBRA), повторно го упатуваме нашиот повик за заштита, одржување и оживување на сите мајчини јазици.

Нека е честит Светскиот ден на мајчиниот јазик на сите народи!


Osetçe

Ӕвзагу, удӕгасӕй цӕрын!

Мадӕлон ӕвзаг y бар, ӕрсабыр кӕнын y ӕнӕрӕстдзинад.

Мадӕлон ӕвзаг у бындурон, ӕнӕ фӕцудӕн у, иумӕйаг хъуддаг у. Ацы бар хъахъхъӕнын ӕрмӕст культурон хъуддаг нӕу. Уый у ӕнӕ мӕнгӕй иумӕйаг царды фадом у.

Мадӕлон ӕвзаджы къулымп кӕнӕг политикон, економикон ӕмӕ бар ӕвӕрджыты цӕлхдуртӕ ӕнӕ иуфарс кондӕй рӕстдзийнадӕй дзурӕн нӕй.

Сабыр царды фидардзинад y бирӕ ӕвзагон ӕхсӕнады ӕмхузон царды бартӕ райсын.

Абоны онг иуӕвзагон цард асимилецейы фӕрцы иннӕ ӕвзӕгты йӕхицӕн тӕссондӕй бацамыдда ӕмӕцӕ хицӕн котта. Фӕлӕ ӕвзаг куы ӕрсабыр вӕййы уӕд йемӕ ахӕссы ӕрмӕст йӕ ныхӕстӕ нӕ фӕлӕ йӕ сахӕстӕ, йӕ цинтӕ, йӕ хабӕрттӕ ӕмӕ дунейыл цы фӕдтӕ ныууахта удондӕр.

Ныхас ӕрмӕст ныхасы фӕрӕз нӕу. Уый у бындурон, арӕстадон чедзындз ӕхсӕнадон ахастытӕн.

Ӕвзаг ӕрмӕст културӕйы хӕссӕг нӕу. Уый ма у историон ӕгъдауӕй ӕнӕрайсгӕ ӕууӕлтӕ, ӕфхӕрӕд уӕвыны фӕндӕгтӕ ӕмӕ ӕрсабыргонд хъӕлӕсы ӕвдисӕн бынат.

Нӕ мадӕлон ӕвзӕгты сӕрибар уӕвынад ӕппӕт ӕхсӕнадон фӕзуӕтты ахурадӕй медийы онг, айывадӕй културӕйы онг, уынгтӕй офиссалон уагдӕтты онг, ӕнӕмӕнгхъӕуӕг уавӕр у, ӕмхузон ӕмӕ кадджын цардӕн.

Ахурад ӕмӕ културӕйы ролитикӕ хъуамӕ уа ахӕм. Ӕббӕт ӕвзӕктӕсты нӕ иумӕйаг бынтӕ.

Ахӕм политикон ӕмӕ социалон фадӕттӕ хъӕуы ӕмӕ сывӕллӕттӕн сӕ бон уа, сӕ бӕллыцтӕ хъуды кӕнын ӕмӕ ахурад райсын. Сӕ мадӕлон ӕвзӕктыл алы ӕмбарынадыл фыццаг сыкъолайӕ униуӕрситӕтмӕ у неппӕиӕндӕр нӕ рагӕй ӕнхъӕлмӕкӕсинаг хӕс.

Уый хорздзинад нӕу фӕлӕ историон хӕс у паддзахадӕн ӕмӕ ӕппӕт паддзахадон уагдӕттӕн, Хъӕугӕ къахдзӕфтӕ саразын. Цӕмӕй не взӕгтӕ хъахъхъӕд фӕуой, рӕзой ӕмӕ ӕмхузонӕй, ӕнцонӕй ӕмӕуынгӕгӕй бахауой паддзахадон лӕгӕтты.

Иумӕйаг нациалон органицейы сывӕллӕтты бартӕ тыххӕй ӕгъдӕуттӕм гӕсгӕ 17, 29 ӕмӕ 30 ӕм домӕнттӕ саразын ӕмӕ ӕнӕразыдзинад айуфарс кӕнын ацы домӕнттӕм гӕсгӕ ӕххӕст кӕнын сты ацы историон хӕсы бӕлвырд домӕнтӕ.

Ӕвзаджы барты мидӕг хъыгъдлӕвӕрд ӕвдисӕн хызӕджы (ДХИБРА) хайӕттӕ мах иухатма ӕппӕт мадӕлон ӕвзӕгты бахъахъхъӕнын ӕмӕсногкӕнын хъусын кӕнӕм.

Мадӕлон ӕвзаджы ӕппӕт дунеон боны хорзӕхтӕ уӕд.


Romanes

I čhib si o Žhivdipen!

E dajaki čhib si jekh čačimos; te ćhives les si bi-lačhipen.

O xakaj pe dajaki čhibjako si jekh fundavno, našti te lel pes, thaj na-negociabilo manušikano xakaj si.

Te arakhel pes kadava xakaj na si numaj jekh kulturalo buti; si esencijalno vaš e lingvistikani justicia thaj egalutno themutnipe.

Te na lela pes e politikane, ekonomikane thaj administrativne pharipa vaš o hakaj pe dajaki čhib, našti te kerel pes lafi vaš o čačipe. E garancija te trais ande paša si te avel tut barabar čačimata ande jekh butčibakeri komuniteta.

Palal e monolingvistikane asimilaciake politike save si implementime dži akana, o lingvistikano pluralizmo dikhel pes thaj si prezentisardo sar jekh ‘pharipe’ savo trubul te avel xasardo. Numa, kana jekh ćhib si čhivdi, voj lel peste na numaj lake vorbe numaj vi lake dukh, lošalimata, paramiče, thaj e sere save mukhel pe lumja.

I čhib na si numaj jekh drom te kerel pes komunikacia; si o maj fundamentalno konstitutivno elemento e identitetosko, e memorijako thaj e socialne relaciengo.

I čhib na si numaj o portreti e kulturako; si o tereno e ekspresiako vaš historikane nakhavde identitetura, phanle droma te oven, thaj čhivde glasura. I slobodno prezenca amare dajake ćhibaki ande save publikane thana, andar i siklǒvipen dži ki media, andar o arto dži ki kultura, andar e droma dži ki oficialno institucie, si jekh našti te xasarel pes kondicia vaš jekh jekhutno thaj dignitetosko živdipen.

E edukacijake thaj kulturake politike trebun te aven determinime katar o princìpo kaj sa e čhibja si amare khetane barvalipena. Te

vazden jekh politikani thaj socialno struktura kaj e chavorja šaj te gindon, te sunen, thaj te len edukacia pe penge dajake čhiba pe vsako levelo, katar e hurdelin dži khaj o universiteto, si jekh but vrama vasdini responsibilita savorenge.

Na si jekh lačhipen, numaj jekh historikani obligacia vaš o them thaj sa e publikane institucije te len e trebutne bukja te sigurin o arakhipen, o barjaripe, thaj egalutni, aksesibilno thaj dikhli inkluzija amare čhibaki ande publikane servisurja. O čhinavipe e rezervengo ande relacija pala

e Artiklura 17, 29, thaj 30 katar e Jekhethaneske Naciengo Konvencija pala e Čhavorengo Čačipe thaj o pherdipe e responsibiliteturengo telal kadi Konvencija si klaro thaj primarno trubulimata kadale historikane obligacijake.

Sar kotora katar o Netvorko vaš o Monitoripe, Dokumentacija thaj Raportiribe e Čhibake Hakajengo (DHİBRA), amen pale phenas amaro akharipe vaš o arakhipe, o garavipe thaj o revitaliziribe sa e dajake čhibako.

Bahtalo Lumjako Dive e Dajake Čhibake sa e manušenge!


Rumca-Yunanca

Η γλώσσα είναι ζωή!

Η μητρική γλώσσα είναι δικαίωμα, η αποσιώπησή της είναι αδικία.

Το δικαίωμα στη μητρική γλώσσα είναι ένα θεμελιώδες, αναπαλλοτρίωτο και αδιαπραγμάτευτο ανθρώπινο δικαίωμα. Η προστασία αυτού του δικαιώματος δεν είναι μόνο ένα πολιτιστικό ζήτημα, αλλά απαραίτητη για τη γλωσσική δικαιοσύνη και την ισότητα των πολιτών. Δεν μπορεί να γίνει λόγος για δικαιοσύνη όσο δεν αίρονται τα πολιτικά, οικονομικά και διοικητικά εμπόδια μπροστά στο δικαίωμα της μητρικής γλώσσας. Η εγγύηση της ειρηνικής συμβίωσης είναι η κατοχή ίσων δικαιωμάτων σε μια πολυγλωσσική κοινωνία.

Λόγω των μονογλωσσικών πολιτικών αφομοίωσης που εφαρμόζονται μέχρι σήμερα, η γλωσσική πολυμορφία θεωρήθηκε και παρουσιάστηκε ως ένας «κίνδυνος» που πρέπει να εξαλειφθεί. Ωστόσο, όταν μια γλώσσα σιωπά, παίρνει μαζί της όχι μόνο τις λέξεις της, αλλά και τους πόνους, τις χαρές, τα παραμύθια και τα ίχνη που άφησε στον κόσμο.

Η γλώσσα δεν είναι μόνο ένα μέσο επικοινωνίας, είναι το πιο βασικό συστατικό στοιχείο της ταυτότητας, της μνήμης και των κοινωνικών σχέσεων.

Η γλώσσα δεν είναι μόνο φορέας πολιτισμού. Είναι ο χώρος έκφρασης ιστορικά απαξιωμένων ταυτοτήτων, καταπιεσμένων μορφών ύπαρξης και αποσιωπημένων φωνών.

Η ελεύθερη ύπαρξη των μητρικών μας γλωσσών σε όλους τους δημόσιους χώρους, από την εκπαίδευση μέχρι τα μέσα ενημέρωσης, από την τέχνη μέχρι τον πολιτισμό και από τον δρόμο μέχρι τους επίσημους θεσμούς, αποτελεί απαραίτητη προϋπόθεση για μια ισότιμη και αξιοπρεπή ζωή.

Οι εκπαιδευτικές και πολιτιστικές πολιτικές πρέπει να καθορίζονται με την αρχή ότι όλες οι γλώσσες αποτελούν κοινή μας αξία. Η συγκρότηση μιας πολιτικής και οικονομικής δομής μέσα στην οποία τα παιδιά θα μπορούν να σκέφτονται, να ονειρεύονται και να εκπαιδεύονται στη μητρική τους γλώσσα, από τη προσχολική ηλικία έως και το πανεπιστήμιο, αποτελεί μια προ πολλού παραμελημένη ευθύνη όλων μας.


Rusça

Язык значит сохранять жизнь!

Родной язык – это право, заставлять его молчать – несправедливость.

Право на родной язык — основное, неотчуждаемое и не подлежащее обсуждению право человека. Защита этого права — не просто культурный вопрос; она необходима для языковой справедливости и равноправного гражданства.

Пока политические, экономические и административные препятствия на пути реализации права на родной язык не будут устранены, о справедливости говорить невозможно. Гарантия мирного сосуществования — это равные права в многоязычном обществе.

Из-за проводившихся до сих пор одноязычных ассимиляционных политик языковое многообразие рассматривалось и представлялось как «угроза», подлежащая устранению. Между тем, когда язык замолкает, он уносит с собой не только слова, но и свои боли, радости, сказания и следы, оставленные в мире.

Язык — это не просто средство общения; он является основополагающим элементом идентичности, памяти и общественных отношений.

Язык — не только носитель культуры, но и пространство выражения исторически отрицаемых идентичностей, подавленных форм существования и заглушённых голосов.

Свободное существование наших родных языков во всех общественных сферах — от образования до медиа, от искусства до культуры, от улицы до официальных учреждений

— является неотъемлемым условием равной и достойной жизни.

Образовательная и культурная политика должна формироваться на принципе признания всех языков нашей общей ценностью. Создание политической и общественной структуры, в которой дети смогут думать, мечтать и получать образование на родном языке на всех уровнях — от дошкольного до университетского, — является нашей общей и давно отложенной ответственностью.

Сохранение, развитие родных языков и их равное, доступное и видимое присутствие в системе общественных услуг — это не благодеяние, а историческая обязанность государства и всех государственных институтов. Снятие оговорок к статьям 17, 29 и 30

Конвенции ООН о правах ребёнка и выполнение обязательств по этой Конвенции является ясным и первоочередным требованием данной исторической ответственности.

Как участники Сети мониторинга, документирования и отчётности по языковым правам (DHİBRA), мы вновь подтверждаем наш призыв к защите, сохранению и возрождению всех родных языков.

С Международным днём родного языка всех народов мира!

Süryanice


Zazaca

Jüan Weskerdena!

Jüanê maê u pi heqa, fek de sıkıtene bêbextiya.

Heqa jüanê maê u pi, heqa de isanetina, camat nêna, nêroşina, dest ra vetene nêna. Qorikerdena na heqe, teyna mesela kulturi niya; serba heqaniya jüani be têdustiya sarê jü welati rê ki lazıma.

Hata ke engelê şaseti be ê idarekerden u hal u demi ke vırniya heqa jüanê maê u pi ra nêdariya we, namê bexti ki nêdekerino.

Teminatê haştiye, her reng u her veng ra wertê jü qomi de her heqe de têdust wayır biyaêna.

Hata na roce ebe hukumê tek jüani, bınê teşirê xo guretena her veng u her rengi “bêtibar” veniyê, heni amê salıx daêne. Halbuke zu veng ke bıriya, teyna nuğdanê xo nê;

derdanê xo, sabiyaisê xo, çhirokanê xo be rêça ke dina de verda a rêçe ki xo de beno.

Jüan teyna mabenê isani de elçiyê alaqadarine niyo, teminatê kamiyo, nisanê viriya isaniyo, mabanê bera de raê u rêça pi u pirbabiyo.

Jüan teyna zıncıla kulturi niyo; kamiye ke tarıx de amê inkarkerdene, vengê ke fek de amê sıkıtene, mekanê yi jüanano.

Jüanê maê u piayanê ma, taylım u terbiya ra hata medya, şinate ra be hata kultur, olağa ra be hata dayranê hukmati her ca de ma rê serbest biyaêna xo, serba weşiya de ebe anor be serba weşiya de têdustiye ma rê heqa de mıqerıma.

Şaset u politika wa ê kulutur u ê taylımi, gereko ebe na çıma bêrê hazırkerdene, ebe na çıma bêrê vênıtene; bızanê ke jüani pêro ğezna de ma wa hewla. Domani ke ebe jüanê xo ğeyal nêkenê, mektebê sıftey ra hata üniversita her nınge de

ke ebe jüanê xo nêwanenê, hata nıka hetê idare u qanuni tıdarek ke nêveniyo, koto herey no kemaniya ma pêroêna.

Weşiya jüananê ma, raver berdene, dairanê hukmati de zê her jüani serbest qeseykerdene, qebul biyaêne, ca guretene rê ke gamê berjiyo, na game teyna gama de rındiye niya, hetê ra qarşiyê zamani de vazifeo. Heqa domanêna ê mıletiya beynelminele de çekuyanê 17, 29, be 30ine de ca cêna ke kara ke ni çekuya de name kerda gereko a nêbiyaêye wedariyo, men bo, hem çı vazife ke esto gereko bêro hurendi, no vazife hem açoğo hem gereko rew bıbo.

Ma bilgane Dil Hakları İzleme, Belgeleme ve Raporlama Ağı (DHİBRA) qorikerdena jüana pêroêne, qeseykerden u raver berdene rê reyna veng danime.

Roca jüanê maê u piê qomanê dina bımbarek bo.


 

Yazarın Diğer Yazıları

DHİBRA’nın Dünya Anadili Günü bildirisi Diyarbakır’da okunacak

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi (DBB), 21 Şubat Dünya Anadili Günü kapsamında bir dizi etkinlik planlıyor. 19 Şubat saat 20.00’de belgesel ve kısa film gösterimleriyle başlayan ve...

“Anadili için yürüyoruz”

Komeleya Lêkolînên Kurdî (Kürt Araştırmaları Derneği), Özgürlük için Hukukçular Derneği, Halkların Demokratik Kongresi, Navenda Çanda Mezopotamya (Mezopotamya Kültür Merkezi) ve MA Music 22 Şubat...

Bursa Çerkes Kültür Derneği’nde Dünya Anadili Günü etkinliği

21 Şubat saat 20.30’da Bursa Çerkes Kültür Derneği’nde yapılacak 21 Şubat Dünya Anadili Günü etkinliğinde Blane Tiyatro Ekibi’nin gösterisinin yanı sıra bir de bilgi...

Sosyal Medyalarımız

4,890BeğenenlerBeğen
1,353TakipçilerTakip Et
4,000TakipçilerTakip Et

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img