Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

Yıllardır süren bir dijital mücadele

CircassianWorld ve AbkhazWorld’ün kurucusu Metin Sönmez


Kodzoko Metin Sönmez ile yıllardır tanışıyoruz. Kendisini ilk olarak CircassianWorld sitesi üzerinden tanıdım. Daha sonra da AbkhazWorld sitesine ve Abhazya’nın tanınırlık faaliyetlerine başladı. 2018 yılında bir süre toplumumuzun devam ettirmesine destek olamaması ve Metin’in odağını diğer işlere vermesi sebebiyle 4 yıl boyunca kapattığı CircassianWorld sitesinin geri dönüşü için bir metin hazırladığımda yaptığı işlerin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha fark etmiştim. O yazımın girişine Çerkeslerin kimlik süreçleri ve diasporalaşması üzerine detaylı bir literatür eklemiş, bölümü şu sözlerle tamamlamıştım:

“Yukarıda, Çerkes diasporasının oluşum tarihine dair genel bir arka plan bilgisi verilmiştir. CircassianWorld web sitesinde İngilizce kaynakların çoğunun mevcut olduğunu fark ettiniz mi? Bu bir tesadüf değil; Metin Sönmez, araştırmacılar için tüm önemli kaynakları bu web sitesi altında bir araya getirmek için büyük çaba sarf etti.”(1)

Yine bu yazıda CircassianWorld sitesinin 2005’te başlayan tarihini anlatan “Çerkes Dünyası” hakkında güvenilir bilgi eksikliğini gören Metin, “Adige-Abhaz tarihi ve kültürü” ile ilgili İngilizce yazılmış tüm “değerli” eserleri toplamayı amaçlayan CircassianWorld web sitesini “Eğer hayatlarımız kısa olacaksa, şöhretimiz büyük olsun! Gerçekten sapmayalım! Adalet yolumuz olsun! Keder bilmeyelim! Özgürlük içinde yaşayalım!” (2) sloganı ile kurmuştu.

Yazımın ismini ve son bölümün başlığını “Star Wars” filmleri serisine referansla “May the Force be With You (Güç seninle olsun)” diye seçmiş ve Metin’in CircassianWorld sitesini devam ettirmesinin ancak manevi bir evrensel “Çerkes” gücünün desteğini alması ile mümkün olacağına dair bir sembolleştirme yapmıştım. Ama o zaten bu manevi güce hep sahipti. Bugün CircassianWorld, AbkhazWorld ve bu siteleri destekleyen birçok farklı sosyal medya hesabını hâlâ kendi emekleri ve içinde bulduğu güç ile sürdürmeye devam ediyor. Ancak bu sürecin nasıl yürüdüğünü Jineps okurlarının da haberdar olması için kendisinden yeniden ve daha detaylı duymak istedim.

-Metin, seninle uzun zamandır birçok konuda işbirliği yaptık. Ama 2005 yılında kurduğun CircassianWorld web sitesi bunların en eskisi. Oradan mı başlayalım? CircassianWorld hangi koşullarda kuruldu ve bugün nerede?

-CircassianWorld (CW) aslında 2001 yılında kurduğum Türkçe bir web sitesinin devamı niteliğinde doğdu. O dönem www.kabardey.faithweb.com adlı bir sitem vardı ve daha sonra bu siteye İngilizce bir bölüm de ekledim. İnternet ortamında Çerkeslerle ilgili sayfaların yeni yeni ortaya çıktığı bir dönemdi. Çerkesleri ve sorunlarını dış dünyaya anlatmak için İngilizce bir platformun gerekli olduğuna inanıyordum. Bu düşünceyle 2005 yılında CW’yi hayata geçirdim.

O dönemde İngilizcem oldukça zayıftı, teknik bilgim sınırlıydı ve en önemlisi kendi bilgisayarım bile yoktu. Siteyi internet kafelerde ve o dönem çalıştığım işyerindeki bilgisayarda hazırladım. 2007 yılında ilk bilgisayarımı alana kadar da güncellemeleri bu şekilde yapmaya devam ettim.

CW’yi 2019 yılında, içinde benim de yer aldığım “Çerkes Araştırmaları” grubuna devrettim. Bir süre sonra teknik nedenlerle site çöktü ve yenilenmesi gerekti. Yenileme çalışmalarına ben de başladım ancak çeşitli sebeplerle süreç ilerleyemedi. Şu an CW aktif değil; fakat şartlar oluşursa, “Çerkes Araştırmaları” grubu ya da benim yönetimimde tekrar yayına dönmesi mümkün.

-AbkhazWorld sitesi nasıl ortaya çıktı peki?

-CW bünyesinde Abhazya’ya ilişkin metinlerin yer aldığı bir bölüm vardı. Ancak zamanla Abhazya’nın dış dünyada ya hiç tanınmayan ya da çok sınırlı ve çoğu zaman tek taraflı bilgiler üzerinden bilinen bir ülke olduğu gerçeği daha da belirginleşti. 2008 yılında Abhazya’yı ziyaret etmem, bu ihtiyacı daha somut biçimde görmemi sağladı. Abhazya hakkında uluslararası alanda dolaşımda olan bilgilerin önemli bir kısmı, Gürcü kaynaklı ya da Gürcü tezlerine yakın platformlar üzerinden şekilleniyordu. Bu tablo karşısında AbkhazWorld, Abhazya’yı kendi tarihi, toplumsal yapısı ve perspektifiyle dış dünyaya tanıtmayı amaçlayan bağımsız bir yayın platformu olarak 1 Ocak 2009’da yayına başladı.

-AbkhazWorld sürecinde seni en çok zorlayan neydi?

-AbkhazWorld sürecinde en zorlayıcı olan, teknik imkânlar ya da içerik üretimi değil; Abhazya’yı dış dünyaya anlatırken doğru, dengeli ve kaynaklara dayalı bir yayın dili kurma sorumluluğuydu. CircassianWorld’den gelen birikim ve mevcut materyaller önemli bir avantaj sağlıyordu. O dönem Ankara’da Kafkas Araştırma Kültür ve Dayanışma Vakfı (KAFDAV) bünyesinde çalışmam ve vakfın kütüphanesinden yararlanabilmem de süreci kolaylaştırdı. Bu süreçte George Hewitt, John Colarusso, Stephen Shenfield ve Liz Fuller gibi birçok akademisyen ve araştırmacıyla doğrudan temas kurma imkânı buldum; bu da sitenin içeriğinin sağlam bir zeminde gelişmesine önemli katkı sağladı.

-Paralelde bir kısım derleme yayınlar yaptın? Bunlar nelerdi?

-Evet, farklı dönemlerde üç derleme yayın hazırladım. İlki, 21 Mayıs 2010’da CircassianWorld’de yayımlanan Reflections on the Caucasus: 21 May 1864–2010 idi.
İkinci derleme, 14 Ağustos 2012’de yayımlanan Reflections on Abkhazia: 1992–2012 oldu.

Son olarak, 2022’de Gürcü-Abhaz savaşının 30. yıldönümünde yayımlanan Abkhazia: 1992–2022 – Georgian-Abkhazian Conflict & War çalışmasının editörlüğünü George Hewitt ile birlikte yaptık.

-Bunlardan bazılarına ben de katkı sunmuştum. Kaç yazardan yazı almıştın bu kitaplar için?

-Reflections on Abkhazia: 1992–2012 çalışmasına sen de değerli bir yazıyla katkı sunmuştun; ayrıca Abkhazia: 1992–2022 derlemesinde de bir yazın yer aldı. Reflections on Abkhazia: 1992–2012’de benim dışımda toplam 50 yazar bulunuyordu. Son Abhazya derlemesi olan Abkhazia: 1992–2022 ise 41 yazarın katkısıyla hazırlandı.

Aslında bu derlemelerin tamamını kitap olarak yayımlamak isterdim; ancak bu son çalışma için mümkün olabildi. Abkhazia: 1992–2022’nin kitaplaşması, Amşra Vakfı’nın, özellikle de vakıf başkanı Beslan Agrba’nın desteği sayesinde gerçekleşti. Bu destek olmadan böylesi kapsamlı bir çalışmayı hayata geçirmek mümkün olmazdı. Bu kitabın, İskoçya’daki University of St. Andrews ve İrlanda’daki Dublin City University’de ilgili bölümlerde öğrenciler için önerilen okuma listelerinde yer aldığını da belirtmeliyim.

-Peki, şu anda AbkhazWorld’de hangi başlıklar var? Bunların altında nasıl bir arşiv var?

-AbkhazWorld bugün güncel gelişmelerden tarihsel çalışmalara uzanan geniş bir içerik yapısına sahip. Sitede Abhazya’nın siyasal, toplumsal ve kültürel gündemini ele alan güncel haberler; analiz ve yorum yazıları; tarih, çatışma ve hafıza odaklı makaleler; ayrıca blog yazıları ve söyleşiler yer alıyor. Bunun yanında Abhaz kimliği, kültürü, dili ve biyografilere ayrılmış kalıcı başlıklar bulunuyor.

Yayınların önemli bir bölümünü ise e-kütüphane, kitaplar, derlemeler ve arşiv belgelerinden oluşan yayınlar oluşturuyor. Özellikle son 30 yıla odaklanan çalışmalar, hem akademik hem de belgesel nitelikte bir arşiv sunuyor.

Tüm bunlara ek olarak AbkhazWorld, fotoğraf, müzik ve video içerikleriyle desteklenen bir multimedya arşivine ve aktif sosyal medya kanallarına sahip. Bugün site genelinde 3 bini aşkın bağlantı yer alıyor; bu da AbkhazWorld’ü yalnızca bir haber sitesi değil, uzun yıllara yayılan kapsamlı bir dijital arşiv haline getiriyor.


“Hem diasporadaki hem de anavatandaki kurumların, kendilerini yalnızca yerel kamuoyuna değil, uluslararası alana da anlatabilecek araçlara sahip olması artık bir tercih değil, bir gerekliliktir”


-Metin, bu süreçlere dair söylemek istediğin başka bir şey var mı?

-Bu süreçlere dair belki son olarak şunu vurgulamak gerekir: Hem diasporadaki hem de anavatandaki kurumların, kendilerini yalnızca yerel kamuoyuna değil, uluslararası alana da anlatabilecek araçlara sahip olması artık bir tercih değil, bir gerekliliktir. İngilizce yayın yapan web siteleri, düzenli ve güvenilir içerik üretimi ile X (Twitter) gibi sosyal medya kanalları üzerinden yürütülen iletişim, kurumların görünürlüğü ve anlatı kurma kapasitesi açısından büyük önem taşımaktadır. Bu alanda atılacak adımlar, hem bilgi tekelleşmesini kırmak hem de Çerkesler, Abhazlar ve genel olarak Kafkasya hakkında daha dengeli bir kamusal alan oluşturmak açısından belirleyici olacaktır.

-Toplumumuza emeklerin bununla sınırlı değil. Yeni bir projen var: Müzik. Bu konudan da bahsetmek istiyorum. Öncelikle müzik geçmişin olduğunu biliyorum. Buradan başlayalım mı?

-Evet, Erciyes Üniversitesi Müzik Bilimleri (Müzikoloji) Bölümü mezunuyum. Eğitimim süresince Batı müziği ve klasik Türk müziğinin yanı sıra piyano, flüt ve müzik yazılımları üzerine de çalışmalar yaptım. Üniversite sonrasında başladığım yüksek lisansı çeşitli nedenlerle yarıda bırakmamla birlikte, müzik profesyonel anlamda hayatımın merkezinden çıktı; ancak hiçbir zaman tamamen kopmadım. Müzik benim için her zaman bir hobi olarak varlığını sürdürdü. Zaman zaman evde amatör kayıtlar aldım, düzenlemeler yaptım ve üretmeye devam ettim.

-Daha önce Luka Gadelya ile de bir proje yapmıştın diye hatırlıyorum…

-Luka için şu anda aktif olmayan bir web sitesi tasarlamıştım. Bunun dışında, sevdiğim bazı çalışmalarını video klip formatında hazırlayıp sosyal medyada paylaştım. Ne yazık ki bu süreç tam anlamıyla ortak bir projeye dönüşemedi; ancak onun müziğini bu şekilde görünür kılmak benim için her zaman keyifliydi.

-Onun dışında müzik alanında başka neler yaptın?

-Üniversite yıllarında Kayseri Kafkas Derneği bünyesinde, Kabardey geleneğinden gelen koreograf Dumanış Auledin’in kurduğu Aşemez Halk Dansları ekibinde ve Maze Müzik grubunda flüt çaldım. O dönemden arkadaşlarımla hâlâ görüşüyor, fırsat buldukça birlikte üretmeye devam ediyoruz. Bunun yanı sıra elektronik müzik alanında da yaptığım bazı kayıtlar bulunuyor.

-Peki, yeni müzik albümleri nasıl başladı?

-Çerkes müziklerinin klasik Batı müziği formları içinde yorumlanması uzun zamandır hayalini kurduğum bir konuydu. Müzikoloji öğrencisi olduğum 2002 yılında, Çerkes kökenli dünyaca ünlü orkestra şefi Yuri Temirkanov’a, o dönem çalıştığı Baltimore Senfoni Orkestrası üzerinden bir mektup yazmıştım. Hayalim, müziklerimizin onun öncülüğünde senfonik bir bağlamda seslendirilmesiydi. Bu gerçekleşmedi; ancak yıllar içinde bu yönde değerli adımlar atan kişi ve kurumlar ortaya çıktı. Nalçik’ten Murat Kabardokov’un çalışmaları, Adigey Cumhuriyeti’ndeki International Youth Music Art Center ve St. Petersburg’daki Rimsky-Korsakov Devlet Konservatuvarı’nda yürütülen projeler, Çerkes müziklerinin klasik ve senfonik formlarla buluşması açısından çok kıymetli örnekler sundu.

Geçen yıl mayıs ayında işimi kaybettikten sonra müzikle daha yoğun biçimde ilgilenebileceğim bir zaman alanı oluştu. Başlangıçta Maze Müzik grubu için düşündüğüm fikirler, zamanla Çerkes müziklerinin piyano üzerinden yeniden yorumlandığı bireysel bir projeye dönüştü. Çalışmaların büyük bölümünü dijital müzik yazılımlarıyla ürettim. Kendimi bir icracıdan ziyade, müziği yeniden düzenleyen ve farklı bir bağlama taşıyan biri olarak görüyorum. Bu albümler de tam olarak bu arayışın bir sonucu olarak ortaya çıktı.

Bu noktada, albümlerin ortaya çıkmasında desteklerini esirgemeyen Kayseri Kafkas Derneği Maze Müzik grubu üyeleri değerli müzisyenler Ju Kayhan, Liy Göker ve Lakoba Doğukan’a ayrıca teşekkür etmek isterim. Onların katkıları ve desteği olmadan bu projelerin hayata geçmesi mümkün olmazdı.

-Neden mahlasla çıkmaya karar verdin? Ve neden son albümde kendi ismine döndün?

-Albüm düzenleme ağırlıklı bir çalışma olduğu için kendi ismimle yayımlamak istemedim. Bu projeyi daha çok bir yorum ve arayış süreci olarak görüyordum. Bu nedenle, hem Nart mitolojisinde müzikle ilişkilendirilen bir figüre gönderme yapan hem de geçmişte flüt çaldığım Kayseri Kafkas Derneği bünyesindeki ekibin adı olan “Aşemez” mahlasını kullanmayı tercih ettim.

Zamanla, çevremden gelen geri bildirimler ve projeyle kurduğum bağın güçlenmesiyle birlikte, bu çalışmaları artık kendi ismimle paylaşmanın daha doğru olacağını düşündüm. Son albümde kendi adıma dönmem, bu sürecin doğal bir devamı oldu.

-Birinci albümde İngilizce isimlendirmeler var ama son albümde Adigeceleri tercih etmişsin. Bunun sebebi nedir?

-İlk albümde İngilizce isimlendirmeleri tercih etmem, kısmen teknik nedenlere ve kısmen de daha geniş bir dinleyiciye ulaşma düşüncesine dayanıyordu. İngilizce, internetin ve dijital müzik platformlarının ortak dili olduğu için, çalışmanın daha doğru ve sorunsuz biçimde görünür olacağını düşündüm. Ayrıca o dönemde çalıştığım dağıtım panelinde Adigece veya Abhazca gibi dillerin seçenekler arasında yer almaması, bu dillerle yapılan başlıkların kabul edilmeyebileceği yönünde bir tereddüt yaratmıştı.

Ancak zamanla bu konuda yanıldığımı gördüm. Son albümde Adigece isimlendirmelere yönelmem, hem bu kaygıların ortadan kalkması hem de müzikle kurduğum bağın daha doğrudan ve sahici bir dil talep etmesiyle ilgiliydi. Bugün geriye dönüp baktığımda, imkânım olsa son albümdeki tüm parça isimlerini Kiril alfabesiyle ve özgün halleriyle kullanmayı isterdim.

-Bundan sonrası için hedeflerin neler? Müzik bağlamında başka neler yapmayı düşünüyorsun?

-Şu anda, müziğini uzun yıllardır büyük bir ilgiyle takip ettiğim, 1997 yılında aramızdan ayrılan Baragun Vladimir’in seçili eserlerinin yeniden yorumlandığı bir albüm üzerinde çalışıyorum.

Yıllar önce onun çalışmalarını bir araya getirmek ve daha geniş bir dinleyiciyle buluşturmak amacıyla bir web sitesi hazırlamıştım (https://www.baragunvladimir.com); bu albüm de o ilginin ve birikimin doğal bir devamı niteliğinde. Çalışmayı yakında yayımlamayı planlıyorum.

Bunun yanı sıra, ilk albümden seçili parçaların piyano notalarını içeren bir kitapçık hazırlıyorum; sürecin yavaş ilerlemesine rağmen, yıl içinde yayımlamayı planlıyorum.

İmkân ve zaman elverdiği ölçüde Oset, Abazin ve Çeçen müziklerine de benzer bir yaklaşımla eğilmeyi isterim; ancak bunun nasıl ve ne zaman gerçekleşeceğini zaman gösterecek.

1) https://circassianworld.com/pdf/ReturnoftheCircassianWorld.pdf

2) 2002 yılında yayınlanan John Colarusso’nun “Kafkasya’dan Nart Destanları” kitabından bir alıntı.

Yazarın Diğer Yazıları

Herkese hakkını veren Çerkes toplumu mümkün (mü?)

Feminist yazında değersizleştirme (devaluation) diye bir kavram vardır. İlk çıkış noktası, emeğin kadın ve erkek için ayrışması; kadın işi olarak görülen ev işlerinin görünmez...

Kafkasya için Trabzon-Soçi feribotu ne anlama geliyor?

Günümüz dünyasında ulaşımın hızlısı makbul. Atlayacaksın uçağa, birkaç saate varacaksın gideceğin yere. Bir zamanlar ise uçaklar o kadar pahalıydı ki deniz ve karayolları ulaşımda...

Adigey’de Çeraşe Zeynep’in anısına uluslararası dilbilim sempozyumu düzenlendi

İlk Çerkes bilimkadını Çeraşe Zeynep Çeraşe Zeynep, 2. Dünya Savaşı nedeniyle mimarlık okuma hayalleri askıya alınınca, Çerkes Eğitim Enstitüsü’ne (bugünkü Adigey Devlet Üniversitesi) girerek...

Sosyal Medyalarımız

4,890BeğenenlerBeğen
1,353TakipçilerTakip Et
4,000TakipçilerTakip Et

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img