İlk bakışta, Macaristan kırsalında “Don durgun akıyordu”. Ama muhalif aday Peter Magyar’a seçimi kazandıran, taşranın desteği oldu.
Başbakan Viktor Orban ile rakibi Peter Magyar’ın seçim gündemleri arasındaki farkı, “iki gezegen arasındaki çelişki” olarak tanımlamak mümkündü.
Orban seçim kampanyasını Ukrayna, müdahaleci bir Avrupa Birliği (AB) ve savaş korkusu üzerine kurdu. Buna karşılık rakibi ekonomi, şeffaflık ve değişim vaadine odaklandı.
Magyar sadece eleştirmedi; 16 yıllık “güçlü adam” yönetiminin sona ereceğine ilişkin umut aşıladı.
Taşra Orban’ın kalesiydi. Başbakana verilen desteğin temelinde Orban’ın karizması, Brüksel’e boyun eğmemesi, tutucu değerlere ve ulusal egemenliğe sahip çıkması vardı. Viktor Orban’ın dünya görüşü, taşradaki seçmenin hayata bakışıyla örtüşüyordu.
Orban seçim öncesinde halkın korkularını manipüle etti. Başbakan ve çevresine göre olası bir seçim yenilgisi; yasadışı göç, Brüksel’in onayıyla Macaristan’ın Ukrayna’daki savaşa sürüklenmesi ve Fidesz’in binbir emekle inşa ettiği her şeyin çöpe gitmesi anlamına gelecekti.
Magyar bundan çok farklı bir mesajı taşraya taşımak için olağanüstü çaba harcadı; ideolojik polemiklere itibar etmedi, ekonomik sorunlara ağırlık verdi. Bunu yaparken dinamik ve erişilebilir bir lider algısı yarattı.
Ülke ekonomisi 2020 yılından bu yana ilerlememişti. Geniş halk kesimleri yaygın yolsuzluktan yakınıyordu. 16 yıl boyunca toplumun büyük kısmı yoksullaşırken, iktidara yakın duranlar servetlerini katlamışlardı. Macaristan, AB’nin yaşam standardı en düşük ülkeleri arasında yer alıyordu.
Orban kendisini bir dünya lideri olarak pazarladı; Trump, Putin ve Netanyahu’ya yakındı. Dış baskılara karşı Macaristan’ın ulusal egemenliğini ancak kendisi koruyabilirdi. Buna karşılık Magyar, ekonomik iyileşmeye ve kendi ifadesiyle 16 yıllık devlet tutsaklığından kurtuluşa vurgu yaptı.
Orban stratejisini ideoloji üzerine kurarken, Magyar’a seçim başarısını ideoloji ile arasına mesafe koyması getirdi.
Hükümetin Magyar’a yönelik yürüttüğü karalama kampanyasının en önemli maddesi, göreve geldiğinde aşırı liberal bir çizgi izleyeceği iddiası idi. Bu şekilde, tutucu seçmenlerin desteği alınmak isteniyordu. Magyar bu suçlamayı boşa çıkarmak için Budapeşte’de düzenlenen Onur Yürüyüşü’ne katılmadı. Ayrıca Magyar, Ukrayna konusunda temkinli bir dil kullandı. Bölgesel istikrarın önemine gönderme yapmakla birlikte, Rusya’nın saldırgan taraf olduğunu net bir şekilde dile getirmekten de geri durmadı.
Magyar baş döndürücü projelerle ortaya çıkmaktan bilinçli olarak uzak durdu. Onun yerine, günlük hayatın somut meselelerine odaklandı. Ülkenin en ücra köşelerine gitti. Halkın dertlerini dinledi; kendisinin erişilebilir olduğunu gösterdi. Seleflerinin hiçbirinin böyle bir siyaset yapma tarzı olmamıştı.
Buna karşılık, Orban halkla bire bir temas etmekten kaçındı. Stadyumlarda düzenlenen etkinliklere katılmakla yetindi. İzleyiciler kendi destekçileriydi; otobüslerle taşınmışlardı. Seçimin başa baş geçeceği anlaşılınca Orban tarzını değiştirdi; Magyar’ın propaganda yöntemini benimsedi, ama onun kadar başarılı olamadı.
Seçmenin mesajı netti: Seçimler soyut ideolojik polemiklere girerek ve büyük ülküler vaat ederek kazanılmıyor.
Daha önceki seçim kampanyalarında Orban’ın muhalifleri Budapeşte seçmeni nezdinde ses getiren, ama taşrada karşılığı olmayan fikirlere ağırlık vermişlerdi. Magyar bu noktayı gözden kaçırmadı. Seçkinler yerine, sıradan insanlara seslendi. Seçimi kazandıran da bu oldu.







