“Bu çeviriyi; 16-22 Mayıs 2026 tarihleri arasında zaman ayırarak tercihlerini anavatanları Adığe Cumhuriyeti’ni ziyaret ederek gerçekleştiren gezi grubundaki ‘GÜZEL İNSANLAR’a ithaf ediyorum…”
Kaynak: Adığe Mak
Ançoko İra, 20.05.2026
Çeviri: Lıperıt Perenıko
Türkiye’den gelen misafirler bugünlerde Adıgey’de bulunuyorlar. Vatanlarında geçirecekleri bir haftalık süreyi bilerek “21 Mayıs Anma Programı”na denk getirmişlerdi. Bu akşam Puşkin Tiyatrosu’nda gerçekleştirilecek anma programına davet edildiler.

Türkiye’de bulunan Hatlekuaye, Pçıhatlıkuaye, Ğobekuaye, Bursa ve diğer şehirlerden gelen kafile 22 kişiden oluşuyor. En genci 16, en yaşlısı 80 yaşında. Aralarına Anavatanlarına daha önce de gelmiş olanlar var ancak çoğunluğu ilk defa geliyor. Mesela Staşu Cavit geçen yıl da Adıgey’e gelmişti, vakti uygun olunca bu yıl yeniden gelmeyi tercih etti, bu gelişinde yanında eşi Melek Hanım da yer alıyor.
Ben Peneşu Sülalesi mensubuyum, Çanakkale’den geliyorum. Anavatanıma gelmiş olmak beni son derece sevindiriyor. Doğduğum andan itibaren anadilime aşinayım. Ailemizde her zaman Adıgabze konuşuluyordu. Okula başlamamla birlikte Türkçeyi de öğrenmeye başladım, — diye anlatıyor Adıgabzesiyle. —Annem, anneannesinin Anavatanına çok özlem duyduğunu ve hasretlik çektiğini anlatıyordu. Kapının önünde aya bakarak ağladığını hatırladığını anlatıyordu. Tarihi vatanında kalan akrabalarına hasretlik çekiyordu. Vatanını terk ederken birbirlerini hatırlayabilmek için aya bakacakları konusunda kız kardeşiyle söz birliği etmişlerdi; «o zaman birbirimizi görmüş gibi olacağız» anlamında…
Grupta yer alan Mastırıko Ejder 77 yaşında. Söylediğine göre kendisi köken olarak Hatikuay. Anavatanını terk eden dedesinin ismi Vozımhac (Türkçe Hacı Timur olarak biliniyordu). Önce Bulgaristan, daha sonra Türkiye’ye gelmişlerdi. Geçmişte, yıllar önce çalışma hayatıma bağlı olarak Moskova, Zaparojya ve Krivoy Rog kentlerinde bulundum. Adıgey’e gelemedim. Anavatanıma gelebilmeyi yaşamım boyunca arzuladım. Bu da bana ancak yaşlılığımda nasip oldu. Bir akrabamı bulabilmeyi çok isterdim, — diye anlatıyor.
Soydaşlarımız Anavatanlarında günlerini ilginç anılarla dolduruyorlar. Cumhuriyetin başkentini (Maykop) tanımayı iyi değerlendirdiler, Adığe Cumhuriyeti Ulusal Müzesi’ni görme fırsatı buldular. Ayrıca Adıgey’in dağlık yöresine, Guzerıpl’e gitme fırsatları oldu. Guzerıpl’deki Kafkasya Doğa Koruma Alanı ile oraya giden yol üzerinde bulunan (granit kanyonu vb.) yerleri gördüler. Tarihi Vatanlarını, daha önceden anlatılardan biliyorlarmış gibi gözlerinde canlandırdılar; dağların doruklarını, karlı dağları gördüler ve temiz havayı özlemle içlerine çektiler.

—Gördükleri karşısında hep bir ağızdan “Vatanımız cennet gibi” diyerek konuşuyorlar. Programlarında yer aldığı üzere Adığekale ve Tehutemıkuay’e gitmeyi planlanmıştılar. Önce Adığekale ilçe merkezine gittiler ve yeni yapılan camiyi ziyaret ederek gezdiler, içlerinden bazıları burada namazlarını kıldılar. Tehutemıkuaye ilçesini görmeyi, önce Şıncıye kasabasını ziyaret etmekle başladılar. Tehutemıkuaye’ye vardıklarında onları önce Tehutemıkaye Adığe Hase Başkanı Açumıj Yusıf karşıladı, daha sonra İlçe Belediye Başkanı Nevujreko Ali misafirleri makamında kabul etti.
—Vatanınızı ziyaret etmek için gelmiş olmanızdan çok memnuniyet duymaktayız. Ayrı düşmüş olsak da bugün aynı yolu yürümekteyiz. Bu nedenle, dilimizi, örf ve ananemizi koruyabilmemiz için işte bugün olduğu gibi bir araya gelebilmeliyiz, — diye söyledi Açumıj Yusıf, gelen misafirlere.
—Tehutemıkuay ilçesi yaklaşık 10 yıldır Türkiye ile bağlantılı çalışmalar yürütüyor, — diye belirtiyor İlçe Belediye Başkanı. —Tehutemıkuaye ile İnegöl İlçesinin aralarında imza ettiği kardeş kent protokolü çerçevesinde birçok Adığe soydaşımızla tanışma fırsatımız oldu.
Bütün bu çalışmaları hayata geçiren Harıhu Hakkı’ya ağabeyimiz gibi saygı duymaktayız, Adıgağenin yaşam bulması için çok çalışıyor. Her iki Kardeş Kent Yönetimleri her yıl düzenli olarak bir araya geliyorlar. İnegöl’de organize edilen festivallere sürekli davet ediliyoruz, oradan gelenler de bizleri ziyaret ediyorlar. Dostluğumuzun daha ileriye taşınabilmesi için her iki taraf da çalışmalar yürütüyor.
Söylemek gerekirse eğer; Tehutemıkuaye ilçesi ile İnegöl ilçesi 2013 yılında aralarında Kardeşlik Protokolü imzaladılar. O günden itibaren her iki taraf da birbirleriyle iletişim halindeler. Gençleri bir araya getirmeye çalışıyor ve tanışmalarını sağlayarak yuva kurmalarını arzu ediyoruz. Bu bağlamda; Adıgey’den bir kızımız gelin olarak Türkiye’ye geldi.
Buraya geldiğimizi söylediğimizde İnegöl İlçe Belediye Başkanı da selamlarını iletmemizi istediler. Beraberimizde yer alan turist grubu soydaşlarımız da kendilerine gösterilen misafirperverlikten memnun kaldılar. Gelenlerin çoğu Bjedığu bölgesinden (Biga ve yöresi) geliyorlar. Dolayısıyla, akrabalarıyla bir araya gelmekten hoşnut kalmaktalar, — diye anlatıyor, İnegöl ve Tehutemıkuaye ilçeleri arasındaki Kardeşlik Anlaşması’nın mimarı, diaspora Adığelerini Anavatanlarına getirmeyi iş edinen Harıhu Hakkı.
İnegöl ve Tehutemıkuaye ilçeleri arasında imza edilen Kardeşlik Protokolü’ne atfen, 2. Dünya Savaşı’nda hayatını kaybeden askerler anısına dikilen anıtın yanı başında ekilen ağaç ve vatanını korumak amacıyla yürütülen savaşta yaşamını yitirenler için dikilen anıt ziyaret edildi.
Akrabalar bir araya geldiler ve birbirlerine kavuştular…
Tarihi Anavatanlarını görmelerinin yanı sıra gruptakilerin her biri belli bir amaca yönelik olarak Adıgey’e geldi. —Akrabalarını bulabilmek ve onlarla tanışabilmek…
Hablavuko Nurcan, Türkiye’de Şıncıye’den (Çanakkale, Biga, Dereköy), amacına kavuştu. Akrabası olan Adıgey Şıwu Khase üyesi Hablavuko Adam onu karşılamaya geldi ve bir araya geldiler, onu evlerinde misafir etti ve ağırladı.
Sadece onlara misafir olmakla kalmayıp konuk olduğu aileye uğurlu da geldi. —Nurcan, annemin yanına henüz ayak atmıştı ki küçük kız kardeşimin doğum yaptığı haberi geldi…
Kız kardeşimizi bulmanın sevincini yaşamanın dışında ayrıca küçük kız yeğenimize de kavuşmuş olduk…
İşte Nurcan bize böylesine hayırlı uğurlu geldi, — dedi Hablavuko Adam…
—Adıgey’e gelmemin başlıca sebebi Tehutemıkuaye’de yaşayan akrabalarımı görebilmekti, bu da bana nasip oldu. —Bunu özellikle vurguluyor Nurcan.
Seğoş İrfan’ı da akrabaları gelerek Tehutemıkuaye’de karşıladılar. Seğoş ailesinin ferdi olup, Enem ilçesinde yaşamını sürdüren üç kardeş de Seğoş İrfan’ı ilk defa gördüler ve tanımış oldular.
—Gerçekten çok sevindim, mutlu oldum. Sevinçten uçuyorum, —diyor, yüreğinde duyduğu sevincini bastıramıyor…
Tehutemıkuaye ziyareti sonrasında grubu Afıpsıp Köyü’ne götürdüler. Kafkas Savaşları sırasında büyük yiğitlikler göstermiş ve adı her tarafta bilinen Tığujıko (Şereloko) Kızbeç’in anıtı misafirlere gösterildi. Yaşamı ve mücadelesi hakkında gruba bilgiler verildi.

Köyü ilgiyle gezdiler, daha çok Anavatanlarındaki Adığelerin yaşamları ve uğraşları hakkında bilgi almaya çalıştılar.
Gördükleri her şeyi ilgiyle izlediler ve beğendiler, köylerin temiz, düzenli ve yaşantının müreffeh olduğu konusunda hemfikir oldular.
Kamu yöneticisi Dzetl Asker, misafirleri; Pseytuk Köyü’nde kurulmasına öncülük ettiği Adığe Haçeşı’ne davet etti.
Eski zamanlarda olduğu gibi çatıları sazdan (kamıl) yapılı toprakla sıvalı Adığe Wune’yi misafirlere tanıttılar ve gezdirdiler.
Tarihi eski zamana uyarlı eşyalarla döşeli mekânda gördükleri soydaşlarımıza geçmişi anımsattı.
—Bizlere de, atalarımızın geçmiş döneminden kalma eşyalar, gaz lambaları gibi materyaller kaldı. Onlara değer veriyor, koruyor ve görünür olmalarını sağlayarak muhafaza ediyoruz, — diye anlatıyor Peneşü Melek.
Türkiyeli Adığeler, yine iki gün boyunca zamanlarını Mıyekuape’de geçirmeyi planladılar.

Cumhuriyetimizin Adığe Khasesi’ne davet edildiler, Mafehable’yi gezip görecekler, bir sonraki gelişlerine kadar yetecek şekilde Anavatanlarını tanıma fırsatları olacak. İlerlemiş yaşlarından dolayı Anavatanlarına dönmeye geç kaldıklarını düşünüyor olsalar da çocuklarının Anavatanlarına dönmelerine sıcak bakıyorlar, evlatlarının böyle bir düşünce taşımaları halinde kendilerine destek vereceklerini söylüyorlar.
Öyle olsa bile çoğunluğu vatanlarını yeniden ziyaret etmede kararlı…
İçlerinden bazıları, gelecek sene içinde gelmeye niyetli olduklarını beyan ettiler.
Tarihi Anavatanlarını gezmeye gelen misafirlere, Adıgey’de yaşamlarını sürdüren soydaşları Çetavo Ahmet ile Perenıko Feridun eşlik ederek yardımcı oluyorlar. Günlerini, beraberlerinde onlar olmak üzere geçiriyorlar.
Çetavo Ahmet yaşamına Türkiye’de başlamış olsa da artık o tarafı unutmuşa benziyor. Adıgey’e dönüş yapmış ilk kişilerden biri kendisi. 1991 yılında yakın arkadaşlarıyla beraber vatanına dönmüş bulunuyor.
—Miraç, benden önce Vatanına dönerek bana davetiye mektubu gönderdi ve Vatanıma dönmüş oldum. Dığu Aytek ve Tsey’lerden bir delikanlıyla beraber dört kişi oluyorduk. Hatırlıyorum, o vakit eylül ayıydı. Güzel ve güneşli bir gündü, — diye anlatıyor.
—Peki Ahmet, özlemini duyduğun Vatanını nasıl buldun? Beklentilerine ve amaçladıklarına karşılık verebildi mi?
—Doğrusunu söylemek gerekiyorsa, hiçbir şekilde beklenti içinde olmadım.
Bazı kişilerin, yaşamımı sürdüremeyip geriye döneceğim konusunda, hakkımda konuştukları kulağıma geliyordu, ama onlar «beni daha tanımamışlar» demiştim, — Yaşadıkları aklına geliyor.
İşte Çetavo Ahmet’in dönüş ideali bu şekilde hayata geçmiş oldu, atalarının geride bıraktığı Vatanına kavuştu ve aile kurdu, yaklaşık 40 yıldır da burada yaşamını sürdürmekte…
Adıgeyli Çerkes kadını Psevune Sweta, kendisine eş oldu, evlatları Batır’ı ve Adıyıf’ı birlikte büyüttüler, çocukları şimdi meslek sahibi oldular ve çalışıyorlar.
Kendisinden birkaç yıl sonra ağabeyi İbrahim de beraberinde annesi olmak üzere Vatanına dönmüş bulunuyor.
Onlar, ailece Sinop’ta yaşamaktaydılar. Ahmet’in anlatımına göre dedesi ve babaannesi Sinop’ta tanışmışlar. İkisinin de sülale kökenleri “Hıdıj” bölgesine dayanıyor, —Babaannem Haçetsıku sülalesine mensuptu. Onun anlatımına göre, dağlardan sürgün edildiklerinde Hacemıkohable’ye getirilip yaşamışlar, ancak sebepsiz yere sürekli olarak rahatsız edilmeye ve suçlanmaya başlanıldığında (hırsızlık, vb. gibi isnatsız sudan sebeplerle) yaşantılarının dayanılmaz hale gelmesi üzerine 1888 yılında canlarını kurtarıp Vatanlarını terk ettiler ve Sinop civarına yerleştiler. O sıralarda babaannem henüz küçük ve yaklaşık bir yaşlarındaydı. — Bütün bunları hatırlıyor Ahmet.
Perenıko Feridun’u Çetavo Ahmet’le mukayese ettiğimizde, Vatanına dönüş yapalı henüz bir buçuk yıl olmuş sayılır. Öyle de olsa rahat ve huzurlu. Yaşamını çoğunlukla Bursa’da geçirmiş, şehirde kurulu Çerkes derneğinde aktif olarak yer alarak çalışmış, köken olarak Türkiye’nin Pçıhatlıkuay Köyü’ne mensup. 35 yıl kadar kamuda görev yapmış. — 2022 yılında Adıgey’e gelerek bir ay süreyle yaşadım.
Allah razı olsun Perenıko Kazbek ve ailesinden, bana gerçekten çok yardımları dokundu. Davetiye mektubumu da onlar hazırlayarak bana yolladılar. Oğlum Nart’ın Nalçik’te üniversite eğitimini bitirmiş olması sebebiyle, Vatandaki oturum işlemlerimi onun üzerinden gerçekleştirerek sürekli oturum belgesini almaya hak kazandım, — diye anlatıyor Perenıko Feridun.
—Yaşamının en kıymetli zamanlarını yaşamış ve geride bırakmış olmana rağmen seni Anavatanına sürükleyen şey neydi?
—Beni babaannem Müminat büyüttü, okul hayatına başlama öncesinde Adıgabzeden başka dili konuşamıyordum, tarihi söylencelerimizi ve etnik kimliğimle ilişkili hikâyeleri sürekli dinleyerek büyüdüm.
«BİR TÜFEK NAMLUSUNA SIĞACAK KADAR BUĞDAYIN BİR CANA BEDEL SAYILDIĞI ANLAR YAŞANDI EVLADIM, BUNU SAKIN UNUTMA…» diye anlatırdı bana…
Erken de olsa geç de olsa Anavatanıma döneceğimi biliyordum… — diye anlatıyor, Perenıko Feridun.







