Ağustos 2006
Emanete hıyanet etmeyelim!
Çeçenya, Irak, Filistin, Lübnan ateş altında
Savaş lordları, dünyayı parça parça kan gölüne çevirip insanlığı katlederken, karşı çıkan herkesi “terörist” ilan edip, kendi meşruiyetlerini yaratıyorlar. Artık sessiz çoğunluğun “bu dünya bizim değil, çocuklarımızdan emanet aldık” deme zamanı gelmedi mi, yoksa sıranın kendilerine gelmesini mi bekleyecekler…
Ünlü Çeçen komutan Basayev’in öldürüldüğü haberinin hemen ardından, Hizbullah gerillalarınca kaçırılan iki askerini bahane eden İsrail’in, Filistin’den sonra Lübnan’ı kan gölüne çevirdiği haberleri geldi. Irak’la başlayan Ortadoğu’daki ateşin yayılarak süreceğini tahmin edenler ne yazık ki yanılmadı. ABD’nin Irak’tan sonra İran ve Suriye ile sürdüreceği söylenen “kirli savaş”ın, ABD rüzgârıyla körüklenen ateşi Filistin’den sonra Lübnan’ı da sardı.
Dünya kamuoyu Irak’taki çoluk çocuk, sivil asker binlerce cesede tam “alışmaya” başlamışken, Lübnan’da füzelere yazı yazarak ölümle oyun oynayan çocukların görüntüleri kapladı beyaz camları…
Ağustos 2007
MHP ve DTP liderleri mecliste el sıkıştılar
Kraldan çok kralcılığın lüzumu yok
…Biz Çerkesler ne yazık ki bu tablonun çok dışındayız. Biz Meclis’teki fotoğraf karelerinde yokuz. Sadece nüfusumuz Türk ve Kürtlere nazaran az olduğu için değil. Haklarımızı almak için siyasallaşamadığımız için, asimilasyonla hızla yok oluşumuzu bilince çıkartamadığımız için, bireysel girişimlerimize karşın toplu halde hak arama söz konusu olduğunda sınıfta kalıp kurtuluşu sadece kraldan çok kralcılıkta aradığımız için, daha da ötesi bir atasözümüzde de ifadesini bulduğu gibi “kimin arabasına binersek onun türküsünü söylediğimiz” (Arap, Türk, Rus, …) için…
Ağustos 2008
Tüm Kafkasya’yı yangın yerine çevirme tehlikesi yaratan
Gürcistan nereye koşuyor?
…Sovyetler’in çözülmesiyle bağımsızlığını ilan eden Gürcistan, şimdi sorun yaşadığı Oset ve Abhazların da kendi kaderlerini tayin etmelerini kabullenemedi. Sovyet mirası özerk cumhuriyetleri olan Abhazya ve Güney Osetya (ve Acaristan) ile, tarihsel gerçekliğin bilincinde eşitlik temelinde görüşmelere yanaşmadı…
1991-1993 yıllarında Abhazya ve Güney Osetya’ya karşı gerçekleştirilen ve Kafkas halklarının dayanışması ile yenilgiye uğratılan yayılmacı, işgalci ve şoven Gürcü elitleri, tarihten ders almamakta kararlı ve akan bunca kardeş kanına karşın benzer tutumlarına devamda ısrarlı görünüyorlar…
Her şey farklı olabilirdi ve bu farklılığı Gürcistan yaratabilirdi. Hâlâ çok geç değil diye düşünmek istiyoruz.
Kaldı ki bütün küçük ya da güçsüz etniklerin başına gelen olumsuz olayların senaryosunu tarih boyunca egemen güçler yazmıştır. Egemen güçler Dünya halklarını, gerektiğinde kendi halklarını figüran olarak kullanmışlardır. Kafkasya’da da bunun örnekleri çoktur…
Gürcistan, Abhazya ve Güney Osetya dışında da çok etnikli bir devlettir. Türkiye’de de yaşayan ve kimlikleri reddedilen Megrel-Lazlar, Osmanlı döneminden kalan Türkler bu etniklerin sadece ikisidir. Saakaşvili yönetimi ABD politikalarını körü körüne uygularken, bu saldırgan tutumu ile geleceğin Gürcistan’ı için de onulmaz yaralar açmaktadır…
Kafkasya, Gürcistan, Rusya ve Türkiye halkları ve aydınları insanı hiçe sayan bu çirkin emperyal politikalara bir son verilmesi için üzerlerine düşen görevi mutlaka yerine getirmelidir.
Özellikle etnik sorunlarda yalnız Kafkasya’da değil, dünyanın hiçbir noktasında koşulsuz eşitlik, diyalog, farklılıklara saygı, barış, kardeşlik ve birlik dışında çözüm yoktur.
Jineps Gazetesi Yayın Kurulu
Ağustos 2009
Türkiye’deki Çeçen mültecilere sevindirici haber
Çeçen Cumhuriyeti İçkerya Hükümeti Türkiye Fahri Konsolosu Medet Ünlü yayınladığı bir açıklama ile Türkiye’deki Çeçen mültecilere geçici ikamet izni sağlayan vize işlemi hakkında bilgi verdi… (waynakh.com)
Ağustos 2010
(8-14) Ağustos
Bağımsızlık kaç savaş eder?
Saldırgan ve ırkçı Gürcistan Devleti’nin, Çerkes halklarında derin izler bırakan iki saldırısı da ağustos ayında gerçekleşti. 14 Ağustos 1992’de Abhazya’ya, 8 Ağustos 2008’de ise Osetya’ya saldıran Gürcistan’ın işbirlikçi yönetimi, ABD’nin çıkarları doğrultusunda kardeş halkları birbirine kırdırmaktan kaçınmadı. Osetya ve Abhazya’nın bağımsızlığı ile sona eren bu acılı deneyime rağmen halen Abhazya ile ‘Saldırmazlık Anlaşması’ imzalamaya yanaşmayan Gürcistan’ın, emperyal hedeflerinden vazgeçmediği anlaşılıyor…
Ağustos 2011
Abhazya’da ilk kez bir kadın yönetime aday
Abhazya’da ilk kez bir kadın, başkan yardımcılığı için adaylığını açıkladı. Ancak tek sürpriz bu olmadı. Geçen yıl yaşamını yitiren Vladislav Ardzınba’nın eşi Svetlana Cergeniya, ikinci bir sürpriz yaparak Raul Hacimba’nın listesinden aday olduğunu açıkladı. Abhazya’da, 26 Ağustos’ta yapılacak devlet başkanlığı seçimlerine üç aday katılacak: Aleksandr Ankvab, Sergey Şamba ve Raul Hacimba.
Aileye yakınlığıyla bilinen Sergey Şamba ile seçime girmemesi nedeniyle özellikle yakın çevresinden eleştiri alan Svetlana Cergeniya, Raul Hacimba ile seçime girmesiyle ilgili olarak “Muhalefeti destekliyorum, çünkü muhalefet doğru zamanlarda birçok kritik konuda tepki gösterdi. Hacimba’yı iyi tanıyorum, prensipli bir siyasetçi. Toplumsal menfaatleri kişisel menfaatlerinin üzerine koyan bir kişi” dedi…
Ağustos 2012
Suriyeli Çerkesler diasporayı bekliyor
Suriye’de iki ateş arasında kalan Çerkesler için diasporanın, bir yandan Rusya ve Türkiye devletlerini harekete geçirmesi, bir yandan da gerekli prosedürleri kısaltması ve maddi kaynak yaratması gerekiyor. Halen Suriye’den çıkabilmek için çok yönlü dayanışmaya ihtiyacı olan soydaşlarımız uzanacak eli beklerken, anavatana dönebilenler ya da Türkiye’ye geçenler için de yapılması gerekenler uzun bir liste oluşturuyor. KBC Perit Derneği’nin açıklamasından çok daha net görülebilen bu insan emeği ve maddi kaynak ihtiyacı, ne yazık ki henüz beklentileri karşılama noktasından uzakta…
KBC: Kabardey Balkar Cumhuriyeti
Ağustos 2013
Seçmeli anadil aldatmacası
Milli Eğitim Bakanlığı’nın, seçmeli dersler için dilekçe verilme süresini bir hafta ile sınırlaması sadece anadillerle ilgili değil diğer seçmeli dersler konusunda da büyük sıkıntılara yol açtı.
2012-2013 öğrenim yılında, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından “seçmeli ders” uygulaması başlatıldı. Bu kapsamda “Yaşayan diller ve lehçeler” tanımı ile anadili eğitimi 5. sınıftan itibaren seçilebilecekti. 31.08.2012’de yayımlanan genelge ile 3-10 Eylül 2012 tarihleri arasında öğrenim görülecek okulun müdürlüğüne dilekçenin ulaştırılması gereği bildiriliyordu. En az 10 öğrenci aynı dersi seçerse grup oluşturulabilecekti.
Konuya dair çeşitli kimliklere mensup aydınlardan gelen ilk tepkileri Jıneps Gazetesi, 2012 yılı Temmuz ve Ağustos sayılarında vermişti. Değerlendirmeler; iktidarın büyük bir reform iddiasıyla ve anadil talepleri konusunda çok önemli bir devrim gibi propagandasını yaptığı bu adımın, sunulduğu gibi yorumlamadığını gösteriyordu…
Ağustos 2014
%50+1 ile cumhurbaşkanı seçilecek
+1 kime oy verecek?
Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turu 10 Ağustos’ta yapılacak ve üç adaydan %50+1 oy alan, TC’nin on ikinci cumhurbaşkanı olacak…
Selahattin Demirtaş: “Türkiye artık yol ayrımında. Ya devlet otoritesini daha da pekiştirecek, ya da radikal demokratik değişimi tercih edecek.”
Recep Tayyip Erdoğan: “2000’li yıllarda hâkim olan şuydu. Önce devlet sonra millet. Biz geldik bunu tersine çevirdik. Önce millet sonra devlet.”
Ekmeleddin İhsanoğlu: “Elimde bir avuç tohum var. Sevgi, saygı, dirlik ve birlik tohumlarını ekmek istiyorum.”
Ağustos 2015
Suruç: Barışa Bomba
Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu üyesi 300 genç, “Beraber Savunduk, Beraber İnşa Ediyoruz” sloganıyla gerçekleştirdikleri kampanya kapsamında, Kobani’de çocuk parkı ve kütüphane yapmak için İstanbul, İzmir, Ankara, Adana ve diğer şehirlerden yola çıkmış ve Urfa’nın Suruç ilçesinde toplanmışlardı… Türkiye’yi yasa boğan katliamda ölenler arasında Kozapha Ferdane Kılıç ve oğlu Lh’ışe Nartan Kılıç da vardı…
Ağustos 2016
Ne apoletli ne sivil
Darbe, cunta ve diktaya hayır
Elbette darbelere karşıyız ama bunun iktidarı eleştirmemek ve hatta savunmakla eşitlenmesine de karşıyız
Baştan belirtelim; darbelere, nereden nasıl gelirse gelsin karşıyız. Türkiye’de yaşanan darbelerin neler yaptığını, ne çok can yaktığını, ülkeye ve halka nelere mal olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu konuda tutumumuz nettir; evrensel insan haklarını çiğneyen her tür anti-demokratik uygulamaya karşıyız, elbette darbelere de.
Darbeye karşı olmakla iktidarı eleştirmemek ve hatta savunmak eşitlenmek isteniyor ki işte buna da karşıyız. Temsili demokrasinin en zayıf demokrasi uygulamalarından biri olmasına karşın TBMM’ye bomba yağdırılmasına, işlevsiz bırakılmasına, partilerin kapatılmasına, vekillerin kürsü dokunulmazlık haklarının gaspedilmesine de karşıyız.
15 Temmuz’a kadar;
-“Anayasa Mahkemesinin kararını tanımıyorum”, “Halkın seçtiği cumhurbaşkanı fiili bir durumdur, yasalar buna uydurulmalıdır” örneği yaklaşımlarla aslında fiilen sivil darbe yapan,
-Demokrasiyi tramvaya benzetip uygun durakta ineceğini açıkça deklare eden,
-Demokrasinin olmazsa olmazı “kuvvetler ayrılığı” ilkesini ayak bağı gören,
-Çoğulculuğu yadsıyan,
-Milli iradeyi oy çokluğuna bağlayan ve oy aldığı çevrelerle sınırlayan,
-Anayasal ve yasal birçok düzenleme yapmasına karşın anti-demokratik genel seçim ve partiler yasasını uygulaya gelen,
-Düşüncenin özgürce ifadesini her şart altında engellemek için özel çaba gösteren,
-Gazetecileri hapse atan,
-Akademisyenlere baskı kuran, kısa ve öz demokrasi ile arasına önemli mesafe koyan bir iktidar olduğu gerçeği ortadadır.
İktidarın 2013 yılına kadar işbirliği yaptığı Gülen cemaati ile ilgili pratikleri de ortadadır.
-“Gel bitsin bu hasret” ile başlayan çağrıların “Ne istediler de vermedik” isyanına nasıl vardığı hafızalardadır.
-“KPSS soruları çalındı” şikâyetine “başarılı, temiz, sorunsuz” diyen de, “14 yıldır sorular çalınıyordu” diyen de bu iktidardır.
-Kadrolaşma uyarılarına karşın “Buna kargalar bile güler” diyen de, “Devlete sızmış ve paralel devler kurmuşlar” diyen de bu iktidardır,
-“Askeri vesayeti ortadan kaldırıyoruz” mesajı ile başlatılan Ergenekon ve Balyoz sürecinde bir kumpas olduğu ve varsa darbecilerin ayıklanmasında özenli davranılmalı uyarılarına “Davanın savcısı benim” diyen de, “Evet kumpasmış” diyen de bu iktidardır.
Kısa ve öz “kandırıldık” masumiyeti ile açıklanamayacak suç ortaklığının ve anti-demokratik uygulamalardaki dahlin itiraf edilmesi gerekir.
Darbe girişimcileri bildirilerinde “Yüce Atatürk’ün önderliğinde” diyor; diğer yandan girişimin bastırılması sonrası “iki ayyaş” atfını sümen altı eden iktidar yönetim binalarına Atatürk posterleri asıyor. Takiyyenin, illüzyonun devam ettiğinin açık kanıtıdır. Gezi isyanında ellerinde Atatürklü bayrak taşıyanlara atfen evde zor tuttuğunu söyledikleri yandaşlarına yönelik “Siz hangi bayrağı alıp almayacağınızı iyi bilirsiniz” mesajı daha yeni verilmişti üstelik.
“Alnı secdeye değenden zarar gelmez” referansı ile hareket eden, “Dindar ve kindar nesiller yetiştireceğiz” mesajı veren bir iktidarın demokrasi anlayışı elbette ki sorgulanacaktır.
Demokratik siyaset alanını tıkayan, daraltan ve her tür anti-demokratik harekete alan açan ve yukarıdaki örneklerden anlaşıldığı üzere iktidar olarak kendisi anti-demokratik uygulamalar yapan iktidar askeri vesayete alan açmıştır.
15 Temmuz’un birinci dereceden sorumlusu ülkeyi yönetenlerdir, iktidardır. Bu bilincimize karşın darbeye karşı onları da korumak isteriz.
Demokrasi fukaralığına karşın demokrasiye sahip çıkmak için tek başına darbe karşıtı olmak yetmez. Nasıl karşı çıktığınız, ne yaptığınız, ağzınızdan çıkan sözler, sloganlarınız, eyleminiz, hal ve davranışlarınız, neyi savunduğunuz önemlidir.
Nicedir eşitlik istemek, demokrasi, özgürlük, adalet ve barış istemek bölücülük ile eşdeğer tutuluyor, terörist yaftası yapıştırılıveriyor.
Şimdi de iki emir-komuta zinciri arasına sıkıştırılıyoruz. Biri askeri, diğeri sivil. İki ucu pis bir değnek söz konusu, bir tarafını tutmamız isteniyor. Tutmayacağız. Ölümü gösterip sıtmaya razı etmek istiyorlar. Razı olmayacağız.
12 Eylül 1980 öncesinden iyi biliyoruz ki toplumsal muhalefeti bastırmak için sivil güçleri devreye alma testindeler. Dikkatli olacağız.
Şairin söylediği gibi vatan hainliği eşitlik, özgürlük, demokrasi daha fazla demokrasi, adalet, barış istemekse; inadına istemeye, üstelik omuzlarımız daha bir sıkı birbirine değerek istemeye devam edeceğiz.
Jıneps Gazetesi Yayın Kurulu
Ağustos 2017
Katilleri korunan katliam: SURUÇ
Suruç Katliamı’nın üzerinden iki yıl geçti ancak failler hala cezalandırılmadı. İkinci duruşması 14 Temmuz’da görülen davada, yargılanan üç sanıktan biri bile henüz sanık sandalyesine oturmadı.
Duruşmaya katliamdan yaralı kurtulanlar ile yaşamını yitirenlerin ailelerinin yanı sıra siyasi partiler, Suruç Aileleri İnisiyatifi, Taksim Dayanışması, Ankara Aileleri, Roboski Aileleri, Gezi Aileleri, Urfa Barış Anneleri, Bölge Barolar Birliği, İstanbul Barosu avukatları, HDP Milletvekilleri Dilek Öcalan ve Mahmut Toğrul’un da aralarında olduğu çok sayıda kişi katıldı.
Duruşmada, Sincan Cezaevi’nde tutuklu olan Yakup Şahin’in SEGBİS ile katılmasına avukatlar itiraz etti. Yakup Şahin ise avukatın sözünü keserek, “Bir de sana cevap mı vereceğim” diyerek araya girdi. Avukatlar “Sanık sizi dahi dinlemiyor. 33 kişinin katilidir. Buradan nasıl sorgusunu yapacağız. Araya girip müdahale ediyor. Biz bu cesareti nereden aldığını biliyoruz. Burada olması halinde kendisine deliller gösterilecektir” dedi.
Ağustos 2018
Kimliğime kıymayın efendiler!
Kremlin, Çarlığın başlattığı soykırımı kısıtlama ve ihlallerle tamamlamaya çalışıyor
SSCB döneminde anayasal güvence altına alınan halkların hakları kademe kademe budanıyor. Büyük Rus şovenizmi halkların başında Demokles’in kılıcı gibi sallanırken, Rusçayı önceleştiren yasal düzenlemelerle kimliksizleştirme politikaları sinsice hayata geçiriliyor.
Hakların zamanla nasıl budandığını hatırlayalım:
-Rusya Federasyonu (RF) 8 federal bölgeye -valiliğe- bölündü. Valiler merkezden (Moskova) tam yetkili olarak atandı. Federe cumhuriyetler bu bölgelere bağlandı ve statüleri fiilen düşürülmüş oldu.
-Federe cumhuriyetlerin başkanları, federe cumhuriyetteki seçimle iş başına gelirken merkezden atanmaya başladı.
-Kimlik ve pasaportlarda milliyet yani kimlik bölümü iptal edildi.
-Federe Cumhuriyetler (21 tane) ağırlıklı olarak kimlik esaslı cumhuriyetler olup, Cumhuriyetlerin devlet başkanlarının seçilebilmeleri için anayasal zorunluluk olan cumhuriyete adını veren kimliğin dilini bilmesi koşulu kaldırıldı.
-Adigey Cumhuriyeti Parlamento’sunca alınmış karar gereği 4. sınıftan sonra seçmeli olan Adigece derslerinin 9. sınıfa kadar zorunlu hale getirilmesi kararı, Adigey Baş Savcılığının girişimi ile “Rusya Anayasası ve insan haklarına aykırı olduğu” gerekçesi ile Yüksek Mahkemece iptal edildi…
-Adigey Cumhuriyeti’nde yapılan gümrük işlemi iptal edildi, Krasnodar Eyaleti yetkili hale getirildi.
-Federe cumhuriyet başkanlarının “başkan” sıfatının iptali teklif edildi, büyük olasılık RF Anayasası uyum vb. gerekçelerle bu iptal de gerçekleşecektir.
Ağustos 2019
Abhazya halkı kimi seçecek?
‘Abhazya Cumhurbaşkanlığı Seçimleri’ tarihinde ilk kez on aday yarışacak
Abhazya’da 25 Ağustos 2019’da yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı Seçimleri’ne katılacak adayların başvurusu 26 Haziran’da başladı ve 16 Temmuz’da sona erdi. Abhazya Merkez Seçim Komisyonu Başkanı Tamaz Gogia, komisyon tarafından incelenip onaylanan adayların isimlerini 26 Temmuz’da açıkladı.
Beş yılda bir yenilenen cumhurbaşkanlığı seçimlerinde son olarak 24 Ağustos 2014 tarihinde yapılan oylamayı Raul Hacimba kazanmıştı.
Adaylar
Alhas Kvitsiniya, Almas Capua, Arthur Ankvab, Astamur Kakaliya, Astamur Otırba, Astamur Tarba, Leonid Dzaşba, Oleg Arşba, Raul Hacimba, Şamil Adzınba.
Oy verme işlemi, Abhazya’da kurulacak olan 152 sandıkta 25 Ağustos 2019 Pazar günü saat 08:00 ile 20:00 arasında gerçekleşecek. 25 Ağustos’ta ayrıca Abhazya Cumhuriyeti Türkiye Temsilciliği’nde de sandık kurulacak.
Ağustos 2020
Bu kaçıncı sürgün
Suriyeli Çerkes sığınmacıların yaşama tutunma hikâyesi
Suriye’deki savaş, Çerkesleri de bir kez daha yerinden etti. Türkiye’ye sığınanlar belki savaştan kurtuldu ama başka savaşlarla yüzleşti. Ayrımcılık, nefret söylemi ve dışlanma mustarip oldukları ortak sorunlardan birkaçı. Biri, içinde bulunduğu koşulları “Hapishanede gibiydim” diyerek tasvir ediyor. Bir başkası ise Araplara kıyasla ayrımcılığı daha az deneyimlediği için kendini “şanslı” görüyor.
Suriye’deki savaş milyonlarca insanı mülteci durumuna düşürürken 19. Yüzyılda anavatanları Kafkasya’dan sürüldükten sonra bu ülkeye yerleştirilmiş olan Çerkesleri de bir kez daha yerlerinden etti. Nüfusu 100 bin civarında olan Çerkeslerin bir kısmı Golan-Kuneytra bölgesinden Şam’a geçerken Türkiye’ye gelenler ve Kafkasya’ya dönenler de oldu.
Çerkesler 1864 sürgününden sonra Osmanlı topraklarına dağıtılırken bir kısmı da Suriye’de hassas bölgelere yerleştirildi. 1878 Berlin Anlaşması’ndan sonra Balkanlardan çıkartılan Çerkeslerin bir kısmı da Suriye’ye dağıtıldı. Golan Tepeleri Çerkeslerin yerleştirildiği yerlerin başında geliyor. Burada 13 Çerkes köyü vardı. 1967’de İsrail işgaline karşı direnen Çerkesler yeni bir sürgün yaşadı.
Bugün Golan’ın kurtarılmış bölgesi Kuneytra’da (Baas kenti) Çerkesler yaşıyor. Şam’ın yanı sıra Halep ve Hama gibi yerlerde de Çerkes köyleri mevcut. 2011’de Kuneytra’daki bazı Çerkes köyleri Nusra Cephesi’nin eline geçince Çerkesler yine göçe maruz kaldı. Bazıları Şam’a, bazıları Türkiye’ye, bazıları da anavatan Kafkasya’ya gitti.
Mültecilik deneyimleri de diğer toplumsal olgular gibi yaşa, cinsiyete ve sosyoekonomik koşullara göre farklılaşıyor. Uyum, entegrasyon, sosyal yardım, sosyal dışlanma, ayrımcılık ve ırkçılık farklı ve benzer şekillerde tecrübe ediliyor.
Ağustos 2020 anadillerimizde sayı:
1864-р гъэзэкIуэжын!
Хэкум зыгъэзэжынум паубыдын хуэмейр хьэкъщ
Ağustos 2021
Yine işkence/Yine yargısız infaz
Rusya Federasyonu güvenlik güçlerinin Nalçik yakınlarında gerçekleştirdikleri sözde operasyonda katlettikleri 5 kişinin vücudunda işkence izlerine rastlandı
Anti-Terör Komitesi (NAC) bilgi merkezinden aldığı bilgiye istinaden Kabardey-Balkar’da anti-terör operasyonu sırasında 5 kişinin öldürüldüğünü şu ifadelerle duyurdu: Bu sabah (3 Temmuz) saat 03:00 sıralarında Nalçik’in bir banliyösünde aynı bahçe içinde yer alan evlerden birinde eşkıyalar kıstırıldı. Silahlarını bırakıp teslim olmaları istendi. Karşılık olarak güvenlik güçlerine ateş açtılar. Silahlı çatışmanın sonunda beş eşkıya öldürüldü.”
Aynı gün açıklama yapan gazeteci Nadezhda Kevorkova, kendi haber kaynaklarına dayanarak Anzor Barazov, Arsen Mendokhov, Tamaz Chikradze, Hasan Şogenov ve Hasanbi Khupsergenov’un özel operasyon sırasında öldürüldüğünü söyledi. Kevorkova’ya göre, bu 5 kişi kaçırılıp öldürülmüş, sonrasında da özel operasyon gösterisi düzenlenmişti.
5 kişinin ölümüyle sonuçlanan operasyonun ardından insan hakları aktivistleri ve öldürülenlerin yakınları, yetkililerin resmi açıklamalarına inanmıyor.
Akrabaları, Khupsergenov’un yasadışı silahlı örgütlerle ilişkisi olduğunu yalanlayarak vücudunda yanık, yara ve elektrikli işkence izleri, boyun omurunda ise kırık olduğunu söyledi. Bu bulgular, Memorial İnsan Hakları Merkezi’ne rapor edildi.
Hasanbi’nin abisi Ahmed Khupsergenov, “Her şey hileli. Sabah kaçırılıyor, iki saat sonra da evde olup olmadığını kontrol etmeye geliyorlar sözde” diyor. Ahmed’e göre, Hasanbi uzun yıllar süren soruşturmalarda suçsuz bulunup serbest bırakıldıktan sonra, AİHM’ye yaptığı şikâyet nedeniyle defalarca tehdit edilmiş, kalıcı bir iş bulamamıştı.
Ağustos 2021 anadillerimizde sayı:
Хэкум гьэзэжьыныр
Ağustos 2022
Irkçılık; çıkmaz yol
Kayseri’de Çerkesçe konuşan gencin sözlü saldırıya uğraması, haklı tepkilere neden oldu
Kayseri’de bir genç, şehir içi toplu taşıma aracında telefonda annesiyle Çerkesçe konuştuğu için otobüsteki bir kişinin ırkçı söylemlerine maruz kaldı.
Gencin üzerine yürüyen ırkçı saldırgan, “Bu ülke Türklerin ülkesi. Her şey Türktür, Çerkes değil. Bu ülkede ikinci dil konuşulmaz. Kürt olsun, Çerkes olsun. Kim olursa olsun, fark etmez” derken, başka bir yolcunun ise “Çift dil konuşulduğunda ülke karışır” diyerek destek verdiği görüldü.
Ağustos 2022 anadillerimizde sayı:
Ихэку кlожьыгьэ бзыльфыгьэхэр
Ağustos 2023
‘Anavatanımız, yöneticilerin kişisel mülkü değildir’
Abhazya’dan 22 Haziran’da bir ses yükseldi. Türkiye diasporası, anavatandan yükselen sesi destekledi
Abhazya Cumhuriyeti Devlet Başkanı Aslan Bjania’nın onaylayıp Meclis’e gönderdiği 30 bin yeni konut yasasının onaylanmaması ve hatta yasanın geri çekilmesi talep ediliyor.
‘Oligarkların projesi’ olarak nitelenen yasanın etno-demografik yapıyı bozacağı ve süregiden asimilasyonu hızlandıracağı temel gerekçesi ile “Abhazya Cumhuriyeti’nin Bağımsızlığını Koruma Komitesi”, ‘halk inisiyatifi’ imzasıyla yayımladığı bildiride diaspora desteğini de talep etti.
‘Diaspora Abhaz Halk İnisiyatifi’, “Abhazya Cumhurbaşkanı ve Yöneticilerine Uyarı; Vatanseverlere Çağrı!” başlığı ile yayımladığı bildiriyle başlattığı imza kampanyasını 25 Temmuz günü akşamına kadar sürdürdü.
Apart otellerin ve apartman dairelerinin yasal statüsü hakkında yankı uyandıran yasa tasarısına Abhazya’daki sivil toplum kuruluşlarından da tepki yağdı.
Veteran örgütü Ayayra’nın başkanı Vianor Aşba, önerilen tasarının her durumda “halk karşıtı” olduğunu söyleyerek, yasanın karşısında olduklarını açıkladı.
Abhazya Egemenliğini Koruma Komitesi Başkanı Levan Mikaa, daire satışının ve ülkeye yabancıların yerleşiminin yarattığı tehlike konusunda uyarı yaptı.
Ağustos 2023 anadillerimizde sayı:
Шышъхьаlум и 1-м Хэкум Зыгъэзэжьыгъэхэм я Мафэ хэгъэунэфыкlыгъ
Ağustos 2024
Boğaziçi Üniversitesi’nde Kafkas dillerinin 13 yılı
Boğaziçi Üniversitesi’nde 2011-2012 ders yılından beri Kafkas dilleri dersleri veriliyor
2014’te Dilbilim Bölümü’nün kurulmasından bu yana dersler Dilbilim Bölümü’nün altında CAU (Caucasian Languages/Kafkas Dilleri) koduyla verilmeye devam ediyor. Bu kısa bilgilendirmeyi neden yapıyorum? Başlıkta da okuduğunuz üzere; siz okuyucuların bir kısmının bildiği, bir kısmının kulağına çalınan, bir kısmının da daha önce hiç duymadığı 13 yılını doldurmuş bir süreç var ortada. Peki, bu süreç nasıl başladı ve bugüne nasıl geldi?
Bu soru, CAU111 kodlu Çerkesçeye (Kabardey diyalekti) giriş dersini almamla aklıma geldi ve cevabını aramaya koyuldum. Altı farklı kişiyle altı röportaj yaptım. İlk olarak A. Sumru Özsoy Hoca’yla görüştüm; kendisiyle Kafkas dilleri açılana kadar gelen süreçte dilbilim bölümünün gelişimini, derslerin açılma sürecini ve bir dilbilimci olarak Kafkas dillerini, yaptığı çalışmaları konuştuk.
Ulaş Uzun
Ağustos 2024 anadillerimizde sayı:
Дугъ Мирач тыгу илъыщт…
Ağustos 2025
Çerkes Soykırımı emperyal oyunların malzemesi değildir
Rusya Federasyonu, Putin “Çerkes Soykırımı” ile yüzleşmeli, politik oyunların/hamlelerin bir maddesi haline gelmesine daha fazla seyirci kalmamalı
…
Rusya’da iki Azerbaycanlı gözaltında ölmüş, Moskova-Bakü hattı gerilmiş. Bakü, “işkence ve kasıtlı cinayet”; Moskova, ilişkileri bozmak isteyen “dış güçler” diyor. Azerbaycan Başsavcılığı ceza soruşturması başlatıyor. Bakü, Rusya devlet haber ajansı Sputnik’in ofisine baskın yapıyor, üç Rus gazeteciyi gözaltına alıyor, tüm Rusya ilintili kültürel etkinlikleri iptal ediyor. Rusya Dışişleri Bakanlığı, Azerbaycan’ın Moskova büyükelçisine “dostça olmayan eylemler” nedeniyle protesto notası gönderiyor. Devamı da var.
O arada Hazar TV’nin aklına Çerkesler geliyor. Getiriliyor mu acaba?
Gürcistan’ın da aklına gelmişti değil mi, 2011 yılında. Ukrayna’nın da… Parlamentoları Çerkes Soykırımı’nı kabul etmiş hatta Gürcistan Anaklia kentine soykırım anıtı dikmişti. Şimdi de Azerbaycan… Muhtemelen gerilim sürer ve ilişkiler koparsa soykırımı da tanıyabilir. Parlamentolar aldıkları kararları geri de alabilirler bir gün. Koşullar değiştiğinde… Kaldı ki “Karar aldılar mı? Karar almaları istendi mi?”, soru orta yerde duruyor.
Ukrayna’daki savaş nedeniyle Kafkasya’dan II. cephe açılması tartıştırılmıştı bir ara. Azerbaycan-Ermenistan savaşı sonrası dengeleri değiştirmek için de harekete geçtiler. Arada, Suriye’de iktidarı istediklerine verdiler. Rusya, Ukrayna’da NATO’ya karşı savaşırken, Kafkasya’daki “arka bahçesi” dahil birçok yerde birçok şey oluyor; müdahale edemez halde. Dünyayı yönetenler satranca devam ediyorlar. Kaç hamle sonrasını hesaplıyorlar diye sormuyoruz artık. A’dan Z’ye ve Türkçe sınırlarını aşan alfabe harflerine kadar “sonsuz” senaryolarla…
Söz konusu Rusya olduğunda senaryolarda her daim Çerkes kartının kullanılacağını biliyoruz, bu iyi bir şey değil.
Yaşar Güven

































