Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

Kente göçün dinamikleri (1950-1980)

İkinci Dünya Savaşı’nın bitmesinin ardından makineleşmenin artmasıyla tarımda sıçrama yaşandı. 1945-sonrası, aynı zamanda, ithal ikameci sanayileşme anlayışının egemen olduğu bir dönemdi. Kentlerde yoğunlaşan sanayi yatırımları, kırdaki emek fazlasını kendine çekti.

Osmanlı İmparatorluğu’nda ekonomik yapı, küçük üretici ve cılız bir girişimci sınıftan oluşuyordu. İmparatorluğun çözülme sürecinde, Anadolu’da yaşayan gayrimüslim nüfusun çoğunluğu ülkeyi terk etti, böylece girişimci sınıf tasfiye oldu.

1929 bunalımıyla devletin ekonomik faaliyetlerdeki rolü arttı. İthal ikameci bir sanayileşme programı uygulanmaya başladı – elbette devlet işletmeleri üzerinden.

1945-sonrası dönemin kalkınma politikalarının iki temel hedefi vardı: (1) Tarımın makineleşmesi; (2) Ülke içi ulaşımın geliştirilmesi. Marshall yardımı, tarımda ve yol yapımında kullanıldı. Kırda makineleşmenin etkisiyle açığa çıkan emek, kentlere göç etti.

Kente göçenler sanayi sektöründe iş bulacakları konusunda umutlulardı. Zaten göçü tetikleyen esas etken de bu değil miydi?

Ne var ki köylülükten işçiliğe geçiş sancısız olmadı. Kırdan göçenlerin önündeki en önemli sorun, barınmaydı.

Savaş boyunca kentsel yatırımlar durmuştu. Ciddi bir mesken açığı vardı. Büyük kentler bu ölçekte bir göç dalgasına hazır değillerdi.

Kente göçenler, barınma sorununu gecekondular inşa ederek çözmeye çalıştılar. Gecekondular fabrikalara yakın arazilerde kuruluyordu. Bu araziler Hazine toprağı veya ülkeyi terk etmiş kişilere aitti.

Kırdan kente göç zincir halinde yaşandı. Kente göçenleri akrabaları ve hemşerileri takip etti. Hemşerilik bağı sosyal sermaye anlamına geliyor, kente uyumu kolaylaştırıyordu.

Sosyal devletin fiili yokluğunda göçmenler, mahalle dayanışmasıyla ayakta kaldılar.

Kentleşme süreci, hızlı ve çarpıktı. Sosyal patlamalara yol açabilirdi. Gecekondular bu potansiyeli soğurdu.

Devlet de göz yumdu.

Kentliler de devlet de gecekondu ahalisi de hallerinden memnunlardı.

Zaman içinde gecekondular yasallaştı. Yarışmacı siyasetin, oy kaygısının ve kayırmacılığa dayanan politik kültürün kaçınılmaz sonucuydu bu.

Ne var ki yasallaşma ile dertler bitmedi. Göç artarak devam etti. İş olanaklarının yetersizliği kayıtdışı sektörün şişmesine yol açtı.

Buna bağlı olarak yoksulluk, eşitsizlik ve sosyal ayrışma şiddetlendi.

***

Yukarıda kırdan kente göçün genel bir tablosunu çizmeye çalıştım. Ama ülke içi göçün Çerkes epizodları hâlâ yazılmış değil.

Tüm mesaimizi siyasi tarihe harcayarak toplumsal tarihimizi ihmal ediyoruz. Oysa toplumsal tarih de önemli. Ve iç göç (tıpkı dış göç gibi) toplumsal tarihimizin bir parçası. İhmal etmeyelim derim.

Kaynakça: Fırat Genç, Çağlar Keyder, E. Fuat Keyman, Ayşe Köse Badur. Kentlerin Türkiye’si: İmkânlar, Sınırlar ve Çatışmalar (İstanbul: İletişim Yayınları, 2025)

Yazarın Diğer Yazıları

Unutmayın: “KENT KOALİSYONU”

1980’li yıllar, dünyada ve Türkiye’de egemen iktisadi, sosyal ve kültürel kodların kökten değişim yaşadığı bir dönemdi. Bu dönemde benimsenen neoliberal ekonomi politikaları, göç ve...

Analiz: Lula’nın seçim zaferinin gösterdikleri

Luiz Inacio Lula da Silva ilk turda geride kaldığı seçimi ikinci turda kazandı. Lula oyların yüzde 51.8’ini alırken, aşırı sağcı rakibi Flavio Bolsonaro yüzde...

Latin Amerika’da sağın yükselişi

Ekvador, El Salvador, Panama, Paraguay ve Bolivya’da sağ zaten iktidardaydı. Bu ülkeleri 2025 güzünden itibaren sırasıyla Arjantin, Şili, Kosta Rika, Peru ve Kolombiya izledi....

Sosyal Medyalarımız

9,251BeğenenlerBeğen
2,745TakipçilerTakip Et
4,012TakipçilerTakip Et
677AboneAbone Ol

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img