Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

Analiz: Lula’nın seçim zaferinin gösterdikleri

Luiz Inacio Lula da Silva ilk turda geride kaldığı seçimi ikinci turda kazandı. Lula oyların yüzde 51.8’ini alırken, aşırı sağcı rakibi Flavio Bolsonaro yüzde 48.2’de kaldı.

Ekonomik göstergelere bakıldığında, zaten Lula’nın ilk turda geride kalmasında bir tuhaflık vardı. Brezilya ekonomisi 2023-2025 arasında yüzde 9.2 büyümüştü. Komşu ülkelerde bu oran sadece yüzde 5.6 idi. İşsizlik 2022’de yüzde 9.3’ten 2026 yılında yüzde 5.4’e gerilemişti. Dahası var. Brezilya 2025 yılında Birleşmiş Milletler Açlık Haritası’ndan çıkmayı başarmıştı. Amazon’da ormansızlaşma ise tarihin en düşük seviyesine inmiş durumdaydı.

Yine de her şey güllük gülistanlık değildi. Kredi kardı borcu, yüksek faiz ve çevrimiçi bahis oyunları milyonlarca Brezilyalıya cehennem hayatı yaşatıyordu.

Seçimin ikinci turuna üç hafta kala, Lula daha da cesur adımlar attı. Borç yükünü hafifletti; çevrimiçi bahis oyunlarını yasakladı; sosyal yardımları artırdı; benzini sübvanse etti; haftalık çalışma süresini beş güne indirdi.

Aşırı sağcı rakibi Bolsonaro ise çok farklı bir reçete öneriyordu. Kısılan sosyal harcamalar; özelleştirme; düşük vergiler; güvenlik devleti. Ayrıca 27 yıl hapis cezasına çarptırılan babasının affını vaat ediyordu.

Lula kanadı üç haftalık aranın ardından çok daha dinamik bir kampanya ile geri döndü. Özellikle gençlerin desteği alındı. Medya devlerinin Bolsonaro’ya destek anlamına gelen algoritmaları bile yenilgiye uğratıldı.

Seçim demokrasiye sahip çıkma mücadelesinin ötesine geçip, ulusal egemenliğin korunması noktasına uzanmıştı. Bu düşünüşte hiçbir abartı yoktu. ABD müdahalesinin örnekleri hafızalarda tazeliğini koruyordu: Gümrük tarifeleri, baba Bolsonaro aleyhine karar veren yargı mensuplarına yaptırımlar, son olarak da oğul Bolsonaro’ya verilen açık destek.

Mayıs 2026’da oğul Bolsonaro, Beyaz Saray’ı ziyaret etti. İki gün sonra ABD, Brezilya’ın en güçlü iki suç örgütünü terörist ilan etti, elbette oğul Bolsonaro’nun talebiyle. Brezilya toprakları, “narkoterörizm” ile mücadele adı altında Amerikan müdahalesine açılıyordu. Tıpkı Venezuela gibi.

Brezilya ABD’nin bölgesel koalisyonuna dahil edilmeye uğraşılırken, Lula örgütlü suçla ortak mücadelenin ulusal egemenliğin çiğnenmesi anlamına gelmeyeceği ilkesinin arkasında durmaya devam ediyordu.

Brezilya halkı bir karar verme arifesindeydi. Kendi yolundan gitmeye kararlı “egemen” Brezilya seçeneğini tercih edecekti veya Washington’ın dümen suyunda bir ülkeye razı olacaktı. Ve halk sözünü söyledi.

Latin Amerika’da aşırı sağın kesin yenilgiye uğradığı gibi bir hüküm vermek için henüz erken. Bununla birlikte, ivmenin durakladığı söylenebilir.

Brezilya seçiminin, Amerikan iç siyasetini ilgilendiren yanını gözden kaçırmamak gerekiyor. Lula’nın zaferi ABD ara seçimlerinin hemen öncesine rastladı. Trump’ın “Donroe doktrini”nin yaşadığı prestij kaybı da cabası.

Arjantin ve özellikle Şili’de aşırı sağcı yönetimler puan kaybediyor. Buna karşılık, Lula’nın başarısı Meksika’da Başkan Claudia Sheinbaum’u rahatlattı. Aksi durumda Meksika da kuzey komşusuna meyledecekti. Şimdi ise kıtanın en kalabalık ve ekonomik olarak en güçlü iki ülkesi, Brezilya ve Meksika, öngörülebilir bir gelecekte, sol iktidarını koruyor.

Lula yaşamını yoksullar ve dışlanmışlar için mücadele etmeye adamış bir siyasetçi. Dünyada demokrasiye, çok-taraflılığa, uluslararası hukuka, çevrenin korunmasına ve “Küresel Güney”in egemenliğine inananlar şimdi daha umutlular.

Aşırı sağ insanlığın kaderi değil. Ne Brezilya’da ne de dünyanın başka bir yerinde…

Yazarın Diğer Yazıları

Latin Amerika’da sağın yükselişi

Ekvador, El Salvador, Panama, Paraguay ve Bolivya’da sağ zaten iktidardaydı. Bu ülkeleri 2025 güzünden itibaren sırasıyla Arjantin, Şili, Kosta Rika, Peru ve Kolombiya izledi....

Analiz: Patria Grande

Bu yazımda Latin Amerika’nın birlik ülküsünü anlatmak istiyorum. Geçmişte akim kalmış, ama umut olarak yarınlara taşınmış bir idedir “patria grande” (geniş vatan). Bazı yönleriyle...

Sosyalistçe “Buradayım” demek

Bund, sosyalist Yahudi örgütüydü. 1897’de, yani Dünya Siyonist Örgütü ile aynı yıl kuruldu. Bundistler, Siyonizme güçlü (ve ilkeli) biçimde itiraz ediyorlardı. Varşova getto ayaklanmasının Bundist...

Sosyal Medyalarımız

9,251BeğenenlerBeğen
2,745TakipçilerTakip Et
4,012TakipçilerTakip Et
677AboneAbone Ol

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img