Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

‘Savaşa Hayır İnisiyatifi’ çağrısı

Savaşa Hayır İnisiyatifi, Türkiye’nin Yemen’e asker gönderilmesini içeren bir tezkere hazırlığında olmasına karşı açıklama yaptı. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalandığı belirtilen “Mekke İttifakı” kapsamında gündeme geldiği öne sürülen tezkerenin bölgesel barışı tehdit ettiğini savunan inisiyatif, Türkiye’nin yeni bir savaşa sürüklenmesine karşı çıktı.

“Yemen Tezkeresine Hayır! Bölgesel Bir Bataklığa Sürüklenmeyi Reddediyoruz!” başlıklı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Türkiye, siyasi ve ekonomik darboğazları aşmak adına, tarihsel ve jeopolitik gerçeklerle bağdaşmayan, telafisi imkânsız bir bölgesel maceraya sürüklenmek istenmektedir. Önümüzdeki günlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunulması beklenen ve Türkiye, Pakistan ile Suudi Arabistan arasında imzalanan ‘Mekke İttifakı’ kapsamında Yemen’e asker gönderilmesini içeren tezkere bölgesel barışı açıkça tehdit etmektedir.

İktidar, Yemen gibi son derece karmaşık, acılarla dolu ve küresel vekâlet savaşlarının merkezine dönüşmüş bir coğrafyaya asker gönderme planını, propaganda ağları ve medya aracılığıyla bir ‘din, iman ve beka’ meselesi olarak kamuoyuna pazarlamaktadır. Gerçeklerin tartışılması engellenmekte, bu maceraya itiraz eden her ses ‘milli iradeye karşı çıkmakla’ yaftalanarak toplumsal kutuplaşma derinleştirilmektedir.

Bizler, aşağıda sıraladığımız tarihsel, askeri ve stratejik gerçekler ışığında, bu tezkerenin bir ‘savunma kalkanı’ değil, ‘bölgesel bir bataklık’ olduğunu vurguluyor ve kamuoyunu uyarıyoruz:

1. Tarihsel Hafıza Bize ‘Dur’ Demektedir: Yemen, Osmanlı İmparatorluğu döneminde 400 yıl boyunca acı, kan ve gözyaşının tecrübe edildiği, adına hüzünlü türküler yakılan bir coğrafyadır. Tarihin tekerrür etmesine seyirci kalamayız. Yemen, hesapsızca ‘atıp tutulacak’ bir cephe değildir. Türkiye hem dünyada hem bölgede hiçbir ülkenin sınırlarına müdahale etme planlarının, ittifaklarının ve anlaşmaların içinde olamaz. Böyle her müdahale acılar, kayıplar, yaralılar ve gözyaşı demektir. Ölüm demektir. Yemen’de de öldürmeyeceğiz, ölmeyeceğiz.

2. ‘Savaşmayacağız’ Söylemi Bir Algı Operasyonudur: Mekke İttifakı’nı savunan yetkililerin ‘Biz çatışmaya girmeyeceğiz, sadece eğitim ve hava savunma desteği vereceğiz’ şeklindeki beyanları, geçmiş tecrübelerimiz ışığında inandırıcılıktan uzaktır. 2011 Libya krizinde de ‘NATO’nun Libya’da ne işi var’ denildikten çok kısa bir süre sonra Türkiye fiili çatışmanın ve operasyonların bir parçası haline gelmiştir. Günümüzün 5. nesil savaş konseptinde, hava savunma sistemlerini yönetmek, İHA/SİHA uçurmak ve istihbarat sağlamak, bizzat savaşın tam merkezinde, en tehlikeli aktör olmak demektir.

3. ‘Ortak Savunma’ Mekanizması Türkiye İçin Saatli Bombadır: Mekke İttifakı’nın içerdiği muğlak ‘ortak savunma prensibi’, Türkiye’yi doğrudan doğruya Suudi Arabistan’ın Yemen ile, Pakistan’ın ise Hindistan veya Afganistan ile yaşadığı sınır ötesi krizlerin ve çatışmaların zorunlu tarafı haline getirecektir. Türkiye’nin, başka ülkelerin ulusal güvenlik krizlerine kalkan yapılması kabul edilemez.

4. İsrail’e Karşı Değil, İsrail ve ABD Politikalarıyla Uyumlu Bir Adım: Bu ittifakın İsrail’e karşı kurulduğu yönündeki manipülasyonlar gerçeği yansıtmamaktadır. Aksine, İran’ı çevreleme ve mezhepçi bloklaşmayı derinleştirme amacı taşıyan bu hamle, bölgedeki kaosu körükleyerek doğrudan İsrail’in ‘parçalanmış Ortadoğu’ vizyonuna ve ABD’nin bölgesel taşeronlaştırma stratejisine hizmet etmektedir. Toprakları ABD üsleriyle dolu olan Suudi Arabistan’ın güvenliği için Türkiye’nin sahaya sürülmesinin ardında yatan gerçek; hem bölgesel güç olma girişimi hem de ABD yönetimine sadakat kanıtlama çabasıdır.

5. Yemen’in İhtiyacı Bomba Değil, İnsani Yardım ve Barıştır: Yemen, halihazırda dünya tarihindeki en büyük insani krizlerden birini yaşamaktadır. Milyonlarca çocuk açlık, kolera ve abluka altında hayatta kalma mücadelesi vermektedir. Barışı savunan bir ülkenin yapması gereken, çatışmalara taraf olup kan dökmek, silah sevkıyatı yapmak veya bir blokun askeri olmak değil, taraflar arasında barışı inşa edecek politikaları şekillendirmektir. Bölgedeki barış, mezhepçi kutuplaşmalara odun taşıyarak değil, diyalog, barış ve diplomasi masalarını kurarak sağlanabilir.

ÇAĞRIMIZDIR:

Başta TBMM’deki tüm milletvekilleri olmak üzere, sivil toplum kuruluşlarını, aydınları ve tüm yurttaşlarımızı bu tehlikeli oyuna karşı durmaya çağırıyoruz.

Hiç kimsenin canı, dar vizyonlu siyasi hesapların ve emperyalist güçlere şirin görünme çabalarının bedeli olarak ödenemez. Türkiye’nin yeri vekâlet savaşlarının cepheleri değil; Ortadoğu’yu bir huzur bölgesine dönüştürmeyi savunanların barış ve eşit koşullarda kardeşlik çizgisidir.

Yemen bataklığına sürüklenmeyeceğiz!

Yemen Tezkeresine HAYIR!”

Yazarın Diğer Yazıları

‘Abhazya’nın İzolasyonuna Son İnsiyatifi’ Türkiye Barolar Birliği Başkanı’yla görüştü

“Abhazya’nın İzolasyonuna Son İnisiyatifi” temsilcileri, Abhazya’ya yaklaşık 30 yıldır uygulanan ağır izolasyonun sona erdirilmesi amacıyla yürütülen hak mücadelesi çerçevesinde 6 Ekim’de Türkiye Barolar Birliği...

‘Altın Sosruko’ ödülleri

6. Uluslararası Altın Sosruko Film Festivali, 14-19 Ekim tarihleri arasında Maykop’ta düzenlendi. Festivalin jürisi, yarışmanın büyük ödülünü Moğolistanlı yönetmen Batdelger Byambasuren’in “Açılmamış Mektup” filmine...

Sırbistan’da 12 yıllık Vucic iktidarı devrildi

Sırbistan halkı, geleceğine dair bir referandum olarak nitelendirilen erken genel seçim için 25 Ekim‘de sandık başına gitti. 14 yıldır iktidarda olan “Birleşmiş Sırbistan” yönetimine...

Sosyal Medyalarımız

9,251BeğenenlerBeğen
2,745TakipçilerTakip Et
4,012TakipçilerTakip Et
677AboneAbone Ol

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img