Birlik ve Beraberlik Anıtı

0
726

1991 yılında Adigey Cumhuriyeti’ne geldiğimde Bırsır Abdullah’ı zaten tanıyordum. Sonraları neredeyse aynı iki mesleki okulda okumanın yanı sıra dünya görüşü olarak da aynı yönlere bakmanız zaten sizi birbirinize yakınlaştırıyor… Bırsır Abdullah, St. Petersburg’da mimarlık bölümünü bitirdikten yıllar sonra tekrar Maykop’a dönerek Adigey’de hem mimarlık hem ressamlık mesleğini yürütüyor. Maykop Resim Galerisi’nin müdürlüğünü de yapıyor aynı zamanda… Adigey Cumhuriyeti’nin tanınmış ressam ve mimarlarından. Onlarca resim sergisi haricinde Adigey Cumhuriyeti’nin genelinde birçok anıta ve mimariye imzasını atmış, saygı ve hürmetle tanınan bir kişi… Kendisiyle samimiyetimize ve sürekli buluşmalarımıza koronavirüs biraz etki etse de Jıneps gazetesi için onunla konuşma fırsatı buldum. Mavi gözlü, uzun boylu, yüksek eğitimiyle güzel konuşmasını bilen bu büyük sempatik adamla yıllardır aynı şehri paylaşıyoruz. Adigece bir şiir kitabı da olan sanatçımızla aramızda yaş farkı olmasına rağmen yakın arkadaş gibi, abi-kardeş ilişkisi vardır…


Birlik ve Beraberlik anıtı

-Birlik ve Beraberlik Anıtı için nasıl yola çıkıldı?

-Adige Hase, Kafkas savaşlarının 130. yılında, 1993’te böyle bir anıt inşa etmeye karar verdi. Keşifler yapıldı ve uygun yer bulundu. Anıtla ilgili dört yarışma düzenlendi, tasarımım birinci oldu. İlk projem daha genişti, daha büyüktü fakat ekonomik sebeplerden dolayı bu son hali onaylandı. 3-4 farklı projeyi birleştirdim ama yine ekonomik sebepler nedeniyle yapımı ertelendi. Aslında elimden geldiğince ekonomik bir rakam çıkarmıştım fakat birçok görüşme sonunda, bu işin burada yapılmasına 18 sene sonra karar verilebildi. 19 Temmuz 2013’te Maykop’ta açılış töreni yapıldı.

-Anıtı tasarlarken neyi hayal ettin?

-Görünüş olarak ‘Adige Ocağı’ şeklinde düşündüm. Ocak, Adigelerde merkezi, birleştirici bir yer; kültürde çok önemli bir yeri var. Çevresinde aile ve çocuklar toplanır, orada hikâyeler anlatılır, çocuklar onun çevresinde büyürdü. Ocaktan çıkıp gidilir ve sonra tekrar oraya dönülürdü. Ayrıca Adigeler on farklı ülkede yaşıyor, bu yüzden benim gözümde Adigeleri birleştiren, onları çeken merkezi bir nokta gibi tasvir ettim ocağı. Vatanlarına dönsünler, sürekli vatanlarını düşünsünler; yani Adigeleri birleştirebilen bir özelliği olmasını istedim. Her gün güneşi gören ve güneşle buluşan bir anıt.

-Anıtın üzerinde yer alan tasvirlerden söz eder misin…

-Bu anıt farklı farklı katmanlardan oluşur; ilk katman, ocağın direklerinin oturduğu basamaklı kaidedir. Üst katmanlar ise Adige kültürünün ikonik unsurlarına ve sembollerine ayrılmıştır. Ulusal kostümlerle kız ve erkek figürleri, yaşlı büyükler her sabah farklı bir günle buluşuyor. Güney tarafında diasporadakileri anavatanlarına geri dönmeye çağıran figürlerin olduğu kabartmalar var.

-Nartlar da var değil mi?

-Evet, kuzey tarafında Nart Destanları’ndan Sosrıko’nun ateşi halkına getirmesi konu ediliyor. Ateşin insanlar için değerini anlatıyor. Sosrıko ile Promete bağlantısını burada anlıyoruz. Dünyada çok az halkta vardır Nart Destanları gibi geniş bir mitoloji…

Üst kısmındaki katmansa zaferler ve bayramlara adanmış. Yeni yıl kutlamaları ve buluşmaları vardır; doğu tarafında günün ilk ışıklarında yeni yıl ile buluşulur. Bu anıtın her gün yeni günü kutlayışını ve onunla buluşmasını tasvir ettim.

Anıtta mitolojik kabartmalar haricinde Kafkas savaşlarına da yer verdim. Yaşam ve ölümü anlatan kabartmalar… Bir geyiğin doğması, yanında ince bir çizgiyle bir kartalın tavşanı öldürmesi… Yaşam ve ölümün iç içe olduğunu, ölümün yaşamın sağlanması ve devam etmesini sağladığını tasvir eder. Diğer tarafta hayvanları güden çoban ve köpek… Köpeğin Çerkeslerde çok önemli bir yeri vardır; belki de köpeği evcilleştiren ilk halklardanız ve devamında yine doğa ve toprak ile ilgili farklı figürler… Üçüncü katmanda dünya kültürüne önemli katkıları olan seçkin temsilcilerin yanı sıra ünlü lider savaşçıların kabartmaları yer alıyor…

Beşinci kademe Adigey Cumhuriyeti’nin bir parçası olan 3 ok ve 12 altın yıldız bölgeleri ve kabileleri temsil ediyor; fakat Çerkeslerde sadece 12 değil 16 kabile vardı; zaten bu daha önce Ğuaze gazetesinde detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Halkın büyükleriyle kurduğu hase’si yani parlamentosu vardı. Parlamento maalesef gerekli gücü gösteremedi çünkü savaş vardı ve o dönemlerde şartlar inanılmaz zordu. Halk toprakları için savaştı ve kendini savundu, maalesef başarılı olamadı.

Anıtta dört adet direk vardır, üzerindeki çeşitli motifler ve figürler dikkat çekiyor. Özellikle ocağı koruyan ve yaşamasını sağlayan kadın figürü… Adigelerde kadının çok önemli bir gücü ve önemi vardır.

-Anıtın bulunduğu alan da çok özel aslında…

-Evet, bu anıt, çok geniş ve büyük dört farklı mimari grubu içinde bulunduran meydandadır. Ulusal Müze, Filarmoni binası ve mimarlığını yaptığım cami… Bu meydanın bugünkü konumuyla oluşmasında Cumhuriyetimizin başında bulunan Murat Kumpil’in kararları büyük rol oynadı. Müteahhitler kendi bildiklerini yapmak isteseler de Murat Kumpil bakanları, Adige Hase’yi ve diğer organları toplayarak çalışmaların hazırladığım projelere uygun olması için ısrar etti ve başarılı oldu sağ olsun… Böylece bu meydan Adigeleri birleştiren bir merkez oldu.

Bırsır Abdullah (sağda) ve Dug Aytek

-Sergi hazırlığının devam ettiğini biliyoruz, biraz bilgi verir misin…

-Daha önceki sergilerimi genelde halen müdürü olduğum Maykop Sanat Galerisi’nde açtım. Bu kez 2020’nin kasım ayında Maykop Doğu Halkları Müzesi’nde 200’e yakın resim çalışmamdan oluşan bir sergi açılacak. 30’un üzerinde yeni çalışmam bu iki katlı müzenin salonunda sergilenecek.

-Bu yoğun çalışma temposunda zaman ayırdığın için teşekkür ederiz.