Kafkasya’nın pazarcı kadınları

0
333

Hayatımda birçok şeyi -hayır her şeyi- kadınlardan öğrendim. Gülmek, ağlamak, yürümek, düşmek, ateş yakmak, balık tutmak, pişirmek, öğütmek, giyinmek, dikiş dikmek, ateş etmek, sevmek, nefret etmek, gizlemek, temizlemek, merhamet etmek…  

En çok da dünyanın bir köşesine itildiğimde ortaya çıkıp buradayım diye bağırabilmeyi öğrendim. Tüm o çok ahlaklı kurallar, yakıştırmalar üstüme yığılırken olduğum kişiye sahip çıkabilmeyi öğrendim. Alay edebilmeyi…  

Kafkasya’nın pazarcı kadınlarından ise bildiğimden başka bir yaşam ve bir dil öğrendim. Her gün tezgâhlarına uğradığım kadınlar öğretti bana Rus dilini. Ve ilk Rusça sınavında gayet akıcı konuşmama rağmen sokak dilinden ifadeler kullandığım için sınavdan geçemedim. Bunu her anımsadığımda gülümsüyorum.  

Şehirde çok gezinmemden hoşnut olmayan dekanın karşısına geçip pazarcı bir kadın ağzıyla konuşmuş olmak ve onaylanmamam nedense müthiş keyiflendiriyor beni.  

Hayatımda sadece 3 ya da 4 kez gördüğüm sayın dekan her gün benimle ilgilenen, bana sıcak çay demleyen, her yanlışımı itinayla düzelten kadınlarla arkadaşlığımı baştan onaylamıyordu ve onlardan öğrendiğim şeylerden gözle görülür şekilde irite oluyordu. Ben ise masanın diğer tarafında keyifle uzun uzun anlatıyordum. Bu şehri seviyorum, en çok pazarlarını, şöyle de böyle de…  

Yine kadınlardan öğrendiğim bir yetenek ile bir otoritenin karşısında onay alamamış ama aynı yetenek ile ülkenin her bölgesine istediğim yere girip çıkmış, her sınıftan insanla kaynaşabilmiş, rahatça fotoğraf çekebilmiştim. Bu ‘uygunsuz sokak ağzı’ benimle ilgili her ayrıntıda işime yaramıştı. Belli ki ben de o masa için epey uygunsuzdum ve uygun olduğum yerleri ilişkilendiğim merkezlerde o eski masaları yerlerinden oynata oynata yine kadınlarla öğrendim. 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here