Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

Toplumsal cinsiyet eşitliği raporunda Türkiye için kırmızı alarm

Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) yayımladığı “2025 Cinsiyet Eşitliği Raporu” (Global Gender Gap Report 2025) ülkelerin kadın-erkek eşitliği açısından nerede durduğunu yeniden gözler önüne serdi. Rapor, Türkiye için alarm veren bir tabloyu ortaya koydu.

Türkiye, 148 ülke arasında 135. sırada yer alarak cinsiyet eşitliği açısından sadece küresel sıralamada yerini kaybetmekle kalmadı, Avrupa kıtasında sonuncu ülke konumunu korudu.

Kadına yönelik şiddet, Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin en görünür ve en yıkıcı sonuçlarından biri olmaya devam ediyor. Kadın cinayetlerinde artış yaşandığı raporlarla belgelenirken, faillerin çoğu zaman cezasız kalması toplumsal adalet duygusunu da zedeliyor.

İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı, bu alandaki kurumsal mücadeleyi daha da zayıflattı. Kadın örgütleri, 6284 sayılı Kanun’un da uygulamada yetersiz kaldığını ve şiddet mağduru kadınların yeterince korunamadığını belirtiyor. Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM) gibi yapılar da etkin çalışmadığı için başvuran kadınlar çoğu zaman sistemden destek alamıyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun ifadesiyle: “Biz öldürülmek istemiyoruz. Yaşamak istiyoruz. Devlet bizi değil, şiddeti durdursun.”

Türkiye’de siyaset kurumunda kadınların temsili sayısal bazda sınırlı olmakla kalmıyor, aynı zamanda sembolik düzeyde tutuluyor. Bakanlıklar düzeyinde bakıldığında, kadınlara genellikle yalnızca “Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı” gibi bakım emeğiyle özdeşleşen görevler veriliyor.

Enerji, ekonomi, çevre, sanayi, ulaştırma gibi stratejik ve teknik bakanlıklarda kadın bakan görmek neredeyse imkânsız. Bu durum, yalnızca liyakat sorunu değil; aynı zamanda ataerkil toplumsal cinsiyet rolleriyle ilgilidir. Kadına, hâlâ “şefkat”, “koruma”, “bakım” gibi işlevler yüklenirken, karar alma ve güç dağılımı içeren alanlar erkek egemen yapılar tarafından korunuyor.

2025 Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu, Türkiye’nin toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda yapısal ve siyasal bir dönüşüme ihtiyaç duyduğunu net biçimde ortaya koyuyor. Avrupa ile aradaki uçurum yalnızca veri setlerinde değil, kadınların gündelik yaşamlarında da hissediliyor.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

Yazarın Diğer Yazıları

Sosyal Medyalarımız

4,890BeğenenlerBeğen
1,353TakipçilerTakip Et
4,000TakipçilerTakip Et

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img