Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

Rusya-Ukrayna bataklığında Çerkesler!

Çerkesler, 19. yüzyılda Rus İmparatorluğu’nun yürüttüğü Kafkas savaşlarının ardından “kitlesel katliam, zorunlu göç ve sürgün” ile anılan bir tarihsel travmanın mirasçılarıdır. Bugün Çerkes nüfusunun büyük bölümü Türkiye başta olmak üzere Ortadoğu ve Avrupa’ya yayılmış diaspora topluluklarında yaşamaktadır.

Rusya-Ukrayna Savaşı bu kimliği yeniden küresel politik gündemin içine taşımıştır. Uluslararası politik dengeleri, etnik kimlik tartışmalarını ve tarihsel hesaplaşmaları yeniden canlandıran geniş kapsamlı jeopolitik bir kırılma da yaratmıştır. Ukrayna’nın 2025 yılı başında Çerkes Soykırımı’nı resmen tanıması, Çerkes diasporasında farklı görüşlerle karşılık bulmuştur. Bu çerçevede bazı görüşler “Batılı ülkelerin Çerkesleri Rusya’ya karşı sıcak çatışmaya çekmeye çalıştığı” şekli ile gündeme gelmiştir.

Ukrayna’nın ve Gürcistan’ın Çerkes Soykırımı’nı tanıma kararı, Rusya’ya yönelik uluslararası alanda sıkıştırma politikalarını yaratacak bir girişim olarak tanımlansa da, başta ABD ve Avrupa’nın Rusya üzerinde yaratmak istediği stratejik baskıyı sıcak savaşlarla da destekleyerek Rusya’yı ekonomik ve jeopolitik açıdan ciddi bir zarara uğratma girişimidir. Bu aynı zamanda Çerkesleri de bu çıkarlar doğrultusunda sıcak savaşın içine atarak geçmiş dönemlerin intikamını alma adına bir girişimdir.

2025 yılının ocak ayında Ukrayna Parlamentosu’nun, 1763-1864 arasındaki Çerkes Soykırımı’nı resmen tanıma kararında, Çerkeslerin tarihsel vatanlarından sistematik biçimde sürülmesinin ve askeri operasyonların kültürel ve demografik yıkıma yol açtığı belirtilerek Çerkes halkının uluslararası hukuk doğrultusunda soykırım mağduru olduğu ve Çerkeslerin kendi kaderini tayin hakkına sahip olduğu vurgulanmıştır. Aslında bu karar bir manada Çerkesler için uluslararası alanda var olma adına önemlidir. Ancak bu önemin bedelinin de Çerkes halkı için çok kolay olmayacağı aşikârdır. Bu karara Çerkes diasporasından gelen tepkilerde de görüleceği gibi, bazı diaspora örgütleri ve diğer tüzel kurumlar için bağımsız kararlar alabilme veya etkili olabilme koşulları sınırlıdır. Yeni dünya düzeni içinde var olma mücadelesi ve tarafsız olabilme koşulları, farklı coğrafyalarda yaşayan Çerkesler için çok zordur. Buna rağmen kararı tarihsel adalet adına önemli bulup Ukrayna’ya destek açıklamaları yapanlar da olmuştur. Öte yandan bu karara mesafeli yaklaşan gruplar özellikle Türkiye’deki Çerkeslerdir. Çerkesleri savaşın tarafı haline getirilebileceği, diasporanın büyük güçlerin çatışma alanına çekilerek kimliğin siyasal manipülasyona açık hale geleceği endişesi duyulmaktadır. Batılı ülkelerin Çerkesleri savaşa sokma girişimleri, genellikle Ukrayna’nın tanıma kararı, diaspora içinde gönüllü birlik çağrıları ve Batılı medya söylemleri ile kendine yeni bir alan yaratarak meseleyi gündemde tutacak girişimlerle desteklenmektedir.

Kafkaslar Rusya’nın yumuşak karnıdır. Kafkas halklarını bir başkaldırıya teşvik ederek Kafkasya’yı karıştırıp güneyden de bir cephe açarak Rusya’yı her alanda zayıflatmak başta Avrupa Birliği ve ABD açısından da önemlidir. Başta Abhazya ve Abhazya’nın Rusya ile olan ilişkileri, ortak anlaşmaları ve Rusya Federasyonu’na bağlı diğer cumhuriyetlerin bugünkü politik konumları gelecek açısından bir başkaldırıyı ne kadar sağlar? Kaldı ki, geçmişte yaşanan kanlı baskınlar ve kayıplar açısından bakıldığında Çerkes yönetimlerinin akıllı politikalar izleyerek sorumlu davranmaları gerektiği de ortadadır. Bu, kabullenme veya boyun eğme olarak değerlendirilmemeli; uzun erimli, sağlıklı politikalarla halkların geleceğinin tayini hakkında sağlıklı bir yol izlenmesinin gereğidir.

Ukrayna’da ve Ortadoğu’daki savaşlarda, paralı askerlerin içinde özellikle Çeçen ve Kuzey Kafkasyalı askerlerin olması, o veya bu sebeple seçilmesi, her ne kadar resmi belgelere dayalı olarak açıklanmamışsa da Batılı ülkelerin bu katılıma her türlü desteği vermesi ve bu konuda yaratılması düşünülen gönüllü tabur girişimleri, diaspora tarafından desteklenmesi adına girişimlerde bulunulması, gelecek adına kaygılar taşımaktadır. Bugüne kadar örgütlü bir Çerkes askeri birliğinin savaşa katıldığına dair doğrulanmış kayıt yoktur. Savaşta yer alan bireysel Çerkes kökenli kişiler de olabilir. Bu gerçeklerin, toplu katılım ya da dış yönlendirmelerdeki rolü nedir, bu sorgulanmalıdır.

Kendi vatanlarından sürülmüş, farklı ülke vatandaşı olarak kimlik ve kültürel anlamda var olma mücadelesindeki Çerkeslerin, yeni dünya düzeni içinde bir maşa olarak kullanılması, Çerkeslerin bağımsızlığına giden yol asla olamaz. Burada Çerkes kimliğinin jeopolitik bir araç olarak yeniden gündeme getirildiği açıktır. Çerkes toplumunun bundan sonraki en önemli sınavı, kimliğini büyük güç politikalarının bir enstrümanı haline getirmeden, tarihsel hak arayışını sürdürülebilir bir çerçevede devam ettirebilmesidir.

Screenshot
Önceki İçerik
Sonraki İçerik

Yazarın Diğer Yazıları

2000’li yıllardan 2025’e…

Türkiye’de 2000’li yıllara kadar imar ve çevre politikalarının gelişmiş ülke uygulamaları süreçlerine ayak uydurma çabaları ve bazı koruyucu kanunlar ve düzenlemeler çerçevesinde aksaklıkları 2000’li...

Hakan Tosun neden katledildi?

Hakan Tosun, çevre haberleri yapan, belgeselci ve aktivist, bağımsız gazeteciydi. Doğa katliamı, kentleşme gibi işlediği konuları, toplumsal tepkileri belgesel üretimi ile halka iletmeye çalışıyordu....

HES ile gelen çevre felaketleri!

Doğu Karadeniz’de başlayan hidroelektrik santralı (HES) felaketleri hız kesmeden Batı Karadeniz’e de yöneldi. Düzce’de ilk HES uygulamaları başlarken, o dönemler yapılacak HES projesi ve...

Sosyal Medyalarımız

4,890BeğenenlerBeğen
1,353TakipçilerTakip Et
4,000TakipçilerTakip Et

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img