Türkiye’de 2000’li yıllara kadar imar ve çevre politikalarının gelişmiş ülke uygulamaları süreçlerine ayak uydurma çabaları ve bazı koruyucu kanunlar ve düzenlemeler çerçevesinde aksaklıkları 2000’li yıllardan sonra tamamen değişti.
İktidarın meclis çoğunluğuna tek adam rejiminin de kararları eklenince çevre felaketleri ve imar rantlarına dayalı yeni bir dönem başladı. Cumhuriyet kazanımları özelleştirme adı altında yok pahasına satıldı. Kamuya ait ne kadar değer varsa talan edildi.
2000-2025 yılları arasında yapılan kanun ve yönetmeliklere ait değişimler ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile geri dönüşümü mümkün olmayan bir çöküş dönemi yaşandı.
*Ülkenin tüm kaynakları iktidar ve yakın çevresine aktarılırken yabancı sermaye ve yerli işbirlikçilerine ülkenin geleceği satıldı.
*Maden ruhsatları ve alanları ile doğa tahribatı korkunç boyuta geldi.
*Yap-işlet-devret modeli sonucu mega proje uygulamaları ile ülkenin geleceği ipotek altına alındı.
*Kıyı ve orman yağmaları ve ayrıcalıklı imar planları ile yaratılan rantlar kentleri yaşanmaz hale getirdi.
*Demokrasi ve ifade özgürlükleri kısıtlandı, halkın iradesi yok sayılıp onlarca belediyeye kayyım atandı. Başkanları hapse atıldı.
*Basın ve tüm kurumlara uygulanan baskı ile özgürlükler kısıtlandı.
*Alınan kararlar ve yapılan uygulamalar ile laik Cumhuriyet’in geleceği, ülke bütünlüğü ve bağımsızlığı tehlike altına atıldı.
Şimdi her zamankinden çok birlik ve beraberliğe, ilmin ve bilimin yolunda çağdaş modern bir ülke için daha çok çalışmaya, mücadele etmeye ihtiyacımız var.








