Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

Tkhaitsuhov’un Abazin tarihi çalışmasının temel bulguları ve karşılaştırmalı analizi


Dr. Şükrü Elgin’in Jineps’e ilettiği kitap analizini paylaşıyoruz.
M.S. Tkhaitsukhov’un kitabının ilk baskısı 1992 yılında, ikinci baskısı ise 2013 yılında yayımlandı.


Dr. Şükrü Elgin


Giriş

M.S. Tkhaitsukhov’un eserinin kavramsal çerçevesi ve bilimsel yenilikleri: M.S. Tkhaitsukhov’un 2013 tarihli eseri Очерки истории абазин конца ХVIII-ХIХ вв. – Oçerki istorii abazin kontsa XVIII-XIX vv. (XVIII-XIX. Yüzyıl Sonları Abazin Tarihi Üzerine Denemeler: Kuzey-Batı Kafkasya Halklarıyla Etnokültürel Bağlar), Abazinlerin etnik tarihi, kültürel ilişkileri ve jeopolitik dramını inceleyen kapsamlı bir çalışmadır. Bu monografi, özellikle karmaşık ve tartışmalı olan Abazin etnogenezi sorununu ve akraba halklar olan Abhazlar ile Adigelerle (Çerkesler) olan derin bağlarını odak noktasına almaktadır.

Tarihsel ve jeopolitik bağlam: İncelenen dönem olan XVIII. yüzyıl sonu ile XIX. yüzyıl, Kuzey-Batı Kafkasya için büyük bir kriz ve dönüşüm çağıdır. Bu dönem, Rusya İmparatorluğu’nun kolonyal politikaları ile Osmanlı İmparatorluğu’nun yayılmacı emellerinin çarpışma alanı (bir “örs ile çekiç” durumu) olarak tanımlanır. Bu iki büyük gücün çatışması, bölge halkları üzerinde yıkıcı etkilere neden olmuş, nüfusun önemli bir kısmının yok olmasına, zorla yer değiştirmesine (Muhacirlik) ve kalan grupların etnik olarak karışmasına yol açmıştır. Bu şiddetli siyasi süreçler, özellikle Abazin etnosunun Kuzey Kafkasya’daki varlığını ve kültürel bütünlüğünü tehdit etmiştir. Yazarın yaklaşımı, bu büyük ölçekli siyasi ve demografik değişikliklerin, etnik ve kültürel bağların en detaylı, adeta “moleküler düzeydeki” analiziyle birleştirilerek incelenmesi gerektiğini vurgular.

Eserin bilimsel katkısı ve metodolojik temeli: Eserin bilimsel alana sunduğu temel yenilik, iki ana bulgu ekseninde toplanmaktadır. İlki, daha önce bilimsel literatürde yer almayan kartografik verilerin kullanılmasıyla ilgilidir. Kitap, bu yeni kartografik bilgileri temel alarak, Abazinlerin inceleme dönemindeki Kuzey-Batı Kafkasya’daki geniş yerleşim desenini (Büyük ve Küçük Zelencuk, Kuban, Kuma nehirlerinin yukarı kısımları) ilk kez ayrıntılı bir şekilde yeniden inşa etmiştir. Bu yeniden inşa edilen yerleşim haritası, kullanıcının bahsettiği “atlas” referansıyla karşılaştırılabilecek somut bir coğrafi temel sunar. İkincisi, yazarın metodolojik titizliğidir. Çalışma, sadece tarihsel-etnografik materyallere değil, aynı zamanda Abazin **soyadları (familii)**, şecere efsaneleri, antroponimler ve toponimik verilere dayanarak, Abhazlar ve Adigelerle olan genetik ve kültürel bağları en ince ayrıntısına kadar izlemiştir.

Yeni kartografik verilerin bilimsel dolaşıma sokulması, sadece coğrafi bir rekonstrüksiyon sağlamaktan öte, daha derin bir anlama hizmet etmektedir. XIX. yüzyılda yaşanan zorunlu göçler, Abazinlerin tarihsel olarak sahip olduğu geniş yerleşim alanını daraltmış ve etnik bütünlüğünü parçalamıştır. Bu bağlamda, Tkhaitsukhov’un yeniden inşa ettiği harita, göç öncesi döneme ait tarihsel bir kanıt ve etnik varlık beyanı işlevi görerek, etnik kimliğin mekânsal sürekliliğini yeniden tesis etme çabasına hayati bir destek sağlamaktadır. Bu, modern Karaçay-Çerkesya’da yaşayan Abazinler için tarihsel coğrafi köklerini kanıtlayan temel bir “tarihsel atlas” niteliği taşır.

Bölüm I: Etnonim “Abaza” ve yerleşimin kartografik karşılaştırması

Kitabın önemli bir kısmı, Abazinlerin etnik içeriği ve coğrafi yerleşiminin (Bölüm I ve II) incelenmesine ayrılmıştır. Bu inceleme, Abazin etnonimlerinin ortaya çıkışını, coğrafi adaptasyonla ilişkilendirir.

Abazin etnik bölünmeleri ve etnonimlerin kaynağı: Abazin halkı, tarihsel ve coğrafi koşullar nedeniyle iki ana diyalektik ve bölgesel alt gruba ayrılmıştır:

1. Tapanta (T1аpanta): Bu grup, adını Osetin (İranî) kökenli bir terimden alır ve kelime anlamı “düzlük sakini”dir. Tapanta terimi, bu Abazin alt grubunun Kuzey Kafkasya’nın eteklerinde ve ovalarında, muhtemelen İranî kökenli halklarla (Alanlar/Osetler) uzun süreli temas bölgelerinde yerleşmiş olmasının bir yansımasıdır.

2. Şkharaoua (Şxаrаuа): Bu terim, dağlık veya yukarılarda yaşayanları ifade eder.

Abhazlar, Abazinlere Aşvua adını verirken, Kuzey Kafkasya’daki ovaları ve stepleri Aşvı veya Aşvadı (Abazin stepleri) olarak adlandırmışlardır. Bu isimlendirme, Abazinlerin Kafkas Sıradağları’nın kuzeyindeki varlığının Abhazlar için dahi coğrafi bir referans noktası olacak kadar köklü olduğunu göstermektedir. G. P. Serdyuçenko’ya göre, Tapanta teriminin kendisi, bu grubun düzlüklerdeki yerleşiminin eskiye dayandığını gösterir ve Abazinlerin Kuban ve Kuma havzalarında İranî kökenli nüfusla temasta bulunduğu bir dönemi işaret eder.

Tapanta isminin İranî/Osetin kökenli olması ve Abhazların bu bölgeye “Abazin stepleri” demesi, Abazinlerin Abhazya’dan göç ettikten sonra yerleştiği coğrafyada yeni ve güçlü bir kimlik edinme sürecine girdiğini gösterir. Bu durum, Abazin etnosunun oluşumunun tek bir merkezden türemeden ziyade, Kafkasya geçit yolları üzerindeki Alan kültürüyle yoğun temas bölgelerinde, çok yönlü kültürel adaptasyonlar sonucu hızla şekillendiği tezini desteklemektedir.

Yeni haritanın konumu: Coğrafi atlas karşılaştırması: Kitabın temel bulgularından biri, daha önce bilinmeyen kartografik materyallere dayanılarak Abazinlerin yerleşim haritasının yeniden canlandırılmasıdır. Bu harita, Abazinlerin inceleme döneminde (XVIII-XIX. yy) esas olarak Büyük ve Küçük Zelencuk, Kuban ve Kuma nehirlerinin yukarı kısımlarında yoğunlaştığını göstermektedir. Bu harita, bölgenin geniş tarihi ve coğrafi fonunda, Kuzey-Batı Kafkasya’nın genel etnik haritası hakkında da kapsamlı bir genel bakış sunar.

Tkhaitsukhov’un bu coğrafi rekonstrüksiyonu, Abazinlerin mevcut 14 köyünün (Psyj, Starokuvinsk, Novokuvinsk, vb.) yer aldığı Karaçay-Çerkesya coğrafyasını, daha geniş tarihsel bir yerleşim alanına bağlamaktadır. Bu, geleneksel etnografik haritaların sunduğu belirsiz sınırlara karşı, Abazin etnik kimliğinin mekânsal derinliğini ve sürekliliğini kanıtlayan somut bir coğrafi konumlandırma getirir.

Bölüm II: Abazin etnogenezinin ihtilaflı sorunları ve karşılaştırmalı analiz

Abazin etnogenezi, kitabın giriş bölümünde en tartışmalı konular arasında ele alınmış ve dört ana bilimsel görüşe ayrılmıştır. Tkhaitsukhov, bu görüşleri sentezleyerek kendi hipotezini öne sürmektedir.

Klasik etnogenez teorileri: Geleneksel “atlas” görüşleri, Abazinlerin kökenine dair farklı kronolojik ve coğrafi tezler sunar:

1. Abhaz kökeni (Geleneksel görüş): Bu görüş, XIX. yüzyıl yazarları (F.F. Tornau, K. Stal, P.I. Kovalevski) tarafından yaygın olarak benimsenmiştir. Bu yazarlar, Abazinlerin Abhazya’dan, özellikle Tsebelda ve Medovey gibi dağlık bölgelerden, toprak kıtlığı, kan davaları (krovomshchenie) ve iç anlaşmazlıklar nedeniyle Kuzey Kafkasya’ya göç eden Abhazların bir parçası olduğunu savunur. Tornau, Abazinlerin ilk yerleşimlerinin R. İnquiri ve R. Bzyb arasındaki günümüz Abhazya’sı olduğunu belirtir.

2. Ayrı etnos tezi (L.I. Lavrov): L. I. Lavrov, Abazinlerin antik çağlardan beri ayrı bir halk olduğunu ve Abhazya’dan göç etmediklerini savunmuştur. Lavrov’a göre, “Abaza” ve “Abhaz” etnonimlerinin ses benzerliği, araştırmacıları yanıltmıştır. Lavrov, proto-Abazinlerin ilk yerleşimlerinin Abhazya’nın kuzeybatı komşu bölgeleri (Adler, Lazarevskoye, Tuapse bölgelerindeki Abazin dilinden açıklanabilen toponimik kanıtlarla desteklenen bir tez) olduğunu öne sürmüştür.

3. Apsil/Abazg kökenli dil birliği: Dilbilimciler (Z. V. Anchabadze, Ş.D. İnal-ipa, H.S. Bgaçba, K. S. Şakrıl) ise, Abazin ve Abhaz dillerinin tek bir gramer yapısına ve temel kelime dağarcığına sahip olduğunu, bunun basit bir kültürel etkileşimle değil, ortak bir etnik kökenden (antik Apsiller ve Abazglar) geldiğini ispatlamışlardır. Bu bilim insanları, Abazin diyalektlerini (Tapanta ve Aşhara) Abhaz dilinin diyalektleri olarak görme eğilimindedir.

Tkhaitsukhov’un sentezi

Erken göç ve alanlarla etkileşim: Tkhaitsukhov’un çalışması, göçün kronolojisi ve mekanizması konusunda sentezci bir yaklaşım benimser. Yazar, Abazinlerin hem Abhazya’dan hem de komşu bölgelerden göç ettiği fikrine eğilimli olmakla birlikte, bu göçün tarihini geleneksel XIV.-XVI. yüzyıllardan daha eskiye, VIII. yüzyıla çekmektedir.

Bu erken göç fikri, bölgedeki jeopolitik şoklarla ilişkilendirilir. Arkeolojik bulgular, VII.-VIII. yüzyıllarda Arap akınları döneminde, daha önce yoğun nüfuslu olan Tsebelda vadisinin (Abhazya’nın merkezi kısmı) tamamen terk edildiğini göstermektedir. Bu felaket, nüfusun büyük bir kısmının yok olmasına veya Kafkas geçit yollarını kullanarak kuzey yamaçlara “sızmasına” (infiltrasyon) neden olmuştur. Bu geçit yolları (Beşletka, Kelasuri, Kodor), VIII. yüzyılda ve öncesinde Alania (Alanlar) ile sürekli ve yoğun bağları olan rotalardır.

Bu “felaket katalizörü” perspektifi, Abazinlerin etnik ayrılmasını iç çatışmalar yerine dışsal ve zorlayıcı siyasi olaylara bağlar. V.A. Kuznetsov’un tezi, bu bulguyu desteklemektedir: Alanlarla yoğun ilişkiler, antik Abhaz nüfusunun (Apsil/Abazg) Alania topraklarına göç etmesine ve burada (Osetin kökenli Tapanta adıyla anılan) modern Abazin etnik temelini oluşturmasına yol açmıştır. Bu durum, Abazin etnik kimliğinin, kuzeyde yeni bir siyasi ve kültürel ortamda, askeri ve ekonomik zorunluluklar altında hızla şekillendiğini gösterir.

Ekteki tablo, Abazin etnogenezine dair temel akademik pozisyonları ve Tkhaitsukhov’un bu tartışmalara getirdiği yeni kronolojik bakış açısını özetlemektedir.

Bölüm III: Abazinlerin etnokültürel bağlantıları ve entegre analiz

Tkhaitsukhov’un çalışmasının temel bir yönü, Abazinlerin bölgedeki akraba halklarla olan bağlarının sistematik incelenmesidir (Bölüm IV ve V). Abazinler, Kuzey-Batı Kafkasya’da kültürel bir köprü görevi üstlenmiştir, hem güneydeki Abhazlarla kadim bağlarını sürdürmüş hem de kuzeydeki Adigelerle derin bir adaptasyon ve entegrasyon yaşamıştır.

Abhazlarla etnokültürel bağlantılar (Bölüm V): Abhazlarla olan bağlar, esasen tarihsel akrabalık ve dilsel mirasın sürekliliği ile karakterize edilir. Dilbilimsel analizler, Abazin ve Abhaz dillerinin temel gramer yapısı ve sözcük dağarcığındaki (özellikle akrabalık terminolojisindeki) birliği kanıtlamaktadır. K. V. Lomtatidze gibi araştırmacılar, en çok farklılaşmış olan Tapanta diyalektinin bile bu temel birliği koruduğunu belirtir.

Bu etnik bağlar, ortak maddi ve manevi kültürde de kendini gösterir. Çalışma, Abazinler ile Abhazlar arasındaki etnik bağları (Sayfa 160), ortak hayvancılık ve tarım uygulamalarını (Sayfa 165), maddi kültürdeki benzerlikleri (Sayfa 170) ve manevi kültürdeki ortak miras unsurlarını (Sayfa 174) detaylıca incelemektedir.

Adigelerle etnokültürel bağlantılar (Bölüm IV): Abazinlerin Adigelerle (Kabardeyler, Çerkesler) olan ilişkileri ise daha çok coğrafi komşuluk, siyasi ittifaklar ve yoğun ticari alışverişler üzerinden şekillenmiştir. Abazin etnik bölünmelerinden Tapanta, kaçak Kabardeylerin yaşadığı bölgelerle yakın komşuluk kurmuş ve bu etkileşim sonucu bazı Abazin grupları Adigeler arasında asimile olmuştur.

Eser, Abazinler ile Adigeler arasındaki etnik bağları (Sayfa 135), maddi kültürdeki karşılıklı etkileşimleri (Sayfa 137), güçlü ticari ilişkileri (Sayfa 146) ve manevi kültür alanındaki ortaklıkları (Sayfa 150) inceleyerek, bu iki halk arasındaki ilişkinin derinliğini ortaya koyar.

Bu ikili kültürel bağlılık, Abazin etnik kimliğinin esnekliğini ve siyasi baskılara karşı adaptasyon yeteneğini açıklayan kritik bir bulgudur. Abazinler, bir yandan Abhazlarla olan kadim genetik bağlarını korurken, diğer yandan Adigelerle olan pragmatik kültürel ve ekonomik entegrasyonları sayesinde, XIX. yüzyıl krizinde hayatta kalabilen bir “ara bölge” etnosu haline gelmiştir.

Bölüm IV: Abazin soyadları üzerinden genetik ve tarihsel bağların tespiti

Kitabın VI. Bölümü, çalışmanın moleküler etnokültürel analizinin doruk noktasını oluşturur. Bu kısım, geleneksel etnografik saha çalışmalarını aşarak, Abazin soyadları, şecere efsaneleri ve toponimiyi, tarihsel ve genetik bağların incelenmesinde birincil kaynak olarak kullanır.

Soyadı bağlantılarının delilleri: Çalışma, Abazin soyadları üzerine yeni gözlemler sunar ve bunların Kuzey-Batı Kafkasya halklarıyla olan tarihsel ve genetik bağlarını şu alt başlıklarda izler:

1. Ortak Abazin-Adige soyadları: Klanlar arası evlilikler, siyasi ilhak ve nüfus hareketleri yoluyla oluşan ortak soyadlarının incelenmesi (Sayfa 184), Abazin gruplarının Adige (özellikle Kabardey) klan yapısıyla ne kadar derinlemesine karıştığını kanıtlamaktadır.

2. Abazin ve Abhaz soyadları arasındaki genetik bağlantılar: Bu analiz (Sayfa 188), Abazinlerin Abhazlarla olan ortak kökenlerini doğrular ve dilsel birliğin genetik düzeyde de süreklilik arz ettiğini gösterir.

3. Abhazya toponimisinde ortak antroponimler: Abhazya’daki coğrafi isimlerde (toponimi) paylaşılan Abhaz-Abazin kişi adlarının (antroponimler) izlenmesi (Sayfa 208), bu etnik grupların geçmişte, muhtemelen göç öncesi dönemde (özellikle Tsebelda çevresinde), aynı coğrafyayı yoğun bir şekilde paylaştığını ve yerleşime dair kalıcı izler bıraktığını göstermektedir.

4. Abazin şecere efsaneleri: Sözlü gelenekler ve şecere hikayeleri (Sayfa 213), özellikle Tsebelda’dan göç olaylarını anlatan Abazin kahramanlık şarkıları da dahil olmak üzere, tarihsel verilerle örtüşen kıymetli birinci el kaynaklar olarak kullanılmıştır. Bu efsaneler, halkın tarih bilincini yansıtırken, Tsebelda’yı bir ayrılık noktası olarak işaret etmektedir.

Bölüm V: XIX. yüzyıl siyasi tarihi ve etnik değişim

Tkhaitsukhov, etnik ve kültürel bulgularını XIX. yüzyılın siyasi olaylarıyla ilişkilendirerek, Abazinlerin hayatta kalma mücadelesini kapsamlı bir biçimde ortaya koyar (Bölüm III).

Bağımsızlık mücadelesi ve muhacirliğin sonuçları: Kitap, Abazinlerin dağlıların Rus kolonizasyon politikasına karşı verdikleri bağımsızlık mücadelesindeki aktif rolünü inceler. Bu bağlamda F.F. Tornau’nun 1830’lardaki gözlemleri ve Magomet-Amin’in XIX. yüzyıl ortasındaki siyasi faaliyetleri ele alınır.

Ancak, XIX. yüzyılın ikinci yarısında Çarlğın uyguladığı kolonizasyon ve etnik temizlik politikaları, Kuzey-Batı Kafkasya’da büyük bir etnik kırılmaya yol açmıştır. Abazinlerin önemli bir kısmı zorla Türkiye’ye ve Orta Doğu’ya göç etmek zorunda kalmıştır. Bu göçün sonuçları, bölgenin etnik haritasını geri dönülmez biçimde değiştirmiştir.

Bu durumun trajik bir karşılaştırması, Ubyh halkının yaşadıkları üzerinden yapılır. Ubyhlar, neredeyse tamamen göç etmiş ve yeni vatanlarında kısa sürede dilsel ve kültürel asimilasyona uğrayarak, dillerini ve etnik kimliklerini neredeyse tamamen yitirmişlerdir. Abazinlerin de benzer sınavlardan geçmesine rağmen, Karaçay-Çerkesya topraklarında varlıklarını 14 köy ile sürdürmeyi başarmış olmaları, bu sürecin kritikliğini gözler önüne sermektedir.

Etnik haritanın yeni kartografik verilerle (yeni “atlas”) yeniden inşası, tam da bu bağlamda tarihsel bir zorunluluk arz eder. Muhacirlik nedeniyle etnik kütlenin parçalandığı ve Ubyhlar örneğinde olduğu gibi yok olma riskiyle karşı karşıya kalınan bir dönemde, bu harita, Abazinlerin XIX. yüzyılın sonundaki minimal yerleşim alanının ötesinde, daha geniş bir tarihsel coğrafyaya sahip olduğunun somut bir kanıtıdır. Bu haritalar, güncel etnik ve kültürel mirasın korunması için hayati bir tarihsel referans noktası sunmaktadır.

Sonuç: Tkhaitsukhov’un eserinin nihai katkısı

M.S. Tkhaitsukhov’un çalışması, Abazin etnohistorisine ve Kuzey-Batı Kafkasya etnik haritasının incelenmesine dair bilimsel anlayışı derinleştiren temel bulgular sunmaktadır:

1. Yeni kartografik çerçeve: Eser, daha önce bilinmeyen kartografik materyalleri kullanarak Abazinlerin XVIII-XIX. yüzyıllardaki yerleşim alanını yeniden inşa etmiş ve böylece geleneksel haritaların eksik bıraktığı coğrafi sürekliliği ispatlamıştır. Bu, kullanıcının talep ettiği “atlas” ile karşılaştırmanın en somut ve bilimsel temelini oluşturmaktadır.

2. Etnogenezde jeopolitik şokların rolü: Yazar, Abazinlerin kuzeye göçünün başlangıcını geleneksel olarak kabul edilen tarihlerden daha erkene (VIII. yüzyıl) çekerek ve bu göçü iç çatışmalardan ziyade Arap istilalarının yol açtığı felakete bağlayarak, etnogenez sürecine bir dışsal katalizör perspektifi getirmiştir. Bu, proto-Abazin gruplarının (Apsil/Abazg) Alan kültürüyle etkileşim içinde kuzeyde (Tapanta) yeniden şekillendiğini göstermektedir.

3. Moleküler bağların kanıtlanması: Abazin soyadları, şecere efsaneleri ve Abhazya toponimisi üzerindeki detaylı inceleme, bu halkın hem Abhazlarla genetik bağlarının derinliğini hem de Adigelerle kültürel geçişkenliğini en hassas düzeyde (moleküler) kanıtlamıştır.

4. Etnik köprü konumu: Çalışma, Abazinleri, Abhaz-Adige etnik kütleleri arasında yer alan, ancak jeopolitik baskılar ve adaptasyon sayesinde ayrı bir kimlik geliştirmiş, dinamik bir ara bölge olarak konumlandırmaktadır. Bu ikili bağlılık, Abazinlerin XIX. yüzyıl krizinde hayatta kalmalarını sağlayan temel mekanizma olmuştur.



Etnogenez teorilerinin karşılaştırmalı özeti

Tez Grubu

Temel Argüman

Destekleyici Görüşler

Tkhaitsukhov’un Karşılaştırmalı Sentezi

Geleneksel Abhaz Kökeni

İç çatışma ve toprak kıtlığı nedeniyle Abhazya’dan (Tsebelda) göç.

Tornau, Kovalevski, Stal

Göçün mekanizması kabul ediliyor; ancak nedeni ve zamanlaması değiştiriliyor.

Kadim ve Ayrı Etnos

Abazinler tarihsel olarak ayrıdır. Etnonim benzerliği yanıltıcı.

L. I. Lavrov

Toponimik verilerle kuzeybatıdaki erken yerleşimler destekleniyor.

Apsil/Abazg Dil Birliği

Dilsel birlik, ortak atadan gelir. Abazin diyalektleri Abhazcanın parçasıdır.

Anchabadze, İnal-ipa, Şakrıl

Dilsel birlik temel olarak kabul ediliyor.

Erken Kuzey Temellenme (Yeni Hipotez)

Arap istilaları (VIII. yy) Tsebelda nüfusunu Alanlarla etkileşim halinde kuzey yamaçlara zorunlu göçe itti.

V. A. Kuznetsov (ve Tkhaitsukhov)

Bu, yeni kartografik haritanın sunduğu coğrafi konuma tarihsel ve kronolojik bir temel sağlar.



Dr. Şükrü Elgin, entelektüel mesaisini tarih, kültür ve kimlik gibi varoluşsal temaların derinliğine adamış bir araştırmacıdır. 1961 yılında Rize’de dünyaya gelen ve kökleri Aşkaruwa Çegerey kabilesine uzanan Elgin, kişisel ilgisinin ve araştırmalarının odağına Kafkasya, Çerkes ve Abaza tarihini yerleştirmiştir.
Çalışmaları, sadece geçmişi kaydetmekle kalmayıp; ulus-devlet yapılarının çeperinde etnik kimliğin kendini nasıl muhafaza ettiğini, hangi dayanım mekanizmaları aracılığıyla varlığını sürdürdüğünü derinlemesine analiz etmeyi hedeflemektedir. Bu kimliklerin, modern siyasi düzen içerisinde gösterdiği direncin ve kültürel sürekliliğin irdelenmesi çerçevesinde de araştırmalarını yürütmektedir.


Yazarın Diğer Yazıları

Vefat: Esma Akbaş (Erdoğan)

Kayseri, Panlı Köyü’nden Hatko Mecit Erdoğan’ın kızı,  Güler Yıldız, Mahmut ve Perit’in ablaları Esma Akbaş (Erdoğan) vefat etmiştir. Ailesi, yakınları ve sevenlerine sabır dileriz. Tha – Ançüa...

“Kafkasya’dan Sesler: Anadillerin Hikâyesi”

21 Şubat Dünya Anadili Günü kapsamında Kafkas Vakfı, Bahçeşehir Üniversitesi Medeniyet Araştırmaları Merkezi ve Bahçeşehir Üniversitesi Göç ve Kent Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi...

Aidgylara’nın başkan yardımcısına suikast girişimi

Abhazya’da muhalefet temsilcilerinin düzenlediği mitinge katılanlar, Abhazya Cumhurbaşkanlığı İdaresi Başkanı Beslan Eşba’nın görevden alınmasını talep etti. 23 Şubat’ta Abhazya Yüksek Mahkeme binası önünde gerçekleştirilen eyleme...

Sosyal Medyalarımız

4,890BeğenenlerBeğen
1,353TakipçilerTakip Et
4,000TakipçilerTakip Et

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img