Çeçen insan hakları aktivisti Roza Dunayeva, 2000’li yılların başında Çeçenya’daki savaştan kaçarak yerleştiği Avusturya’da sınır dışı edilme tehlikesiyle karşı karşıya kalan ailelere destek veriyor. Belgelerin hazırlanması konusunda yardımcı oluyor, göçmenlik işlemleri sırasında bizzat eşlik ediyor.
Savaş dönemine ve Grozni’den ayrılış sürecine dair konuşan Dunayeva, “Arkadaşlarınızın, ailenizin ve sevdiklerinizin ölümleriyle çevrili olduğunuzda pek fazla seçeneğiniz kalmıyor. Astronot olacağım, balerin olacağım’ gibi hayaller kuramıyorsunuz. Bunlar aklınızdan bile geçmiyor. Gerçekler karşısında hayalleriniz sönüp kayboluyor” diyor.
Dudayeva, Çeçenya’da yaşanan ilk savaştan önce bir öğrenciydi, müzik ve gazeteciliğe ilgi duyuyordu. Ancak savaşla birlikte, tek önemli şey hayatta kalabilmek oldu.
Dunayeva, bir anı çok iyi hatırlıyor: 1990’ların başları, Çeçenya’nın bağımsızlığını ilan ettiği dönem, büyükanne ve büyükbabasını ilk kez gerçekten mutlu gördüğü zamandı. “Onlar için gerçek bir kutlamaydı. Yıllarca 1944 sürgününün acısını taşımışlardı ve birdenbire sevince boğulmuşlardı” diyor.
Savaşla altüst olan yaşamlar
İngilizce ve Rusça öğretmenliği yapan Dunayeva’nın yaşamı, Kremlin’in Çeçenya’ya karşı başlattığı ikinci savaşla altüst oldu. Ailesiyle İnguşetya’daki mülteci kamplarına gitti. Kızılhaç için tercümanlık yaptı, ilaç dağıttı. Koşullar zordu. Soğuk çadırlar, yiyecek kıtlığı, sağlıksız ortamlar. Çeçenya’ya dönmek imkânsız ve tehlikeliydi. Eşi savaşa gitmeyi planlıyordu. Ama Roza gitmemek için ısrar etti. Aylar süren bir yolculukla Türkiye’den, sonra da diğer ülkelerden geçerek Avusturya’ya vardılar.
Avrupa’da hukuk, insan hakları ve güvenlik konusunda her şeyin farklı olacağını düşünüyordu. Ancak kısa sürede orada da işlerin karmaşık olduğunu anladı. İnsanların sınır dışı edildiğine, ailelerin parçalandığına, mültecilerin bürokraside kaybolduğuna, belgeleri doldurmak konusunda zorluklar yaşadıklarına şahit oldu. Dil konusunda destek sunan Dunayeva, mültecilere devlet kurumlarında eşlik etti, tercümanlık yaptı, dilekçeler ve belgeler hazırlamaya başladı. Aynı zamanda okulda, mağazada ve fabrikada çalışıyordu.
Zamanla, bu özel talepler tek seferlik olmaktan çıktı. İnsanlar ona gelmeye devam ediyordu. Avusturya’daki sınır dışı etme karşıtı girişimlerle işbirliği yapmaya başladı; mitinglere katıldı, sınır dışı etmelere karşı protestolarda yer aldı. Mültecilerin “sınır dışı etme” ve “geri gönderme” gibi tehditler yaşaması nedeniyle gittiği her kurumda şu cümleyi kurdu: “Siz faşizm, Nazizm ve sürgünler yaşamış bir ülkesiniz. Her yerde ‘Bir daha asla’ sloganı var. Öyleyse neden insanları kaçtıkları yere; en iyi ihtimalle hapis, en kötü ihtimalle ölümle karşı karşıya kalacakları yerlere geri gönderiyorsunuz?”
Dunayeva zaman içinde kendi kuruluşunu tescil ettirerek destek çalışmalarını sistematik hale getirdi. Sadece Çeçenlere değil, herkese yardım ettiğinin altını çizen Dunayeva, “Afganları sınır dışı ediyorlar, gidiyorum. Suriyelileri sınır dışı ediyorlar, gidiyorum” diyor.
Diasporadaki diğer Çeçen kurumlarıyla da iletişimini sürdüren Dunayeva, Belçika’daki aktivistler de dahil olmak üzere Avrupa’daki insan hakları savunucularıyla işbirliği yapıyor ve yurtdışındaki Çeçen-İçkerya Cumhuriyeti temsilcileriyle etkileşimde bulunuyor.
Uluslararası forumlarda insan haklarıyla ilgili konuşmalar yapıyor. Aralık 2025’te Viyana’da düzenlenen Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) toplantısında konuşan Dunayeva, Çeçenlere karşı uygulanan insan hakları ihlallerinden ve baskılardan bahsetti. (Daptar)
Haber: Serap Canbek







