2025 yılının ekim ayında, Afganistan-Pakistan sınırında yaşanan çatışmalar olağandışı bir gelişme değildi. İki ülke arasındaki ilişkiler, kültürel ve tarihsel bağlara rağmen, her zaman gergin oldu.
Sorunun temelinde, iki ülke arasında sınırı oluşturan Durand Hattı var. Afganistan bu sınırı yapay bulurken, Pakistan ise meşru olduğunu savunuyor.
Anlaşmazlığın tohumları 1947 yılında atıldı. O yıl Pakistan kuruldu. Afganistan bu süreçte, bağımsız bir Peştunistan kurulmasını talep etti. Pakistan’dan beklentisi, etnik Peştunların yaşadığı bölgelerin kopmasına razı olmasıydı.
Talebi kabul edilmeyen Afganistan, Pakistan’ın Birleşmiş Milletler’e (BM) katılmaması yönünde oy kullandı. Kabil’e göre, Hayber-Pahtunhva, Pakistan toprağı kabul edilmemeliydi. Ta ki orada yaşayan Peştunlar bağımsız oluncaya kadar.
Afganistan’ın karşı çıkmasına rağmen Pakistan BM üyesi oldu. İki ülke 1950-1961 yılları arasında dört defa savaşın eşiğine geldi. 1963 yılında İran’ın arabuluculuğu ile barış yapılsa da ancak 10 yıl sürdü.
Temmuz 1973’te Afganistan’da darbe oldu. Darbenin ardından Afganistan-Pakistan ilişkileri yeni bir istikrarsızlık dönemine girdi. Afganistan’ın yeni lideri Davud Han, Peştunistan meselesinin ateşli bir savunucusu idi.
Davud Han bağımsız Peştunistan talebiyle yetinmedi, Beluç halkı için de bağımsızlık istedi. Pakistan 1971 yılında Doğu Pakistan’ı (Bangladeş) kaybetmişti. Yeniden toprak kaybetmek istemiyordu.
Dönemin Pakistan devlet başkanı Zülfikar Ali Butto, Afgan tehdidine karşı iki başlı bir strateji geliştirdi. Bir yandan Pakistan’ın Hayber-Pahtunhva bölgesindeki (Kuzeybatı Sınır Vilayeti) ayaklanmayı bastırırken, diğer yandan da Afganistan içindeki silahlı İslami grupları destekledi. Pakistan’ın İslami gruplara desteği, Taliban 1996 yılında iktidara gelinceye kadar devam etti.
Pakistan bu desteği verirken, İslamcı grupların milliyetçiliğe soğuk bakacaklarını hesaplıyor, Peştun ve Beluç’un ayrılıkçılara arka çıkmayacaklarını varsayıyordu. Ayrıca, Afgan İslami grupların Hindistan’a mesafeli kalacakları öngörülüyordu. Pakistan yanılmamıştı. 1947 sonrasında Afganistan’ın hem Pakistan’a dost hem de Hindistan’a düşman olduğu tek dönem, 1990’lı yıllarda ilk Taliban iktidarı boyunca yaşandı.
Ne var ki, 11 Eylül saldırısı dengeleri değiştirdi. ABD’nin Afganistan’ı işgali esnasında Pakistan, topraklarının üs olarak kullanılmasına izin verdi. İktidardan devrilen Taliban ihanete uğradığına inanıyordu.
Afganistan Cumhuriyeti (Karzai ve Gani yönetimleri) boyunca iki ülke arasındaki ilişkiler gerginliğini korudu. Taliban’ın 2021 yılında yeniden iktidara gelmesi, Pakistan’da her kademede büyük sevinç yarattı. Ne var ki coşku kısa sürdü. Taliban hükümeti başa gelir gelmez Pakistan Talibanı’na destek verdi. İki ülke arasında sınır çatışmaları başladı.
Geçmişteki Afgan hükümetleri gibi, Taliban iktidarı da Durand Hattı’nı tanımıyor ve Pakistan toprakları içinde kalan Peştun toprakları üzerinde hak iddia ediyordu. Pakistan devletinin Taliban üzerine tüm hesapları yanlış çıktı. O kadar ki, Taliban hükümeti Hindistan ile yakın ilişkiler kurdu. Hatta Afganistan Dışişleri Bakanı, Yeni Delhi’yi ziyareti esnasında Hindistan topraklarından Pakistan’ı sert bir dille uyardı.
Sözün özü, Afganistan ile Pakistan arasındaki husumet çok köklü ve eskiye dayanıyor. Kolay kolay aşılacak gibi de görünmüyor.







