Her şey 2025 Kasım’da ana sayfama düşen bir gönderi ile başladı. Agos’un “Genç İçerik Üreticileri Atölyesi”nin başvurularının açıldığını duyuran bir gönderiydi. Henüz iki ay önce Jineps’te yazmaya başladığım için oldukça heyecanlanmıştım ama bir yandan da gözüm korkmuştu. Şiarı “çoğu azınlık, azı çoğunluk” olan bir çağrıydı bu. Başvurmak istiyor ama bir yandan da yapabilir miyim diye sorguluyordum. Habere girip baktığımda detayları öğrenmiştim:
“Atölye, Ocak-Haziran 2026 tarihleri arasında düzenlenecek ve altı ay sürecek. İki haftada bir yapılacak olan atölyeler, cuma günleri saat 16.00-19.00 arasında, İstanbul Şişli’deki Anarad Hığutyun Binası’nda yüz yüze gerçekleştirilecek. Kontenjan, 16-25 yaş arasında 20 genç ile sınırlı olacak.”
“Olur mu olmaz mı?” diye düşünürken gazetemizin yayın kurulundan sevgili Gül Yılmaz beni aradı. Atölyenin Aras, Avlaremoz, İstos, Jineps, Romani Godi ve Sabro işbirliğiyle yapıldığını söyledi. Onun daveti tabii ki şevkimi artırmıştı ve Jineps’in de içinde yer aldığını öğrenmek bir nebze rahatlatmıştı. Canım arkadaşım Beyza’ya (Nur Kaya) da haber verdim. Günlerce göndereceğimiz videoda ne anlatabiliriz diye tartıştık. Birbirimize sürekli vaktin daraldığını ve video çekip göndermemiz gerektiğini hatırlattık. İkimiz de kameranın karşısındaki yüz bininci denememizin sonunda kim olduğumuzu, programa neden katılmak istediğimizi ve farklı kültürlerden insanlarla birlikte üretim yapmayı neden önemsediğimizi anlatan üç dakikalık videolarımızı çekebildik.
Beyza da ben de videolarımızda kendi kimliğimizden ve çaylak Jineps yazarları olduğumuzdan bahsetmiştik. Sonuçların açıklanacağı gün yaklaştıkça tek bir düşüncem vardı: “Ya birimizi almazlarsa?” O zaman hiçbir şeyin tadı tuzu kalmaz ki… Birlikte heyecanlandık, birlikte düşündük. Hatta atölyenin 23,5 Hrant Dink Hafıza Mekânı’nda yapılacak olan rehberli tur ile başlaması bile ikimiz için özel bir anlama sahipti. Bundan birkaç sene önce de birlikte gezmiştik orayı. Bir daha yolumuz oraya ne zaman düşecek bilmeden, sadece ama sadece Hrant’ı çok sevdiğimiz için böyle bir gün geçirmiştik. Kabul mail’i geldiği gün aynı zamanda sınavımın olduğu gündü. Beyza’nın da kabul aldığını öğrendikten sonra küçük bir şaka yaparak kabul almadığımı söyledim. Sonra da vereceği cevabı beklemeden sınava girdim. Çıktığımda arkadaşımın çoktan birilerine “Benim yerime Merve’yi alsınlar” dediğini öğrendim. Neyse ki Agos’tan kimseyi tanımadığı için çok duyulmamış bu muhteşem(!) fikri. Tabii ki duygulandım ama sonra bunun yerini heyecan aldı.
Beyza’yla birbirimizi tanıyor -hatta çok iyi tanıyor- olmanın verdiği güvenle atölyelere gittik. Hafıza Mekânı turu ikimiz için de büyük nostalji ve hafıza tazeleme turu oldu. Sevgili Aslı Yolcu’nun yıllar önce -Beyza’yla ziyaret etmeden de önce- katıldığım rehberli turdan beni tanıması da günün neşesi oldu açıkçası. Aslı’nın dolu dolu anlatımıyla hafızalar tazelendi, hüzünler, öfkeler bilendi. Sonrasında programın diğer bileşenlerinden misafirlerle birlikte tanıştık. Birbirimizin ismini, isminin hikâyesini öğrendik. Bu tanışma metodunu feminist hareketle öğrenmiştim ve “çoğu azınlık, azı çoğunluk” ekibimize de çok yakıştı. Sonrasında hediye bez çantalarımız, kitaplarımız ve Agos’larımızın mutluluğuyla Berge Arabian’ın kamerasına doğru gülümsedik.
O altı ay benim için dolu dolu geçti. Neredeyse her atölyeden sonra yeni bir haber fikri ve heyecanıyla doldum. Ancak Agos’taki ilk haberimi yapmam mayısı buldu. O da manidar olarak 21 Mayıs Çerkes Sürgünü anması oldu. Neden bu kadar bekledim? Çünkü tedirgindim. Kendi kendimin zorba yazıişleri şefi oldum. Fikirlerimi beğenmedim, yazım şeklimi beğenmedim. Geç de olsa bir şeyleri kırdım. Sonra devamı geldi zaten. Atölyeler esnasında tuttuğum defteri umarım hiçbir zaman kaybetmem. Dönüp dönüp bakacağım ömürlük notlarım oldu. Atölyemize konuk olan ve gıpta ettiğim gazeteciler hem mesleklerinin inceliklerini hem de bize yardımcı olacak tüyoları anlattılar. Boynuzun kulağı geçmesini isteyen bu kadar insanı bir daha isteseniz de bir araya getiremezsiniz. Benim ilgimi gazeteciler ve gazetecilik çekse de adından da anlaşıldığı gibi atölye içerik üreticiliği ana temalı. Elbette bunun da inceliklerini uzmanlarından öğrendik. Keşfet sayfalarınıza ince düşünülmüş içerikler üreten influencer’lar düşerse de şaşırmayın yani. Bizden biridir.
Teşekkürlerimi etmeden bu yazıyı bitireceğimi zannediyorsanız çok yanılıyorsunuz. Başta Marta Sömek olmak üzere Lerna Aykut’a ve atölyeyi var ederek emek veren herkese teşekkür ederim. Atölyeye her gittiğimde Anarad Hığutyun Binası’nda beni evimde gibi hissettirenlere teşekkür ederim. Hiç kimseye güler yüz, üstün hizmet borçları olmasa da orada bulunan herkes bizi hep tebessümle karşıladı, isteklerimizi sağ olsun kırmadılar. Binaya hep heyecanla girdim, çıkışında o haftanın Agos’unu almayı hep dört gözle bekledim. Birlikte dinlediğimiz, beraber konuştuğumuz ve bunun sonucunda yan yana ürettiğimiz canım kadınlar Eliz, Jbid, Lori, Maria, Meryem, Nare, Nayra, Nazlıcan, Norin, Şule, Talya ve Tena ile tanışmayı ağustosla beraber son demlerine girdiğim 24 yaşımın bana yaptığı bir kıyak olarak sayıyorum. Birbirimizden cesaret alıp uzandığımız tatlı-tuzlu karışık tabaklar, bölüştüğümüz Paskalya çörekleri bol olsun.








