Dilovası İşçi Katliamı Aileleri, 8 Eylül Salı günü gerçekleşecek duruşmanın öncesinde Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) İzmit İl Müdürlüğü’nün önünde eylemdeydi. Eksik iddianame düzenlenen ve bilirkişi raporuna eklenmeyen kamu görevlilerine ilişkin yapılan eylemde aileler, davanın avukatları, sendikalar ve siyasi partiler adalet talebini dile getirerek 8 Eylül’deki dördüncü duruşmaya çağrı yaptı.
Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde, parfüm ürünleri imalathanesi ve deposu olan bir binada 8 Kasım 2025’te çıkan yangında üçü çocuk yedi işçi hayatını kaybetmişti. 21 Temmuz’da görülen üçüncü duruşmada beş sanığın tutukluluğuna karar verilmiş ancak görevden alınan kamu görevlileri dosyaya dahil edilmemişti. Aileler, davanın avukatları ve emek örgütleri 3 Eylül’de Sosyal Güvenlik Kurumu önündeydi.
Davanın avukatlarından Av. Elif Yetkin, ilk iddianamede Sosyal Güvenlik Kurumu’nu zarar gören sıfatıyla gördüklerini ve itirazın sonucunda da bu sıfatın kaldırıldığını ifade etti. Sosyal Güvenlik Kurumu yetkililerinin de dosyaya dahil edilmesi için itirazlarının devam ettiğini belirtti. Önümüzdeki salı günü (8 Eylül) görülecek duruşmada genişletilen dosya kapsamında hem şirket yetkililerinin hem de kamu görevlilerinin aynı anda hâkim karşısına çıkacağına dikkat çeken Yetkin, birtakım hukuki eksiklikler barındırsa dahi kamu görevlilerinin yargılanmasına bu denli erken başlanmasının emsal teşkil ettiğini vurguladı. Sözlerini tamamlarken ise birleştirme kararının ailelerin kararlı adalet mücadelesi sonucunda elde edildiğini belirterek sürecin takipçisi olma çağrısını yineledi.
Katliamda hayatını kaybeden 15 yaşındaki Nisa Taşdemir’in babası Vedat Taşdemir, adalet talebini şu sözlerle dile getirdi:
“Adalet Bakanı çıkıp ‘Aileler, başınız sağ olsun’ diyor; benim bu kuru kafam sağ olsa ne yazar, para etmez! Bana evladımı geri getirin, bana çiçeğimi geri getirin! Üç senedir kanserle uğraşıyorum, inanın o kanserin acısı bu evlat acısı kadar zor değildi. Her Allah’ın günü içim yanıyor, her Allah’ın günü ağlıyorum. Madem öyle, kim suçluysa onu cezaevine atın, cezasını çeksin ki içimiz rahat etsin. Hiçbir kamu görevlisi yargılanmıyor; bu nasıl bir adalet? Ben sırtımı devletime dayıyorum; askerime, polisime, halkıma, savcıma güveniyorum. Kuru kuruya hükümete güveniyorum demiyorum; benim devletim var ve o devlete sesleniyorum: Benim acımı dindirin! Bu acı kanser acısından beterdir.”
Taşdemir, Kandıra Ceza İnfaz Kurumu’nda görülen duruşmalara giderken yaşadığı zorluklardan şöyle bahsetti:
“Duruşmanın Gebze’de görülmesi gerekirken Kandıra Cezaevi Kampüsü’ne veriliyor. Jandarmaların arasında mahkemeye çıkıyoruz. Elli defa hâkime, savcıya ‘Ben hastayım, oraya kadar gelemiyorum, gidiş gelişim imkânsız; devlet beni götürsün’ dedim. Kendi ülkemde dördüncü sınıf vatandaş muamelesi görmek istemiyorum. Ya evladımı geri versinler ya da bu suçluları hapse atsınlar, artık bu acıya dayanamıyorum! SGK suçludur; iki kişiyi açığa alıp iki ay sonra görevlerine iade ediyorlar. Kimseye suç yıkılmıyorsa bu suçu biz anneler, babalar mı işledik? Suçlu olanlar adil bir şekilde cezasını çekecek ki bizim içimiz soğusun. Yürümeye dermanım yokken beni Kandıra yollarına düşürmesinler; mahkeme Gebze’de görülsün.”
Basın açıklamasını, katliamda hayatını kaybeden 31 yaşındaki Esma Gikan’ın yakını Engin Aras okudu. Açıklamada dosyaya dahil edilmesi gereken kamu görevlilerine işaret edildi.
“Yangın sonrası açığa alınan ve görevine iade edilen SGK Kocaeli İl Müdürü Mehmet Salih Aydın, Kocaeli İŞKUR Müdürü Ulvi Yılmaz ve ismi geçen diğer kurum yetkilileri dosyada sanık olarak yargılanmalıdır. Aynı zamanda Dilovası Belediye Başkanı Ramazan Ömeroğlu, eski dönem Belediye Başkanı Hamza Şayir ve Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın dahil olmak üzere ilgili tüm belediye yetkilileri dosyaya dahil edilmelidir.”
Dilovası İşçi Katliamı Aileleri adına okunan bu açıklamanın ardından 8 Eylül’deki dördüncü duruşmaya dair çağrı ile eylem sonlandırıldı.
Haber: Merve Altıntaş Capra










