Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

KAFFED Genel Kurulu yaklaşırken…

KAFFED, geçmişte hangi ihtiyaç ve hangi saiklerle, hangi hedefler için  kurulduysa, bu gerekçeler henüz tamamlanmış ve tüketilmeş gerekçeler değildir. KAFFED değerlendirmesi yaparken, olguyu bu perspektifle ele almanın daha doğru bir yaklaşım olacağı düşüncesindeyim. Bunun dışında, KAFFED’i sayısız mikro beklenti ve sübjektif ihtiyaca cevap verebilecek bir araç gibi tariflemek doğru olmaz.

KAFFED’in bugüne dek yaptıkları yok sayılamaz. KAFFED öncesi de olsa, onun kurucu iradesinin Abhazya’nın özgürlük mücadelesi için ortaya koymuş olduğu siyaset, makro ölçekteki en önemli yaklaşımların başında gelmektedir. Gerek anayurttaki gerekse dilasporadaki tüm Kuzey Kafkasya halklarının böylesi bir ruha bugün de ihtiyaç duyduğunu görmek gerek.

Ataman Oğuz


Politik Vorşer

Vesayet değil; kurumsal hafıza, thamatelik ve vunafe geleneği

KAFFED Genel Kurulu yaklaştığında sosyal medyada aynı söylemler yeniden gündeme geliyor. Federasyonda bir “vesayet ilişkisi” olduğu, yönetimlerin bu ilişkiler tarafından belirlendiği ve “derin KAFFED” olarak tanımlanan bir yapının seçimleri yönlendirdiği iddia ediliyor.

Bu söylemi gündeme getirenleri ve durdukları yeri doğru okumak gerekiyor.

Çünkü bu iddiaları dillendiren çevrelerin önemli bir bölümü, tarihsel olarak KAFFED çizgisinin içinden değil; Soğuk Savaş yıllarında şekillenen Bağımsız Kafkasya (BKD) geleneğinden veya onun siyasal etkisinden gelen yapılardan oluşuyor. Dolayısıyla önce iddialara değil, bu iddiaları üreten örgütsel pratiğe bakmak gerekiyor.

Yıllardır aynı kadrolarla yönetilen, temsil gücü sınırlı kalan ve toplumsal karşılığını büyütemeyen yapıların; onlarca yıldır seçimlerle yenilenen, farklı kuşakları ve farklı görüşleri aynı çatı altında buluşturan bir federasyonu “vesayet” ile suçlaması demokratik meşruiyet açısından ikna edici değildir.

KAFFED geleneği içinde yer alan insanlar arasında sosyal demokratlar vardır, muhafazakârlar vardır, milliyetçiler vardır, solcular vardır. Kendi şehirlerinde birbirleriyle birçok konuda farklı düşünen insanlar vardır. Buna rağmen aynı federatif yapının içinde, ulusal-demokratik politikaları geliştirerek birlikte çalışabilmişlerdir.

Onları ortaklaştıran şey, ortak bir kurumsal birikim ve toplumsal sorumluluk bilincidir.

Bazılarının “derin KAFFED” dediği şey aslında 68, 78 ve 88 kuşaklarının taşıdığı örgütlenme hafızasından başka bir şey değildir. Bu kuşaklar, halkımızın kanaat önderlerini ve thamatelerini yetiştirmiş kuşaklardır.

Thamatelik; birikimini toplumun hizmetine sunmak, yol göstermek ve kurumsal hafızayı geleceğe taşımaktır. Demokratik örgütler yalnızca yenilenerek değil, hafızalarını ve thamatelerinin tecrübesini koruyarak yaşarlar. Kanaat önderlerinin ve thamatelerin tecrübesi ile yeni kuşakların enerjisi birbirinin tamamlayıcısıdır.

Nitekim KAFFED tarihinde kişiler değil kurum kalıcı olmuştur. Başkanlar değişmiştir, yönetimler değişmiştir, kurullar değişmiştir. Ama demokratik örgütlenme çizgisi varlığını sürdürmüştür. Çünkü Çerkes kültürünün Vunafe (ortak karar meclisi) anlayışında olduğu gibi, KAFFED’de de son sözü derneklerin üyeleri ve delegeleri söyler.

Bir başka yanlış yaklaşım ise Bolu’daki, Ereğli’deki, Antalya’daki, İzmir’deki ya da Türkiye’nin herhangi bir köşesindeki Çerkes yerleşiminin az olduğu bir bölgedeki derneğin “tabela derneği” olarak küçümsenmesidir. Oysa federasyon fikri tam da bu nedenle vardır. Delege sayıları üye sayılarına göre belirlenirken, her derneğin söz hakkı ve temsili güvence altına alınır. Bu dernekler yalnızca bir tabela değil, o bölgelerde Çerkes kimliğini, kültürünü ve dilini yaşatmaya çalışan insanların ortak emeğidir.

Öte yandan, dünyada yükselen toplumsal ve demokratik mücadeleleri; Fransa’dan İtalya’ya, Güney Amerika’dan farklı coğrafyalara uzanan hak arayışlarını ve direniş deneyimlerini de doğru okumak zorundayız. Avrupa’da sosyal hakların korunması için gelişen kitlesel hareketler, Latin Amerika’da halk katılımını ve yerel demokrasiyi güçlendirmeye yönelik arayışlar, farklı coğrafyalarda kimlik, kültür ve yurttaşlık hakları için verilen mücadeleler; toplumların değişim ve dönüşüm gücünün hâlâ canlı olduğunu göstermektedir.

Küresel ölçekte otoriterleşmeye ve hak gasplarına karşı gelişen bu toplumsal dinamizm, bizim yerel ve ulusal düzeydeki demokrasi mücadelemize de taze bir soluk ve ilham taşımaktadır. Evrensel insan hakları ve demokrasi mücadelesinin bu yenileyici rüzgârı, gençlerimizin enerjisiyle birleştiğinde, kurumlarımızın dönüşümcü gücünü ve hak temelli siyasetimizin ufkunu daha da büyütecektir.

Bu nedenle tartışılması gereken konu ‘vesayet’ söylemi değil; halkımızın örgütlü gücünü nasıl büyüteceğimizdir. Daha fazla gencin sürece nasıl katılacağıdır. Derneklerimizin nasıl güçleneceğidir. KAFFED’in nasıl daha katılımcı, daha etkili ve daha dönüşümcü bir çizgi geliştireceğidir.

Çünkü kurumsal hafızayı vesayet, thamateliği ayrıcalık ve vunafeyi statüko olarak görenlerle; bunları halkımızın ortak birikimi ve demokratik gücü olarak görenler aynı yerden bakmıyorlar.

Can Nart


Ulvi Özcan


İstanbul Kafkas Kültür Derneği’nin

sosyal medya hesabından konuya dair paylaşımı…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



Çağrımızdır!

KAFFED konusunda, 5 Kasım akşamına kadar toparlayabildiğimiz görüşleri Jineps WEB sayfasından vereceğiz.

İsterseniz görüntülü videonuzu çekerek görüşlerinizi iletin, isterseniz kayıt alıp sesli iletin, isterseniz yazarak…

Görüş iletmenize yol açabilmesi açısından aşağıdaki gibi soruları dikkate alabilir, kendi sorunuzu kendiniz oluşturup yanıtlayabilirsiniz.

-KAFFED sizce ne ifade ediyor? / -Bugüne kadar yaptıkları yeterli midir? Neler yapmalı? / -KAFFED siyaset yapmalı mı?

Jineps


Yazarın Diğer Yazıları

‘Abhazya’nın İzolasyonuna Son İnsiyatifi’ Türkiye Barolar Birliği Başkanı’yla görüştü

“Abhazya’nın İzolasyonuna Son İnisiyatifi” temsilcileri, Abhazya’ya yaklaşık 30 yıldır uygulanan ağır izolasyonun sona erdirilmesi amacıyla yürütülen hak mücadelesi çerçevesinde 6 Ekim’de Türkiye Barolar Birliği...

‘Altın Sosruko’ ödülleri

6. Uluslararası Altın Sosruko Film Festivali, 14-19 Ekim tarihleri arasında Maykop’ta düzenlendi. Festivalin jürisi, yarışmanın büyük ödülünü Moğolistanlı yönetmen Batdelger Byambasuren’in “Açılmamış Mektup” filmine...

‘Savaşa Hayır İnisiyatifi’ çağrısı

Savaşa Hayır İnisiyatifi, Türkiye’nin Yemen’e asker gönderilmesini içeren bir tezkere hazırlığında olmasına karşı açıklama yaptı. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalandığı belirtilen “Mekke...

Sosyal Medyalarımız

9,251BeğenenlerBeğen
2,745TakipçilerTakip Et
4,012TakipçilerTakip Et
677AboneAbone Ol

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img