Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

Oubykh Mektupları Nisan 2025

Makinistin pek önemi yoktur, tren ne zaman raydan çıkar, ne zaman ani bir fren yaparak durur, ne zaman bir yere çarpar, işte o zaman hatırlanırdı makinist…

Oysa kondüktörler öyle mi, her vagonun ağababası gibi bir kondüktörü olurdu, her biri birbirinden fiyakalıydı kondüktörlerin…

Yataklı vagonun kondüktörü, kuşetli vagonun kondüktörü, pulman vagon kondüktörü…

En uzun tren yolu, Haydarpaşa’dan Kurtalan’a kadar giden yolculuktu bir zamanlar, şimdi ne Haydarpaşa var ne de bu kadar uzun gidilen tren yolu…

Türkiye’de tren yolculuğu hikâyeleri çok yoktur, yollar ya Ferdili, Orhanlı, İbrahimli kamyonların yoludur ya da Karaböcekli, Ersoylu otobüslerin yoludur…

Devasa Sovyetler’in, Sibirya trenleridir trenler… Başladı mı ömür bitiren tren yolculuklarıdır onlar…

İşte o yolculuklarda köyde muhtar neyse, trende vagonda kondüktör oydu… Yeri geldiğinde hükümetti o kondüktör…

Bu soğuk Sovyet trenlerinin, en soğuk havalarında, kondüktörlerin en zarif halleri trenin istasyona varmasıyla ortaya çıkardı…

Astragan kalpağın üstünde yıldız, yakaları yine astraganlı palto, dize kadar çıkan deri çizme ile kapının önünde boy gösterirdi kondüktör… Tren ağır ağır giderken, tamamen durması sırasında istasyonu düdüğü ile selamlardı tren…

İşte o sırada kaç vagon varsa, kaç kapısı varsa, aynı anda açılan kapılardan aynı anda kondüktörler inerdi…

Ellerinde önceden ıslatılmış, artık kirden iyice grileşmiş bez parçası olurdu her bir kondüktörde…

Açılan kapının koluna tutunarak trenden inmeye çalışan yolculardan önce, ellerinde tuttukları bez ile toz ve kiri temizlerdi o kondüktörler…

İşte kondüktörlerin en zarif halleri buydu, her zaman trenden aynı anda ilk inerler ve yine aynı anda son binerlerdi…

O temiz kapı kulpunu tutarak trenden inmeye çalışanlar, elleri kirlenmediği için, üstlerine başlarına sürterek temizlemeye çalışmazdı…

Kondüktörlerin vagon içinde, çarşaf nevresimi yolculara vermeden önce en önemli görevleri yolcuların biletlerini kontrol etmek idi…

Ellerindeki liste ile onlara verilen biletleri kontrol ederek en önemli görevlerini yerine getirirlerdi bu kondüktörler…

Günler süren yolculukta, hiç sönmeyen semaver ateşinde demledikleri çayın tadı bir başka olurdu…

Kondüktörün kompartmanı olurdu, içeri girmek için kapısına üç defa tıklatmanız gerekirdi, kompartmanın kapısı her zaman açıktı ama içeri girmeye kimse cesaret edemezdi…

Kondüktör, kompartmanın açık kapısının tam önünde, kapıya yan duran tahta sandalyesinden ayağa kalkar, onu rahatsız eden yolcu ile burun buruna gelirdi…

Yolcu çarşaf nevresim yastık kılıfı aldıysa isteyebileceği tek şey çay istemek olabilirdi, başka neye cüret edebilirdi ki yolcu…

Bitmek bilmez yol hikâyelerinden…

Yolculuk yarıda kalmasın, tamamlanabilsin…

 

Yazarın Diğer Yazıları

Oubykh Mektupları – Ağustos 2026

Dört günde, dört şehir… Trabzon... Giresun Ordu… Samsun... Yay gibi, kaş gibi çizili, o sahil yolunu geçtim… … Vonalı neredeyse tam ortasındaydı… Beşinci gün… Yorgun muyum, yorgunum… … Maden’de ne kadar keyif aldıysam… Gülburnu’nda da...

Oubykh Mektupları -Temmuz 2026

Eğer sabaha kadar otursam çok daha fazlasını yazabilirdim fakat artık sabaha kadar uykusuz kalamıyorum… Çok kahve tüketmeme rağmen, uyku ile henüz bir sorunum yok… Tam tersi...

Oubykh Mektupları – Haziran 2026

Açılmamış bir defter… İçinin nasıl olduğu bilinmiyor… Çizgili, çizgisiz, kareli… Artık ne önemi var… … Açılmayan o defter, kapanmaz… … Duvara yazılır, yazının üstüne bir başkası daha yazar… ‘Kilroy was here…’ ‘Hain Evlat...

Sosyal Medyalarımız

9,251BeğenenlerBeğen
2,745TakipçilerTakip Et
4,012TakipçilerTakip Et
677AboneAbone Ol

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img