Biletler geldi…
Yine tekerlek üstü…
Beşinci ve altıncı koltuk…
Teker üstü olduğu yetmezmiş gibi sol tarafta koltuklar, karşıdan gelen araçların farları gözleri rahatsız edecek…
Biletler sessizce alındı, birkaç gün erken gelmişti, dönerken aynı günün aynı otobüsün yolcusuyuz…
Tutku Otobüsü bu…
Yolda inenleri olan, yerine yeniden binenleri olan bir otobüs bu…
İlk duraktan binenlerin son durakta inmesi şart olmayan bir otobüs bu…
Tek muavini var, merdivenle kapı arasında asılı durup kapıyı kapatmadan dediklerini şoför duysun diye bağırarak söylediği için, herkes duyardı…
SAĞ SERBEST!
Kapı kapanır kapanmaz, daha ışıklar sönmeden cigaralar yakılırdı…
Tutkuyla içilirdi, en iyisi Maltepe veya Samsun…
…
Teker üstü cam kenarındaki koltukta oturan yolcu, farkında olmadan cama kolunu yaslayınca, kemiğe kadar varan o soğuk geçerdi sol kola…
…
Buna rağmen, yolcu için yol kısalırdı, boş koltuk olmadığı için, ne sigara dumanı hissedilirdi, ne karşıdan gelen araçların farı, ne keskin virajlar…
Yolcunun yol arkadaşı vardır tutku otobüsünde…
…
Uygun olan o ilk durakta, yol arkadaşı ineceğini söyler, yolcunun sol tarafı soğuktan tutulmuşken, sağ tarafı duyduklarında tutulur…
…
Mola demek yol arkadaşının otobüsten inmesidir…
Teker üstü koltukta tek başına yola devam eder yolcu, bir kanadı kırık…
Muavinin sağ serbest dediğini artık duymaz…
Kolunu camdan çekmez, sabahı bekler yolcu…
Sabaha kadar soğuktur cam, günün ilk ışığı önce buzu çözer, sonra sol kolu ısıtır…
Yola devam eder yolcu, tutku otobüsünde…







