Türkiye diasporası Çerkesleri açısından bir ilk gerçekleşiyor. Uzuntarla’da 2024 tarihinden bu yana faal olan Çerkes Müzesi’nin resmi açılışı 9 Mayıs’ta yapılacak.
14 Nisan günü Jineps ekibi olarak köyde ve müzedeydik. Uzuntarla Adige Kültür Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Yebjın Sedat Yenişen ve genel sekreteri Hakule Vedat Eroğlu’nun sıcak karşılamasından sonra müzede, bahçesinden başlayan hummalı bir çalışmanın yürütüldüğünü gözlemledik.
Önce Kartepe Belediyesi Kültür Sanat ve Sosyal İşler Müdürü Dilek Ertuğ Özer’le, ardından Kartepe Belediyesi Özel Çerkes Müzesi sorumlusu arkeolog Dilek Gürbüz’le tanıştık. Her ikisi de müze ziyaretimiz sırasında çok yardımcı oldular, sabırla sorularımızı yanıtladılar, bilgi verdiler. Teşekkür ediyoruz.
Kartepe Belediye Başkanı M. Mustafa Kocaman’a, Dilek Ertuğ Özer üzerinden yaptığımız çevrimiçi söyleşi için teşekkür ediyoruz.
Sedat Yenişen ve Vedat Eroğlu ile dernek binasında yaptığımız sohbetin özetini okuyucularımızla paylaşıyoruz.

Birgül Asena Güven, Serap Canbek, A. Kadir Polat, Yaşar Güven
-Jineps: Müze fikri nasıl doğdu, nasıl gelişti?

-Hakule Vedat Eroğlu (V.E.): Çerkes Müzesi fikri hiç aklımda yoktu Bizim muhtarlık 24 saat açık, bir gün orada oturuyoruz. Gökhan Baykal kardeşimiz var, İstanbul Büyükşehir’de, iletişim fakültesini bitirdi. Ondan bize Facebook’ta bir sayfa açmasını rica ettim, hemen oturdu bilgisayarın başına. Sordu: “Adını ne koyuyoruz?” “Uzuntarla Müzesi.” Fotoğraflar kullanmamız lazım… Patuk Yaşar Baytok’un evinin fotoğrafları vardı, daha önce kartpostal yapmıştık, eski Çerkes evi, onu koyduk. “Sende ne var?” “Çöven var”; onun fotoğrafını koyduk. Sosyal medya çalışmalarımızı böyle başlattık.
Daha öncesinden Sedat Abi’nin topladığı bir sürü obje varmış. Ailesinden kalan her şeyi saklamış. Emekli olup köye geldikten sonra küçük bir hobi atölyesi yaptı evinin altına. Çerkes objeleri imal etti. Yakma tablolar yaptı mesela. Atölyede objeleri de düzenlemeye başladı. Şu anda müzede gördüğünüz %80 materyal Sedat Abi’nin evinden müzeye bağışlanmıştır.
Süreç ilerledikçe ve bilgi yayılınca insanlar kendilerinde olan objeleri vermeye, göndermeye başladı. Veriyorlar, fotoğrafını çekiyoruz, Sedat Abi’nin oraya koyuyoruz.
2019 seçimlerine kadar böyle devam etti. Seçimlerde biliyorsunuz STK’lara geliyorlar; siyasetçiler, muhtarından, belediye başkanından meclis üyelerine kadar… Bu dönem sadece başkan adaylarını alalım dedik, yani aday adayıyken köye ziyarete almayalım.
Biz de o toplantılarda inisiyatifi kendilerine bırakıyoruz, duyuruyorlar. Kimseye taraf olmuyoruz. İki parti geldi; Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve AK Parti (AKP). CHP adayı yapacaklarını anlattı. AKP geldi, şu anki mevcut başkan Mustafa Kocaman. Avukat olmasının avantajıyla iyi bir hatip; bir güzel anlattı. Bitirince “Soru var mı?” dedi, bir-iki soru geldi.
Buraya 70-80 yıl önce yukarımızdaki Manav köylerden gelip yerleşen bir ailede tarım araç gereçleri vardı, öküz arabasından sabanına kadar her şeyi muhafaza etmişler, fotoğraflamıştık. Diyoruz ki “Şunları bir bahçeye yaysak, müze olur”. Uzuntarla sanal müzesinde yayımlamıştık, bunu söyledik. “Öyle bir sanal müze mi var?” diye sorunca Facebook’taki sayfamızı söyledik. Orada paylaşıyoruz. Ben de sordum “Başkanım, Kocaeli’de bir tarım müzesi var mı?” Düşündü, “İçini doldurun, binayı ben yapacağım” dedi. Bunu söyledi ama somut bir şeyler görmeden adım atmaz siyasiler, bunu biliyoruz. Ziyaret etti Sedat Abi’nin atölyeyi. Oradan sonra şekillendi. Zaten derneğe ziyarete geldiğinde Kartepe’de iki müze sözü vermişti. Seçim beyannamesinde bir Osmanlı Müzesi, bir de Çerkes Müzesi kuracağı yazılmıştı. Sedat Abi anlatsın sonrasını.

-Yebjın Sedat Yenişen (S.Y.): Seçimden sonra 2020 yılı ocak ayında bir akşamüstü benim atölyeye geldi. Oturuyoruz. Arkamda bir Çerkes bayrağı var, bir tarafta da Abhaz bayrağı. Birçok obje var. Bir süre bakındı, sonra “Burası ne kadar güzel ve huzurlu” dedi ve ekledi: “Bu kadar çok şeyi bir arada görünce; müze sözü vermiştim, yaparsam bu malzemeleri bağışlar mısın?” “Sen müzeyi yap, bütün malzemeleri bağışlayacağım” dedim.
Sağ olsun, müzeyi yaptı. Malzemeleri verdik. Yanına da bir de kafe yapılacak: Kafe Haçeş; ismini Vedat’la öyle düşündük, dernek için gelir kaynağı da olur. Şimdi ışıklı bir tabela yaptırılıyor.
2020’de başladı, 6 yıldır aynı belediye başkanı devam etti. Biz bir ara “Noksanımız, eksiğimiz olsa da açalım” diye düşünüp kendisiyle de konuştuk. Sonraki seçim dönemi ne olacağını da bilmiyorduk. “Daha tamamlayamadık ama siz bilirsiniz, ben seçim yatırımı için yapmıyorum, kültüre hizmet için yapıyorum” dedi ve bekledik.
-Müzenin yeri nasıl belirlendi?
-V.E.: Yerin belirlenmesi şöyle oldu… Biz aramızda sürekli konuşuyoruz Sedat Abi’yle. Kafamızda başka bir yer var; köye yakın, yeşil alan olarak bırakılmış bir yer. Bir ailenin tarlaları vardı, onlara başka yerden tarla vermişler, orayı düşündük. Bu arada birileri “Mezarlığın karşısında koca alan var, boş” demişti.
Biz düşündüğümüz yeri gösterdik proje müdürüne. İnceledi, konuma baktı. “Başka bir yer var mı kafanızda” dedi. Mezarlığın karşısı bizim kafamızda yoktu doğrusu, orayı hiç düşünmedik. “Bir bakalım şuraya, mezarlığın karşısında bir yer söylüyorlar” dedik. Gittik, konumu inceledi müdür, bir yola baktı, bir Ormanya tarafında döndü baktı. Bize “Sizde bir aptallık var mı?” deyince biz hemen tepki gösterdik, “Ne biçim konuşma bu, terbiyesizce” dedik. Müdür, ilk gösterdiğimiz yeri kastederek “Nereye saklıyorsunuz müzeyi orada düşünüp? Burada Ormanya var, binlerce insan geçiyor önünüzden. Buradan ideal yer mi var?” dedi. Biz de “Tamam, yap” dedik.
Yere karar verince bize dediler ki: “Bunun mimarisi nasıl olacak?” Daha önce yapılmış eski bir müze örneği yok. Tamam, Adigey’i canlandırıyorum, Nalçik’i canlandırıyorum kafamda ama ne yaparız? Nasıl bir şey öneririz?
“Biz size eski Çerkes evlerinden fotoğraf yollayalım” dedik. Ağırlıklı olarak Köprübaşı Köyü’nden ve başka yerlerden fotoğraflar yolladık. Bir çizim yapıp o fotoğraflardan esinlenip bize gösterdiler, “Böyle bir şeyi düşünür müsünüz?” diye sordular. O eski tek katlı Çerkes evinden esinlenerek yapılmış bir çizimdi, “Olur” dedik. Neyse, başladı inşaat…
İnşaat adım adım devam ederken sürekli irtibattayız. Her adımda “Sizce uygun mu?” diye soruyorlar, öyle ilerliyorlar. Proje müdürü aradı, “Size bir motif fotoğrafları gönderiyorum, kapının üzerine yapacağız, biz şunu seçtik, siz de beğenirseniz yaptıralım” dedi. Dilek Hanım, kültür müdürü Sedat Abi’yi aradı, “Abiler, Selçuklu motifinin Çerkes Müzesi’nin kapısında ne işi var, sizde motif mi yok?” dedi. Yolladık. Jineps Gazetesi’nin bir ara verdiği motifleri gönderdik; 20’ye yakın. Seçtiler birini, bize sordular, “Tamam” dedik. Kültür Müdürlüğü’nde çalışan Nihat Tuğal kardeşimiz var, Asetin (Oset), görsel tasarımcı. “Nihat, gidiyorsun, marangozun başına dikiliyorsun. Bu motiften başkasını sakın yapmasın” demiş Dilek Hanım.

-Obje toplanması konusunda nasıl ilerledi çalışmalar?
-S.Y.: Aileden, sülaleden kalan objeleri uzun süredir topluyordum. Hatta şöyle de esprisini yapıyordum… Köylere naylon, sepet, mandal satanlar gelir ya, takas yaparlar. Annemle kardeşim köyde yaşıyordu, ben hep dışarıda görevliydim. “Bizim aileden kalanları mandalcı, nayloncu gelirse sakın vermeyin. Verirseniz ikinizi de o nayloncuya veririm” diye takılıyordum.
Hemen her şeyi sakladım, bir sandık dolusu malzeme. Sandığa sığmayanlar… Ne varsa sakladım. Emekli olduktan sonra evin altına kendi müzemi kurdum. Hatta otobüsle kadınlar geldi bir seferinde, Kadıköy’de bir turizm firması aracılığıyla.
-V.E.: Yamaç benim eski arkadaşım, turizmci. Ketenciler’e bir organizasyon yapıyordu, Ekoköy ya orası, “Oraya geldiğinizde Sedat Abi’nin müzesine de getir gelenleri” dedim. Ekoköy’de biz de dahil olduk ekibe. Bir otobüs, bir de minibüs. En genci 70 yaşında kadınlar. Ayaklarım bir geri gitti, kaçtım. “Gel, gel” dedi bir kadın, “Nereye gidiyorsun? Gel otur içimize”. Kahvaltıdan sonra buraya geldiler. Tabii 8-10 kişi girince diğerleri giremiyor. Kapı da alçak, kafanızı eğip giriyorsunuz. Dışarıdakiler bağırıyor: “Çıksanız da biz girsek!” İçeridekiler objeleri inceledikçe ağlıyor. “Annemin yüzüğüydü bu” diyor birisi, dikiş yüzüğünü görmüş kadın.
Sonra birkaç tur daha geldi. Sosyal medyada yayımlandıkça bunlar, işte “müze ziyareti” gibi ifadelerle; “Bende de şu var” diye getirmeye başladı insanlar. İşin maddi tarafına bakarsanız çok değerli materyal yok gibi. Manevi değeri ölçülemeyecek şeyler var ama. Örneğin en değerli obje, dedelerden kalma, 232 yıllık bir kama var. Sedat Abilerin aileden. Çerkes yeniçeriymiş dede, sanat tarihçilerinin okumalarından anladığımız, ondan kalmış. En son Sedat Abi’nin oğlundaydı, o zamansız acı vefattan sonra müzeye bağışlandı.
-S.Y.: Babadan oğula geliyordu. “Bunu müzeye bağışlasam, orada dursa olur mu?” diye sordum aileye, onlar da sağ olsunlar kabul ettiler.
-V.E.: Çok kıymetli. Öyle bağışladı. Bugün ilk defa getirdiler ve oraya koydular. Sizin ziyarete denk geldi. Duygulandım yani.
-S.Y.: Hatta başkan “Fotoğrafını koyacağım oraya” dedi. Çocuğum ya; dedim “Ayıp olmasın şimdi, fotoğrafını niye koydular demesinler”. “Onun utancı bana ait” dedi. “Siz bilirsiniz” dedim.
-V.E.: Çerkes Müzesi ismi onlardan geldi. Biz Uzuntarla Müzesi diye konuşuyorduk. Beyannameye de Çerkes Müzesi diye yazıldı.
-Çok iyi olmuş Çerkes adının kullanılması. Müzenin tam olarak resmi konumu nedir? Bağış yapacak olanlar kime veriyor objeleri?
-V.E.: Kültür Bakanlığı envanterine giriyor artık. Form var müzede. Dilek Hanım o formu tutuyor. Ne verilirse imzalayıp alıyorlar, Çerkes Müzesi kapsamında giriyor. Burası çok önemli çünkü çok kolay işletilen bir yol yok. Onlar da envanterini tutuyor. Orada sergilemese, depoya girse bile envantere giriyor. Kültür Bakanlığı’nın bir müzesi burası, Kartepe Belediyesi özel müzesi.
-İşleyiş nasıl olacak?
-V.E.: Kartepe Belediyesi Kültür Müdürlüğü’ne bağlı olarak beş personeliyle pazartesi hariç haftanın altı günü açık olarak ziyaretçilerini bekliyor.
-Kartepe ilçesinde kaç müze var?
-V.E.: Kartepe’de iki müze var. Osmanlı Müzesi ilk açıldı, ikincisi bizim Çerkes Müzesi.
-Türkiye’de ilk Çerkes Müzesi…
-V.E.: Evet, Türkiye’de ilk. Birçok yerde kültür evleri var. Profesyonel kadro olmadan müze olmaz. Bizim şansımız da bizden önce Osmanlı Müzesi vardı. Gözlemledik her şeyi. Belediye oradan tecrübeliydi. Burada hiç zorluk çekmeden süreç yürüdü gitti. Ama bir de başkanın Çerkeslere karşı bir sevgisi, saygısı var. Hakikaten onu hissediyorum ben. Çevresi de var, mesela şu anki Kocaeli Kafkas Kültür Derneği Başkanı çok eski arkadaşı.
-Dikkatimizi çekti, kültür müdürünün adı Dilek, müze müdürünün adı da…
-V.E.: Evet.
-S.Y: Müdürümüz çok istekli, hevesli. Vedat ona objelerle ilgili Çerkes tanımlarını öğretiyor. Başiskele Mahallesi’nden geliyor iki araç değiştirip. Arkeoloji, sanat tarihi mezunu.

Uzuntarla Adige Kültür Derneği
Kuruluş: 1990
Yönetim Kurulu:
Yebjın Sedat Yenişen: Başkan
Horelt Dane Horel: Başkan Yardımcısı
Hakule Vedat Eroğlu: Genel Sekreter
Pşıkanko Fatih Nuri Özkal: Mali Sekreter
Horelt Nurullah Horel: Üye
Tlımafko Şaban Şensoy: Üye
Patuk Tuncay Baytok: Üye

-Müzenin resmi açılışı yapılacak ve profesyonelce işletilecek. Buraya obje yağabilir, çünkü birçok ailede sakladıkları ve nasıl değerlendirebiliriz diye düşündükleri malzemeler vardır. Bu mekânın büyütülebilme şansı var mı?
-V.E.: Yan tarafa ya da arkaya doğru büyüyebilir. Şimdi işleyiş çok iyi gidiyor. İlişkilerimiz çok iyi.
-Peki, siz bir olanak olursa derneği de buraya taşırız diye düşünüyor musunuz?
-V.E.: Şu konumda taşıyamayız. Dernekten ziyade oraya başka projemiz var. Eğer olursa bir küçük Çerkes köyü, minyatür, önünde küçük oturaklar, gelenler haluj yesin, çay içsin… Müzede bir maket var, cam çerçeve içinde, o şekilde ama biraz daha büyüğü, İstanbul’daki Minyatürk örneği.
Biz 10 yılı aşkın süredir hep üniversitelerle, yerel yönetimlerle çalışıyoruz. Bugünlere böyle geldik.
-Şimdi 9 Mayıs’taki resmi açılışa hazırlanıyorsunuz…
-V.E.: Evet. Biz kendi hemşerilerimizden Çerkes kıyafetlerini giyip açılışta bulunmalarını istiyoruz. Türkiye’nin ilk Özel Çerkes Müzesi bunu hak ediyor. Kurdeleyi de kalabalık bir ekip kesecek, makas çok olacak yani.
-Makas tutacaklardan biri de Sedat Yenişen olacaktır dernek yönetim kurulu başkanı olarak. Dernek çalışmalarına devam ediyor mu?
-V.E.: Sedat Abi tabii ki olacak. Ayrıca dernek kurucu başkanımız Ançok Murat Acar olacak.
Dernek çalışmalarımız devam ediyor, şu an gündemimiz müze.
Bizim bir burs fonumuz var, devam ediyor; YK başkan yardımcısı Horelt Dane Horel sorumluluğunda.
-S.Y.: Burs alıp çalışmaya başlayanlar da fona destek veriyor.
-Müzeye dönersek, hemen bütün müzelerde bir satış noktası da olur…
-V.E.: Kafe olacak. Biz kendi kafemizde satacağız objeleri, Çerkes peynirimizi, halujumuzu, Çerkes el sanatlarını, kitapları… Derneğe bir getirisi olacak yani oranın, düzenli bir gelir elde edeceğiz.
-S.Y.: Vedat’ın projeleri var. Orada haluj yapacaklar, nasıl yapıldığını gösterecekler, atölye çalışması olacak. Çerkes peyniri de yapılacak mesela.
-V.E.: Bahsetmeden geçmeyelim. Sakarya Üniversitesi’ni de soktuk biz bu projenin içerisine. Nasıl oldu? Bir hoca var, Çanakkaleli, buralara gelince Manav olduğunu öğrenmiş. İstanbul’da okurken hiç sorgulamamış “Ben ne millettenim” diye. Sakarya Üniversitesi’ndeyken öğrenmiş. Buraya geldi, Çerkesleri gördü. “Mustafa Erden, sen müzeye bir şey yapmayacak mısın?” diye takıldım. Çerkes kültürüyle ilgili bizden bilgi aldı. Yüzlerce parçayı birleştirdi, öğrencilerinden de destek aldı. Binanın doğu duvarındaki seramik onun eseri. Şimdi magnet çalışıyor. Klasik magnet olmayacak, özel tasarımlar olacak.
Müze yapım süreci içinde ismini anmazsak haksızlık edeceğimiz Orhan Halman’dır, her aşamada yanımızda oldu, destek verdi. Tabii bağış yapan değerli hemşerilerimizi de unutmamak lazım, onların aile yadigârlarını, uzun yıllar sakladıkları eserleri bağışlamalarıyla müze oluştu, minnettarız.
Müze açılış hazırlıkları esnasında çektiğimiz videoyu YuoTube kanalımızdan izleyebilirsiniz:
Kartepe Belediye Başkanı M. Mustafa Kocaman:
‘Çerkes toplumunun ortak hafızasını buluşturan bir merkez’

-Müze fikri nasıl doğdu?
–Kartepe Belediye Başkanı M. Mustafa Kocaman: Müze fikrinin doğuşu, çok değerli Uzuntarla Adige Kültür Derneği Başkanı Sedat Yenişen’e gerçekleştirdiğim bir ziyaret esnasında, kişisel koleksiyonunu inceleme fırsatı bulduğumuz özel bir günde şekillendi. O ziyarette gerçekleştirdiğimiz sohbetler neticesinde, bu kıymetli birikimi daha geniş kitlelere duyurma isteği oluştu ve bir müze kurma hayaline dönüştü.
-Yer seçimi nasıl yapıldı?
-Bölgenin sosyokültürel yapısına ve turizm potansiyeline katkı sağlaması açısından bu bölgeyi tercih ettik. Çerkes vatandaşlarımızın yoğun olarak yaşadığı bu bölgenin kültürel mirasını görünür kılmak amacıyla ve aynı zamanda Ormanya’ya olan yakınlığı sayesinde burayı güçlü bir turizm destinasyonuna dönüştürebileceğimizi öngördük ve bu doğrultuda hem kültürel değerlerimizi koruyacak hem de bölge ekonomisine katkı sağlayacak bir müze projesini hayata geçirme kararı aldık.
-Adı nasıl belirlendi?
-İsim belirleme sürecinde oldukça titiz bir çalışma yürüttük. Amacımız, hem projenin ruhunu yansıtan hem de bölgenin kültürel kimliğini güçlü bir şekilde ifade eden bir isim ortaya koymaktı. Bu doğrultuda, müzemizin Çerkes geleneklerini, yaşam biçimini ve zengin kültürünü anlatan bir merkez olması nedeniyle “Çerkes” isminde karar kıldık diyebiliriz.
-İşleyiş nasıl olacak?
-İşleyiş sürecini planlarken yasal mevzuata bir yönetim modeli oluşturmayı esas aldık. Müzemiz, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı bir özel müze statüsünde faaliyet gösterecek. Bu doğrultuda, Bakanlığımızın Özel Müzeler Yönetmeliği’ne uygun şekilde yönetilecek; denetim, sergileme, koleksiyon yönetimi ve ziyaretçi hizmetleri gibi tüm süreçler ilgili mevzuat çerçevesinde yürütülecektir ve bununla birlikte bölgedeki derneklerimizden de destek alınacaktır. Bu sayede hem kurumsal bir yapı oluşturmayı hem de ziyaretçilerimize nitelikli bir deneyim sunmayı hedefliyoruz.
-Türkiye’de ilk Çerkes Müzesi. Daha önce girişimler vardı. Çeşitli yerleşim birimlerinde kültür evleri var. Müze, Türkiye ve hatta Çerkes diasporası genelinde sevinçle karşılanacak ve obje bağışları muhtemelen artacaktır. Böyle bir durumu nasıl karşılar ve değerlendirirsiniz?
-Bu girişimin, Türkiye’de bir ilk olması sebebiyle hem ülkemizde hem de Çerkes toplumunda büyük bir heyecan ve sahiplenme duygusu oluşturacağını öngörüyoruz. Daha önce farklı yerleşim birimlerinde hayata geçirilen kültür evleri çok kıymetli çalışmalar ortaya koydu elbette; ancak müze ölçeğinde, kurumsal bir çalışma ve bu statü ile ilk kez gerçekleştirildi. Bu anlamda projemizin önemli bir boşluğu dolduracağına inanıyoruz.
Obje bağışlarının artması ise bizim açımızdan son derece değerli ve sevindirici bir gelişme olacaktır. Bu süreci şeffaf ve sistemli bir şekilde yönetmeyi planlıyoruz. Bağışlanan her eserin kayıt altına alınması, korunması ve doğru bir bağlam içerisinde sergilenmesi için uzman ekiplerle çalışacağız. Aynı zamanda bu ilgiyi sadece bir koleksiyon zenginliği olarak değil, kültürel mirasa sahip çıkma bilincinin güçlenmesi olarak değerlendiriyoruz.
Kısacası, bu müzeyi sadece bir sergileme alanı değil; aynı zamanda Çerkes toplumunun ortak hafızasını buluşturan bir merkez olarak konumlandırıyoruz. Bu ilginin artarak devam etmesi için de katılımcı ve kapsayıcı bir yaklaşım sergilemeye devam edeceğiz.
-Gazetemiz üzerinden Türkiye Çerkeslerine söylemek istedikleriniz var mıdır?
-Gazeteniz aracılığıyla Türkiye’de yaşayan tüm Çerkes vatandaşlarımıza en içten selamlarımı iletiyorum. Çerkes halkının tarih boyunca yaşadığı büyük sürgün acısını yürekten paylaşıyor, bu ortak hafızanın gelecek nesillere doğru bir şekilde aktarılmasını son derece önemsiyorum.
Çerkeslerin sahip olduğu köklü geleneklerin, zengin kültürün ve güçlü toplumsal değerlerin özellikle genç kuşaklara aktarılması, sadece Çerkes toplumu için değil, ülkemizin kültürel çeşitliliği açısından da büyük bir kazanımdır. Bu mirasın yaşatılması ve görünür kılınması adına atılan her adımı kıymetli buluyoruz.
Çerkesler, bu ülkenin mayasında yer alan, birliğimizin ve beraberliğimizin temel taşlarından biridir. Bu kültürel zenginliği korumak, desteklemek ve gelecek kuşaklara taşımak adına üzerimize düşen sorumluluğu kararlılıkla yerine getirmeye devam edeceğiz.
-Teşekkür ederiz.








