Dilovası işçi katliamı aileleri, 21 Temmuz’daki duruşmaya kadar sürdürecekleri adalet nöbetlerinin 4. haftasında Dilovası Belediyesi önünden seslenerek bu hafta gerçekleşen tahliyelerdeki hak ihlaline tepki göstererek adalet mücadelesine devam edeceklerini duyurdu.
Dilovası işçi katliamı aileleri, 8 Kasım 2025’te 3’ü çocuk 7 işçinin katledilmesiyle sonuçlanan işçi katliamına ilişkin adalet nöbetinin 4. haftasında bu sefer Dilovası Belediyesi önündeydi. Dilovası’ndaki Ravive Kozmetik Fabrikası’nda çıkan yangında Tuğba Taşdemir (17), Nisanur Taşdemir (15), Cansu Esetoğlu (15), Hanım Gülek (52), Esma Gikan (31), Şengül Yılmaz (59) ve daha sonra hastanede tedavi gören Tuncay Yıldız (48) hayatını kaybetmiş, 7 işçi de yaralanmıştı. Olay sonrası işyeri sahipleri dahil 7 kişi tutuklanmış, bazı belediye görevlileri görevden uzaklaştırılmıştı.
İlk üç nöbetlerini Gebze Kent Meydanı’nda her pazar günü yapan ailelerin 5 Temmuz Pazar günü Dilovası Belediyesi önüne gelmesinin sebebi, hafta içindeki tahliyeler oldu. X hesaplarından “Adalet nöbetimizi, 5 Temmuz Pazar günü saat 16.00’da, tutuklanan kamu görevlilerinin serbest bırakılması üzerine bu hafta Dilovası Belediyesi önünde gerçekleştireceğiz” şeklinde duyuru yapan ailelerin bahsettiği tahliyeler ise eski zabıta müdürü Cengiz Taşdemir ile zabıta müdürü vekili Nizamettin Balcı’ya ait. Taşdemir ve Balcı’nın da aralarında bulunduğu 7 kamu görevlisi 26 Haziran’da tutuklanmıştı.
Yapılan açıklamalarda ailelerin avukatı Av. Saruhan Efe Kadaifçi açığa alınma ve tutuklanma gerekçelerinin en başında “kaçak ruhsat verilmesi” ve “zabıtaların yapması gereken denetimleri yapmaması” olduğunu hatırlattı. Tutukladıkları insanları sadece altı gün sonra, tutuklamanın gerekli bir tedbir olmadığını söyleyerek boş bir gerekçeyle bıraktıklarını belirtti. En baştan beri meselenin tam odağında olan ve o kaçak ruhsatta imzası bulunan insanların altı gün sonra serbest bırakıldığını vurgulayan avukat, artık “Niye?” diye sormaktan yorulduklarını ifade etti. Dava dosyasındaki bilirkişi raporunu hazırlayan heyetin İTÜ’lü akademisyenlerden oluştuğunu ve bu heyetin Gayrettepe ile Kartalkaya gibi diğer büyük iş cinayeti dosyalarında da görev aldığını belirten Kadaifçi, raporun kurumsal sorumlulukları gizlediğini öne sürdü.

Kartalkaya davasında güçlü ve nüfuzlu kişilerin yakınları vefat ettiği için daha farklı bir yaklaşım sergilendiğini iddia eden avukat, mevcut raporda Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, İŞKUR ve SGK’nın sorumluluklarına net bir şekilde işaret edilmediğini söyledi. Avukat, “Bu heyet artık politik davranıyor. Herkesi politik davranmakla suçluyorsunuz ama yargı da, polis de, mahkeme de, kaymakam da hepiniz politik davranıyorsunuz. Açık bir politik tavır sergileyip patronlardan, Ali Osman Akat gibilerden yana saf tutuyorsunuz” diyerek tepki gösterdi.
“Bina yıkarak utançtan kurtulamazsınız”
Ailelere destek için Dilovası Belediyesi önünde yer alan DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, yangının yaşandığı 8 Kasım 2025 günü binanın önünde açıklama yaptıklarını hatırlatarak kendilerine “Bir ayda raporlar çıkar, adalet yerini bulur” sözü verildiğini ancak 9 ayı doldurmak üzere olmalarına rağmen ortada hiçbir şey olmadığını söyledi. Dosyadaki bilirkişi raporlarını okuduğunu belirten vekil, hataların bir zincir şeklinde üst üste geldiğini ifade etti. Gergerlioğlu, facianın ardından adli süreçteki bazı detaylara da dikkat çekti. Hâkimin yeniden bilirkişi raporu isteme ihtimali bulunmasına rağmen yanan binanın alelacele yıkıldığını belirterek, “Sanırım utançlarının abidesi o bina yok olsun istediler. Bina yıkarak utançtan kurtulamazsınız” dedi.

Faciada hayatını kaybeden işçilerden Tuncay Yıldız’ın eşi İlknur Yıldız, Dilovası Belediyesi’nden tutuklanan kamu görevlilerinin sadece 6 gün içinde salıverilmesini ve sonrasında yaşanan skandal görüntüleri dile getirdi.
Serbest kalan memur ve amirlerin konvoy oluşturduğunu iddia ederek şu sözleri kullandı: ”Siz o vefat eden emekçilerin sırtından milyonlarca lira sermaye kazandınız. O fabrikada üretilen parfümleri, kolonyaları üzerinize sürünüp güzel kokarken her şey çok iyiydi de şimdi neyin bayramını kutluyorsunuz? Altı günde çıktınız diye sevinirken bu ailelerin hakkından, hukukundan hiç mi utanmadınız? Bu nasıl bir insanlıktan nasibini almamaktır, bu neyin ahlaksızlığıdır?”
Nöbete Türk Tabipleri Birliği (TTB) adına katılan TTB İşçi Sağlığı ve İşyeri Hekimliği Kolu Genel Sekreteri Mahmut Celal Mestçioğlu, Türkiye’deki iş cinayetleri ve gizlenen meslek hastalıklarına dikkat çekerek adalet arayışının sadece mağdur ailelerin değil, tüm toplumun sorumluluğu olduğunu vurguladı:
”Burada yaşanan acıya karşı söylenecek çok fazla söz yok. Adalet sadece sizlerin aradığı bir şey değil. Bu memlekette adalet sağlanamadığı sürece kimse doğru düzgün uyuyamayacak. Bugün siz, yarın biz; çünkü işyerlerinde nasıl çalışıldığını biliyoruz ve insanlar ölmeye devam ediyor.” Mestçioğlu, meslek hastalıklarına değinerek şu cümleleri kullandı: “Dünyada en fazla çalışan, en fazla mesai veren bu memleketin işçileridir. İşçi ölümlerinde ise dünyada birinciyiz. Dünyada başka birinci olduğumuz bir şey var mı? Var; bilinmeyen meslek hastalıklarında birinciyiz. Aslında dünyada meslek hastalıklarından, iş kazalarından çok daha fazla insan ölüyor. Ancak bizde meslek hastalıklarının farkına varılmaması, işlerin bizi hastalandırdığının anlaşılmaması için ellerinden geleni yapıyorlar.”

“Mücadelemize aynı kararlılıkla devam edeceğiz”
Bu haftanın basın açıklaması katliamda hayatını kaybeden 15 yaşındaki Cansu Esetoğlu’nun babası İbrahim Esetoğlu tarafından okundu. Açıklamada, şu ifadeler yer aldı:
“Bugün itibariyle de 4 haftadır sürdürdüğümüz nöbetimiz sonucunda hem verilen tutukluluk kararlarının devamının gelmesi hem de serbest bırakılmaların durması için mücadelemize aynı kararlılıkla devam edeceğiz. Ailelerimize, sevdiklerimize mal olan bu katliamın yaşanmasında sorumluluğu bulunan bütün kamu görevlileri için de aynı karar verilinceye kadar geri adım atmayacağız. Verilen tutukluluk kararları hâlâ yeterli değil, serbest bırakılan sanıkların tekrardan tutuklanması, haklarında hâlâ yargılama yapılmayan kamu görevlilerinin soruşturmaya dahil edilmesi gerekmektedir. Bu sebeple bugün burada, önceki nöbet yerimizden farklı olarak, Dilovası’nda komşularımızla, dostlarımızla, halkımızla birlikte daha da kenetlenerek mücadelemizi çok daha kararlı bir şekilde devam ettireceğimizi bir kere daha yineliyoruz. 7 canımızı koruyamayan yetkililer; adaleti sağlamakla, failleri yargılamakla yükümlüdür. Bu yükümlülüklerini hatırlatmak ve adalet mücadelemizi büyütmek için her hafta nöbet tutmaya devam edeceğiz.”

Aileler, avukatlar, sendika ve örgüt temsilcilerinin konuşmalarının ardından 20 dakikalık sessiz nöbet sonrası eylemin 4. haftası tamamlandı. Bir sonraki nöbet 12 Temmuz Pazar günü Gebze Kent Meydanı’nda olacak. Depo, Liman, Tersane ve Deniz İşçileri Sendikası (DGD-SEN) Genel Başkanı Neslihan Acar, alanda bulunan herkesi 29 işçinin hayatını kaybettiği Gayrettepe Gece Kulübü davasının 10 Temmuz Cuma günü saat 10.00’da Çağlayan Adliyesi’nde görülecek 15. duruşmasına davet etti.
Haber ve fotoğraflar: Merve Altıntaş Capra







