Özet
Bu çalışma, Adigecede bulunan be (бэ) kökünün yalnızca nicelik bildiren bir unsur olmayıp; çokluk, yoğunluk, genişleme, sahiplik ve zenginlik gibi birbirine bağlı anlam alanlarını üreten üretken bir semantik çekirdek oluşturduğu hipotezini incelemektedir. Adigece söz varlığında yer alan Baye, Baınığ, Beğon, Beşx, Beç, Bec, Becıxh, Belağ Bəlah, Bə xhuğə, Beğaş’e, Bə ş›ag, Bekhu, Exhuambe, Yibe, Šabe, Fabe, Chabe gibi örnekler değerlendirilmiş; kökün farklı semantik alanlarda gösterdiği üretkenlik ortaya konulmuştur. Ayrıca Baye kelimesinin Adige Nart destanları ve halk anlatılarındaki kullanımı incelenerek, kelimenin yalnızca ekonomik değil kültürel bir kavram olduğu gösterilmeye çalışılmıştır.
1. Giriş
Dil araştırmalarında bir kelimenin kökenini belirlemek kadar, o kelimenin ait olduğu dil içerisindeki üretkenliğini ve anlam ağını ortaya koymak da önemlidir. Bir kökün gerçek gücü, yalnızca tek bir sözcükte değil, oluşturduğu anlam ailesinde görülür.
Bu çalışmanın çıkış noktası, Adigecede bulunan be (бэ) unsurunun yalnızca “çok” anlamı kalmadığı, aynı zamanda çokluğun farklı türlerini ifade eden geniş bir semantik alan oluşturduğudur.
Adigecede be kökü etrafında kümelenen örnekler dikkat çekicidir:
2. “Бэ/Be” kökünün semantik alanı-I
Örneklem matrisi-1
|
Kod |
Sözcük |
Anlam |
Semantik Alan |
Artış Türü |
|
A1 |
Бае/Baye |
Zengin |
Sahiplik |
Birikim |
|
A2 |
Баеныгъ/Bayınığ |
Enginlik |
Soyut Kavram |
Birikim |
|
A3 |
Бэежъ/Beyej |
Eskiden beri zengin |
Süreklilik |
Tarihsel yoğunluk |
|
A4 |
Бэгъон/Beğon |
Bereketlenmek |
Süreç |
Çoğalma |
|
A5 |
Бэгун/Begın |
Şişmek |
Hacim |
Fiziksel artış |
|
A6 |
Быхъу/Bıxhu |
Genişlemek |
Mekân |
Alan artışı |
|
A7 |
Бэшх/Beşx |
Çok yiyen |
Davranış |
Yoğun eylem |
|
A8 |
Бэч/Beç |
Çok koşan |
Davranış |
Yoğun hareket |
|
A9 |
Бажзэ/Badzə |
Sinek |
Adlandırma |
Tekrarlı eylem |
|
A10 |
Бэ шӏагъ/Be ş’ağ |
Çok zaman geçti |
Zaman |
Süre artışı |
|
A11 |
Бэ хъугъэ/Be xhuğ |
Çok oldu |
Nicelik |
Miktar artışı |
|
A12 |
Бэгъащlэ/Beğaş’e |
Çok yaşam |
Zaman |
Zaman uzunluğu |
|
A13 |
Бэлахь/Belah |
Sıkıntısı çok |
Durum |
Yoğunluk |
|
A14 |
Бэлагъэ/Belağe |
P’aste küreği. Çok şekil veren |
Somut kavram Alet |
Fiziksel işlevlik |
Bu tablo 1. yalnızca sözcükler arasında sıralanmaz; dil ailesi, anlam alanı, üretkenlik ve olası bakış açılarının önem derecesini gösterir.
Tablo 1. “Be-Baye” semantik alanının dil ailelerine göre dağılımı
|
Dil Ailesi |
Dil |
Şekil |
Temel Anlam |
Semantik Alan |
Okenlik çoğunluğu |
Araştırmadaki konum |
|
Kuzeybatı Kafkas |
Adigece |
(бэ) |
Çok, yoğun |
Nicelik, öküz |
Çok yüksek |
Çekirdek kök |
|
Kuzeybatı Kafkas |
Adigece |
Baye (бае) |
Zengin |
Sahiplik, refah |
Çok yüksek |
Ana inceleme nesnesi |
|
Kuzeybatı Kafkas |
Adigece |
Baınığ (баиныгъ) |
Zenginlik |
Soyut isim |
Çok yüksek |
Türev tuğla |
|
Kuzeybatı Kafkas |
Adigece |
Beyej (бэежъ) |
Eskiden beri zengin |
Süreklilik, köklü refah |
Çok yüksek |
Bu derinlik, |
|
Kuzeybatı Kafkas |
Adigece |
Beğon |
Bereket’in |
Artış, nama |
Çok yüksek |
Süreçsel uyumluluk |
|
Kuzeybatı Kafkas |
Adigece |
Başlamak |
Şimek |
Hacim-s |
Çok yüksek |
Sal |
|
Kuzeybatı Kafkas |
Adigece |
Bıxhu |
Genişlemek |
Mekânsal büyüme |
Çok yüksek |
Alan duvarı |
|
Kuzeybatı Kafkas |
Adigece |
Beşx |
Çok |
Yoğun eylem |
Çok yüksek |
Davranışları |
|
Kuzeybatı Kafkas |
Adigece |
Beç |
Çok çalışan |
Yoğun hareket |
Çok yüksek |
Davranışları |
|
Kuzeybatı Kafkas |
Adigece |
Badzə |
Sinek |
Çok vurup iğneleyen |
Çok yüksek |
Reklam sistemi örneği |
|
Türk Dilleri |
Türkçe |
Bay |
Zengin |
Refah, sahiplik |
Düşük |
Muhtemel semantik paralellik |
|
Türk Dilleri |
Türkçe |
Bey |
Saygın kişi |
Statü, mekanik |
Düşük |
Sosyolojik anlamın değişmesi hipotezi |
|
Türk Dilleri |
Kazakça |
Bay |
Zengin |
Refah, sahiplik |
Düşük |
Paralel örnek |
|
Moğol Dilleri |
Moğolca |
Bayan |
Zengin, varlıklı |
Refah |
Düşük |
Paralel örnek |
|
Kuzeybatı Kafkas |
Abhazca |
Abai |
Varlıklı kişi |
Refah |
Araştırılma |
Yakın dil verisi |
|
Slav Dilleri |
Rusça |
Bogatî |
Zengin |
Refah |
Donmuş |
Karşılaştırmalı veri |
|
Cermen Dilleri |
İngilizce |
Be |
Olmak |
Var |
Ayrı sistem |
Semantik karşılaştırma |
|
İranî Diller |
Farsça |
Bash |
Olmak |
Var |
Ayrı sistem |
Semantik karşılaştırma |
|
Sami Dilleri |
Arapça |
Chabe/Kâbe |
Çok koşmak. |
Çokça devinim. |
Hars yapı yüksek |
Atıl alan. İlksellik içerir. |
Tablo 1’den çıkan temel bulgular
Sonuç 1: Üretkenlik merkezi adigecedir
Tabloda dikkat edilmesi gereken en önemli husus, “be: çok¨ kelimesinin yalnızca Adigecede var olmasıdır. Bu aynı ya da yakın anlamlı kelimelere köken teşkil ediyor olması dikkat çekicidir. Bu durumda ¨BE¨ kökenli kelimelerin tamamına köken teşkil etmesi 1. derece önemlidir.
•İsim, sıfat, doldur, Soyut kavram, davranışsal, sosyal anlam üretilebilirken diğer dillerde genellikle yalnızca tek veya birkaç kelime yaşamaktadır.
Sonuç 2: Anlam çekirdeği büyük ölçüde korunmaktadır
Farklı dillerde görülen örneklerin çoğu:
•Sahiplik, bolluk, servet alanında kümelenmektedir.
Bu durumun “semantik çekirdek” hipotezini destekleyen gözlemsel bir bulgudur.
Sonuç 3: Nart destanları sözlü edebiyatın çok güçlü örneklerindendir. Başlangıcı bilinmeyen bir zamandan beri varlığını sürdürmektedir. Anlatılagelmiştir. Kuzey Batı Kafkasya’dan tüm bölgeye yayılmıştır. Abhazca, Asetince, Çeçence, Karaçay – Balkarca gibi çevirileri anlatılagelmektedir. Adigelerin yaşadığı her bölgede anlatılagelmiştir.
Nart Destanları Hadağalh’e Asker bütün ömrünü buna vakfederek derlemiş ve 7 cilt halinde Maykop – Adygey’de 1968-1971 yıllarında yayımlanmıştır.
Tablo 2. Baye kavramının folklorik ve kültürel kullanımları
|
Kaynak türü |
Örnek |
Seçenek |
|
Masal Sonu Formülü |
Çok güzel |
Mutluluk ve refahın simgesi |
|
Nart Anlatıları |
Baye kullanımları |
İdeal toplumsal durum |
|
Halk Anlatıları |
Baye |
Refah, huzur ve mutluluk göstergesi |
|
Baınığ |
Zenginlik |
Sosyal değer |
|
Beyej |
Eski ve köklü zenginlikler |
Süreklilik ve hars göstergesi |
Bu ikinci tablo makalesinin folklorik ayağını şekillendirir ve “Baye”nin yalnızca sözlük anlamını taşıyan bir sözcük değil, kültürel hafızada yer almış bir kavramın kalması yardımcı olmaktadır.
Adigece içerisinde gözlenen üretken sistem + folklorik süreklilik + semantik ağın birliktedir. Bu üç önemli özelliğin bir araya gelmesi, ¨be¨ kökenli ¨baye¨ kelimesi sağlam yapısal bir zemine bastığını gösterir.
3. Üretken yapılar
Be kökü, çeşitli eylem ve durumlarla birleşerek yeni anlamlar üretmektedir:
Бэщх/beşx: Çok yiyen tanımlamasıyla, obur.
Бэч/Beç: Çok koşan, koşucu.
Бэдж/Bec: Örümcek. [Çok (yün) eğeren] **
Бажзэ/Badzə: Çok atan tanımlamasıyla sinek
Bu nedenle sineğin adı olarak kullanılmaktadır. Kelime, canlıyı fiziksel görünüşüyle değil, karakteristik davranışıyla tanımlamaktadır.
Бэгъон/Beğon: Bereketlenmek, çoğalmak.
Бэгын/Begın: Şişmek.
Быхъу/Bıxhu: Geniş/lemek.
Bu örneklerin tamamında ortak unsur, bir tür artış veya yoğunlaşmadır.
4. Baye ve zenginlik kavramı
Adigecede:
Бае/Baye: zengin kelimesi, bu semantik alanın en önemli üyelerinden biridir.
Buna bağlı olarak:
Баиныгъ/Bayınığ: zenginlik şeklinde isimleşmiş biçimler de bulunmaktadır.
Ayrıca:
Бэежъ/Beyej: eskiden beri zengin olan, köklü biçimde varlıklı kişi anlamında kullanılmaktadır.
Bu örnekler, Baye kelimesinin tesadüfî bir sözcük değil, geniş bir kelime ailesinin merkezinde bulunduğunu göstermektedir.
5. Бэ/Be kökünün semantik alanı-II: Kelime sonunda kullanımı
Örneklem matrisi 2
Be (бэ) kökü yalnızca kelime başında değil, kelime sonunda da kullanılarak yeni anlam alanları oluşturmaktadır. Bu durum, kökün Adigece söz varlığındaki üretkenliğini göstermesi bakımından önemlidir. Kelime sonundaki kullanımlarda be unsurunun çoğalma, genişleme, yoğunlaşma veya belirginleşme gibi anlamlara katkı sağladığı görülmektedir.
Шъабэ/šabe: Yumuşak, kabarmış, gevşek dokulu.
Örnek:
Пӏэ шъабэм хэлъ. (Yumuşak yatakta yatıyor.)
Kelimenin ilk bileşeni olan шъэ/še; iç yağı, yağ dokusu veya kabarma ve şişkinlik çağrışımlarıyla ilişkilendirilmektedir.
Örnek: Мэлым ыныбэ шъэ бэ къытекӏыгъ. (Koyunun karnından çok iç yağı çıktı.)
Ayrıca sabah aydınlığının yayılması ve belirginleşmesi anlamında da kullanılmaktadır: Нэфэр къэшъы, шъупсынк! (Şafak söküyor, çabuk olun!)
Bu bağlamda šabe kelimesinin, kabarmış, yumuşaklık veya hacim kazanma özelliğini ifade eden bir yapıdan gelişmiş olabileceği düşünülebilir. Burada be unsurunun yoğunluk veya artış anlamını güçlendiren bir işlev üstlendiği değerlendirilebilir.
Ибэ/yibe: Kimsesiz kalan, yetim, öksüz.
Bu kelime, yalnızca bir durum bildirmekle kalmayıp aynı zamanda toplumun olayları algılayış biçimine dair ipuçları da sunmaktadır. Türkçedeki öksüz kelimesi yokluk ve eksiklik merkezli bir tanımlama içerirken, Adigecedeki yibe kelimesinin etimolojik olarak “geride kalan”, “ardında kalan kişi” kavramıyla ilişkilendirilebileceği düşünülebilir. Bu yorum doğru kabul edildiğinde, kelime ölüm olayını öne çıkarmaktan çok, hayatta kalanın durumunu merkeze alan bir bakış açısını yansıtmaktadır.
Ӏабэ/abe: El uzatmak, erişmeye çalışmak.
Bu kelime de be unsurunun yer aldığı örneklerden biridir. Fiilin temelinde bir nesneye yönelme ve erişme eylemi bulunmaktadır. Eylem gerçekleştirilirken çoğunlukla elin bütün parmaklarıyla birlikte kullanılması, yani çok parçalı bir organın harekete geçirilmesi söz konusudur. Bu nedenle kelimenin yapısında bulunan be unsurunun çokluk veya bütünlük fikriyle ilişkili olabileceği düşünülebilir. Ancak bu değerlendirme, doğrulanması gereken bir semantik yorum niteliğindedir.
Bu örnekler, be kökünün yalnızca nicelik bildiren bir unsur olmadığını; bazı sözcüklerde yoğunlaşma, genişleme, hacim kazanma, bütünlük ve çokluk gibi anlam alanlarının oluşumuna katkıda bulunduğunu göstermektedir. Böylece be kökü, Adigece söz varlığında kelime başında olduğu kadar kelime sonunda da üretken bir semantik unsur olarak karşımıza çıkmaktadır.
6. Nart destanları ve halk anlatılarındaki baye
Kelimenin kültürel ağırlığını gösteren en önemli unsurlardan biri halk anlatılarındaki kullanımıdır.
Adige masallarında ve destan anlatılarında sık rastlanan kapanış formüllerinden biri: *Бай тхъэнэ къэнэжьыгъ* şeklindedir.
Yaklaşık olarak: “Geriye zenginin mutluluğu kaldı.” anlamında yorumlanabilir.
Bu kullanım önemlidir. Çünkü aktivasyonu bol, yerine göre saatler süren anlatının sonunda geride kalan şey savaş, güç veya kahramanlık değil; refah, huzur ve mutlulukla özdeşleştirilen “baye” kavramıdır.
Bu durum, Baye kelimesinin yalnızca ekonomik bir statüyü değil, toplumsal ideal ve mutluluk anlayışını da temsil ettiğini düşündürmektedir. Böylesi bir durumun toplumun tüm katmanlarında benimsenmesi nedeni toplumda sınıfların olmasına rağmen statünün insani değerlerde kalması, toplumun ekonomik ve yaşam standartları arasında uçurumun olmaması dahası insani ilişkilerin ön planda tutulması olarak yorumlanabilir.
7. Bay ve bey ilişkisi üzerine bir hipotez
Türkçedeki bay ve bey kelimeleri arasında tarihsel bir ilişki bulunduğu bilinmektedir.
Bu çalışmanın önerdiği yorum şudur:
Toplumlarda ekonomik güce sahip kişilerin zamanla saygınlık kazanması sonucunda, “zengin kişi” anlamındaki bir kelimenin “saygın kişi” anlamına doğru genişlemesi mümkündür.
Bu bağlamda; Bay → Bey gelişimi, sosyolojik bir anlam kayması örneği olarak değerlendirilebilir.
Ancak bu öneri, ayrıca tarihsel ve filolojik çalışmalarla desteklenmeye ihtiyaç duyan bir hipotez niteliğindedir.
8. Karşılaştırmalı perspektif
Farklı dil ailelerinde şu biçimlerle karşılaşılmaktadır:
|
Dil |
Biçim |
Anlam |
|
Adigece |
Baye |
Zengin |
|
Kazakça |
Bay |
Zengin |
|
Türkçe |
Bay |
Varlıklı kişi |
|
Türkçe |
Bey |
Saygın kişi |
|
Moğolca |
Bayan |
Zengin |
|
Abhazca |
Abai |
Zengin |
|
Rusça |
Bogatıy |
Zengin |
Bu benzerliklerin doğrudan etimolojik akrabalık gösterdiği henüz kanıtlanmış değildir.
Ancak dikkat çekici olan nokta, bu biçimlerin önemli bölümünün zenginlik, refah ve sahiplik alanlarında kümelenmesidir.
Bu nedenle çalışma, kesin köken iddiası yerine karşılaştırmalı araştırma gerektiren bir semantik paralellik önerisi sunmaktadır.
9. Ses değişimi ve fonemik erozyon
Diller tarih boyunca ses kayıpları ve dönüşümleri yaşarlar.
Özellikle:
•Ünlü değişmeleri: Adigecenin getirisi olarak ilk hecedeki °A° sesi kelime başka kelimeyle öbek oluşturduğu zaman, akışkanlığı oluşturmak adına °E° sesine dönüşür. Baye ≥ Beye ded.
•Son sesli düşmeleri: Bazı dillerde olduğu gibi Adigecede de son sesli harf okunmayabilir. Bunu isimlerde ve çekimli fiillerin emir kiplerinde görürüz.
Baye ≥ Bay, Mezı ≥ mez: Orman. Adige ≥ Adıg: Ulus adı. Yec ≥ yec: oku. Yewe ≥ Yew: Vur, örneklerinde olduğu gibi.
•Yarı ünlü oluşumları: Bay ≥ Bey, ünlü değişimi mümkündür. Farklı dillerde rastlanan benzeri değişimler tarihi süreçlerde mümkündür. Ana → anne, kardaş → kardeş Baye → Bay → Bey → Biy. Bu değişimin farklı dil ve lehçelerin yoğun temasları etken olduğu düşünülmektedir. Bununla birlikte daha uzak biçimlerin açıklanabilmesi için ek tarihsel ve karşılaştırmalı veriler gerekmektedir.
Be kök kelimesinin farklı biçimlerde zenginlik ve bolluk semantiği çevresinde kümelenmesi dikkat çekicidir ancak bu çalışma, söz konusu yapıların doğrudan mevcut halleriyle Adigece kökenli olduğunu iddia etmemektedir. Bu kelimeler zaman içerisinde o dillerde yoğrulmuş ve o dilin fonetik yapısına kendilerini uydurmuşlardır.
Be kelime kökeni ise diğer dillerde kök şekliyle rastlanmayışından yola çıkarak bu kelimeni Adigece kökenli olduğu söylenebilir *Bay(e)* kelimesi de bu şekliyle diğer dillerde işlek bir kelime özelliği göstermemektedir. Abhaz dilindeki Abai (Абай) kelimesindeki ¨A¨ ilk sesi artikeldir. Haliyle ¨bai/bay: zengin¨ kelimesi kökende Adigece ile birleşir. Adigece ve Abazaca ise aynı dil ailesine mensuptur.
Burada kök dilin hangisi olduğu sorusu önem arz etmektedir. O halde şu soruyu ortaya koymaktadır:
Eğer bir semantik çekirdek belirli bir dilde üretken biçimde yaşamaya devam ediyor, başka dillerde ise yalnızca tek bir kelime olarak bulunuyorsa, bu durum tarihsel açıdan nasıl açıklanmalıdır?
Bu soru, ileride yapılacak karşılaştırmalı çalışmalar için açık önemlidir. Kişisel görüşüm şudur: Kelimenin en işlek ve anlamlı en küçük kökü hangi kelimede ise kök dil odur. Bu istisnai kelimelerle karşılaşılsa bile (BOE) Bram Otej Etimolojinin temek söylemlerinden biridir.
10. Sonuç
Bu çalışmada Adigecede yer alan be (бэ) kökünün yalnızca nicelik bildiren bir unsur olmadığı, aksine çokluk, büyüklük, genişlik, yoğunluk, zenginlik ve sahiplik gibi birbirleriyle ilişkili anlam alanlarını üreten temel bir semantik çekirdek niteliği taşıdığı hipotezi incelenmiştir. Adigece söz varlığında bulunan Baye, Bayınığ, Beğon, Beşx, Beç, Begu, Belağ ve benzeri kelimeler üzerinde yapılan değerlendirmeler, bu kökün farklı sözcüklerde ortak bir anlam ekseni oluşturduğunu göstermektedir.
İncelenen örneklerde be unsurunun kimi zaman doğrudan nicelik ve çokluk ifade ettiği, kimi zaman ise söz konusu çokluğun meydana getirdiği güç, zenginlik, büyüklük veya yoğunluk anlamlarına yöneldiği görülmektedir. Böylece be kökü yalnızca sayısal bir çokluğu değil, aynı zamanda çokluğun ortaya çıkardığı niteliksel durumu da yansıtmaktadır. Bu özellik, Adigecede anlam üretiminin yalnızca sözcük düzeyinde değil, daha küçük ses ve kök birimleri düzeyinde de gerçekleştiğini göstermesi bakımından önemlidir.
Çalışmanın bir diğer bulgusu, be kökünün bazı sözcüklerde tarihsel bir iz olarak kalmayıp günümüzde de anlam taşıyan üretken bir unsur olarak yaşamaya devam etmesidir. Bu durum, Adigece söz varlığının önemli bir bölümünün ses-anlam ilişkilerinin korunabildiği eski katmanları bünyesinde barındırdığına işaret etmektedir. Özellikle be kökünün farklı kelimelerde tekrar eden anlam örüntüleri oluşturması, söz konusu unsurun rastlantısal bir ses benzerliğinden ibaret olmadığını, farklı dil veya dil ailelerinde bazı kelimelerde kökleşmiş biçimde izler bıraktığı düşündürmektedir.
Bununla birlikte, burada sunulan değerlendirmeler kısmen kesin hükümlerden ziyade yeni araştırma alanları açmayı amaçlayan bir çalışma niteliğindedir. Be kökünün tarihi lehçelerdeki kullanımları, diğer Kuzeybatı Kafkas dilleriyle ilişkileri ve Adigece içindeki türetme mekanizmaları daha geniş metin korpusları üzerinden incelenmelidir. Ayrıca benzer şekilde işlev gören diğer köklerin araştırılması, Adigece söz varlığının semantik örgütlenmesini daha kapsamlı biçimde ortaya koyabilecektir.
Sonuç olarak bu çalışma, be kökünün Adigecede çokluk ve bolluk kavramlarından hareketle büyüklük, güç, zenginlik ve sahiplik gibi anlam alanlarına uzanan üretken bir semantik merkez oluşturduğunu ortaya koymaktadır. Elde edilen veriler, Adigecenin kök-temelli anlam örgütlenmesini anlamaya yönelik çalışmalara katkı sağlayabilecek niteliktedir ve dilin tarihi derinliğini yansıtan önemli ipuçları sunmaktadır.
Özellikle Baye, Bayınığ ve Beyej gibi örnekler; zenginlik kavramının dil içinde köklü ve sistematik bir yer tuttuğunu göstermektedir.
Nart destanları ve halk anlatılarında Baye kavramının olumlu ve idealize edilmiş biçimde yer alması ise, bu kelimenin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda kültürel ve toplumsal bir değer taşıdığını ortaya koymaktadır.
Dolayısıyla Baye kelimesi, Adigece içerisinde yalnızca bir sözlük maddesi değil; çokluk, refah ve mutluluk fikrinin dilsel merkezlerinden biri olarak değerlendirilebilir.








