“Kürt açılımı”

0
9

Başbakan Tayyip Erdoğan “Kürt açılımı” konusunda MGK’da çalışma başlatıldığını, İçişleri Bakanlığının konuyla ilgili görevlendirildiğini, MİT, Genelkurmay Başkanı, yöre milletvekilleri, kısaca ilgili tüm bakanlık ve kurumlarla görüşme sonucunda hükümete bir çalışmanın getirilerek yeni bir süreç başlatılacağını açıkladı.
 “Kürt açılımı”nın; değiştirilmiş köy isimlerinin iadesi, üniversitelerde Kürt dili ve edebiyatı kürsüleri açılması, Devletin Kürtçe kitaplar basması, Kürtçenin gelişmesine katkı sağlayabilecek projelere destek verilmesi, resmi kurumlarda Kürtçe bilen personel istihdamı, özel televizyonlarda Kürtçe yayın yapılabilmesi, orta öğretimde Kürtçenin yer alması gibi yeni düzenlemeler içereceği ifade ediliyor. Yanı sıra bazı çekincelerle onaylanmış bulunan ‘Avrupa yerel yönetimler özerklik şartı’ na (1992) uygun olarak, çekincelerin kaldırılarak yerel yönetimlerin yetkilerinin genişletilmesi de siyasi çevrelerde konuşuluyor.
“Kürt Açılımı”na 90’ların Yöntemi
İktidarın “Kürt Sorunu”nun çözümüne ilişkin başlattığı süreç, Türkiye’nin çeşitli kesimlerince tartışılmaya başlandı. Yıllardır süregelen ölümlerin duracağı, askeri harcamalara ayrılan paranın azalmasıyla refah düzeyinin yükseleceği, hukuksuzlukların sona ereceği umudu heyecan yarattı. Bu sorunun çözümüyle Kürt, Türk, Çerkes, Laz, Arap herkesin gerçek gündemi olan işsizlik, parasızlık, yoksulluk, eğitim ve sağlık sorunlarına dönüp, iktidarın ya da sistemin yarattığı diğer hayati sorunlara dönme olanağı doğabilecek belki.
Ancak, aydınlar, gazeteciler, akademisyenler başta olmak üzere her kesimle görüşmeler başlatılırken, öte yanda ne sözü edilen açılımla, ne de ortaya konan girişimlerle hiçbir paralellik göstermeyen, daha da ötesi taban tabana zıt olaylar da ortaya çıkmaya başladı.
Sivil polisin tacizi
Birilerinin adeta 90’ların yöntemleriyle adam kaçırma ve infaz etme, kadınlara yönelik taciz ve tecavüz tehdidi gibi oldukça vahim olayları yeniden devreye soktuğu görülüyor. Geçen ay Diyarbakır İHD’den şu çarpıcı açıklama yapıldı:
 “Kadın çalışmalarında aktif rol alan bir kadın arkadaşımız, 21 Haziran günü Yenişehir İlçesi Ofis Semti’nde, bir yakınının evinden dışarı çıkmak üzere iken kapıya gelen sivil giyimli dört polis memuru ile karşılaşır. Gelenler Emniyet Müdürlüğü’nden geldiklerini belirtirler, silahlıdırlar ve başvurucumuza hemen kendileriyle birlikte içeri girmesini söylerler. Başvurucumuz, o anda kendilerine sorulan ev sahibesinin evde olmadığını ve onlarla birlikte içeri girmesine gerek olmadığını belirtmesine rağmen, gelen polislerin güç kullanması ve tehdidi sonucunda içeri girer. Evde arama gerçekleştiren polisler hiçbir suç unsuruna rastlamaz. Bir süre sonra içlerinden ikisi, başvurucumuzun üzerindeki giysileri zorla çıkartarak tehdit, hakaret ve küfürler eşliğinde cinsel işkence ve taciz uygular. Bağırarak yardım istediğinde de elleriyle ağzını kapatarak engellenir ve fiziksel şiddete maruz kalır. Polisler başvurucumuza, aynı yöntemleri kadın çalışmasını yürüten diğer arkadaşlarımıza da yapacağını ve bu işlere bulaşmaması yönünde tehditte bulunduktan sonra evden ayrılırlar.”
İki DTP’liye infaz
Bu olayın üzerinden en fazla 20 gün geçmişti ki bu kez, Şırnak’ın Beytüşşabap ilçesinde, DTP’li Necman Ölmez ile Ferhat Ediş’in önce başları ezilmiş, sonra kurşunlanmış cesetleri bulundu. Ancak bu kez şaşırtıcı bir gelişme yaşandı. 23. Jandarma Sınır Tugay Komutanı Tuğgeneral Arif Çetin, beraberinde Şırnak İl Jandarma Alay Komutanı Kurmay Albay Faruk Bal ve Gülyazı Jandarma Sınır Alay Komutanı Albay Haydar Kaya ile Uludere’nin Andaç köyüne gelerek, Ölmez ve Ediş’in ailelerine başsağlığı dileğinde bulundu. Geçmiştekilerden farklı olarak olayla ilgilerinin olmadığı mesajını veren komutanlar, “Kürt Açılımı”nın tartışıldığı günlerde yaşanan olayla ilgili olarak gerilimi de düşürmeye çalıştı.
 “Hançer Timi” işbaşında
Komutanların bu jestine rağmen savcının olayın üstünü örtmeye çalıştığı iddiaları ise gerilimi tırmandırmayı engelleyemedi. DTP’li Necman Ölmez ve Ferhat Ediş’in öldürülmesi olayına ilişkin Beytüşşebap Cumhuriyet Başsavcısı’nın görgü tanıkları olduğu belirtilen birçok kişiyi çağırmasına rağmen ifadelerine başvurmadığı ileri sürüldü. 25 Temmuz günü Ölmez ve Ediş’in öldürülmesinden iki gün sonra olayın yaşandığı Gülyüzü (Melêsê) Köyü ve çevre köylerden Beytüşşebap Cumhuriyet Başsavcısı’nın talebi üzerine 22 kişi olayın tanığı olarak savcılığa getirildi. İsminin açıklanmasını istemeyen bir tanık, kendilerinin savcılık tarafından çağrıldığını, ancak savcılık kapısından dinlenmeden geri gönderildiklerini ifade etti. Olayın halk tarafından bilindiğini, ancak savcılığın bunları dinlemediğini söyleyen tanık, olayın üzerinin kapatılmak istendiğine dikkat çekti. Delillerin savcılık tarafından alınmadığını dile getiren tanık, olayın Hançer Timi denilen tim tarafından işlendiğini ileri sürdü. İddialar arasında asker, korucu ve sivillerden oluşan Hançer Timi’nin farklı plakalar kullandığı ve araçların içerisinde görülenleri kimsenin tanımadığı belirtiliyor,
Tanıklar peşpeşe ifadelerini geri çekiyor
Bunlar yaşanırken bir başka dikkat çekici gelişme de önemli bir davada yaşandı. Görev yaptığı dönemde Güneydoğu’daki infaz ve kayıplardan sorumlu tutulan Kayseri Jandarma Alay Komutanı Albay Cemal Temizöz ve eski Cizre Belediye Başkanı Kamil Atak’ın da aralarında bulunduğu 6’sı tutuklu 7 sanıkla ilgili yapılacak yargılama öncesinde, gizli tanıklardan Abdülhakim Güven ve Hıdır Altuğ ifadelerini geri çekti.
Onların hemen ardından da diğer tanık, Mehmet Nuri Binzet cezaevinde tehdit edildiğini belirterek ifadesini geri çekti. Binzet, bulunduğu Midyat Cezaevi’nden Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdiği dilekçede, dosyada bulunan faili meçhul cinayetlere ilişkin ifadelerinin düzeltilmesini talep etti. Sanıklara nefret beslediği için yalan söylediğini belirten Binzet’e, ifadelerini değiştirmesi karşılığında para teklif edildiği ileri sürüldü. Yaklaşık 3 hafta önce Binzet’i cezaevinde ziyaret eden akrabalarının, ifadesini geri alması karşılığında 30 bin TL teklif ettiği öne sürüldü. Soruşturmayı yürüten Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı’na bilgi verilmesi üzerine olaya el koyan başsavcılık, Binzet’in akrabaları hakkında soruşturma başlattı.

 

Sayı : 2009 08

Yayınlanma Tarihi: 2009-08-01 00:00:00